Bergama Akropolü Tarihi

Son güncelleme: 14 Ekim 2026

Bergama Akropolü, İzmir
Fotoğraf: Adam Jones from Kelowna, BC, Canada · CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons

Nerede: İzmir, Bergama; kentin kuzeyindeki Kale Tepesi’nin zirvesi, deniz seviyesinden yaklaşık 330 metre
Dönem: Yapıların çoğu Attalos krallığı (MÖ 3.-2. yüzyıl) ve Roma imparatorluk dönemi (MS 2. yüzyıl); üstte Bizans surları
Yaptıranlar: Philetairos, I. Attalos, II. Eumenes, II. Attalos; Roma döneminde Traianus ve Hadrianus
Önemli tarihler: MÖ 4. yüzyıl Athena Tapınağı · MÖ 2. yüzyıl ilk yarısı Zeus Sunağı, kütüphane, tiyatro terası · MS 2. yüzyıl başı Traianeum · 7. yüzyıl Bizans suru · 1878-1886 Humann ve Conze kazısı · 2010 teleferik
Bugün: Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ören yeri; muze.gov.tr’ye göre her gün açık (2 Ekim 2026), sesli rehber var

Bergama Akropolü’ne çıkan biri ilk anda bir harabe yığını görebilir. Ama tepenin yapısı okunduğunda her şey yerine oturuyor. Attaloslar dar, sarp bir zirveye bir başkent sığdırmak zorundaydı. Bunu yamacı teraslara bölerek ve her terasa bir yapı oturtarak yaptılar. En üstte saraylar ve cephanelikler, onun altında tapınaklar ve kütüphane, batı yamacında tiyatro var. Kentin genel tarihi için Pergamon Antik Kenti Tarihi sayfasına bakabilirsiniz. Bu sayfa, tepedeki yapıları tek tek anlatıyor.

Tiyatro: 78 sıra ve sökülüp takılan sahne

Akropolün en çok fotoğraflanan yeri, batı yamacına oyulmuş tiyatro. Yaklaşık 10.000 kişilik oturma alanında 78 sıra var. Sıralar iki yatay geçitle üç kuşağa ayrılıyor. En üst sıra ile en alt sıra arasında 36 metre yükseklik farkı bulunuyor. Antik tiyatrolar arasında en dik olanı sayılmasının nedeni bu. Oturma sıraları yerel, yumuşak andezitten yapıldığı için oldukça aşınmış.

Tiyatronun asıl ilginç ayrıntısı aşağıda. Sıraların önünde 250 metre kadar uzunlukta, 15-17 metre genişliğinde bir teras uzanıyor. Bu terasta Yunan tiyatrolarındaki gibi tam daire bir orkestraya ve kalıcı bir sahne binasına yer yoktu. Pergamonlular bu yüzden oyun dönemlerinde kurulup sonra sökülen ahşap bir sahne kullandı. Ahşap direklerin oturduğu kare yuvalar terasın taş zemininde bugün de görülüyor. Sahne kaldırıldığında terasın kuzey ucundaki Dionysos Tapınağı’na bakış açılıyordu. Taştan bir sahne binası ancak MÖ 1. yüzyılda yapıldı.

Terasın kuzey ucundaki Dionysos Tapınağı, tiyatronun tanrısına adanmıştı. Attaloslar MÖ 3. yüzyılın son çeyreğinde Dionysos’u “Kathegemon”, yani “yol gösteren” sıfatıyla hanedanın baş tanrısı yapmıştı. Mermer tapınak terastan 4,5 metre yüksekte bir podyumda duruyor ve 25 basamaklı bir merdivenle çıkılıyor. Bugün görülen kalıntıların çoğu Roma dönemi yenilemesine, büyük olasılıkla Caracalla dönemine ait.

Traianeum: bir imparator ve bir tanrı

Tepenin en yüksek noktasındaki beyaz mermer sütunlar Traianeum’a, yani Traianus Tapınağı’na ait. Tapınak yalnızca imparatora değil, Zeus Philios’a (“Dost Zeus”) da adanmıştı. Pergamon’da basılan eyalet sikkeleri, Traianus’u Zeus’la aynı tapınağı paylaşırken gösteriyor. Yapı Traianus döneminde başladı ve Hadrianus döneminde tamamlandı.

