İzmir’i diğer büyük şehirlerden ayıran şey, denizi arkasına almaması. Körfez şehrin ortasından geçiyor ve gündelik hayat kıyıya paralel akıyor: Konak’tan Alsancak’a yürünüyor, Karşıyaka’ya vapurla geçiliyor, akşam Kordon’da çimenlere oturuluyor. Bu düzen 8.500 yıl önce Yeşilova Höyüğü’nde başlayan yerleşimin bugüne kadar süren mantığı.
Ama İzmir yalnızca merkez değil. Aynı il sınırları içinde Efes ve Pergamon gibi iki UNESCO alanı, Alaçatı’nın taş sokakları, Foça’nın antik limanı, Bozdağ’ın kayak pisti ve Gediz Deltası’nın flamingoları var. Bu rehber ili ilçe ilçe ele alıyor; her mekân için ne göreceğinizi, ne kadar süre ayırmanız gerektiğini ve hangi saatte gitmenin daha iyi olduğunu yazdık.
Turistik ağırlık Çeşme–Alaçatı ile Selçuk–Efes hattında toplanıyor. Bergama, Tire, Birgi ve Karaburun ise aynı ilde çok daha sakin bir İzmir sunuyor. Aşağıdaki ilçe başlıklarına dokunarak hepsini konumlarıyla birlikte görebilirsiniz.
Merkez (Konak, Kemeraltı, Kordon, Alsancak) için 2 gün; Efes, Bergama ve Çeşme de eklenecekse 5-6 gün. Bergama 100, Çeşme 85, Selçuk 75 km uzaklıkta — her biri ayrı gün istiyor.
📅 En iyi dönem
Nisan–Haziran ve Eylül–Ekim. Deniz haziran-ekim arası ılık; temmuz-ağustos antik kent gezisi için fazla sıcak. Kış ılıman ama yağışlı geçiyor.
✈️ Ulaşım
Adnan Menderes Havalimanı (ADB) merkeze ~18 km ve İZBAN banliyö hattıyla doğrudan bağlı. Şehir içinde metro, tramvay, İZBAN ve vapur birlikte çalışıyor; İzmirim Kart hepsinde geçerli.
⛴️ Vapuru atlamayın
Konak–Karşıyaka ve Konak–Bostanlı hatları hem ulaşım hem manzara. Körfezi karşıdan görmenin en ucuz yolu ve yolculuk 20 dakika sürüyor.
🛏️ Nerede kalınır?
İlk kez gelenler için Alsancak (Kordon ve Kemeraltı yürüme mesafesinde); daha sakin bir semt için Karşıyaka; Efes odaklı gezi için Selçuk, deniz için Çeşme–Alaçatı.
🎫 Müzekart
Efes, Pergamon (Akropol + Asklepion + Kızıl Avlu), Agora, Metropolis, Klazomenai ve müzeler kapsamda. Efes ile Bergama’yı birlikte gezecekseniz kart kendini kolayca çıkarıyor.
İzmir’de gezilecek yerler 30 ilçeye yayılıyor. En çok yer barındıran 10 ilçe için yolu en kısa tutan sıra: başlangıç Konak, rota genel olarak doğuya ilerliyor; bu duraklar arası toplam yol ≈490 km. Tek ya da birkaç yerlik 20 ilçe, yakınındaki durağın altında gösterildi.
Kanalımızdaki İzmir videosu — kısa turda öne çıkan duraklar. Aşağıda ilçe ilçe tam liste sürüyor.
Konak20 mekan
Tarihi & Kültürel
İzmir Kültür Sanat Fabrikası
Alsancak’taki tarihi Tekel Fabrikası 1884’ten 2004’e kadar tütün işledi; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2021’de başlattığı restorasyonun ardından 29 Nisan 2023’te İzmir Kültür Sanat Fabrikası adıyla açıldı. Fabrikanın en büyük üretim binasındaki Müze İKSF – Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde yaklaşık 6 bin eser sergileniyor: zemin ve birinci katta Efes, Smyrna, Teos, Klazomenai gibi antik kentlerle Yeşilova ve Ulucak höyüklerinin buluntuları, ikinci katta yöreye özgü dokuma ve yazmalar var. Kültürpark’ta 2025’te kapanan İzmir Tarih ve Sanat Müzesi’nin eserleri de buraya taşındı; yerleşkede ayrıca İzmir Resim ve Heykel Müzesi ile kütüphaneler bulunuyor. Müzeler her gün 08.30-17.30 arası açık, giriş ücretli ve Müzekart geçerli; tek biletle iki müze geziliyor, kütüphaneler ve açık alan ücretsiz.
Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılı için 1901’de dikildi; mimarı İzmirli Levanten Fransız mühendis Raymond Charles Péré. Dört çeşmeli kaidesi ve at nalı kemerleriyle Osmanlı-Mağrip üslubunu taşıyor. Saatlerin Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediyesi olduğu sık anlatılır, ama bu belgelenmiş değil, bir rivayet. 25 metre yüksekliğinde ve İzmir’in simgesi sayılıyor. Konak Meydanı’nın ortasında, vapur iskelesi ve metro çıkışına bitişik; güvercinleriyle birlikte fotoğraflanıyor.
17. yüzyılda körfezin doldurulmasıyla oluşan alanda kurulan çarşı, bugün binlerce dükkânı ve hanlarıyla İzmir’in ticari çekirdeği. İçinde Hisar Camii, Kızlarağası Hanı, Şadırvanaltı ve tarihi havralar aynı yürüyüşe giriyor. Sokaklar mesleklere göre ayrılmış: bakırcılar, kuyumcular, baharatçılar. Pazar günleri büyük ölçüde kapalı. Kaybolmak kolay olduğundan Konak Meydanı’ndan girip Agora yönüne doğru ilerlemek en kolay rota.
Saat Kulesi, 18. yüzyıldan kalma çinili Yalı Camii (yapım yılı kaynaklarda 1755 ya da 1774) ve hükümet konağıyla çevrili meydan, şehrin buluşma noktası. Deniz tarafında vapur iskelesi, arkasında Kemeraltı’nın girişi var; yani İzmir gezisi doğal olarak buradan başlıyor. Metro, tramvay ve vapur aynı noktada kesişiyor. Akşamüstü Kordon yönüne yürüyüş için başlangıç; meydan gün boyu kalabalık, sabah erken saatler fotoğraf için daha uygun.
16. yüzyılın son on yılında (kaynaklarda 1592 ya da 1598) yapılan cami, İzmir’in en büyük tarihi camisi ve Kemeraltı’nın bilinen en eski camisi. Çarşının ortasında, Kızlarağası Hanı’nın hemen yanında kalıyor. İç mekândaki yaldızlı alçı süslemeler 1881 onarımından; mermer minber ve vaaz kürsüsü ile barok sütun başlıkları büyük olasılıkla 19. yüzyıl başından. Çarşı gezisinin ortasında serin bir mola noktası oluyor. Namaz vakitleri dışında ziyaret serbest, 20 dakika yeterli.
Bayraklı’daki eski Smyrna, Efes, Bergama ve Klazomenai kazılarından çıkan eserleri barındırıyor. Koleksiyonun en bilinen parçaları Ege’deki batıklardan çıkarılan Bronz Koşan Atlet ve Bronz Demeter heykelleri; Hygieia büstü, sikke ve takıların bulunduğu Hazine Odası da öne çıkıyor. Agora’nın ünlü Poseidon-Demeter kabartması ise bu binada değil, Alsancak’taki Kültür Sanat Fabrikası koleksiyonunda. Bahçedeki lahitler ve sütun başlıkları serbest geziliyor. Konak’tan yokuş çıkılarak ulaşılıyor; Bakanlığa göre her gün açık, ziyaret 1,5 saat.
Antik Smyrna’nın Roma dönemi ticaret ve toplantı meydanı; bugünkü kalıntılar MS 178 depreminden sonra Marcus Aurelius döneminde yeniden yapılan yapıya ait. Bazilikanın altındaki tonozlu galeri, duvarlarındaki Roma dönemi yazı ve çizimler ve hâlâ su taşıyan antik su yolları en etkileyici bölüm. Kemeraltı’nın hemen arkasında, şehrin ortasında kalmış durumda. Gölge az; ziyaret 45 dakika sürüyor, saat ve Müzekart bilgisini gitmeden kontrol edin.
Pagos Tepesi’nin üzerinde, İskender’in generallerinden Lysimakhos’un MÖ 3. yüzyılın başında ilk surlarını yaptırdığı kale; bugün görülen duvarlar büyük ölçüde Orta Çağ’dan, Bizans, Beylikler ve Osmanlı onarımlarını üst üste taşıyor. Surların içinde 13. yüzyıldan büyük bir Bizans sarnıcı, bir mescit kalıntısı ve gözetleme noktaları var. Asıl değeri manzarada: İzmir körfezi buradan bütün olarak görülüyor. Konak’tan otobüsle çıkılıyor; gün batımı en çok tercih edilen saat.
1744’te Osmanlı sarayının Kızlarağası Hacı Beşir Ağa’sı tarafından yaptırılan iki katlı han; Kemeraltı’nın günümüze ulaşan en önemli hanı. Avlusundaki kahve ocakları ve üst kattaki el sanatları dükkânları hanı canlı tutuyor. Bugünkü taş kemerli galeriler 1744 planını izliyor, ama yapı 1988-1993’te Vakıflar tarafından büyük ölçüde yeniden inşa edildi. Çarşı gezisinde mola için doğal durak; hafta içi öğleden sonra avlu daha sakin, hafta sonu tamamen doluyor.
