Selçuk İsa Bey Camii Tarihi
Son güncelleme: 14 Ekim 2026

Nerede: İzmir, Selçuk; Ayasuluk Tepesi’nin batı yamacı, St. Jean Bazilikası ile Artemis Tapınağı arasında
Yaptıran: Aydınoğlu İsa Bey
Mimar: Ali b. Müşeymeş ed-Dımaşkī (Şamlı Ali)
Önemli tarihler: Şevval 776 / Mart 1375 inşa kitabesi · 19. yüzyılın ikinci yarısı kervansaray olarak kullanım · 1895 Avusturyalı araştırmacıların incelemesi · 1934 ilk restorasyon · 1975 yeniden ibadete açılış · 1988 Vakıflar restorasyonu
Bugün: İbadete açık cami; namaz vakitleri dışında gezilebiliyor
İsa Bey Camii’nin batı cephesine yaklaşınca diğer üç cepheden ne kadar farklı olduğunu hemen fark edersiniz. Kuzey, doğu ve güney duvarları kaba yonu taş, kireç taşı ve devşirme malzemeyle örülmüş. Batı cephesi ise baştan sona düzgün kesilmiş mermer bloklarla kaplı. Bu cephe ovaya ve denize bakıyordu. Yani yapının vitriniydi. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin maddesi bu caminin yalnız Aydınoğulları’nın değil, bütün Beylikler dönemi mimarisinin en önemli yapılarından biri olduğunu söylüyor.
Bu sayfa camiyi ve onu yaptıran Aydınoğulları’nı anlatıyor. Tepenin kendisi ve kale için Ayasuluk Kalesi Tarihi, yukarıdaki büyük kilise için St. Jean Bazilikası Tarihi sayfasına bakabilirsiniz.
Aydınoğulları ve Ayasuluk
Aydınoğulları, 14. yüzyılın başında Büyük Menderes’ten itibaren Birgi, Tire ve Ayasuluk bölgesinde kurulan bir Türk beyliğiydi. Kurucusu Mehmed Bey, Ayasuluk’u 1309 civarında ele geçirdi ve burada bir donanma kurdu. Kent beyliğin deniz seferleri ve ticareti için önemli bir iskeleye dönüştü. İskelede Lombardiyalı İtalyan tüccarların bir kolonisi vardı. Venedik bir konsolosluk açtı, kentte Venedik tarzında para bile basıldı.
Mehmed Bey topraklarını oğulları arasında paylaştırdı ve Ayasuluk’u Hızır Bey’e verdi. Daha sonra kardeşi Umur Bey’in yerine beyliğin başına da Hızır Bey geçti. 18 Ağustos 1348’de Latinlerle papanın da onayladığı ağır şartlı bir antlaşma imzalamak zorunda kaldı. Hızır Bey 1360 civarında ölünce, Mehmed Bey’in bir başka oğlu İsa Bey beyliğin başına geçti. İsa Bey Osmanlılarla iyi geçindi ve 1371’de Venediklilerle eski antlaşmayı yeniledi. TDV’ye göre sarayında din ve milliyet ayırmadan şair, âlim ve sanatkârları himaye ediyordu. Bizans tarihçisi Dukas’ın babası İstanbul’dan kaçıp onun yanına sığınmıştı. Hekim Hacı Paşa, İsa Bey’e ithaf ettiği Şifâü’l-eskâm adlı tıp kitabını 1381’de Ayasuluk’ta tamamladı.
İsa Bey’in bu yıllardaki en önemli eseri camiydi. 1389’daki Kosova Savaşı’ndan sonra Yıldırım Bayezid’e karşı bir ittifaka katılınca beyliği 1390’da Osmanlı topraklarına katıldı. İsa Bey’e küçük bir bölgenin yönetimi bırakıldı.
