Tire Bedesteni Tarihi

Son güncelleme: 14 Ekim 2026

Nerede: İzmir, Tire; kentin güneyinde, Yukarı Çarşı denen bölgede, Uzunçarşı, Gazazhane Sokak, Bedesten Caddesi ve Bedesten Geçidi arasında
Dönem: Aydınoğulları sonu ya da erken Osmanlı; tarihi tartışmalı (14. yüzyıl sonundan 16. yüzyıla kadar farklı görüşler var)
Vakıf: Belgelere göre Firişteoğlu (İbn Melek) vakfına bağlı
Önemli tarihler: 1520’ler evkaf defterinde İbn Melek Medresesi’nin geliri · 1580 faal olduğunu gösteren belge · 1671-72 Evliya Çelebi’nin anlatımı · 1966-1970 Vakıflar onarımı · 2014-2017 restorasyon
Bugün: Tire Belediyesi’nin kültür merkezi; sergi, konser ve söyleşilere ev sahipliği yapıyor

Evliya Çelebi 1671’de hacca giderken Tire’ye uğradığında kenti “şehr-i muazzam” diye niteledi. Saydıkları bunu hak ettiriyordu: yirmi yedi han, üstleri kemer ve kubbeyle örtülü 2.800 dükkân ve “kale gibi sağlam” sekiz kubbeli bir bedesten. O hanların ve dükkânların çoğu bugün yok. Bedesten ise uzun yıllar metruk kaldıktan sonra 2017’de restore edildi ve yeniden ayağa kalktı.

Bedesten nedir?

Bedesten, Osmanlı kentlerinde çarşının kalbindeki kapalı ve korunaklı yapıydı. Kumaş, mücevher, silah ve ipek gibi değerli mallar burada satılır, tüccarların kasaları ve belgeleri burada saklanırdı. Adı “bez satılan yer” anlamındaki “bezzâzistan” ya da “bezistan” sözcüklerinden geliyor. Evliya Çelebi de Tire’deki yapıdan “bezzâzistan” diye söz ediyor. Bedestenin çevresine zamanla hanlar, arastalar ve dükkânlar eklenir, kentin ticaret merkezi böylece oluşurdu.

Tire: Aydınoğulları’ndan Osmanlı’ya bir ticaret kenti

Tire, Aydınoğulları Beyliği’nin önemli merkezlerinden biriydi. 1420’lerde Osmanlı yönetimine kesin olarak geçtikten sonra Aydın sancağının merkezi oldu. Ege Üniversitesi’nden Şakir Çakmak ve Görkem Yalçın’ın bedesten üzerine makalesine göre kent, Osmanlı dönemindeki imar faaliyetleriyle 15. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun önemli ticaret merkezlerinden biri hâline geldi.

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre 16. yüzyılda Tire’de, ahilik teşkilatıyla örgütlenmiş esnafın çalıştığı otuzdan fazla çarşı ya da pazar vardı. Şehirde iki kervansaray, kalhane, tahinhane, kirişhane gibi imalat yerleri bulunuyordu. Yalnızca vakıflara ait dükkânların sayısı 560’ı buluyordu. Kayıtlara göre bedestende 127 dükkân vardı. Kentte en azından I. Ahmed dönemine kadar sikke basan bir darphane de çalışıyordu. Kutu Han, Çöplüce Hanı, Karakadı Hanı, Abdüsselam Hanı, Lütfi Paşa Hanı ve Bakır Han, Çakmak ve Yalçın’a göre bu zenginliği simgeleyen yapılar arasında. Tire alacası denen dokuma bezler 17. yüzyılda bile ünlüydü.

Bedesten bu ağın tam ortasında duruyor. Doğusunda 1457-58 tarihli Gazazhane Camii, güneyinde 16. yüzyılın ilk yarısına ait Abdüsselam Hanı var. Yukarı Çarşı, Uzunçarşı üzerinden 15. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren Yahşi Bey’in yaptırdığı yapılarla şekillenen ticaret bölgesine bağlanıyor.