Birinci Kordon’da, 1875-1880 arasında bir halı tüccarı için yapılan bina; Atatürk 1923 İktisat Kongresi sırasında burada çalıştı, 1926’da belediye tarafından kendisine armağan edildikten sonra İzmir ziyaretlerinde burada kaldı. 1941’de müzeye dönüştürüldü. Çalışma odası, yatak odası ve toplantı salonu dönemin eşyalarıyla korunmuş. Kordon yürüyüşü üzerinde, girişi ücretsiz. Ziyaret 40 dakika sürüyor; Bakanlığa göre müze her gün açık.
Kemeraltı’ndaki Havra Sokağı’nda bulunan sinagog, İzmir’in Sefarad Yahudi cemaatinin 16. yüzyıla uzanan geçmişinden kalma; bugünkü bina 1841 yangınından sonra yeniden yapıldı. İzmir sinagoglarına özgü, okuma kürsüsünün (teva) ortada durduğu düzenle kurulmuştu; 20. yüzyılda kürsü duvara alınarak plan değiştirildi. Aynı sokakta birden fazla tarihi havra sıralanıyor. Ziyaret izinle yapılıyor; koşulları ve günleri önceden cemaatten ya da yerel rehberlerden öğrenin.
Alsancak Kordon boyunun ortasındaki geniş meydan; büyük mitingler, kutlamalar ve açık hava etkinliklerinin toplanma noktası. Denize sıfır konumu ve geniş yüzeyi sayesinde şehrin kamusal hayatının en görünür alanı. Çevresinde kafeler ve bisiklet yolu bulunuyor. Kordon yürüyüşünün doğal orta noktası; akşamüstü ve hafta sonları kalabalıklaşıyor, gün batımı burada izleniyor.
Konak’tan Alsancak’a uzanan sahil şeridi; denizle yol arasındaki geniş çim bant İzmir’in yaşam biçimini belirleyen alan. Fayton yerine bugün bisiklet ve yürüyüş yolu var. Kafeler, balıkçılar ve tarihi Levanten binaları aynı hat üzerinde sıralanıyor. Gün batımında çimenlere oturmak şehrin klasik alışkanlığı; akşamüstü kalabalıklaşıyor, sabah koşu için sakin.
1936’da Büyük İzmir Yangını’nda yanan alanın üzerine kurulan 420 dönümlük park; İzmir Enternasyonal Fuarı’na ev sahipliği yapıyor. İçinde göl, açık hava tiyatrosu, sergi salonları ve iki müze bulunuyor. Ağustos-eylülde fuar döneminde konser programı yoğunlaşıyor. Alsancak’a yürüme mesafesinde, giriş ücretsiz. Alan büyük olduğundan tam turu 1,5 saat sürüyor.
Alsancak’ın ana ekseni; mağazalar, kafeler ve tarihi Levanten evleri aynı cadde üzerinde. Yan sokaklarındaki 19. yüzyıl İzmir evleri restore edilerek restoran ve bara dönüştürülmüş. Cadde büyük ölçüde yayalaştırılmış durumda. Akşam saatlerinde şehrin en canlı bölgesi oluyor. Kordon’a bir sokak mesafede; gündüz alışveriş, akşam yemek için kullanılıyor.
1890’larda Gustave Eiffel’in şirketi tarafından gümrük binası olarak tasarlanan yapı, 2004’te alışveriş ve yeme-içme merkezine dönüştürüldü. Çelik konstrüksiyonu ve iskele uzantısı özgün. Deniz tarafındaki teras körfezi ve Karşıyaka’yı karşıdan görüyor. Konak Meydanı’na yürüme mesafesinde. Yağmurlu günlerde kapalı alternatif; iskele bölümünden vapur trafiği izleniyor ve giriş ücretsiz, gezinti 45 dakika sürüyor.
Güzelyalı’da 2008’de açılan konser salonu; akustiği için özel tasarlanmış ana salonu 1.100 kişilik. İzmir Devlet Senfoni Orkestrası konserleri, opera ve bale gösterileri burada yapılıyor. Adını Türk çokseslilik geleneğinin öncü bestecisinden alıyor. Etkinlik takvimi sezona göre değişiyor; bilet almadan gelmek yerine programa bakmak gerekiyor. Konak’tan sahil yoluyla ulaşılıyor.
1858’de İzmir-Aydın demiryolunun başlangıç istasyonu olarak açıldı; bugünkü Türkiye topraklarındaki ilk demiryolu hattının ucu burasıydı ve ilk adı Punta Garı’ydı. İngiliz sermayeli Ottoman Railway Company’nin kurduğu istasyon sonradan büyüdü: saat kuleli bina 19. yüzyılın ikinci yarısından, bugünkü ana bina ve peron hangarı 1938’den. Saat kulesi İzmir’in ilk saat kulesi sayılıyor. Bugün banliyö (İZBAN) istasyonu olarak çalışmaya devam ediyor. Kordon ve Kültürpark’a yürüme mesafesinde; peron ve bekleme salonu gün boyu açık, dıştan görmek 15 dakika yeterli.
1907’de Yahudi iş insanı Nesim Levi tarafından, Karataş’ın dik yamacında iki mahalleyi bağlamak için yaptırılan asansörün tepesinde yer alıyor. Asansör 58 metre yükseliyor ve hâlâ ücretsiz kullanılıyor. Belediyenin işlettiği restoranın terası körfezi bütün olarak görüyor; fiyatlar aynı manzarayı sunan özel işletmelerin altında. Gün batımında masa bulmak için erken gelmek gerekiyor.
Kültürpark içinde belediyenin işlettiği 200 kişilik kafe; park yürüyüşü ve müze ziyaretleri arasında mola noktası olarak kullanılıyor. Fiyatlar Alsancak çevresindeki kafelerin belirgin altında. Ağaçlık alanda, göl kenarına yakın konumda. Fuar ve etkinlik dönemlerinde kalabalıklaşıyor; hafta içi gündüz saatleri sakin geçiyor, açık hava bölümü gölgeli ve çalışmak için elverişli.
Kapı kitabesine göre 1508-1509’da Sultan II. Bayezid döneminde Aydın sancakbeyi Mir Haydar’a yaptırıldı; liman girişini koruyan kale. Yerinde daha önce bir Ceneviz yapısı olup olmadığı tartışmalı. İçinde Çeşme Müzesi bulunuyor; Erythrai ve çevre kazılarının eserleri ile 1770 Çeşme Deniz Savaşı salonu sergileniyor. Surların üzerinden liman ve Sakız Adası görülüyor. Kale girişindeki meydanda Cezayirli Gazi Hasan Paşa heykeli var; ziyaret 45 dakika, Müzekart geçerli.
19. yüzyılda bağcılıkla zenginleşen, nüfusunun büyük bölümü Rum olan kasabanın taş evleri. Kasabanın merkezi Kemalpaşa ve Mektep caddeleri çevresinde ızgara planlı; en eski semt Hacı Memiş’te ise sokaklar dar ve kıvrımlı. Cumbalar, renkli panjurlar ve begonviller kasabanın simgesi hâline geldi. 2000’lerden sonra evlerin çoğu butik otel ve restorana dönüştü. Hafta sonu ve yaz akşamları sokaklar çok kalabalık; sabah saatlerinde fotoğraf için hem ışık hem tenhalık daha iyi.
Çeşme’nin en uzun kumsalı; adını kıyıdan çıkan termal su kaynaklarından alıyor ve denizin bazı noktalarda ılık olması bu yüzden. Deniz uzun mesafe boyunca sığ kalıyor, bu da çocuklu aileler için tercih sebebi. Sahil boyunca oteller ve plaj işletmeleri sıralanıyor, halka açık bölümler de var. Çeşme merkeze araçla 10 dakika; yaz hafta sonları otopark sorunu yaşanıyor.
Alaçatı koyu, sığ suyu ve düzenli yan rüzgârıyla dünyanın sayılı rüzgâr sörfü merkezlerinden biri; uluslararası yarışlara ev sahipliği yapıyor. Su uzun mesafe ayakta durulabilecek derinlikte olduğu için yeni başlayanlara uygun. Kıyıda sörf okulları ve ekipman kiralama var. Rüzgâr genelde öğleden sonra kuvvetleniyor; sakin deniz isteyenler sabah saatlerini tercih ediyor.
Alaçatı ile Çeşme arasında, kayalık kıyıda oluşmuş doğal koy; adını sudaki delikli kaya oluşumlarından alıyor. Kum yok, denize kayalardan ya da iskeleden giriliyor ve su hemen derinleşiyor. Berraklığı nedeniyle şnorkel için elverişli. Rüzgârlı günlerde dalga sertleşiyor. Yola park edip kısa bir patikayla iniliyor; gölge bulunmadığından şemsiye ve su götürmek gerekiyor, deniz ayakkabısı kayalık girişte işe yarıyor.
Çeşme’nin güneyinde, adını ince altın renkli kumundan alan plaj grubu; birbirini izleyen küçük koylardan oluşuyor. Deniz sığ ve dalgasız olduğundan ailelerin en çok tercih ettiği Çeşme plajı. Kıyıda plaj işletmeleri ve halka açık bölümler bir arada. Çeşme merkeze araçla 10 dakika; yaz aylarında öğleden önce gitmek şezlong bulmayı kolaylaştırıyor.
Kale ve liman bölgesine bitişik yat limanı; çevresinde butikler, kafeler ve restoranlar sıralanıyor. Yaz aylarında Yunan adalarından gelen teknelerle hareketleniyor, Sakız Adası feribotu da bu bölgeden kalkıyor. Akşam yürüyüşü için düzenlenmiş bir promenad sunuyor. Çeşme merkezine yürüme mesafesinde; fiyatlar ilçe ortalamasının üstünde, akşam saatlerinde promenad kalabalıklaşıyor ve otopark ücretli.