1375 ve Şamlı mimar
Batı kapısındaki inşa kitabesine göre cami Şevval 776’da, yani Mart 1375’te, Aydınoğlu İsa Bey tarafından mimar Ali b. Müşeymeş ed-Dımaşkī’ye yaptırıldı. “Dımaşkī” Şamlı demek. Caminin vakfiyesi bugüne ulaşmadığı için yapının sonraki tarihi büyük ölçüde gezginlerin anlatılarından biliniyor. Evliya Çelebi 17. yüzyılda camiyi görüp süslemelerini anlattı ve kitabesini kaydetti.
Mimarın Şamlı olması plana da yansıdı. Caminin ana mekânı derinliğine değil, enine gelişiyor. Kuzeyinde, caminin bir parçası olarak tasarlanmış revaklı bir avlu var. Bu şemanın kökeni Şam’daki Emevi Camii’ne uzanıyor. Süslemelerde de Zengi ve çağdaş Memlük sanatının etkileri açıkça görülüyor. TDV maddesi, revaklı avluyu yapının bünyesine katan bu düzenin daha sonra Osmanlı sultan camilerinin avlu mimarisine bir bakıma öncülük ettiğini vurguluyor.
Neye bakmalı: cepheden mihraba
- Taçkapı: Batı cephesinde, cami ile avlu duvarının birleştiği yerde, zeminden yüksekte. İki yandan merdivenlerle çıkılıyor ve tamamen mermerden. Kavsaranın çevresinde iki renk taşla yapılmış kama taşı geçmeleri ve düğümlü geçme kompozisyonları var. Kapının tepesindeki mazgallardan yalnızca yere düşmüş birkaç parça kaldı.
- Pencereler: Batı cephesinde iki sıra halinde. Avlu tarafındaki pencereler birbirinin eşi. Cami duvarındakilerin ise her biri bilerek farklı boyut ve süslemeyle yapılmış. Altlarındaki nişler, bugün camla kapatılmış olsa da, abdest alınan çeşmelerdi.
- Minare: Taçkapının üstünde, şerefeden yukarısı yıkık tuğla minare. Doğu kapısının üstünde bir eşi daha vardı. O minare 17. yüzyıl gravürlerinde de görünmüyor. TDV’ye göre bu, Niğde Sungur Bey Camii’nden sonra Beylikler döneminde ikinci çifte minare uygulaması.
- Avlu: Ortasında sekizgen bir havuz vardı ve üç yanını bir revak çeviriyordu. Bugün ayakta duran on iki antik sütun bu revaktan kalma. Duvarlardaki konsollar ve tuğla kemer izleri revakın nasıl örtüldüğünü gösteren en önemli ipuçları.
- Harim: Avludan üç kemerli bir açıklıkla giriliyor. Ortadaki dört sütun mekânı iki eşit nefe bölüyor. Tuğla sivri kemerleri taşıyan bu devasa sütunlar da antik. TDV’ye göre büyük olasılıkla Efes’teki Liman Gymnasiumu’nun hamamından getirildi. Mihrap önündeki iki kubbeden birine Türk üçgenleriyle, ötekine pandantiflerle geçiliyor.
- Çini: Mihrap önü kubbesinin pandantiflerinde firuze, kahverengi ve koyu mavi çinilerle tuğladan yapılmış, altı köşeli yıldızlarla çevrili altıgenlerden oluşan bir mozaik var. Kubbe kasnağındaki mukarnaslar yeşil çiniyle kaplı.
Bugünkü dik çatılar onarımda kalıntılara dayanılarak yapıldı ama özgün çatıyla ilgisi yok. Kubbe kasnaklarının pencerelerini kesiyor olması bunun en açık kanıtı. TDV’ye göre özgün çatı düz ya da hafif eğimli olmalıydı.
İzmir’e taşınan parçalar
Ayasuluk Osmanlı döneminde önemini yitirince cami de kendi haline kaldı. 19. yüzyılın sonunda kubbelerine kadar otlarla sarılmıştı. Yüzyılın ikinci yarısında bir süre kervansaray olarak kullanıldı. Bu sırada güney duvarındaki mihrap sökülüp yerine kapı açıldı.