Tapınak, tonozlu alt yapılar üzerine kurulmuş yapay bir terasta, 2,9 metre yüksekliğinde bir podyuma oturuyor. Korint düzeninde, yaklaşık 18 metre genişliğinde ve dört yanı sütunlarla çevrili bir yapı. Terasın kuzeyini yüksek bir sütunlu galeri kapatıyordu. Bugün tepeden ovaya bakan sütun dizisi bu galerinin ve tapınağın yeniden ayağa kaldırılmış parçaları. Kazılarda iç mekânın yıkıntısında Traianus ve Hadrianus’un portre başları ve heykel parçaları bulundu. Bu parçalardan yaklaşık 4,8 metre yüksekliğinde heykeller oldukları hesaplanıyor. Bulgu, Hadrianus’un da tapınağın imparator kültüne dahil edildiğini gösteriyor.

Athena kutsal alanı ve ünlü kütüphane

Tiyatronun hemen üstündeki terasta Pergamon’un en eski tapınağı, MÖ 4. yüzyıldan kalma Athena Tapınağı vardı. Kenti koruyan tanrıça Athena’ydı. Dor düzenindeki tapınağın yaklaşık 12,7 x 21,8 metrelik temeli bugün de görülüyor. Sütunları yivsizdi ve aralarının geniş olması yapıya kendi döneminde alışılmadık bir hafiflik veriyordu.

II. Eumenes tapınağın çevresine iki katlı sütunlu galeriler ve güneydoğu köşesine anıtsal bir giriş kapısı (propylon) ekletti. Bu kapı bugün yeniden kurulmuş olarak Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde duruyor. Üst kat korkuluklarındaki silah kabartmaları Eumenes’in zaferlerini anıyordu. I. Attalos ve II. Eumenes’in Galatlara karşı kazandıkları zaferler için diktikleri heykel grupları da bu alandaydı. Bu bronz heykeller kayıp; en bilinenleri Roma dönemi mermer kopyalarından tanınıyor.

Pergamon Kütüphanesi’nin yeri, 19. yüzyıldaki kazılardan beri bu galerinin kuzey kanadına bitişik odalar olarak kabul ediliyor. Ancak kesin değil. Gymnasion’da bulunan ve bir kütüphaneden söz eden yazıtlar, binanın orada olabileceğini de düşündürüyor. Kütüphanenin büyüklüğü için verilen 200.000 rulo rakamı, Plutarkhos’un aktardığı bir hikâyeden geliyor: Marcus Antonius’un Pergamon kütüphanelerindeki 200.000 ruloyu Kleopatra’ya armağan ettiği anlatılıyor. Araştırmacılar bu hikâyeyi efsane sayıyor, ama rakamı bir antik kütüphane için akla yatkın buluyor.

Zeus Sunağı’nın boş kalan yeri

Athena terasının hemen güneyinde, bir alt terasta basamaklı bir taş temel duruyor. Burası Zeus Sunağı’nın yeri. Sunak II. Eumenes döneminde, MÖ 2. yüzyılın ilk yarısında yapıldı. Kesin yılı tartışmalı: Araştırmacılar MÖ 188’deki Apameia Barışı’nın hemen sonrasını, 170’leri ya da 160’lardaki Galat zaferlerinin ardını öneriyor. Sunağın büyük olasılıkla Zeus ve Athena’ya adandığı düşünülüyor.

Temel yaklaşık 36 x 33 metre. Dış yüzü, tanrılarla devlerin savaşını (Gigantomakhia) anlatan 2,30 metre yüksekliğinde ve 113 metre uzunluğunda bir frizle kaplıydı. Batı cephesindeki 20 metre genişliğindeki merdiven, sütunlu bir avluya çıkıyordu. Avlunun iç duvarlarında daha küçük ikinci bir friz, kentin efsanevi kurucusu Telephos’un hayatını anlatıyordu. Sunağın çevresine galeri yapılmamıştı. Böylece aşağıdaki Yukarı Agora’dan bakıldığında yapı bütünüyle görülüyordu.

Sunağın parçaları 1871’den itibaren, Bizans döneminde tepenin çevresine örülen surun içinden çıktı. Kazı ekibinin çizeri Christian Wilberg’in 1879 tarihli bir çiziminin altında “Bizans duvarı, 5-6 metre genişliğinde. Kabartmaların ilk parçaları burada bulundu” notu var. Kabartmalar 1879’dan sonra Berlin’e taşındı (ayrıntı için Pergamon Antik Kenti Tarihi). Temelin yanında, sunağı bulan Carl Humann’ın mezarı var. Humann’ın naaşı 1967’de İzmir’den buraya getirildi.