Alaçatı’nın güneyindeki Port Alaçatı, yatlara hizmet veren modern marina; restoranları ve mağazalarıyla ayrı bir yerleşke gibi çalışıyor. Alaçatı kasabasının taş sokaklarından farklı, planlı ve modern bir doku sunuyor. Yaz akşamlarında konser ve etkinlikler düzenleniyor. Kasabaya araçla 5 dakika; otopark marina içinde ve ücretli, akşam etkinlik günlerinde yer bulmak için erken gelmek gerekiyor.
Kasabanın girişindeki tepede sıralanan taş değirmenler, bölgenin sürekli esen rüzgârından yararlanarak tahıl öğütmek için kullanıldı; kesin yapım tarihini veren bir belge bulunmuyor. Bugün çalışmıyorlar; 1986’da restore edilerek korundular ve Alaçatı’nın simgesi hâline geldiler. Tepeden kasaba ve Alaçatı koyu birlikte görülüyor. Girişi serbest; gün batımı saatinde silüet fotoğrafı için en iyi ışık burada.
Antik dünyanın en büyük kentlerinden biri; Roma döneminde Asia eyaletinin, yani Batı Anadolu’nun yönetim merkeziydi. Eskiden 200 bin diye anılan nüfusu için güncel hesaplar 35-70 bin arası bir rakam veriyor. Celsus Kütüphanesi’nin iki katlı cephesi, 24 bin kişilik tiyatro ve mermer cadde ayakta. Yamaç Evler ayrı biletle geziliyor ve mozaikleriyle ziyareti bambaşka yapıyor. UNESCO listesinde. Alan büyük ve gölgesiz; en az 3 saat ayırmak, sabah erken gitmek gerekiyor.
1924’e kadar Ortodoks Rumların yaşadığı, nüfus mübadelesinden sonra Yunanistan’ın Kavala yöresinden gelen göçmenlerin yerleştiği dağ köyü. Taş ve ahşap evler, dar sokaklar ve iki kilise özgün dokusunu koruyor. Meyve şarapları ve el işi ürünleriyle biliniyor. Selçuk’a araçla 15 dakika, yol virajlı. Hafta sonu ve tur otobüsü saatlerinde çok kalabalık; sabah erken ya da akşamüstü gitmek köyü gerçekten görmeyi sağlıyor.
Bülbül Dağı’nda, Meryem’in son yıllarını geçirdiğine inanılan taş ev; 1891’de Alman rahibe Anna Katharina Emmerick’in vizyonlarındaki tarife dayanılarak bulundu. Papa XII. Pius 1951’de burayı Katolik hac yeri ilan etti; Kilise Meryem’in burada yaşadığı konusunda resmî bir karar vermedi. Hem Hristiyanlar hem Müslümanlar ziyaret ediyor; yanındaki dilek duvarına bez bağlanıyor. Efes’e araçla 15 dakika, orman içinden çıkılıyor. İçeride sessizlik isteniyor; ziyaret 45 dakika.
Ayasuluk Tepesi’nde, Aziz Yuhanna’nın mezarı üzerine 6. yüzyılda İmparator Justinianus tarafından yaptırıldı; tamamlandığında dönemin en büyük kiliselerinden biriydi. Haç planlı yapının sütunları ve vaftizhanesi ayakta. Tepeden Selçuk ovası ve Artemis Tapınağı’nın tek sütunu görülüyor. Selçuk merkezde ve kaleye aynı yoldan yürüyerek çıkılıyor; ziyaret 1 saat sürüyor, Müzekart geçerli ve alan gölgesiz olduğundan şapka gerekiyor.
St. Jean Bazilikası’nın üzerindeki tepede, Bizans döneminde inşa edilip Aydınoğulları ve Osmanlı döneminde onarılan kale. Surların içinde küçük bir cami, sarnıç ve beylik köşkü kalıntıları bulunuyor. Uzun kazı ve onarımların ardından 2014’te ziyarete açıldı. Bazilika biletiyle aynı alandan giriliyor, ancak kale bölümü yalnızca 09:00-16:00 arasında açık, yani bazilikadan erken kapanıyor; geç gidiyorsanız önce kaleye çıkın. Tepeden Efes ovası ve denize kadar uzanan düzlük görülüyor; yokuş dik.
Efes kazılarından çıkan eserlerin sergilendiği müze; en bilinen parçalar iki Artemis heykeli ve Eros figürleri. Yamaç Evler bölümünden getirilen fresk ve mozaikler dönemin ev yaşamını gösteriyor. Efes’i gezmeden önce ya da sonra görmek, kalıntıların içinde neyin durduğunu anlamayı kolaylaştırıyor. Selçuk merkezde, ören yerine araçla 5 dakika; ziyaret 1 saat.
1375’te Aydınoğlu İsa Bey tarafından Şamlı mimar Ali’ye yaptırılan cami; Anadolu Selçuklu’dan erken Osmanlı’ya geçiş dönemi mimarisinin en önemli örneklerinden. Sütunları Efes’ten devşirme, taç kapısı mermer geçmelerle bezeli. Avlusu asimetrik planıyla dönemin denemeci yaklaşımını gösteriyor. Ayasuluk Tepesi’nin eteğinde, Efes Müzesi’ne yürüme mesafesinde; ziyaret 30 dakika sürüyor ve giriş ücretsiz, namaz vakitleri dışında geziliyor.
Efes’in antik limanının bulunduğu ovanın kıyısında, 8 kilometre uzunluğunda kumsal; yapılaşmanın sınırlı kalması sayesinde doğal görünümünü koruyor. Küçük Menderes’in denize döküldüğü nokta burada. Deniz yavaş derinleşiyor ve dalga olabiliyor. Selçuk’a araçla 10 dakika; gölge az olduğundan şemsiye gerekiyor ve rüzgârlı günlerde dalga yükseliyor, Efes gezisi sonrası serinlemek için pratik.
Eski Foça yarımadasını çeviren kalenin liman kıyısındaki bölümü; adını denize bakan beş kemerli kayıkhaneden alıyor. Halk arasında Ceneviz kalesi diye anılsa da surlar Arkaik, Bizans, Ceneviz (1298-1299 onarımı) ve Osmanlı dönemlerinin üst üste binmiş işi; beş kemerin kendisi, üzerindeki kitabeye göre 1538-1539’da Kanuni döneminde yapılmış bir Osmanlı kayıkhanesi. Surların bir bölümü denize sıfır konumda ve kıyı yürüyüşü kaleye bitişik ilerliyor. İç kısmı düzenlenmiş bir müze değil, dıştan geziliyor; yazın kayıkhane açık hava sahnesi olarak kullanılıyor. Ziyaret 20 dakika.
Foça’da kayaya oyulmuş, Anadolu’nun ana tanrıçası Kybele’ye adandığı düşünülen açık hava kutsal alanı; MÖ 6. yüzyıla tarihleniyor. Kayadaki oyuk nişler ve basamaklar tapınma düzenini gösteriyor. Yapı bir bina değil, doğal kaya kütlesinin işlenmesiyle oluşturulmuş. Şehir dokusunun içinde kaldığı için tabelaları takip etmek gerekiyor; giriş serbest, 20 dakika.
Foça’nın üzerine kurulduğu antik İon kenti; MÖ 7.-6. yüzyıllarda Akdeniz’in en güçlü denizci topluluklarındandı ve Marsilya ile Ampurias gibi kolonileri Phokaialılar kurdu. Kentin kalıntıları bugünkü yerleşimin altında ve arasında kalıyor: yarımadadaki Athena Tapınağı’nın temelleri, MÖ 6. yüzyıldan “Herodot Duvarı” denen kent suru, kıyıdaki Kybele kutsal alanı ve Değirmenli Tepe yamacındaki tiyatro. Müze niteliğinde tek bir alan yok; kasabayı gezerken tabelalı noktaları takip etmek gerekiyor.
Antik kentin MÖ 340-330 yıllarına tarihlenen tiyatrosu; kazı ekibi onu Anadolu’nun en eski tiyatrosu olarak tanımlıyor. 1991’de Değirmenli Tepe yamacında bulundu; yerel tüf taşından oturma basamakları ve destek duvarının bir bölümü açığa çıkarıldı. Kazılar sürdüğü için alanın bir kısmı çevrili olabiliyor. Foça merkeze yürüme mesafesinde. Kalıntı yoğun değil; tarih meraklıları için 20 dakikalık bir durak.
Eski Foça’nın taş sokakları arasında, yaklaşık üç yüz yıllık olduğu belirtilen tarihi konak. Yerel kaynaklara göre 1992’deki yangında büyük ölçüde tahrip oldu ve bugün yapıdan sınırlı bölümler ayakta. Restore edilmiş bir müze ya da düzenli açık bir kültür mekânı değil; dışarıdan görülebiliyor, iç mekânın durumunu gitmeden yerel olarak teyit edin. Foça’nın eski evleri arasında yürürken kısa bir durak.
Foça merkezindeki koylar; balıkçı barınağı ve taş evlerin arasına serpilmiş küçük plajlardan oluşuyor. Deniz genelde sakin, kıyı kısmen çakıl kısmen kum. Kasabanın içinde olduğu için kafe ve restoranlar plaja bitişik. Akdeniz foku popülasyonu bölgede korunuyor; tekne turlarında Siren Kayalıkları güzergâha dahil. Yaz hafta sonları kalabalık, hafta içi belirgin sakin.