Aynı dönemde caminin süslü parçalarının bir bölümü İzmir’e götürüldü. Bunların izini sürmek isterseniz İzmir’de iki camiye uğrayabilirsiniz. Doğu kapısının kitabesi Çorakkapı Camii’nde mihrabın üstüne, kuzey kapısının kitabesi Kestanepazarı Camii’nde son cemaat yerinin penceresi üstüne yerleştirildi. Kırılan mihrabın üst kısmı da Kestanepazarı Camii’nin mihrabının üstünde. Mihrabın üstündeki geniş kitabe frizinin parçaları ise TDV’ye göre İzmir Agorası’nda. Mihrap ve minberin bazı kırıkları bugün caminin içinde duruyor.
Onarımlar
1895’te Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün Efes çalışmaları sırasında G. Niemann başkanlığındaki ekip camiyi inceledi ve avluda temizlik yaptı. 1934’te Maarif Vekâleti ile İzmir Vakıflar Müdürlüğü’nün iş birliğiyle ilk restorasyon yapıldı. Uzun süredir açık duran yan neflerin üstü örtüldü. Türkçe Vikipedi’ye göre 1975’te dönemin Selçuk müftüsünün girişimiyle çatı ve duvarlar onarıldı ve cami yeniden ibadete açıldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü 1988’de yeniden kapsamlı bir onarım yaptı.
Bugün İsa Bey Camii’ni gezerken
Cami bugün ibadete açık. Ziyaret namaz vakitleri dışında yapılıyor ve giriş ücretsiz. Efes Müzesi ve St. Jean Bazilikası’na yürüme mesafesinde. Önce batıdaki taçkapının karşısına geçip cephenin mermer işçiliğine ve pencerelerin birbirinden farklı süslemesine bakın. Sonra avluya girip on iki sütunu ve kemer izlerini bulun. Harimde dev sütunların başlıklarına ve mihrap önü kubbesinin çinili pandantiflerine bakın. Caminin hemen yanındaki sekizgen, piramit çatılı türbeyi de görebilirsiniz.
Ulaşım, süre ve çevredeki diğer yerler için: İzmir gezilecek yerler rehberi.
Sıkça sorulan sorular
İsa Bey Camii ne zaman ve kim tarafından yapıldı?
Batı kapısındaki kitabeye göre Şevval 776’da (Mart 1375) Aydınoğlu İsa Bey tarafından mimar Ali b. Müşeymeş ed-Dımaşkī’ye (Şamlı Ali) yaptırıldı.
Caminin mimarisini önemli kılan ne?
Enine gelişen harimi ve buna kuzeyden bitişen revaklı avlusuyla, kökü Şam Emevi Camii’ne uzanan bir şemayı Anadolu’da yeni bir anlayışla uyguluyor. Revaklı avlunun cami bünyesine katılması Osmanlı sultan camilerine öncülük eden bir adım sayılıyor.
Caminin sütunları nereden geldi?
Avludaki on iki sütun ve harimdeki dev sütunlar antik yapılardan devşirildi. TDV’ye göre harimdeki sütunlar büyük olasılıkla Efes’in liman yakınındaki hamam-gymnasium yapısından getirildi.
Caminin mihrabı nerede?
19. yüzyılın sonunda kırıldı. Üst kısmı İzmir’deki Kestanepazarı Camii’nin mihrabının üstüne yerleştirildi. Bazı parçaları bugün caminin içinde.
Kaynakça
- “Îsâ Bey Camii (İzmir/Selçuk)”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 22 (2000), s. 476-478.
- “Aydınoğulları”, TDV İslâm Ansiklopedisi; Feridun Emecen, “Ayasuluk”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4 (1991).
- Niemann, G. (1906). “Die seldschukischen Bauwerke in Ajasuluk”. Forschungen in Ephesos I: 112-131.
- Otto-Dorn, K. (1950). “Die Isa Bey Moschee in Ephesos”. Istanbuler Forschungen XVII: 115-131.
- Pamukkale Üniversitesi Ayasuluk Kazısı, Kale Köşkü — caminin doğu kapısıyla benzer silmeler.
- İsa Bey Camii ve İsa Bey Mosque, Vikipedi.
👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası