Derecik Bazilikası Tarihi

Son güncelleme: 16 Ekim 2026

Nerede: Bursa, Büyükorhan; ilçe merkezinin yaklaşık 5 km doğusundaki Derecik Mahallesi yakınında, meşe ormanı içinde
Dönem: Geç Roma – Erken Bizans, MS 4.-5. yüzyıl (birden çok yapı evresi)
Yaptıran: Bilinmiyor; mozaikteki yazıtlardan birinde Epituchanos adlı bir diyakonun adı geçiyor
Önemli tarihler: 2001 rastlantıyla bulunuş ve Bursa Müzesi’nin kurtarma kazısı · 2006 uluslararası mozaik sempozyumu gezisi · 2007-2009 Lozan Üniversitesi danışmanlığında kazılar · 2009’dan itibaren mozaiklerin onarılıp kumla örtülmesi · 2012 son kazı sezonu
Bugün: Mozaikler koruma amacıyla örtülü, alan tel çitle korunuyor; 2012’den beri kazı yapılmadı, ziyaretçi için düzenlenmiş bir gezi alanı yok

Büyükorhan, Uludağ’ın güney yamaçlarındaki dağlık ilçelerden biri. İlçenin Derecik Mahallesi yakınında, bir meşe ormanının içinde, Uludağ’da varlığı bilinen çok sayıdaki kiliseden bilimsel kazı yapılan ilki yatıyor. Derecik Bazilikası’nın duvarları bugün yalnızca temel seviyesinde. Onu önemli kılan, neredeyse tüm zeminini kaplayan renkli mozaikler ve yapının altından çıkan, daha eski bir Zeus kültünü işaret eden sunaklar. Kazılar 2012’de durdu, mozaikler yeniden toprağın altına alındı. Bu sayfa, bazilika hakkında akademik yayınlarda bilinenleri ve yerel basındaki abartılı iddiaları ayırarak anlatıyor.

Keşişler Dağı’nın kilisesi

Bazilika, antik çağda Mysia Olympos’u denen Uludağ’ın eteklerinde. Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Mustafa Şahin ile Recep Okçu’nun 2008 tarihli makalesine göre dağ, Hristiyanlık Roma İmparatorluğu’nun resmî dini olduktan sonra, 4. yüzyıldan itibaren inzivaya çekilmek isteyen Hristiyan toplulukların yerleştiği bir yer oldu. Yazılı kaynaklar dağın çeşitli yerlerinde çok sayıda manastırdan söz ediyor. Atroa, Sakkudion ve Symboleon bunların en bilinenleri. Manastırlar o kadar çoktu ki dağa “keşişler dağı” anlamında oros tôn kalogerôn denirdi. Türkçedeki Keşiş Dağı adı da buradan geliyor. Manastırların sayısı için kaynaklar farklı rakamlar veriyor. Şahin ve Okçu elliye kadar çıkabileceğini, Türkiye Turizm Ansiklopedisi’ndeki madde ise yüzü aştığını yazıyor. Bu manastırların çoğunun yeri bilinmiyor.

Ansiklopedideki madde, bazilikanın antik Hadrianoi ad Olympum kentinin, yani bugünkü Orhaneli’nin hinterlandında kaldığını da belirtiyor. Derecik, Uludağ’da varlığından söz edilen kiliseler arasında bilimsel kazı yapılan ilk örnek.

Rastlantıyla bulunan mozaikler

Bazilikanın bulunuşu farklı biçimlerde anlatılıyor. Şahin ve Okçu’nun makalesine göre güvenlik güçleri Mart 2001’de kaçak kazı şüphesiyle bölgeye gitti ve yapıyı rastlantıyla buldu. Nur Deniz Ünsal ile Recep Okcu’nun Türkiye Turizm Ansiklopedisi’ndeki maddesine göre ise bir aileye ait arazide yapılan kaçak kazıda ortaya çıkan küçük bir mozaik parçasını köylüler fark etti ve jandarmaya bildirdi. Yerel basında sık tekrarlanan “tarlasını süren bir çiftçinin bulduğu” anlatımı akademik yayınlarda geçmiyor. Türkçe Vikipedi ise buluşu 2000 yılına koyuyor. Akademik kaynaklar 2001’de birleşiyor.