Eski Foça’nın kuzeyindeki Yeni Foça, daha sakin ve yazlık ağırlıklı bir yerleşim; sahil boyunca yürüyüş yolu ve küçük koylar uzanıyor. Deniz berrak, kıyı çoğunlukla çakıl. Eski Foça’nın turistik yoğunluğundan uzak durmak isteyenler burayı tercih ediyor. İki yerleşim arası araçla 15 dakika; sahil yolu boyunca koylar dururken denize girilebiliyor.
Foça Belediyesi’nin işlettiği, konukevi ve kafeden oluşan deniz manzaralı tesis. Konaklama seçeneği olması, ilçedeki kamu tesisleri arasında ayırt edici yanı. Kafe bölümü halka açık ve fiyatlar sahildeki özel işletmelerin altında. Foça sahil yürüyüşü güzergâhında; yaz sezonunda konaklama için önceden rezervasyon gerekiyor, kafe kısmı gün boyu açık.
Körfezin kuzey kıyısı boyunca kilometrelerce uzanan sahil bandı; yürüyüş ve bisiklet yolu Bostanlı’dan Alaybey’e kesintisiz devam ediyor. Karşı kıyıdaki Konak ve Kadifekale silueti buradan görülüyor. Sahil boyunca kafeler, çim alanlar ve spor alanları sıralanıyor. Vapurla Konak’tan 20 dakikada geliniyor; akşamüstü yürüyüş için şehrin en sevilen hattı.
Bostanlı’da, körfeze doğru inen geniş ahşap basamaklardan oluşan seyir terası; 2016’da kentsel tasarım projesiyle yapıldı ve kısa sürede İzmir’in simgelerinden biri oldu. Basamaklar oturma amaçlı tasarlandığı için gün batımında yüzlerce kişi aynı anda kullanıyor. Yanındaki yaya köprüsü ve iskeleyle bağlantılı. Ücretsiz; en kalabalık zaman gün batımından yarım saat öncesi.
İlçenin ana ticaret bölgesi; mağazalar, esnaf kahveleri ve semt pazarı iç içe. Salı ve cuma kurulan pazar, İzmir’in en büyük semt pazarlarından biri. Çarşı Bostanlı ve sahil hattına yürüme mesafesinde. Vapur iskelesi ve İZBAN istasyonu çarşıya bitişik; alışveriş ve yerel hayatı görmek için sahil yürüyüşüyle birleştirmek pratik.
Bostanlı’daki pazar yeri, pazar günleri dışında kapalı spor ve etkinlik alanı olarak kullanılıyor; çevresindeki kafeler ve sahil sosyal alanlarıyla birlikte semtin günlük hayatının merkezinde. Pazarın kurulduğu günler yöresel ürün ve sebze-meyve için tercih ediliyor. Bostanlı iskelesine ve gün batımı terasına yürüme mesafesinde; pazar günleri kalabalık.
Bostanlı sahilinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin işlettiği deniz manzaralı kafe ve restoran. Fiyatlar sahil hattındaki özel işletmelerin altında ve menü gün boyu açık. Teras bölümü doğrudan körfeze bakıyor, karşı kıyıda Konak silueti görülüyor. Gün batımı terasına ve iskeleye yürüme mesafesinde; akşamüstü saatlerinde teras masaları önce doluyor.
Helenistik dönemde Attalos hanedanının başkenti olan Pergamon, kütüphanesiyle İskenderiye’ye rakipti; parşömen (pergament) adını da bu kentten alıyor. 2014’te UNESCO Dünya Mirası olan alan akropolün yanında Asklepion, Kızıl Avlu, su kemerleri, tümülüsler, Kapıkaya’daki Kybele kutsal alanı ve Osmanlı mahallelerini kapsıyor — yani tek bir ören yeri değil, kent ölçeğinde bir alan. Bergama’yı bir günde gezmek için akropol, Asklepion ve Kızıl Avlu’yu sıraya koymak gerekiyor; akropol, Asklepion ve müzede Müzekart geçerli.
Kentin yaklaşık 330 metre yükseklikteki üst şehri; buradaki 78 sıralı, 10 bin kişilik tiyatro antik dünyanın en dik tiyatrosu sayılıyor, en üst ile en alt sıra arasında 36 metre fark var. Trajan Tapınağı’nın beyaz sütunları tepeden görülüyor, Zeus Sunağı’nın temeli ise yerinde duruyor — kabartmalar Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde, ancak sunak salonu yenileme nedeniyle kapalı ve 2027’de açılması planlanıyor. Tepeye teleferikle çıkılıyor. Rüzgârlı ve gölgesiz; ziyaret 2 saat sürüyor.
Antik dünyanın en ünlü sağlık merkezlerinden biri; hastalar burada kutsal suyla arınma, perhiz ve rüya yorumuna dayanan kutsal uykuyla tedavi ediliyordu. Hekim Galenos gençliğinde burada yetişti. Kutsal yol boyunca uzanan sütunlu cadde, yeraltı tüneli, tedavi binası ve tiyatro ayakta. Rehberlerde anlatılan “ölüm buraya giremez” yazıtını belgeleyen bir kaynak yok. Akropol’den araçla 10 dakika; alan düz olduğundan yürümesi kolay, ziyaret 1 saat.
MS 2. yüzyılda Mısır tanrıları için yapılan dev tapınak; kırmızı tuğlasından adını alıyor ve duvarları 19 metre yüksekliğe ulaşıyor. Bizans döneminde içine kilise kuruldu; yan kulelerden kuzeydeki bugün de cami olarak kullanılıyor. Selinos Çayı yapının altından tonozlu tünellerle geçiriliyor. Bergama merkezde, çarşıya yürüme mesafesinde; ziyaret 45 dakika, güncel saat ve ücret için Bergama Müzesi’ne danışın.
1936’da açılan müze, Pergamon ve çevresinden çıkan heykel, sikke, cam ve mezar buluntularını barındırıyor; Asklepion’dan gelen Hadrianus heykeli ve uçan Nike öne çıkıyor. Zeus Sunağı’nın Berlin’e gitmeyen parçaları da burada. Etnografya bölümünde Bergama halıları ve yöresel eşyalar sergileniyor. Kent merkezinde; akropole çıkmadan önce görmek kalıntıları anlamlandırıyor. Ziyaret 1 saat sürüyor; Bakanlığa göre müze her gün açık ve Müzekart geçerli.
İlçe merkezinde yürüyüş ve bisiklet yolları, biyolojik gölet ve kütüphaneyle düzenlenmiş bahçe. Biyolojik gölet, kimyasal kullanmadan bitkilerle arıtılan bir havuz sistemi olarak tasarlanmış. Kütüphane bölümü bahçeyi yalnızca yeşil alan olmaktan çıkarıyor. Antik kent gezisi sonrası dinlenmek için merkezde pratik bir durak; giriş ücretsiz ve gün boyu açık.
Bergama’nın kuzeyindeki Allianoi bölgesine yakın antik kaplıca alanında; kafe-restoran, mesire ve mangal alanlarından oluşan belediye tesisi. Termal suyun antik dönemden beri kullanıldığı bilinen bir kaynak. Ağaçlık mesire alanı hafta sonu piknikçilerle doluyor. Bergama merkeze araçla 20 dakika; mangal alanı için erken saatte yer tutmak gerekiyor.
1521-1522’de Kanuni döneminde yapılan Osmanlı kalesinin surları içine kurulmuş yerleşim; evler doğrudan sur duvarlarına yaslanmış durumda ve sokaklar bir avlu gibi iç içe geçiyor. Pazar günleri kurulan üretici pazarı, Seferihisar’ın Cittaslow (Sakin Şehir) kimliğinin en görünür yanı; günü gitmeden belediyeden teyit edin. Marina kalenin hemen dışında. Araç içeri girmiyor, kapıdan itibaren yürünüyor; gezi 1 saat.
Kale içindeki sokaklarda kurulan atölye ve butik dükkânlar; seramik, takı, dokuma ve resim üreticileri kendi mekânlarında çalışıyor. Yerleşimin turistikleşirken üretimi koruma çabasının parçası. Cumartesi pazarıyla aynı güne denk getirmek en canlı hâlini görmeyi sağlıyor. Kale girişinden itibaren yürüyerek dolaşılıyor; hafta içi bazı atölyeler kapalı olabiliyor.
İon Birliği’nin on iki kentinden biri; şarap ve tiyatro tanrısı Dionysos’a adanan, Prieneli Hermogenes’e atfedilen tapınağı Anadolu’da bu tanrıya yapılmış en büyük tapınak sayılıyor. Hellenistik dönemde oyuncu, şair ve müzisyenleri bir araya getiren Dionysos sanatçıları birliği kentte örgütlenmişti; birlik sonradan kentle anlaşmazlığa düşüp Lebedos’a taşındı. Kalıntılar zeytinlikler arasına yayılmış, iki limanı da görülebiliyor. Sığacık’a araçla 5 dakika; alan sakin, ziyaret 1 saat, gölge zeytin ağaçlarından geliyor.
Seferihisar’ın düzenlenmiş halk plajlarından biri; kumsal geniş, deniz sığ ve dalga az. Duş, soyunma kabini ve büfe bulunuyor. Yaz aylarında İzmir merkezden gelen günübirlikçilerle doluyor. Sığacık ve Teos’a araçla 10 dakika olduğundan aynı güne sığıyor; hafta sonu öğleden önce gitmek yer bulmayı kolaylaştırıyor, otopark sahile bitişik.