Saraylar, cephanelikler ve Kraliçe Bahçesi

Tepenin doğu kenarı boyunca kral saraylarının temelleri uzanıyor. I. Attalos ve II. Eumenes’e ait sayılan bu saraylar, ortası sütunlu avlulu (peristilli) ve görece sade yapılardı. Yakınlarında askerlerin kışlası, bir de krallara ve kahramanlaştırılmış atalarına tapınım yapılan bir kutsal alan (heroon) vardı.

Tepenin en kuzey ucunda, sarp kayalığın üstünde Helenistik cephanelikler bulunuyor. Uzun, dar binaların temelleri tahıl ve silah depolarına ait. Kazıcıların “Kraliçe Bahçesi” dediği bu kuzey çıkıntı, akropolün yerden en yüksek noktası.

Sunağın güneyindeki Yukarı Agora, akropolün kamusal meydanıydı. I. Attalos burada bir Zeus tapınağı yaptırdı. II. Eumenes’in eklediği galerilerin arka odaları büyük olasılıkla dükkândı. Meydan sunak ve Athena terasının yeniden düzenlenmesinden sonra daha çok bir seyir alanına dönüştü.

Bizans surları

Tepeyi bugün çevreleyen kalın surların bir bölümü Helenistik değil, Bizans dönemi. 7. yüzyıldaki Arap akınlarından sonra kent yeniden tepeye çekildi ve İmparator II. Konstans döneminde zirve, eski yapıların sökülmüş taşlarıyla örülmüş 6 metre kalınlığında bir surla çevrildi.

Teleferik

Akropole yıllarca yalnızca dar ve virajlı bir yoldan çıkılabiliyordu. Arkeolojik sit olduğu için yol genişletilemiyordu. 2005’te Asklepion ile akropolü bağlayan bir teleferik önerildi, ancak koruma kurulları reddetti. Bunun yerine 2006’da kentin kuzeyinden akropole uzanan çok daha kısa bir hat kabul edildi. Yaklaşık 700 metrelik hat 2010’da hizmete girdi. Yolculuk dört dakikadan kısa sürüyor ve kabinler yaklaşık 90 metreden 330 metreye çıkıyor.

Bugün Bergama Akropolü’nü gezerken

Teleferikten indikten sonra önce Traianeum’a çıkın. Oradan ovaya ve Kızıl Avlu’ya bakış, kentin Roma dönemindeki genişlemesini anlamayı kolaylaştırıyor. Sonra Athena terasına geçip tiyatroyu yukarıdan görün. Tiyatroya inen dik merdivenler, terastaki ahşap sahne yuvaları ve Dionysos Tapınağı aynı yürüyüşte geziliyor. Dönüşte Zeus Sunağı’nın temeline uğrayın. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sayfasına göre ören yeri 2 Ekim 2026 itibarıyla her gün 08:30-17:30 arasında açık, Müzekart geçerli ve sesli rehber hizmeti var. Tepe rüzgârlı ve gölgesiz; tiyatroya inen basamaklar çok dik.

Ulaşım, süre ve çevredeki diğer yerler için: İzmir gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Bergama tiyatrosu gerçekten dünyanın en dik tiyatrosu mu?

Antik tiyatrolar arasında en dik olanı sayılıyor. 78 sıralı oturma alanında en üst ile en alt sıra arasında 36 metre fark var. Yaklaşık 10.000 kişi alıyordu.

Traianus Tapınağı kime adanmıştı?

Roma İmparatoru Traianus’a ve Zeus Philios’a birlikte. Kazılarda Traianus’un ve ardılı Hadrianus’un kolossal heykellerinin parçaları bulundu.

Zeus Sunağı’ndan akropolde ne kaldı?

Basamaklı taş temeli yerinde duruyor. Kabartmalı frizler 1879’dan sonra Berlin’e taşındı. Temelin yanında sunağı bulan Carl Humann’ın mezarı var.

Akropole teleferikle mi çıkılıyor?

Evet, 2010’dan beri kentin kuzeyindeki istasyondan yaklaşık 700 metrelik bir teleferik hattı akropole çıkıyor. Dar araç yolu da kullanılabiliyor.

Kaynakça


👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top