Alaçatı Taş Evlerinin Tarihi

Son güncelleme: 14 Ekim 2026

Nerede: İzmir, Çeşme, Alaçatı Mahallesi; Hacı Memiş, Tokoğlu ve Yeni Mecidiye semtleri
Dönem: Evlerin çoğu 19. yüzyılın ortasından 20. yüzyılın başına
Adları: Osmanlı kayıtlarında Alaca-at, Alacaat; Rumca Alatsata; iskelesi Agrilia
Önemli tarihler: 1468 ilk tahrir kaydı · 18. yüzyıl sonu Hacı Memiş Ağa · 1874 kilisenin açılışı · 1914 ve 1922 Rum nüfusun ayrılışı · 1923-1924 mübadele · 2000’lerden sonra turizm dönüşümü
Bugün: Evlerin büyük bölümü otel, restoran ve dükkân olarak kullanılıyor

Alaçatı’nın taş evleri bugün renkli panjurları ve cumbalarıyla tanınıyor. Bu evlerin arkasında üç ayrı hikâye var. Önce 15. yüzyıldan beri kayıtlarda geçen küçük bir Türk köyü. Sonra 19. yüzyılda bağcılıkla büyüyen, nüfusunun neredeyse tamamı Rum olan bir kasaba. Son olarak 20. yüzyılın başındaki göçlerle boşalıp yeni gelenlerle dolan bir yerleşim. Bugün gördüğümüz taş dokunun büyük kısmı ikinci dönemin eseri.

Alaca-at: Osmanlı kayıtlarındaki köy

Alaçatı’nın Osmanlı kayıtlarındaki adı Alaca-at. Tuncer Baykara’nın aktardığı 1468 tarihli yaya tahririnde, Çeşme çevresindeki köyler arasında Alaca-at’ın da ayrı yaya çiftlikleri var. 1529 kaydına göre köyde 127 hane yaşıyordu. Köyün 29.999 akçelik geliri Çeşme Kalesi askerlerine ayrılmıştı. Burcu Taşcı’nın 2025 tarihli makalesine göre 16. yüzyılda nüfusun yaklaşık yüzde 80’i Müslümandı. Türkçe Vikipedi adın 1525 kayıtlarında “Alacat ya da Alacaat” biçiminde geçtiğini yazıyor.

Adın kökeni tartışmalı. Türkçe kaynaklar adı “alaca at” sözünden türetir. Rumca adı Alatsata’yı ise bazı kaynaklar “tuz” anlamındaki Yunanca kelimeye bağlıyor. Kasabanın denizdeki iskelesine Agrilia, yani “yabani zeytin” deniyordu.

İngilizce ve Almanca Vikipedi, Alaçatı’nın 17. yüzyılın ortasında Rumlar tarafından kurulduğunu yazıyor. Bu bilgi, köyün 15. ve 16. yüzyıl Osmanlı kayıtlarında zaten var olduğu gerçeğiyle uyuşmuyor. Rum nüfusun bölgeye daha sonra, özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda yoğun biçimde yerleştiği anlaşılıyor.

Hacı Memiş Ağa ve bataklık

Kasabanın büyümesi bir bataklığın kurutulmasıyla başladı. Taşcı’nın aktardığına göre eski bir yeniçeri olan Hacı Memiş Ağa 18. yüzyılın sonunda Alaçatı’ya yerleşti ve toprakların büyük kısmının sahibi oldu. Kasabanın güneyi 1850’lere kadar bataklıktı. Hacı Memiş, güneydeki doğal limana uzanan kanallar açtırarak bataklığın kurutulmasına öncülük etti. Kurutulan alanda bugünkü Hacı Memiş Camii’nin çevresinde Müslüman mahallesini kurdu. Hacı Memiş semti bu yüzden Alaçatı’nın en eski mahallesi sayılıyor.

Tarihlerde kaynaklar ayrışıyor. Türkçe Vikipedi’ye göre Hacı Memiş Ağa bataklığı kurutmak için 18. yüzyılda Sakız ve çevre adalardan işçi getirdi; kasabanın Rum nüfusunun kökeni bunlara dayanıyor. Taşcı ise Sakızlı Rumların Hacı Memiş’in tarlalarında çalışmak için 19. yüzyılın başından itibaren geldiğini yazıyor. Taşcı nüfus dengesinin değişmesini başka nedenlere de bağlıyor: salgınların yarattığı işgücü açığı ve Sakız’ın üçte ikisini yıkan 1881 depremi.

Alatsata: 19. yüzyılın bağ kasabası

19. yüzyılın sonunda Alaçatı yarımadanın en büyük yerleşimlerinden biriydi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre 1890’da Çeşme kazasına bağlı bir nahiye merkeziydi. İngilizce Vikipedi 1895 için 13.845 kişilik nüfustan yalnız 132’sinin Müslüman olduğunu, Türkçe Vikipedi 1904 için 15.000 civarında Rum nüfusu veriyor. Kasabanın geliri bağ ve zeytine dayanıyordu. Yunanca kaynaklar Orta Avrupa’ya ihraç edilen kuru üzümü öne çıkarıyor.

Bugün Alaçatı’da gördüğümüz taş evlerin çoğu bu döneme ait. Taşcı’ya göre en eski konutlar 19. yüzyılın ortasından 20. yüzyılın başına uzanıyor. Kasabanın dokusu üç semtten oluşuyor. En eski semt Hacı Memiş’te sokaklar organik, yani kendiliğinden gelişmiş bir düzende. Daha sonra gelişen kesimde ise doğu-batı yönlü Kemalpaşa Caddesi ile onu dik kesen Mektep Caddesi çevresinde ızgara planlı bir doku var. Ticaret bu caddelerde toplanmıştı. Zemin katlar dükkân, üst katlar konuttu. Rumlara ait evleri öteki evlerden ayıran en belirgin öğe, sokağa taşan kapalı balkon, yani cumba.