Sığacık’ta körfez manzaralı Teos Yazar Evi’nin zemin katında yer alan belediye kafesi; yazarlara ve araştırmacılara ayrılmış üst katın altında halka açık bir oturma alanı sunuyor. Sessiz ortamı çalışmak isteyenler için elverişli, fiyatlar sahildeki işletmelerin altında. Sığacık marina ve kaleye yürüme mesafesinde; hafta içi gündüz saatleri en sakin zaman.
Balçova’dan 350 metre yükseklikteki tepeye çıkan teleferik; 1974’te açıldı, uzun bir aradan sonra yenilenerek yeniden hizmete girdi. Yolculuk yaklaşık 5 dakika sürüyor ve kabinlerden İzmir körfezi bütün olarak görülüyor. Tepede çam ormanı, mesire alanı ve kafeler bulunuyor. Hafta sonu kuyruk oluşuyor; gün batımı saati en çok tercih edilen zaman.
Balçova sahilinde, deniz kıyısına kadar inen çam ormanı; yürüyüş yolları, piknik alanları ve bisiklet parkuru bulunuyor. Şehrin içinde bu ölçekte ağaçlık alan az olduğundan hafta sonları yoğun kullanılıyor. Mangal alanları belirli bölümlerle sınırlı. Sahil yolu boyunca Konak yönüne kesintisiz yürünebiliyor; giriş ücretsiz ve gün boyu açık.
İnciraltı sahilinde erişilebilirlik gözetilerek düzenlenmiş alan; tekerlekli sandalye için rampalı sahil yolu, uygun tuvaletler ve denize girişi kolaylaştıran düzenekler bulunuyor. Bu ölçekte planlanmış sahil bandı Türkiye’de sayılı. Merkez, engelli bireylere yönelik etkinlik ve spor programları da yürütüyor. Sahil yolu herkese açık; İzmir Teleferik’e araçla 5 dakika.
Teleferikle çıkılan tepede yer alan kır kahvesi, kafe ve et evinden oluşan tesisler; çam ormanının içinde ve körfeze bakan konumda. Fiyatlar şehir merkezindeki manzaralı işletmelere göre uygun. Mesire alanı ve çocuk oyun bölümleri tesislerin çevresinde. Teleferik saatleri tesislerin çalışma saatini belirliyor; dönüş için son sefer saatini öğrenmek gerekiyor.
İzmir Marina bölgesinde, belediyeye ait 200 kişilik restoran; Ege mutfağından ot yemekleri ve zeytinyağlılar ağırlıklı bir menü sunuyor. Kamu işletmesi olduğu için fiyatlar marina çevresindeki özel restoranların altında kalıyor. Deniz manzaralı oturma alanı bulunuyor. Akşam yemeği saatlerinde doluyor ve rezervasyon işe yarıyor; hafta içi öğle servisi daha rahat, marina otoparkı restorana bitişik.
Bozdağ’ın 1.000 metreyi aşan yüksekliğinde, çam ormanlarıyla çevrili krater gölü; İzmir’in en serin köşelerinden biri ve yaz sıcağında sıcaklık farkı belirgin hissediliyor. Göl çevresinde yürüyüş yolu, pansiyonlar ve balık restoranları bulunuyor. Kışın kar yağıyor. Ödemiş’ten araçla 30 dakika, yol virajlı; sonbaharda orman renkleri en gösterişli hâlini alıyor.
Bozdağ’ın zirvesine yakın kurulu, İzmir’e en yakın kayak merkezi; pistleri yeni başlayanlar ve orta seviye için uygun. Kar kalınlığı mevsime göre değişken olduğundan sezon aralık-mart arasında ve garantili değil. Ekipman kiralama ve kafeterya bulunuyor. Kar olmayan dönemde yayla ve doğa yürüyüşü için kullanılıyor; gitmeden önce kar durumunu teyit etmek gerekiyor.
Aydınoğulları’nın ilk merkezi olmuş tarihi kasaba; 2012’den beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde. Çakırağa Konağı 18. yüzyılın ikinci yarısından; üst kattaki İstanbul ve İzmir panoramalı duvar resimleri 19. yüzyıl başından. Ulu Cami 1312 tarihli; devşirme sütunları, çinili mihrabı ve 1322 tarihli ceviz minberiyle dikkat çekiyor. Sokaklarda ahşap cumbalı evler sıralanıyor. Ödemiş’e araçla 15 dakika; kasabayı yürüyerek gezmek 2 saat sürüyor.
İon Birliği kentlerinden biri; kazılarda ortaya çıkarılan MÖ 6. yüzyıla ait zeytinyağı işliği, Bakanlığa göre Anadolu’da bulunan en eski zeytinyağı üretim tesisi. İşliğin aslına uygun yeniden kurulmuş bir kopyası alanda sergileniyor ve sıkma düzeneği görülebiliyor. Kent deniz kıyısında, Urla İskele yakınında; karşıdaki Karantina Adası da antik kentin parçası. Ziyaret 45 dakika ve giriş ücretsiz; alan sakin ve gölge sınırlı, sabah saatleri daha rahat.
Urla ile Seferihisar arasında arka arkaya sıralanan küçük koylar; her biri kayalık burunlarla ayrıldığı için kalabalık dağılıyor. Su berrak ve derin, kıyı çakıl ve kaya. Bazı koylarda küçük balık restoranları bulunuyor. Sahil yolu boyunca ilerleyip beğendiğiniz koyda durmak mümkün; gölge ve altyapı sınırlı olduğundan şemsiye ve su götürmek gerekiyor.
Urla merkezde restore edilen eski Rum evlerinde kurulmuş atölye, galeri ve butik mekânlardan oluşan sokak; seramik, resim ve el işi üretimi yerinde yapılıyor. Bağcılık ve gastronomiyle canlanan Urla’nın kültürel yüzü burada toplanıyor. Hafta sonları etkinlik ve pazar kuruluyor. Urla İskele’ye araçla 10 dakika; hafta içi bazı atölyeler kapalı olabiliyor.
Aydınoğulları döneminden kalan cami; ilk yapısı büyük olasılıkla 14. yüzyılın ilk yarısında yapıldı, kapıdaki 1870 tarihli onarım kitabesi ise camiyi Aydınoğlu Cüneyd Bey’e (15. yüzyıl başı) bağlıyor. İçeride on altı kalın ayağın böldüğü beş nefli sade bir mekân ve mukarnaslı mihrap var; sıvalı dış cepheler ve kapılar 19. yüzyıl onarımlarından. Tuğla minaresi dönemin izlerini taşıyor. Tire’nin tarihi çarşı dokusunun içinde kalıyor. Salı pazarıyla aynı güne denk getirmek ilçeyi en canlı hâliyle görmeyi sağlıyor; ziyaret 20 dakika, giriş ücretsiz.
Kitabesi olmayan, büyük olasılıkla 15. yüzyıl başından kalma sekiz kubbeli bedesten; ilçenin yüzyıllardır süren ticaret geleneğinin merkezi ve yörenin en büyük bedesteni. Dört cephesinde sokağa açılan dükkânlar sıralanıyor. 2014-2017 restorasyonundan sonra Tire Belediyesi’nin kültür merkezi oldu; içinde sergi, konser ve söyleşiler düzenleniyor. Tire keçesi ve öteki zanaatlerin ustalarını yakındaki Tire Kent Müzesi’nde görebilirsiniz. Salı pazarı günü çevresi tamamen hareketleniyor; bedesten gezisi 30 dakika sürüyor.
1955 yapımı eski belediye binasında 2014’te açılan müze; ilçenin tarihini, el sanatlarını ve gündelik yaşam kültürünü canlandırmalarla anlatıyor. Urgancılık, beledi dokuma, bakırcılık, keçecilik, semercilik, nalıncılık ve yorgancılık gibi kaybolmakta olan zanaatlar burada yaşatılıyor; bazı bölmelerde ustalar hâlâ çalışıyor. Merkezde, Ulu Cami ve bedestene yürüme mesafesinde; ziyaret 45 dakika sürüyor. Açık gün ve saatleri gitmeden belediyeden teyit edin; salı pazarı gününe denk getirmek pratik.
Menderes’e bağlı Gümüldür, uzun kumsalı ve arkasındaki mandalina bahçeleriyle bilinen yazlık yerleşim; bölgenin mandalinası coğrafi işaretli. Deniz sığ ve dalgasız, kıyı boyunca yazlık siteler ve plaj işletmeleri sıralanıyor. İzmir merkezden araçla 1 saat sürüyor ve sahil boyunca otopark bulunuyor. Ekim-kasımda mandalina hasadı döneminde yol kenarındaki tezgâhlar kuruluyor.
Gümüldür’ün güneyinde, Menderes’e bağlı Özdere’deki geniş kumsallar; deniz berrak ve kıyı boyunca oteller ile halka açık bölümler dönüşümlü. Sığ suyu nedeniyle aileler tercih ediyor. İzmir merkezden araçla yaklaşık 1 saat 15 dakika; Selçuk-Efes yönüne giden yol üzerinde olduğundan ören yeri gezisiyle birleştirilebiliyor. Yaz hafta sonları yol trafiği ağırlaşıyor.
Dikili’nin iç kesimindeki Nebiler köyü yakınında, ormanlık vadide bulunan şelale; su debisi ilkbaharda en yüksek, yaz sonuna doğru azalıyor. Çevresinde piknik alanları ve küçük işletmeler var. Şelaleye kadar son bölüm patikadan yürünüyor. Dikili merkeze araçla 20 dakika; serinliği nedeniyle yaz aylarında sahil sıcağından kaçmak için tercih ediliyor.