İlk kazıyı Bursa Arkeoloji Müzesi adına arkeologlar Recep Okçu ve Konca Hançer yaptı. Şahin ve Okçu’ya göre Haziran 2001’de bir sondajla başlayan çalışma, 30 Temmuz-20 Ağustos 2001 arasındaki kurtarma kazısıyla genişletildi. İki makale de kazının toplam yaklaşık iki ay sürdüğünü yazıyor. Yapı, tarım toprağının hemen altında, 50-120 santimetre derinlikte çıktı. Sonra kazı alanı bir süre kaderine bırakıldı.

Plan ve mozaikler: neler bulundu?

Şahin ve Okçu’ya göre ortaya çıkan yapı 12,5 x 20,75 metre ölçülerinde, doğu-batı doğrultusunda bir kilise. Girişte bir narteks, ortada naos denen ana ibadet mekânı, doğuda bema ve apsis var. Narteks, arazinin eğimi yüzünden naosun 30 santimetre altında. Kurtarma kazısında naosun iki sıra sütunla bölündüğü düşünülmüştü. Sonraki kazılar, ilk evrede tek nefli bir yapı olduğunu, sütun ya da payelerin ikinci evrede eklendiğini gösterdi.

  • Mozaik döşeme: Narteks, naos ve bema zemini opus tessellatum tekniğinde, kalın bir harç tabakası üzerine döşenmiş mozaikle kaplı. Beyaz, kırmızı, sarı, zeytin yeşili ve lacivert taşlar kullanılmış. Bitkisel ve geometrik motiflerin yanında tavus kuşu, keklik ve güvercin figürleri var.
  • Refrigerium sahnesi: Narteks mozaiğinin ortasında, ölüler için düzenlenen anma yemeğini anlatan bir sahne. Üst kısmı tahrip olmuş, altta yalnızca bir kantharos, yani iki kulplu bir kap ile iki tavus kuşunun kuyruğu korunmuş. Şahin ve Okçu, en iyi karşılaştırma örneği olarak İznik’teki 4. yüzyıla ait yeraltı mezarının fresklerini gösteriyor.
  • Naosun ortası: Bir bölümde, haç biçimli geçişlerle birbirine bağlanan sekizgenlerin içinde her biri farklı çizilmiş kuşlar. Öteki bölümde, ortada üç boyutlu bir yıldız ve çevresinde her biri ayrı süslenmiş daireler: yıldız, çark ve Süleyman düğümü.
  • Yazıtlar: Naos ile apsis arasındaki geçişte üç ya da dört satırlık, ağır hasarlı üç yazıt. Okunabilen birinde, kiliseye bağlı Epituchanos adlı bir diyakonun dileği yer alıyor. Ötekiler makalenin yayımlandığı tarihte henüz çevrilmemişti.
  • Bir kadın mezarı: Naosun kuzeydoğu köşesinde, mozaiğin farklılaştığı yerde, mermer levhaların altında granit kayaya oyulmuş bir mezar. İçindeki iskelet, antropolojik incelemeye göre 40-45 yaşlarında bir kadına ait. Mezardan yalnızca demir bir kemer tokası çıktı. Sonraki sezonlarda kuzeydoğu köşede iki mezar daha bulundu.