Ne zaman yapıldı? Tartışmalı bir tarih

Bedestenin bir inşa kitabesi yok. Bu yüzden araştırmacılar çok farklı tarihler önerdi. Çakmak ve Yalçın’ın derlemesine göre görüşler şöyle:

  • Yerel tarihçi Faik Tokluoğlu, yapının İbn Melek Vakfı’na, yani Aydınoğulları dönemine ait olduğunu ileri sürdü.
  • R. M. Riefstahl, 15. yüzyıl sonu ya da 16. yüzyıl önerdi.
  • G. Özdeş, 800 (1397-98) yılında yapıldığını kaydetti.
  • E. H. Ayverdi, yapıyı I. Mehmed (Çelebi) dönemi (1403-1421) yapıları arasında inceledi. Ama tarihin Yıldırım Bayezid dönemine kadar uzanabileceğini belirtti.
  • M. Tunçel, M. Cezar ve M. V. Tüzüner 15. yüzyılın başını önerdi.

Diğer kaynaklar da farklı tarihler veriyor. TDV’nin Tire maddesinin mimari bölümü yapıyı “16. yüzyılın mimari özelliklerini taşıyan” bir bedesten olarak tanımlıyor. TDV’nin bedesten maddesi ise 14. yüzyıl sonunda yapıldığı iddiasını doğrulayacak bir bilgi bulunamadığını yazıyor. Tire Belediyesi 15. yüzyıl ortalarını veriyor.

Çakmak ve Yalçın’ın arşiv taraması tartışmaya yeni veriler ekledi. 1520’lerde düzenlenen Aydın İli Evkaf Defteri’nde, Firişteoğlu (İbn Melek) Medresesi’nin gelirleri arasında bedestenin kirası da sayılıyor. 1720 tarihli bir Osmanlı belgesi de Firişteoğlu Medresesi vakfından bedesten için verilen kiradan söz ediyor. Tire’de başka bir bedestenin varlığı bilinmediğinden, bu belgeler yapının İbn Melek vakfına ait olduğu görüşünü güçlendiriyor. 1580 tarihli bir başka belge de bedestenin o yıl faal olduğunu gösteriyor.

İbn Melek, Aydınoğulları döneminde Tire’de yaşamış ünlü bir fıkıh ve hadis âlimiydi. TDV’ye göre Tire’de doğup yaşadı ve kendi adını taşıyan medresede ders verdi. Ölüm tarihi tartışmalı. Ancak bir eserini 1418’de yazdığı bilindiğinden bu tarihten sonra öldüğü kabul ediliyor. Yazarlar, kentsel konumu, planı, vakıf bağlantısı ve İbn Melek’in yaşam süresini birlikte değerlendirerek yapıyı 15. yüzyılın başına tarihlemenin mümkün göründüğü sonucuna varıyor.

Mimari: Sekiz kubbe, otuz üç dükkân

Duvarlar yöreye özgü kaba yonu taş ve moloz taşla, kubbe ve kemerler tuğlayla örülmüş. Ortadaki kare kesitli üç ayak ve yan duvarlar, sekiz eşit birimi örten kubbeleri taşıyor. Kubbelere pandantiflerle geçiliyor. Ana mekânı dört yönden, sokağa açılan otuz üç dükkân sarıyor. Dükkânların her biri beşik tonozlu ve sivri kemerli. Köşelerdeki dört dükkân iki cepheye birden açılıyor. Ana mekânın güney ve doğusunda, yalnızca içeriden girilen on dört depo hücresi var. Dört cephenin her birinde beşik tonozlu bir giriş eyvanı bulunuyor.

Çakmak ve Yalçın’a göre yapı boyutlarıyla yörenin en büyük bedesteni. Bergama, Manisa ve Menemen bedestenlerinden çok daha büyük. Plan şemasıyla da Bursa, Edirne ve İstanbul’daki büyük Osmanlı bedestenleriyle karşılaştırılabilecek nitelikte.

Restorasyonda ortaya çıkanlar

Rölöve ve restorasyon projeleri 2012’de koruma kurulunca onaylandı. Uygulama İzmir Valiliği’nin desteğiyle, Tire Belediyesi ve İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü denetiminde 2014-2017 arasında yapıldı. Kazı ve temizlik sırasında yapının özgün hâline dair yeni bilgiler elde edildi:

  • Sekiler: Ana mekânda biriken ortalama 70 cm’lik toprak ve moloz kaldırıldı. Duvarları ve ayakları çepeçevre dolanan iki kademeli sekiler ortaya çıktı. Yazarlara göre bunlar hem depo hücrelerine çıkan basamak hem de satış tezgâhı işlevi görüyordu. Sekiler arasındaki yürüme yolunun kaba taş ve toprakla kaplı olması, içeriye yüklü hayvanların da girdiğini düşündürüyor.
  • Kurşun kubbeler: Restorasyondan önce kubbeler kiremit kaplıydı. Ancak kuzeybatı kubbesinde kurşun kalıntıları bulundu. Bu bulgu, kubbeleri kurşun kaplı olarak anlatan Evliya Çelebi’yi doğruluyor. Kurşundan kiremide geçişte kubbelere ikinci bir kasnak kademesi eklenmiş, bu da bazı aydınlatma deliklerini kapatmıştı. Yazarlara göre geçiş büyük olasılıkla 1843’teki bir yangından sonra, kurşunun pahalılığı yüzünden yapıldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü 1966-1970 onarımında sonradan eklenen kasnakları kaldırıp kurşun kaplamaya geri döndü.
  • Kubbeler arasındaki dehlizler: Çatıdaki en ilginç bulgu, büyük kubbeler arasındaki boşluklarda ortaya çıkan, beşik tonozla örtülü dehlizler oldu. Bu boşluklar doldurulsaydı çatıya ağır bir yük binecekti. Bunun yerine tonozla örtülerek hem yük azaltılmış hem de yalıtım sağlanmış. Yaklaşık 1,80 m yüksekliğindeki dehlize tonozdaki üç açıklıktan, büyük olasılıkla taşınabilir merdivenlerle iniliyordu. Yazarlar bu uygulamanın bir benzerine rastlamadıklarını belirtiyor.
  • Sıvalı ayaklar: Ayakların özgün hâlinde de sıvalı olduğu anlaşıldı. Ayaklarda kesme taşın yanında moloz taş, tuğla ve devşirme sütun parçaları da kullanılmış.

Güney cephesindeki kemer izleri, bedestene bitişik bir arasta bulunduğunu gösteriyor. Ancak bu bölgedeki kazılarda arastaya dair başka bir veri bulunamadı. Doğu cephesindeki dükkânlar zamanla Uzunçarşı’ya doğru uzatılarak bozulmuş. Diğer cephelerdeki dükkânlar ise geç döneme ait kepenk gibi eklemeler dışında ilk kurgularını koruyor.

Bugün Tire Bedesteni’ni gezerken

Restorasyon 2017’de tamamlandıktan sonra bedesten, Tire Belediyesi tarafından kültür merkezine dönüştürüldü. Belediyeye göre burada sergiler, geleneksel kıyafet defileleri, konserler ve söyleşiler düzenleniyor. İçeri girdiğinizde üç ayağın taşıdığı sekiz kubbeye ve ayakların çevresindeki sekilere bakın. Dışarıda dört cephedeki giriş eyvanlarını ve köşelerde iki yöne açılan dükkânları bulun. Güney cephesinde kaybolan arastadan kalan kemer izlerini de arayabilirsiniz. Bedesten Ulu Camii’ne ve Tire’nin tarihi hanlarına yakın. Bu yüzden çarşı gezisiyle birleştirmek kolay.

Ulaşım, süre ve çevredeki diğer yerler için: İzmir gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Tire Bedesteni ne zaman yapıldı?

İnşa kitabesi olmadığı için kesin değil. Önerilen tarihler 14. yüzyıl sonundan 16. yüzyıla kadar uzanıyor. 2018’de yayımlanan arşiv ve restorasyon bulgularına dayalı bir çalışma, yapıyı İbn Melek vakfına bağlayarak 15. yüzyılın başına tarihliyor.

Bedestende kaç dükkân var?

Restorasyon çalışmasını yürüten araştırmacılara göre ana mekânı dört yönden sokağa açılan otuz üç dükkân çeviriyor. İçeride ayrıca yalnız içeriden girilen on dört depo hücresi var. Kaynaklarda farklı sayılar da geçiyor.

Bedesten bugün ne olarak kullanılıyor?

2014-2017 restorasyonundan sonra Tire Belediyesi’nin kültür merkezi oldu. Sergi, konser, defile ve söyleşi gibi etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

Kaynakça


👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top