Kasabanın Rum Ortodoks cemaati için yapılan üç büyük kiliseden günümüze yalnız biri ulaştı. Kültür Envanteri’ne göre yapımına 1830’larda başlanan kilise 1874’te açıldı. Cumhuriyet’in ilanından sonra camiye çevrildi ve Pazaryeri Camii adını aldı. 2009-2010’daki restorasyonda iç mekândaki ikonalar ve dinî tasvirler ortaya çıkarılıp korundu.

1914-1924: nüfusun değişimi

20. yüzyılın başında Alaçatı’nın nüfusu birkaç kez el değiştirdi. Kaynakların ortak verdiği çerçeve şöyle:

  • 1914: Balkan Savaşları’ndan sonra Ege kıyısındaki Rum nüfusun büyük bölümü yerinden edildi. Alaçatı’nın Rum halkı da kasabadan ayrılmak zorunda kaldı. Boşalan evlere Balkanlardan gelen Müslüman göçmenler yerleştirildi. Türkçe Vikipedi bunlar arasında Kolaşin Boşnaklarını ve Kosovalı Arnavutları sayıyor.
  • 1919-1922: Yunan ordusunun İzmir ve çevresini işgal ettiği yıllarda ayrılan Rumların bir kısmı geri döndü. TDV’ye göre Çeşme 17 Mayıs 1919’dan 18 Eylül 1922’ye kadar işgal altında kaldı. 1922’de işgalin sona ermesiyle Rum nüfus yeniden ayrıldı.
  • 1923-1924: Lozan’da imzalanan nüfus mübadelesi sözleşmesiyle Yunanistan’dan gelen Müslümanlar Rumlardan kalan evlere yerleştirildi. Türkçe Vikipedi Kavala, Kesriye, Karaferye ve Karacaova’dan, Taşcı ise Kınalı köyü, Kavala ve Selanik’ten 1924’te gelen aileleri anıyor.

Taşcı’nın incelediği bir köşe evi bu geçişi somut biçimde gösteriyor. Evin Rum sahipleri hakkında çok az bilgi var. 1924’ten sonra eve yerleşen mübadil aile zemin katı bakkal olarak kullandı, terası kapatıp mutfak ve banyo ekledi. Bahçedeki tuvalet de bu dönemde içeri alındı. Türkçe Vikipedi’ye göre kasaba 1928’den beri Alaçatı adını taşıyor.

2000’ler: turizm dönüşümü

Alaçatı 20. yüzyılın büyük bölümünde sakin bir tarım kasabası olarak kaldı. Türkçe Vikipedi’ye göre 2000’den sonra hızla Ege’nin en popüler turizm merkezlerinden biri oldu. İngilizce ve Almanca Vikipedi kasabanın 2005’te sit alanı ilan edildiğini, New York Times’ın 2010’da onu yılın gidilecek yerleri listesinde sekizinci sıraya koyduğunu yazıyor. Koydaki sürekli rüzgâr kasabayı rüzgâr sörfünün de merkezlerinden biri yaptı.

Bu dönüşüm evleri kurtardı ama işlevlerini de değiştirdi. Taşcı’ya göre tarihî evlerin çoğu turizme hizmet etmek üzere restore edildi ve özgün işlevini yitirdi. Yeni yapılan binalar da eski taş evlerin mimari ilkelerine uygun yapılıyor. Bu yüzden bugün sokakta yürürken 19. yüzyıl evini yeni yapılmış bir binadan ayırt etmek her zaman kolay değil.

Bugün Alaçatı’yı gezerken

Kemalpaşa Caddesi’nin çevresindeki ızgara plan, ticaret kasabasının iskeletini hâlâ taşıyor. Daha eski dokuyu görmek için güneydeki Hacı Memiş semtine ve camisine yürüyün. Pazaryeri Camii, Rum kasabasının günümüze ulaşan tek büyük kilisesi. Hafta sonları ve yaz akşamları sokaklar çok kalabalık oluyor; taş dokuyu rahat görmek için sabah saatlerini seçin.

Ulaşım, süre ve çevredeki diğer yerler için: İzmir gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Alaçatı taş evlerini kimler yaptı?

Bugün görülen taş evlerin çoğu 19. yüzyılın ortasından 20. yüzyılın başına, kasabanın nüfusunun büyük çoğunluğunun Rum olduğu döneme ait. Alaçatı ise Alaca-at adıyla 15. yüzyıldan beri Osmanlı kayıtlarında geçen bir köy.

Alaçatı’daki bataklığı kim kuruttu?

Kaynaklar bunu 18. yüzyılın sonunda Alaçatı’ya yerleşen Hacı Memiş Ağa’ya bağlıyor. Güneydeki limana kanallar açtırarak bataklığı kuruttu ve kurutulan alanda bugünkü Hacı Memiş semtini kurdu.

Mübadeleden sonra Alaçatı’ya kimler yerleşti?

1923 Lozan nüfus mübadelesinden sonra, 1924’te Kavala, Selanik, Kesriye, Karaferye ve Karacaova gibi yerlerden gelen Müslüman aileler Rumlardan kalan evlere yerleştirildi. Daha önce, 1914’ten sonra Balkan göçmenleri de kasabaya iskân edilmişti.

Kaynakça


👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top