Kilisenin altındaki Zeus

2001 kazısında apsisin kuzey köşesinde, dolgu malzemesi olarak kullanılmış iki antik sunak bulundu. Şahin ve Okçu’nun aktardığına göre mermer sunaklardan birindeki dört satırlık yazıt, Zeus Anabatenos ile Zeus Kersoullos adlarını birlikte anıyor. Öteki sunakta da Zeus Anabatenos geçiyor. Ünsal ve Okcu’ya göre mozaikli kilisenin altında, mozaikten yaklaşık 50 santimetre aşağıda kiremit döşeli daha eski bir taban da bulundu. Bunun, mozaikli kiliseden 50-70 yıl kadar önce yapılmış ilk kilise evresi olduğu düşünülüyor. Bu derinlikte MS 2. yüzyıla ait bir adak steli de çıktı. Ansiklopediye göre iki eser Bursa Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Sunakların ağırlığı, uzak bir yerden taşınmış olmalarını zorlaştırıyor. Şahin ve Okçu bu yüzden kilisenin, daha önce Zeus’a adanmış bir kutsal alanın yakınına kurulmuş olabileceğini öne sürüyor. Bu bir hipotez. Kazı yayınlarında bölgede bir Zeus kutsal alanının yeri henüz belirlenmiş değil.

Lozan Üniversitesi kazıları

Derecik hakkındaki ilk bilimsel sunum, 2006’da Bursa’da düzenlenen III. Uluslararası Türkiye Mozaik Korpusu Sempozyumu’nda yapıldı. Sempozyumun alan gezisinde bazilikayı gören İsviçreli Sophie Delbarre-Bärtschi ile Claude-Alain Paratte, kazının tamamlanması ve mozaiğin restorasyonu için ortak bir proje önerdi. 2007’de Lozan Üniversitesi Arkeoloji ve Antikçağ Bilimleri Enstitüsü (IASA), İsviçre antik kaplamalar araştırma derneği ASERA ve Uludağ Üniversitesi arasında bir protokol imzalandı. Kazıların başkanlığı yine Bursa Müzesi’ndeydi. Bilimsel danışmanlığı Lozan’dan Prof. Michel Fuchs ile Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Mustafa Şahin üstlendi.

Ünsal ve Okcu’ya göre 2007-2009 arasında her yaz bir kazı sezonu yapıldı. Kilisenin yakın çevresinde birden çok yapı evresi saptandı. Bu evrelerden birinde, Hadrianoi’de basılmış bir Julia Domna sikkesinin bulunduğu bir yıkım tabakası var. 2009’dan itibaren mozaiklerin onarımı yapıldı, ardından mozaikler kum ve koruma örtüsüyle kapatıldı. Kazı izninin Bakanlar Kurulu’na devredilmesi yüzünden iki yıl ara verildi. Bursa Hakimiyet’in 2012 tarihli haberine göre çalışmalar o yaz Fuchs başkanlığında 20 kişilik bir ekiple yeniden başladı. Ansiklopediye göre bu son sezonda MS 450-457 arasına tarihlenen, İmparator Marcianus’a ait bir altın sikke bulundu.

Bazilika ne zaman yapıldı?

Kaynakların ortak noktası, bazilikanın MS 4.-5. yüzyıllara ait olduğu. Ayrıntılarda ise farklılıklar var. Şahin ve Okçu 2008’de iki ayrı mozaik işçiliği gördüklerini, ilk mozaik zeminin büyük olasılıkla 4. yüzyılın sonunda yapılıp 5. yüzyılın sonunda yenilendiğini önerdi. Ünsal ve Okcu’nun 2020 tarihli maddesi ise mozaikleri ilk aşamada 4. yüzyılın ortalarına tarihliyor. Kaç yapı evresi olduğu da farklı veriliyor. Şahin ve Okçu 2007-2008 sondajlarında dört, ansiklopedi beş yapı evresinden söz ediyor. Fuchs ve Delbarre-Bärtschi’nin ayrıntılı kazı raporları Antike Kunst dergisinde yayımlandı (2009, 2010). Bu raporlara bu sayfa için doğrudan erişilemedi.

Şahin ve Okçu, Derecik Bazilikası’nı Bursa bölgesinde ve Kuzey Anadolu’da bilinen en iyi korunmuş ve en erken örnek olarak tanımlıyor. Ansiklopedi bu nitelemeyi özellikle mozaik döşemesi için yapıyor. Yerel basında yıllardır tekrarlanan “Hristiyanlığın resmî din olmasından sonra yapılan ilk kilise” ve “tek benzeri Paris’te” gibi ifadeler ise akademik yayınlarda yer almıyor.

2012’den beri bekleyen alan

2012’den sonra kazı yapılmadı. Sözcü’nün 2019 tarihli haberine göre çalışmalar ödenek yetersizliği yüzünden durdu. Bursa Müze Müdürlüğü 2022’de yerel basına yaptığı açıklamada, Lozan ekibinin liderinin rahatsızlandığını, bütçe sıkıntısı yaşandığını ve kazının tamamlanamadığını belirtti. Müdürlüğe göre ortaya çıkan bölüm koruma amacıyla örtüldü, alan belirli aralıklarla kontrol ediliyor, tel örgüler onarılıyor. Aynı habere göre bazilikanın bulunduğu parseller birinci derece, çevresi üçüncü derece arkeolojik sit alanı. Büyükorhan Belediyesi alanı ziyarete açmak için bir proje hazırlatıp Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvurdu. Bursadabugün’ün 29 Eylül 2026 tarihli haberi, kazının hâlâ yeniden başlamadığını, kaymakamlığın da 2012’den beri ödenek yetersizliğinden kazı yapılamadığını belirttiğini aktarıyor.

Bugün Derecik Bazilikası’nı gezerken

Gitmeden önce bilinmesi gereken en önemli şey, mozaiklerin görünür olmadığı. Bazilika koruma amacıyla örtülü ve tel çitle çevrili. Alanda ayakta duran duvar, kemer ya da sütun yok, bir ziyaretçi düzenlemesi de bulunmuyor. Derecik’e ilçe merkezinden yaklaşık 5 kilometrelik bir yolla ulaşılıyor. Alan ormanlık ve dağlık bir arazide, yol durumunu ve alana girilip girilemeyeceğini Büyükorhan Belediyesi’ne ya da kaymakamlığa sormakta yarar var. Ansiklopediye göre kazıdan çıkan Zeus Anabatenos adak steli ve sunak Bursa Arkeoloji Müzesi’nde. Bölgenin Geç Antik dönemini görmek isteyenler için İznik’teki kiliseler de iyi bir tamamlayıcı. Örneğin İznik Ayasofya.

Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Bursa gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Derecik Bazilikası’nın mozaikleri görülebiliyor mu?

Hayır. Mozaikler 2009’dan itibaren onarılıp kum ve koruma örtüsüyle kapatıldı. 2012’den beri kazı yapılmadı ve alan ziyarete düzenlenmedi. Bugün yalnızca çitle çevrili, örtülü bir kazı alanı görülebiliyor.

Bazilika ne zaman bulundu?

Akademik yayınlara göre 2001’de, kaçak kazı şüphesiyle bölgeye giden güvenlik güçlerinin ya da durumu fark eden köylülerin bildirimiyle ortaya çıktı. Bursa Müzesi aynı yaz kurtarma kazısı yaptı. Bazı kaynaklarda geçen 2000 yılı ve “çiftçinin tarlasında bulduğu” anlatımı akademik yayınlarda yok.

Hristiyanlığın ilk kilisesi olduğu doğru mu?

Bu iddia yerel basında yer alıyor, akademik yayınlarda yok. Kazıyı yapan araştırmacılar bazilikayı Bursa bölgesinde ve Kuzey Anadolu’da bilinen en erken ve en iyi korunmuş örnek olarak tanımlıyor. Tarihi MS 4.-5. yüzyıl olarak veriliyor.

Kazıları kim yaptı?

2001’deki kurtarma kazısını Bursa Arkeoloji Müzesi yaptı. 2007-2012 arasındaki kazılar yine Bursa Müzesi başkanlığında, Lozan Üniversitesi’nden Michel Fuchs ile Uludağ Üniversitesi’nden Mustafa Şahin’in bilimsel danışmanlığında yürütüldü.

Kaynakça


👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top