Gölyazı Tarihi

Son güncelleme: 16 Ekim 2026

Gölyazı (Apollonia ad Rhyndacum), Bursa
Fotoğraf: Basak · https://creativecommons.org/publicdomain/zero/1.0/deed.en · Wikimedia Commons

Nerede: Bursa, Nilüfer; Uluabat (Apolyont) Gölü’nün kuzeydoğu kıyısında, Bursa-Karacabey karayolunun 35. kilometresinden güneye sapan yolun 7 km içinde, göle uzanan yarımada ve ona köprüyle bağlı ada üzerinde
Dönem: Klasik ve Hellenistik dönem (kuruluş) · Roma İmparatorluk dönemi · Bizans · Osmanlı · Cumhuriyet
Diğer adları: Apollonia ad Rhyndacum · Apolyont · Abulyond · Bizans döneminde Theotokia
Önemli tarihler: MÖ 5.-4. yüzyıl en eski sikkeler · MÖ 2. yüzyıl ortası Milet ile “akrabalık” kararnamesi · 2. yüzyıl Hadrianus yazıtları · 11. yüzyıl sonu Türkmen hâkimiyeti ve Bizans seferleri · 14. yüzyıl Osmanlı yönetimi · 1920’ler mübadele · 1992 belde, 2009 Nilüfer’e bağlı mahalle · 2014 kilisenin kültürevi olarak açılması · 2016-2017 nekropol kazıları
Bugün: Yaşayan bir göl köyü; antik kalıntılar sokakların ve evlerin arasında, nekropol alanı gezi yoluyla düzenlenmiş durumda

Gölyazı’da tarih bir müzenin vitrininde değil, sokakta durur. Evlerin temelleri antik surların üzerinde yükselir, bir evin duvarında yazıtlı bir sunak taşı görülür, köyün spor alanı bir zamanlar antik stadyumdu. Uluabat Gölü’ne uzanan bu küçük yarımada, antik çağda Apollonia ad Rhyndacum adını taşıyan bir kentin yeriydi. Bu sayfa kentin kuruluşunu, Roma ve Bizans dönemlerini, köyün Osmanlı ve Cumhuriyet yıllarını ve son kazıların ortaya çıkardıklarını anlatıyor. Bursa’nın genel tarihi için Tophane Surları tarihi sayfasına bakabilirsiniz.

Bir yarımada, bir ada

Serdar Aybek ile Ali Kazım Öz’ün 2002-2003 yüzey araştırmasına göre yarımada göle doğru dümdüz uzanır ve iki noktada daralır. Ucundaki alçak, neredeyse yuvarlak tepe göl suları yükseldiğinde karadan tamamen ayrılır. Bugünkü Gölyazı’nın evleri bu tepenin üzerindedir. Karaya yakın tepe Zambaktepe adını taşır, Aziz Georgios Tepesi olarak da anılır. Antik tiyatro, stadyum ve nekropol bu tepenin yamaçlarında. Gonca Gülsefa’nın 2026 tarihli makalesi kentin peş peşe üç yarımada üzerine yayıldığını belirtiyor. Adaya geçiş eskiden tahta bir köprüyle, bugün betondan bir köprüyle sağlanıyor.

“Apollonia” adı kentin koruyucu tanrısı Apollon’dan gelir. Antik Anadolu’da bu adı taşıyan birçok kent vardı. “ad Rhyndacum” eki, kenti ötekilerden ayırmak için Rhyndakos ırmağına, yani bugünkü Mustafakemalpaşa Çayı’na gönderme yapar. Kazı ekibinden Mustafa Şahin burada ilginç bir noktaya dikkat çekiyor: Rhyndakos, göle kentin yaklaşık 15 km güneybatısından karışır. Yani Gölyazı’daki Apollonia’nın ırmakla doğrudan bir ilişkisi yoktur. Halk arasında ad zamanla Apolyont’a, Türkçede Abulyond’a dönüştü. Göl de uzun süre Apolyont Gölü olarak anıldı. “Gölyazı” adı Cumhuriyet döneminde verildi.

Kent ne zaman kuruldu?

Bu sorunun tek bir cevabı yok, kaynaklar ayrışıyor. Antik yazarlar kentin kuruluşu hakkında bilgi vermez. Aybek ve Öz’e göre en güçlü belge, MÖ 2. yüzyılın ortasından kalma bir Milet kararnamesidir. Bu kararnameye göre Apollonia, Milet’e elçi gönderip iki kent arasındaki “akrabalık” bağını yeniledi. Apollonialılar kentlerinin Milet’in bir kolonisi olduğuna, Didyma Apollon’unun himayesinde kurulduğuna inanıyordu.

Sikkeler ise daha eski bir tarihe işaret ediyor. Aybek ve Öz, British Museum kataloğuna dayanarak kentin en eski sikkelerini MÖ 450-330 arasına yerleştiriyor. Bu gümüş sikkelerde ters çevrilmiş bir çapa ve yanında bir kerevit görülür. Araştırmacılar kerevit motifini kentin ekonomisinin kerevit avcılığına dayanmasıyla ilişkilendiriyor. Buna karşın aynı ekip, mevcut verilerle kentin MÖ 3. yüzyıl sonu ya da 2. yüzyıl başında, Pergamon Krallığı’nın etkisiyle kurulmuş olmasını daha akla yatkın buldu. 2016’da başlayan kurtarma kazılarının sonuçları ise bu tabloyu değiştirdi. Mustafa Şahin, kazı verilerine göre kentin kuruluşunun en azından MÖ 5. yüzyılın başlarına kadar geri gittiğini yazıyor. Bu sayfada en yeni kazı verisi esas alınıyor, ama tartışmanın kapanmadığını belirtmek gerek.

