Agora Ören Yeri Tarihi

Son güncelleme: 14 Ekim 2026

Agora Ören Yeri, İzmir
Fotoğraf: Gargarapalvin · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Nerede: İzmir, Konak, Namazgâh semti; Kemeraltı Çarşısı ile Kadifekale yamacı arasında
Dönem: Helenistik dönemde kuruldu; bugün görülen yapılar büyük ölçüde MS 178 depreminden sonraki Roma yeniden yapımından
Yaptıran: Kentin kendisi; deprem sonrası yeniden yapımda İmparator Marcus Aurelius’un desteği
Önemli tarihler: MÖ 4.-3. yüzyıl kuruluş · MS 177/178 deprem · 3. yüzyıl Pionios’un yargılanması · Osmanlı’da mezarlık ve namazgâh · 1932 ilk kazı · 2004 Faustina Kapısı’nın kısmi yeniden yapımı · 2007’den beri sistemli kazı · 2020 UNESCO Geçici Listesi
Bugün: Ören yeri; kuzey stoa (bazilika) ve bodrum katı, batı stoa, Faustina Kapısı, antik su kanalları

Kemeraltı’nın kalabalık sokaklarından birkaç dakika yukarı yürüyünce şehrin ortasında açılan bir boşluğa, sütunlar ve kemerlerle dolu bir çukura varırsınız. Burası, İskender sonrası kurulan Smyrna’nın devlet meydanı, yani agorasıydı. Yerleşimin üstünde yüzyıllarca bir mezarlık durdu, sonra 1930’larda kazılar başladı ve bugün tonozlu bodrum katları hâlâ ayakta duran bir Roma meydanı açığa çıktı. Agora’yı ilginç kılan yalnız mimarisi değil: bazilikanın bodrum duvarlarına kazınmış binlerce yazı ve çizim, 1.800 yıl önceki kent hayatına doğrudan bir pencere açıyor.

Bu sayfa Roma kentinin meydanını anlatıyor. Bayraklı’daki ilk kent için Eski Smyrna tarihi, kentin Pagos’ta yeniden kuruluşu ve kale için Kadifekale tarihi sayfalarına bakabilirsiniz.

Kuruluş: yeni kentin meydanı

Agora, Smyrna’nın MÖ 4. yüzyılın sonunda Pagos Tepesi’nin eteklerine taşınmasıyla planlanan yeni kentin parçasıydı. Türkçe ve İngilizce kaynaklar meydanı MÖ 4. yüzyıla, Fransızca kaynaklar Lysimakhos ve I. Seleukos dönemine, yani MÖ 3. yüzyıla tarihliyor; ikisi de aynı kuruluş sürecini, yeni kentin ilk yıllarını işaret ediyor. Meydan kentin ana caddesinin üzerinde, liman ile akropol arasındaki yamacın düzlüğe indiği noktadaydı. İşlevi pazar yerinden çok bir devlet agorasıydı: yönetim, yargı, ticari sözleşmeler ve törenler burada yapılıyordu. Yakındaki Mozaikli Salon, Kent Meclisi (Bouleuterion), Agora Roma Hamamı ve gymnasium da kazılarla meydanla ilişkilendirilen yapılar arasında.

Roma döneminde Smyrna, Asia eyaletinin en zengin kentlerinden biri haline geldi. Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’ne göre İmparator Hadrianus döneminde (117-138) kentte bir Hadrianus tapınağı, gymnasium ve buğday pazarı yapıldı. Strabon’un “kentlerin en güzeli” diye övdüğü Smyrna’nın meydanı da bu yüzyıllarda büyüdü ve süslendi.

178 depremi ve Marcus Aurelius

MS 177 ya da 178’de Smyrna’yı büyük bir deprem yıktı. Diyanet ansiklopedisi bu depremi kentte tespit edilebilen ilk büyük deprem olarak anıyor ve şehrin “hemen tamamen harap olduğunu” yazıyor. Kent, İmparator Marcus Aurelius’un (161-180) desteğiyle yeniden inşa edildi. Geleneksel anlatıya göre Smyrnalı hatip Aelius Aristides imparatora kentin durumunu anlatan bir mektup yazmış, bu da yardımı hızlandırmıştı. Kültür Portalı’nın aktardığına göre agorada bulunan yazıtlar, depremden sonra kente yardım edenlerden söz ediyor.

Bugün Agora’da gördüğünüz yapıların büyük kısmı bu yeniden yapımın ürünü. Kazıcılar, kentin tiyatrosunun da son biçimini 177/178 depreminden sonraki onarımlarla aldığını kabul ediyor. Meydan, 120 metre kenarlı büyük bir kare avlu olarak tasarlanmıştı: kuzeyinde büyük bir bazilika, doğu ve batısında sütunlu galeriler (stoalar) vardı. Kazılmamış güney kesimde bir ya da birkaç tapınağın bulunduğu tahmin ediliyor. Fransızca kaynaklar planın Selanik agorasına çok benzediğini not ediyor.

Faustina Kapısı

Meydanın batısındaki anıtsal kapı, kemerinde yer alan kadın portresinden adını alıyor. Portrenin Marcus Aurelius’un eşi, imparatoriçe Faustina’ya (Genç Faustina) ait olduğu düşünülüyor; kocası kentin yeniden yapımına destek verdiği için bu atıf anlam kazanıyor. Kapı, meydanı doğu-batı doğrultusunda kesen bir caddenin meydana açıldığı yerdeydi ve iki açıklıklıydı. Sağ yarısı 2004’te yeniden ayağa kaldırıldı. Bugün ziyaretçinin ilk fotoğrafladığı yer genellikle burası; ama kapının bir bölümünün modern bir yeniden kurulum olduğunu bilmekte yarar var.

Neye bakmalı: bazilika ve bodrum katı

Agora’nın en etkileyici yapısı kuzey stoa, yani bazilika. Meydanın kuzey kenarı boyunca uzanan bu büyük kamu yapısı, eğimli araziye oturtulduğu için altında tonozlu bir bodrum katı (kriptoportikus) taşıyor. Paralel diziler halindeki kemerlerle güçlendirilmiş bu alt yapılar bugün hâlâ çok iyi durumda. Kültür Portalı yapıyı “üç katlı ve önünde merdiveni olan bileşik bir yapı” olarak tarif ediyor; UNESCO dosyası ise bodrumla birlikte dört katlı bir yapıdan söz ediyor. Hangisi esas alınırsa alınsın, bodrumda dolaşırken tepenizden geçen kemerler Roma mühendisliğinin ölçeğini en iyi gösteren yer.

Batı stoa ise Korint başlıklı sütun dizisiyle meydanın batı kenarını çiziyordu. Bugün ayağa kaldırılmış sütunlar, meydanın bir zamanlar ne kadar yüksek ve gölgeli galerilerle çevrildiğini hayal etmeyi kolaylaştırıyor.

Duvarlardaki binlerce yazı

2000’li yıllardaki kazılar bazilikanın yarı gömülü bodrum katının sıvalı duvarlarında çok sayıda duvar yazısı (grafiti) ortaya çıkardı. Fransızca kaynaklar bunları “yüzlerce” diye anarken UNESCO dosyası yaklaşık üç bin grafitiden söz ediyor. Topluluk, Pompeii’den sonra antik dünyanın en önemli grafiti gruplarından biri sayılıyor. Yazılar ve çizimler Roma dönemi gündelik hayatının birçok yönüne ışık tutuyor; UNESCO dosyası özellikle ticaret ve liman yaşamına dair anlatıları ve Akdeniz’in uzun mesafe kervan yollarıyla bağlantıyı vurguluyor. Grafitiler New York Üniversitesi’nden Roger Bagnall ve ekibinin hazırladığı bir kitapta yayımlandı. Duvarlar hassas olduğu için koruma çalışmaları sürüyor ve ziyaretçinin hepsini yakından görmesi mümkün olmayabiliyor.

Hâlâ akan su

Agora’nın az bilinen ayrıntılarından biri su sistemidir. UNESCO dosyasına göre Agora’yı çevreleyen modern binaların altında, hâlâ su taşıyan iki antik su yolu var. Bu sistem Roma döneminden başlayarak Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de kullanıldı ve su yollarından biri 19. yüzyılda bir ibadet yeri olarak kullanıldı. Kaynakların başında Kadifekale’deki sarnıçlar bulunuyordu; tepeden inen su ağının izleri bugün agorada görülebiliyor.

Bir şehidin yargılanması

Agora, Smyrna’nın erken Hristiyanlık tarihinde de yer alıyor. Fransızca kaynaklar, 3. yüzyılda Smyrnalı rahip Pionios’un yargılanmasının burada yapıldığını aktarıyor. Pionios, İmparator Decius dönemindeki (249-251) zorunlu kurban uygulaması sırasında tutuklanmış ve ölüme mahkûm edilmişti. Olay, Pionios’un şehadetini anlatan antik metinden biliniyor ve Smyrna’nın Roma dönemindeki karmaşık dini dokusunu gösteriyor.

Mezarlık, namazgâh ve keşif

Antik meydan zamanla toprakla doldu ve kullanılmaz oldu. Osmanlı döneminde alan bir Müslüman mezarlığı ve açık hava namaz yeri (namazgâh) olarak kullanıldı. Semtin bugünkü Namazgâh adı ve yakındaki Namazgâh Hamamı bu dönemi hatırlatıyor. 1835’te Fransız gezgin Charles Texier, görünen birkaç kalıntıdan burada portiklerle çevrili büyük bir meydan olduğunu tanıdı.

Bilimsel kazılar 1932’de İzmir Müzesi müdürü Selahattin Kantar yönetiminde başladı (İngilizce kaynaklar 1933 diyor). Kazılar sırasında alandaki tarihi mezarlık kaldırıldı. Kantar, Avusturyalı arkeolog Franz Miltner ve Alman mimar Rudolf Naumann ile birlikte çalıştı; sonuçlar 1934-1950 arasında yayımlandı, en kapsamlısı Kantar ile Naumann’ın 1950’deki “Die Agora von Smyrna” çalışmasıdır. Poseidon ile yanındaki bir tanrıçayı gösteren ünlü kabartma bu ilk kazılardan çıktı. Kabartmadaki tanrıça Fransızca kaynaklarda Amphitrite, Türkçe yayınlarda çoğunlukla Demeter olarak tanıtılıyor. Agora buluntuları uzun süre Kültürpark’taki İzmir Tarih ve Sanat Müzesi’nde sergilendi; bu müzenin koleksiyonu son yıllarda Alsancak’taki İzmir Kültür Sanat Fabrikası’na taşındı (ayrıntılar için İzmir Tarih ve Sanat Müzesi tarihi). Kültür Portalı ayrıca Hermes, Dionysos, Eros ve Herakles heykelleriyle çok sayıda figürin, cam, kemik ve maden eserin çıkarıldığını yazıyor.

Çalışmalar 1996-1997’de ve 2002-2005 arasında müze müdürlüğü yönetiminde yeniden başladı. 2007’den beri kazılar Akın Ersoy başkanlığında sürüyor ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ile kentin ticaret odalarının desteğiyle yürütülüyor. Kazı ekibi aynı yıllarda yakındaki Smyrna Tiyatrosu’nu da açığa çıkarıyor. Agora 2020’de “İzmir Tarihî Liman Kenti” adıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girdi; Ekim 2023’te ören yerinde 700 metrelik bir gezi yolu yapıldı.

Bugün Agora’yı gezerken

Ören yerine Kemeraltı’ndan ya da Kadifekale yönünden yürüyerek ulaşılabiliyor. Gezide önce Faustina Kapısı’na bakın ve hangi kısmın özgün, hangisinin 2004’te yeniden kurulduğunu ayırt etmeye çalışın. Sonra kuzey stoanın bodrum katına inin: kemer dizileri, grafitili duvarlar ve su kanallarının sesi Agora’nın en akılda kalan bölümleri. Batı stoanın sütunlarından meydana baktığınızda, karşıdaki tepede Kadifekale’nin surları görünür; antik kentin meydanı ile akropolünü aynı karede görmek, Smyrna’nın planını anlamak için en kısa yol. Yaz aylarında gölge azdır; ziyaret saatleri ve Müzekart geçerliliği için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın güncel bilgisine bakın.

Agora, modern kentin altında kalan Roma Smyrna’sının görülebilen birkaç parçasından yalnızca biri. Ersoy ve ekibi, kent merkezinde arkeolojik çalışmalara konu olmuş diğer noktaları da sayıyor: Kemeraltı Roma Hamamı, konut izleri ve kentin doğuya uzanan yolunun kalıntısıyla Altınpark, Cicipark’taki Roma caddesi, Yeşildere üzerindeki Kızılçullu su kemeri ve Roma dönemi Kemer (Kervan) Köprüsü. Agora’dan sonra bu noktaların birine uğramak, antik kentin ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösterir.

Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: İzmir gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

İzmir Agorası ne zaman yapıldı?

Meydan, Smyrna’nın Pagos Tepesi’nin eteklerinde yeniden kurulduğu MÖ 4. yüzyıl sonu ile 3. yüzyıl başında planlandı. Bugün görülen yapıların çoğu ise MS 177/178 depreminden sonra, İmparator Marcus Aurelius’un desteğiyle yapılan yeniden inşadan kalıyor.

Faustina Kapısı adını nereden alıyor?

Kapının kemerindeki kadın portresinin, Marcus Aurelius’un eşi imparatoriçe Faustina’ya ait olduğu düşünülüyor. Kapının sağ yarısı 2004’te yeniden ayağa kaldırıldı.

Agora’daki grafitiler nedir?

Bazilikanın bodrum katının sıvalı duvarlarına Roma döneminde kazınmış yazı ve çizimler. Sayıları kaynağa göre yüzlerce ile yaklaşık üç bin arasında veriliyor. Ticaretten gündelik hayata pek çok konuda bilgi veriyor ve antik dünyanın en önemli grafiti gruplarından biri sayılıyor.

Agora’nın üzerinde neden mezarlık vardı?

Antik meydan zamanla toprakla dolup kullanılmaz olunca alan Osmanlı döneminde Müslüman mezarlığı ve namazgâh olarak kullanıldı. 1932’de başlayan kazılar sırasında mezarlık kaldırıldı ve Roma yapıları açığa çıkarıldı.

Kaynakça

  • Ersoy, Akın; Alatepeli, Sarp ve Çakmak, Ozan (2026). “Güncel Arkeolojik Veriler Işığında Smyrna / İzmir Tiyatrosu”. Höyük 17: 155-174. Türk Tarih Kurumu (PDF) — agora ile ilişkili yapılar, 177/178 depremi.
  • Kantar, S. ve Naumann, R. (1950). “Die Agora von Smyrna”. Istanbuler Forschungen 17: 69-114.
  • Bagnall, Roger S. ve diğ. Graffiti from the Basilica in the Agora of Smyrna. New York: NYU Press / ISAW. DOI.
  • Republic of Türkiye (2020). “The Historical Port City of Izmir”, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi dosyası — bazilika, grafitiler, su yolları.
  • Kütükoğlu, Mübahat S. (2001). “İzmir”, TDV İslâm Ansiklopedisi — Hadrianus dönemi, 178 depremi.
  • Kültür Portalı, “Agora”.
  • İzmir Agorası, Agora of Smyrna (İngilizce) ve Agora (Smyrne) (Fransızca), Vikipedi.

👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top