Dikili’ye bağlı Bademli köyü çevresindeki koy; yapılaşmanın sınırlı kalması sayesinde sakin ve doğal. Kıyı çakıl, su berrak ve genelde dalgasız. Bölgede zeytinlikler ve küçük pansiyonlar bulunuyor. Kalabalıktan uzak durmak isteyenler için Dikili’nin en sevilen noktası; Dikili merkeze araçla 20 dakika, altyapı sınırlı olduğundan yiyecek, su ve gölgelik götürmek gerekiyor.
Bornova’nın kuzeyindeki Yamanlar Dağı’nın eteğinde, çam ormanı içindeki küçük krater gölü; mitolojide Tantalos ile ilişkilendiriliyor. Göl çevresinde yürüyüş yolları, piknik alanları ve kır kahveleri bulunuyor. Yükseklik nedeniyle yaz aylarında şehirden serin. İzmir merkezden araçla 40 dakika sürüyor ve yol virajlı; hafta sonu piknik alanları öğleden önce doluyor, yaz aylarında şehirden birkaç derece serin oluyor.
Karaburun’un Sarpıncık mevkiinde, yarımadanın batı ucundaki kayalıkların üzerinde yükselen fener; Ege’ye açılan geniş ufkuyla gün batımının en net izlendiği noktalardan. Fener çalışır durumda ve kule ziyarete kapalı, çevresi serbest. Karaburun merkezden araçla 20 dakika, son bölüm stabilize yol. Rüzgâr sürekli ve kuvvetli; yanınıza rüzgârlık almak gerekiyor.
Karaburun’un Mordoğan çevresindeki koylarından; kıyı çakıl, su berrak ve derin. Yapılaşma neredeyse yok, bu yüzden yarımadanın en sakin denize giriş noktalarından biri sayılıyor. Yola park edip kısa patikayla iniliyor. Hiçbir altyapı bulunmadığından su, yiyecek ve gölgelik yanınızda olmalı; Mordoğan’a araçla 15 dakika ve rüzgârlı günlerde dalga yükselebiliyor.
Torbalı’nın hemen güneybatısında, tepe üzerinde kurulu antik kent; adı Ana Tanrıça’nın kenti anlamına geliyor. Tiyatro ve ön sıradaki aslan ayaklı onur koltukları, meclis binası, hamam ve sütunlu galeri kazılarla ortaya çıkarıldı. Kazı çalışmaları sürüyor ve alan her yıl büyüyor. Bakanlığa göre giriş ücretsiz. Zeytinlikler arasında, ziyaretçisi az; tepeye çıkış yokuşlu, ziyaret 1 saat.
Körfezin güney kıyısında uzanan sakin sahil bandı; yürüyüş yolu, kafeler ve balık restoranları sıralanıyor. İzmir merkeze yakın olmasına rağmen Konak ve Karşıyaka kadar kalabalık değil. Karşı kıyıda Karşıyaka ve Bostanlı silueti görülüyor. Cumartesi kurulan üretici pazarı yörenin bilinen alışveriş noktası; akşamüstü yürüyüş ve balık için tercih ediliyor.
Sasalı’da 425 dönümlük alanda kurulu, hayvanların kafes yerine geniş doğal ortamlarda tutulduğu park; Afrika savanı, Asya ve Amerika bölümleri ayrı düzenlenmiş. Türkiye’nin bu ölçekteki sayılı yaşam parklarından. Alan büyük olduğundan tur treniyle dolaşmak yürümekten pratik. Çiğli merkezden araçla 15 dakika; tam gezi 3 saat sürüyor, gölge sınırlı.
Gediz Deltası’ndaki sulak alan; Ramsar Sözleşmesi’yle korunuyor ve 300’ü aşkın kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Flamingo kolonisi bölgenin simgesi, üreme adası özel olarak oluşturulmuş. Gözlem kuleleri ve yürüyüş güzergâhları düzenlenmiş. En iyi gözlem dönemi ilkbahar ve sonbahar göçleri. Dürbün götürmek deneyimi belirgin değiştiriyor; alan rüzgârlı ve gölgesiz.
Aliağa Belediyesi’nin Güzelhisar bölgesinde işlettiği tesis; seyir terası, kafe-restoran ve gözleme-tandır alanından oluşuyor. Baraj ve vadi manzarasına bakan konumu, ilçenin sanayi ağırlıklı dokusundan ayrılan bir mola noktası sağlıyor. Fiyatlar halka açık tesis düzeyinde. Aliağa merkeze araçla 15 dakika; hafta sonu öğle saatlerinde aile yoğunluğu artıyor.
Aktepe çevresindeki baraj, Küçük Menderes havzasındaki tarım alanlarını sulamak için yapıldı; göl yüzeyi çevresindeki tepelerle birlikte ilçenin en geniş su kütlesini oluşturuyor ve kıyısı olta balıkçılığı için kullanılıyor. Bölgedeki su yönetiminin ana unsurlarından. Beydağ merkezine araçla yaklaşık on dakika. Gövde alanı ziyarete kapalı; kıyıya toprak yollarla iniliyor.
Atatürk mahallesindeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve çarşı hattının ortasında; kubbesi ile minaresi Beydağ’ın Küçük Menderes vadisindeki yerleşimini belirliyor. İlçe, İzmir’in en doğudaki birimlerinden biri. Beydağ merkezinde, yürüyerek gidiliyor ve girişi ücretsiz. Namaz vakitleri dışında geziliyor; çevredeki çarşıda yöresel ürün satan dükkânlar bulunuyor.
Kemalpaşa’nın güneyinde, Nif Dağı’nın eteğinde kente hâkim kayalık bir tepede kurulu kale; bazı kaynaklar onu dağın zirvesine yerleştiriyor. Halk arasında Hamalı Kale adıyla biliniyor; Evliya Çelebi Seyahatname’sinde yüksek bir kaya üzerinde kurulu, beş köşeli, iki kapılı bir yapı olarak anlatıyor. Bugün az sayıda duvarı ayakta, çevresi kısmen yerleşim içinde kalmış. Ovadaki 13. yüzyıl Laskaris sarayı kalıntısıyla birlikte gezilebilir. Tepeye çıkış yokuşlu ve gölgesiz; yanınıza su alın.
Görece köyü yakınlarındaki bu küçük Aiol kenti, Gediz Nehri yakınında yüksekçe bir noktaya kurulmuş; Kyme, Fokaia ve Smyrna yönüne hâkim bir manzarası var. Herodotos, on bir Aiol kenti arasında Temnos’u da sayıyor. Kent sonradan Roma’nın Asya eyaletine bağlandı ve Bizans döneminde piskoposluk merkezi oldu. Bugüne kadar kazı yapılmadı; akropolün batı eteğindeki poligonal surlar ve bir kule görülüyor, aşağı kent büyük ölçüde toprak altında. Alan çevrili değil; gezerken kalıntılara zarar vermemek gerekiyor.
Yamanlar Dağı’nın güney eteklerinde, Ege’ye doğru uzanan küçük bir burnun üzerine kurulmuş antik yerleşim. Doğal bir limana sahip olan bu yükselti, İzmir Körfezi çevresinde kurulmuş en önemli yerleşmelerden biriydi; kentin kalıntıları bugün Bayraklı’daki höyükte görülüyor. Höyük kent içinde kaldığı için toplu taşımayla ulaşılabiliyor. Kazı alanı ziyarete düzenlenmiş durumda.
Bayındır’ın Kızıloba mevkiindeki dağlık vadide uzanan tabiat parkı; kestane ağaçları, zeytinlikler ve karacalara ev sahipliği yapıyor. Vadiden geçen yürüyüş ve bisiklet yolları parkın başlıca kullanımı; ulusal park statüsünde korunuyor. Parka Bayındır merkezinden çıkan yolla ulaşılıyor. Kestanelerin toplandığı sonbahar hem manzara hem yürüyüş için en uygun dönem sayılıyor; yaz ortasında vadi içi belirgin biçimde serin kalıyor.
Kalıntıların büyük bölümü bugünkü köyün altında kalmış antik yerleşim; sağlam ayakta kalan tek yapı, köyde kale denen gymnasion. Yamaçtaki alanda tonozlu yapılar ve temel kalıntıları izleniyor, alan sit olarak tescilli. Roma döneminde bölgenin merkezi 2 km kuzeybatıdaki Hisar köyünde bulunan Koloe‘ydi; Koloe, güneydeki komşusu Palaiapolis ile birlikte Kilbianoi adıyla ortak sikke bastırmıştı.
Üniversiteye göre Türkiye’nin ilk millî bayrak müzesi: Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından 9 Eylül 2020’de, Buca’daki Dokuzçeşmeler Yerleşkesi’nde, Eylül Köşk binasında açıldı. Salonlarında Türk devletlerinin bayrak ve sembolleri, ay yıldızın hikâyesi, belge, efemera ve sancaklar sergileniyor; geçici sergiler düzenli değişiyor. İçinde çocuk atölyesi ve araştırmacılar için küçük bir kitaplık var. Müzenin sitesine göre bireysel ziyaret hafta içi 09.00-17.00; cumartesi yalnız randevulu gruplar kabul ediliyor, pazar kapalı.
Karabağlar’ın dağ eteğine kurulmuş Kavacık köyündeki şelale; İzmir merkeze yaklaşık 45 km uzaklıkta ve köye Fahrettin Altay aktarma merkezinden kalkan 24 numaralı ESHOT otobüsü doğrudan gidiyor. Limontepe yönünden gelen yol çam ormanları arasından geçip İzmir Körfezi’ne panoramik manzara açıyor; köy çevresinde ormanlık alanlar, bağlar ve zeytinlikler boyunca uzanan yürüyüş güzergâhları var.
Narlıdere’nin yukarı kesimindeki şelale; İzmir’in kent dokusuna yakın olmasına karşın ormanlık yamaçların içinde kaldığı için şehirden kısa sürede ulaşılabilen doğa duraklarından biri. Şelaleye Narlıdere’den çıkan orman yolunun ardından kısa bir patika yürüyüşüyle varılıyor. Su akışı ilkbaharda güçlü, yaz sonunda azalıyor; hafta içi gidildiğinde alan belirgin biçimde sakin oluyor.
İzmir-Aydın demiryolunun Gaziemir istasyonundan Seydiköy’e ayrılan kısa şube hattının istasyon binası; şube 1986’ya kadar hizmet verdikten sonra yapı atıl kaldı (hattın açılış yılı kaynaklarda 1858 ya da 1876). Gaziemir Belediyesi binayı TCDD’den kiralayıp restore ederek Anı Evi’ne dönüştürdü. Kent müzesi mantığıyla düzenlenen binada 1925-1950 arasında Seydiköy’de yaşayan bir ailenin ev hayatı canlandırılıyor: gelin odası, oturma odası ve mutfak ile dönemin kıyafetleri sergileniyor. Ziyaret günleri yayımlanmadığı için gitmeden belediyeye danışın.
İlçe merkezindeki çarşı camisi. Kınık, İzmir’in kuzeyinde Bakırçay havzasında yer alan tarım ilçelerinden; Bergama’ya komşu konumu bölgeyi antik çağdan beri yerleşime açık tutmuş. Cami çarşının ortasında, pazar kurulan meydana bitişik konumda. Kınık’tan Bergama’ya yaklaşık yarım saatte ulaşıldığı için iki ilçe aynı güne planlanabiliyor; pazar kurulduğu gün merkez hareketleniyor.
İzmir’de yaz uzun ve kuru, kış ılıman geçer. En dengeli dönem Nisan–Haziran ile Eylül–Ekim arasıdır: Efes ve Pergamon gibi gölgesiz ören yerleri rahat gezilir, deniz haziran ortasından ekim sonuna kadar ılık kalır. Temmuz–ağustos sıcaklık 34 dereceyi bulur; bu aylarda antik kent gezilerini sabah açılış saatine almak, öğle saatlerini müzelere ya da denize ayırmak gerekir. Ağustos sonunda İzmir Enternasyonal Fuarı şehri hareketlendirir. Kış aylarında yağış artar ama ören yerleri bomboştur ve Bozdağ’da kar varsa kayak mümkündür.
Aylara göre hava, deniz ve kalabalık
İzmir’de yaz uzun ve kuru, kış ılıman geçiyor. Planı belirleyen asıl etken antik kent gezilerinde gölge olmaması ve Çeşme yönündeki yaz trafiği.
Dönem
Hava
Deniz
Kalabalık
Not
Aralık–Şubat
6 / 14 °C
Soğuk
Çok düşük
Yağışlı ama Efes ve Bergama bomboş; Bozdağ’da kar varsa kayak mümkün.
Mart
8 / 17 °C
Soğuk
Düşük
Ören yeri ve köy gezileri için ideal; kırlar yeşil, sıcak henüz bastırmamış.
Nisan–Haziran
13 / 28 °C
Haziranda ılık
Artan
Yılın en dengeli dönemi: Efes rahat geziliyor, Alaçatı sörf sezonu başlıyor, Kordon akşamları canlanıyor.
Temmuz–Ağustos
21 / 34 °C
Sıcak
En yüksek
Efes ve Pergamon’da gölge yok; gezileri sabaha alın. Çeşme yolu hafta sonları tıkanıyor, İzmir Fuarı ağustos sonunda.
Eylül–Ekim
16 / 29 °C
En ılık
Azalan
Deniz hâlâ sıcakken kalabalık dağılıyor; bağbozumu ve Urla gastronomi etkinlikleri bu aylarda.
Kasım
11 / 21 °C
Serinleyen
Düşük
Şehir ve ören yeri gezisi için sakin dönem; Kuş Cenneti’nde göç hareketliliği başlıyor.
Sıcaklıklar kıyı içindir. Bozdağ ve Ödemiş yaylaları 1.000 metrenin üzerinde olduğundan yazın belirgin serin, kışın karlı oluyor; aynı gün içinde sahilden yaylaya çıkacaksanız yanınıza bir kat fazla kıyafet alın.
İzmir’e Nasıl Ulaşılır?
Uçakla: Adnan Menderes Havalimanı (ADB) merkeze yaklaşık 18 km. Havalimanı İZBAN banliyö hattının durağı olduğu için şehir merkezine ve Selçuk yönüne aktarmasız gidilebiliyor; Havaş servisleri de çalışıyor.
Karayoluyla: İstanbul 480 km, Ankara 580 km, Antalya 450 km, Denizli 250 km. Otogar Bornova’da ve metroyla merkeze bağlanıyor.
Şehir içi: Metro, tramvay (Konak ve Karşıyaka hatları), İZBAN ve şehir hatları vapurları birlikte çalışıyor; hepsinde İzmirim Kart geçerli ve aktarma indirimi uygulanıyor. Konak–Karşıyaka vapuru 20 dakika.
İl içi: Selçuk’a İZBAN ile doğrudan gidiliyor — Efes için araç şart değil. Çeşme, Bergama, Foça ve Karaburun yönüne otobüs seferleri var ama koylar ve Bozdağ gibi noktalar için araç kiralamak günü belirgin verimli kılıyor.
Önerilen Gezi Rotaları
İzmir’de mesafeler yön yön düşünülmeli: Bergama kuzeyde 100, Çeşme batıda 85, Selçuk güneyde 75 kilometre. Her günü tek bir yöne ayırmak, aynı sürede iki katı yer görmenizi sağlıyor.
1. Gün — Konak, Kemeraltı, Kordon
09:30 Konak Meydanı ve Saat Kulesi; Yalı Camii’ne göz atın.
10:00 Kemeraltı Çarşısı: Kızlarağası Hanı ve Hisar Camii yol üzerinde (2 saat).
12:30 Çarşı içinde öğle yemeği.
14:00 Agora Ören Yeri (45 dk).
15:30 Kadifekale’ye çıkıp körfez manzarası.
17:30 Kordon boyunca Alsancak’a yürüyüş; gün batımını çimenlerde karşılayın.
2. Gün — Selçuk ve Efes
08:30 Efes Antik Kenti, açılışta (3 saat). Yamaç Evler ek biletli ama gezinin en iyi bölümü.
12:00 Efes Arkeoloji Müzesi (1 saat).
13:30 Selçuk’ta öğle yemeği; İsabey Camii ve Artemis Tapınağı sütunu yakında.
15:00 St. Jean Bazilikası ve Ayasuluk Kalesi.
17:00 Şirince Köyü’nde akşamüstü; tur otobüsleri çekildikten sonra köy sakinleşiyor.
3. Gün — Çeşme ve Alaçatı
09:00 Alaçatı taş sokakları, sabah saatinde kalabalık yokken (1,5 saat).
11:00 Alaçatı yel değirmenleri ve sörf koyu.
13:00 Alaçatı’da öğle yemeği.
14:30 Çeşme Kalesi ve müzesi (45 dk).
16:00 Altınkum ya da Ilıca Plajı’nda denize giriş; dönüşte Çeşme Marina.
4.–6. Gün — Kuzey ve iç kesim
Bergama (1 gün): Akropol (teleferikle), Asklepion ve Kızıl Avlu; ikisi arası araçla 10 dakika, Müzekart üçünü de kapsıyor.
Foça–Karaburun (1 gün): Eski Foça’nın taş sokakları ve Beş Kapılar Kalesi, ardından yarımadanın koyları ve Sarpıncık Feneri.
Urla–Seferihisar (1 gün): Klazomenai, Urla Sanat Sokağı, Sığacık Kaleiçi ve Teos; cumartesi Sığacık üretici pazarına denk getirin.
Bütçe: nereden tasarruf edilir
Müzekart burada gerçekten işe yarıyor. Efes, Yamaç Evler hariç kapsamda; Pergamon’un üç ayrı alanı, Agora, Metropolis, Klazomenai ve müzeler de dahil. İki gün içinde dört-beş alan geziliyorsa kart tek tek biletten ucuza geliyor.
Şehir içinde araç gereksiz. Metro, tramvay, İZBAN ve vapur tek kartla çalışıyor; İzmirim Kart aktarma indirimi uyguluyor. Araç asıl olarak Çeşme, Bergama, Karaburun ve Bozdağ yönünde gerekiyor.
Vapur, en ucuz manzara turu. Konak–Karşıyaka hattı normal toplu taşıma ücretiyle körfezi baştan sona geçiriyor; ayrıca tur teknesi almaya gerek kalmıyor.
Plajda ücretsiz seçenek var. Çeşme ve Seferihisar’da halk plajı bölümleri, Karaburun ve Dikili koyları giriş ücreti istemiyor. Belediye tesisleri (Bostanlı, Balçova, Foça) manzaralı ama uygun fiyatlı alternatif.
Yemekte Kemeraltı ve semt pazarları. Kordon ve Alsancak’ın sahil cephesi pahalı; bir sokak arkadaki esnaf lokantaları ve Kemeraltı’ndaki işletmeler hem uygun hem yerel. Salı ve cuma semt pazarları gezilmeye değer.
Smyrna’dan İzmir’e: körfezin sekiz bin yılı
İzmir’in yerleşim geçmişi Bornova’daki Yeşilova Höyüğü’nde MÖ 6500’lere kadar iniyor; yani şehir, Ege’nin bilinen en eski yerleşimlerinden birinin üzerinde duruyor. İlk kent Bayraklı’daki eski Smyrna’da kuruldu ve İon kentleri arasında sayıldı.
Büyük İskender döneminde kent Pagos Tepesi’ne, yani bugünkü Kadifekale’nin bulunduğu yamaca taşındı. Roma çağında Smyrna, Asia eyaletinin en zengin limanlarından biriydi; Agora bu dönemin ticaret merkezi. Aynı yüzyıllarda kuzeyde Pergamon krallığı kütüphanesiyle İskenderiye’ye rakip oldu, güneyde Efes Asia eyaletinin yönetim merkezi olarak bölgenin metropolüne dönüştü.
Osmanlı döneminde İzmir, Levanten tüccarların yerleştiği bir liman kenti olarak büyüdü; Kemeraltı bu ticaretin çekirdeğiydi. Rum, Ermeni, Yahudi ve Levanten cemaatler kendi mahallelerinde yaşıyordu — Havra Sokağı’ndaki sinagoglar, Alsancak’ın taş binaları ve Bornova’daki Levanten köşkleri bu dokunun kalıntıları.
1922’deki büyük yangın kentin merkezini büyük ölçüde yok etti. Yanan alan üzerine 1936’da Kültürpark kuruldu; yani şehrin en büyük yeşil alanı aslında bir felaketin izini taşıyor. Bugün Konak’tan Alsancak’a yürürken Roma agorasından Osmanlı hanına, Levanten cephesinden Cumhuriyet dönemi düzenlemesine geçmeniz bu üst üste binmiş katmanlardan kaynaklanıyor.
İlk kez gelenlerin yaptığı 7 hata
Efes’i öğleden sonra gezmeye kalkmak. Alan geniş, gölge yok ve tur otobüsleri 10:00–15:00 arası yığılıyor. Açılışta girmek hem sıcaktan hem kalabalıktan kurtarıyor.
Yamaç Evler’i atlamak. Ek bilet gerektirdiği için çoğu ziyaretçi geçiyor; oysa Efes’in korunmuş fresk ve mozaikleri orada ve üstü kapalı olduğu için serin.
Bergama’yı Efes’le aynı güne sıkıştırmak. İkisi arası 170 kilometre ve her biri yarım günden fazla sürüyor. Aynı güne koymak ikisini de yarım görmek demek.
Alaçatı’ya hafta sonu öğleden sonra gitmek. Sokaklar dolup taşıyor, park yeri kalmıyor. Sabah 10 öncesi ya da hafta içi gidildiğinde kasaba gerçekten görülüyor.
Vapuru kullanmamak. Karşıyaka veya Bostanlı’ya vapurla geçmek hem ulaşım hem manzara; karayoluyla aynı mesafe trafikte kat kat uzun sürüyor.
Kemeraltı’nı pazar günü planlamak. Çarşının büyük bölümü kapalı oluyor; Kemeraltı için hafta içi ya da cumartesi gerekiyor.
Sadece Çeşme’yi görüp dönmek. Foça’nın antik limanı, Sığacık’ın kale içi, Birgi’nin konakları ve Gediz Deltası’nın flamingoları aynı ilde ve çoğu ziyaretçinin programına hiç girmiyor.
İzmir’de ne yenir?
İzmir mutfağı zeytinyağı, ot ve deniz ürünü üzerine kurulu; Girit ve Selanik göçmenlerinin getirdiği tarifler bu temele eklenmiş. Ot yemekleri ilkbaharda tezgâhlarda çeşitleniyor: radika, arapsaçı, şevketibostan, deniz börülcesi.
Denenmesi gerekenler: boyoz — Sefarad mutfağından kalma, sabah kahvaltısında haşlanmış yumurtayla yeniyor; gevrek (İzmir simidi), kumru (Çeşme usulü sandviç), söğüş, midye dolma, lokma ve tatlıda incir tatlısı. Urla ve Çeşme çevresinde bağcılık canlandığı için yerli üzümlerden şarap tadımı da yaygın.
Kemeraltı’ndaki esnaf lokantaları ve Alsancak’ın arka sokakları, sahil cephesine göre hem uygun hem yerel. Yöresel tariflerin tamamı için: İzmir yöresel yemekleri rehberi.
Sık Sorulan Sorular
İzmir’de kaç gün gezmek yeterli olur?
Sadece şehir merkezi ve yakın çevresi için 2–3 gün yeterlidir. Efes, Bergama, Çeşme ve Alaçatı gibi ilçeleri de gezmek isterseniz 5–7 günlük bir program çok daha doyurucu olur.
İzmir’e gitmek için en uygun zaman ne zaman?
En ideal dönemler ilkbahar (Nisan–Mayıs) ve sonbahardır (Eylül–Ekim). Bu aylarda hava ılık, antik kentler için uygun ve kalabalık görece azdır. Deniz tatili içinse Haziran–Eylül arası idealdir.
İzmir’e nasıl ulaşılır?
Şehrin başlıca giriş kapısı Adnan Menderes Havalimanı’dır (ADB) ve merkeze yaklaşık 18 km uzaklıktadır. Havalimanından İZBAN banliyö treniyle, ayrıca otobüs ve taksiyle şehir merkezine kolayca ulaşabilirsiniz.
İzmir’de araç kiralamak gerekir mi?
Şehir merkezinde metro, İZBAN, tramvay, otobüs ve vapurdan oluşan toplu taşıma ağı yeterlidir. Ancak Çeşme, Alaçatı, Selçuk, Bergama ve Foça gibi ilçeleri özgürce gezmek için araç kiralamak büyük avantaj sağlar.
İzmir’in en güzel plajı hangisi?
En çok tercih edilenler Çeşme’deki Ilıca ve Altınkum plajları ile Alaçatı’nın sörf koylarıdır. Selçuk’taki Pamucak ile Menderes’teki Özdere ve Gümüldür sahilleri de öne çıkan seçeneklerdir.
İzmir’de mutlaka görülmesi gereken yerler nelerdir?
Saat Kulesi, Konak Meydanı, Kemeraltı Çarşısı, Kordon, Efes Antik Kenti, Şirince Köyü, Bergama Akropolü, Çeşme Kalesi ve Alaçatı’nın taş evleri İzmir’in öne çıkan durakları arasındadır.
İzmir’de kayak yapılır mı?
Yapılıyor. Bozdağ Kayak Merkezi, Bozdağ’ın zirvesine yakın kurulu ve İzmir’e en yakın kayak merkezi; pistleri yeni başlayanlar ile orta seviye için uygun. Kar kalınlığı mevsime göre değişkenlik gösterdiğinden yola çıkmadan önce merkezin güncel durumuna bakmak gerekiyor. Sezon genellikle aralık-mart arasında.
Efes’e toplu taşımayla gidilir mi?
Evet. İZBAN banliyö hattı İzmir merkezden Selçuk’a doğrudan gidiyor ve yolculuk yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Selçuk garından ören yerine minibüs ya da taksiyle 5 dakikada ulaşılıyor; yürüyerek de yaklaşık 30 dakika. Efes için araç kiralamak gerekmiyor, ancak Şirince ve Meryem Ana Evi’ni de aynı güne eklemek isteyenler için araç işleri kolaylaştırıyor.
Bergama ile Efes aynı güne sığar mı?
Sığmaz. İkisi arasında yaklaşık 170 kilometre var ve her biri en az yarım gün istiyor: Efes 3 saat, Bergama’nın akropol-Asklepion-Kızıl Avlu üçlüsü yine 4 saat. Aynı güne koymak ikisini de aceleye getirir. İzmir merkezi üs alıp bir gün kuzeye, bir gün güneye çıkmak en verimli plan.
Çeşme mi Alaçatı mı, ikisi farklı yerler mi?
Alaçatı, Çeşme ilçesine bağlı bir kasaba; ikisi arası araçla 10 dakika. Çeşme merkez kale, liman ve plajlarıyla öne çıkıyor; Alaçatı ise taş evleri, butik otelleri ve rüzgâr sörfüyle biliniyor. Deniz için Çeşme’nin Ilıca ve Altınkum plajları, atmosfer ve yemek için Alaçatı tercih ediliyor.
İzmir’de kaç gün kalmalı?
Sadece şehir merkezi için iki gün yeterli: Konak, Kemeraltı, Agora, Kadifekale ve Kordon bu sürede geziliyor. Efes eklenirse üç, Bergama ve Çeşme de eklenirse beş-altı gün gerekiyor. İl geniş olduğundan her günü tek yöne ayırmak, aynı sürede daha çok yer görmenizi sağlıyor.
📚 Kaynaklar ve resmî bağlantılar7 kaynak
Aşağıdaki kurumlar bu sayfadaki bilgileri karşılaştırmak ve ziyaret öncesi güncel durumu (saat, ücret, yol ve sezon) teyit etmek için başvurulabilecek resmî kaynaklardır. Giriş ücretleri ve ziyaret saatleri dönem dönem değiştiği için kesin bilgi her zaman kurumun kendi sayfasındadır.
Bu sayfadaki fotoğrafların bir bölümü Wikimedia Commons üzerinden serbest lisanslarla kullanılmıştır. Lisans gereği eser sahibi ve lisans bilgisi aşağıda belirtilmiştir.
whattowants.com, siteyi çalıştırmak ve reklam sunmak için çerez kullanır. 6698 sayılı KVKK
kapsamındaki aydınlatma için Çerez Politikası'na
bakabilirsiniz. Reddederseniz reklamlar kişiselleştirilmeden gösterilir.