Kent Hellenistik dönemde Pergamon (Bergama) krallarının yönetiminde gelişti. Bazı yerel kaynaklar “Apollonia” adının Pergamon kraliçesi Apollonis’ten geldiğini söyler, ama bu bilgi kazı yayınlarında yer almıyor.

Apollon’un adası

Köyün güneybatısında, kıyıdan biraz açıkta Kız Ada denen alçak bir adacık var. Aybek ve Öz’e göre adada Hellenistik döneme ait bir kutsal alan (temenos) duvarının kalıntıları duruyor. Bu duvar kıyıya inen yarım daire biçimli, basamaklı bir girişe sahipti. Doğu duvarında teknelerin bağlandığı delikli taşlar hâlâ yerinde. Duvarın ölçüleri konusunda kaynaklar ayrışıyor. Aybek ve Öz yaklaşık 100 x 140 metre veriyor, Nilüfer’in tarihini anlatan yerel bir derleme ise 70 x 50 metre diyor.

19. yüzyılda adayı ziyaret eden Fransız araştırmacı Le Bas, burada İon düzeninde sütun parçaları gördü ve altı sütunlu bir tapınak çizdi. Aybek ve Öz bu çizimi önce hayal ürünü sanmış, ama Gölyazı Belediyesi’nin 1995’te çizdirdiği topografik plan Le Bas’ın kutsal alanını doğrulamıştı. Roma dönemi sikkelerinde Apollon’un heykeli dört sütunlu bir tapınağın içinde gösterilir. Bu nedenle tapınağın Kız Ada’da durmuş olması güçlü bir olasılık. Kesin sonuç için adada kazı yapılması gerekiyor.

Roma dönemi ve Hadrianus

Kent Roma döneminde 2. yüzyılın başına kadar refah içinde yaşadı. Aybek ve Öz’e göre 124 yılındaki büyük deprem Bithynia ve güney Mysia ile birlikte Apollonia’yı da ağır biçimde hasara uğrattı. Ardından İmparator Hadrianus, depremden etkilenen Nikomedia, Nikaia ve Kyzikos’u ziyaret etti. (Bu klasördeki Lefke Kapısı sayfası Nikaia depremi için kaynaklara dayanarak 123 yılını veriyor.) Hadrianus’un Apollonia’ya geldiğini antik metinler yazmaz. Yine de bu ziyaret çok olası görünüyor. Kentte bulunan küçük, dikdörtgen bir sunak taşında Hadrianus “Kurtarıcı ve Kurucu” olarak anılıyor. Bu taş bugün bir evin duvarında yeniden kullanılmış durumda.

İkinci önemli yazıt, adadaki kare planlı kulede, yerel adıyla “Kastro”da görülebilir. Aybek ve Öz’e göre kulenin duvarına yerleştirilmiş yazıtlı mimari bloklar, olasılıkla Hadrianus onuruna yapılmış bir sütunlu galeriye (stoa) aitti. Nilüfer’in yerel tarih derlemesi bu blokları öküz başları ve çiçek çelenkleriyle süslü bir friz olarak tanımlıyor. Bloklar sonradan sökülüp kulenin yapımında ikinci kez kullanıldı.

Zambaktepe’nin güney yamacına oyulmuş tiyatronun oturma bölümünün çapı yaklaşık 75 metre. Aybek ve Öz tiyatronun yaklaşık 4.000 kişi aldığını hesaplıyor. Oturma taşlarının çoğu sonradan surlara taşındı. Tepenin kuzeyindeki stadyumdan bugün yalnızca batı yamacı seçilebiliyor. Aybek ve Öz’ün 2004’teki notuna göre bu alan o yıllarda köyün spor faaliyetlerinde kullanılıyordu.

Surlar ve devşirme taşlar

Yarımadanın en dar yerinde, halkın “Taş Kapı” dediği bir dış kale vardır. Kazı ekibinden Derya Şahin’e göre kentin surları bu kapıda başlar ve nekropol kapının hemen dışındadır. Adanın çevresini ise kuleleri olan bir sur dolanır. Gülsefa’ya göre bu sistemin ilk evresi büyük olasılıkla Hellenistik döneme gider. Orta Çağ’da ise Roma dönemi kamu yapılarından sökülen taşlarla kapsamlı biçimde onarıldı. Surların büyük bölümü bugün evlerin temeline dönüşmüş durumda. Batı surunda stadyumun oturma taşlarını ve kemer taşlarını görmek mümkün.

Bu devşirme taşlardan biri küçük bir sürpriz saklıyor. Gülsefa, adanın batısındaki bir sur duvarının alt sırasında, mermer bir blok üzerine kazınmış dokuztaş oyunu tablası belgeledi. İç içe üç kareden oluşan bu oyun düzeni, taşın sura girmeden önce bir oyun tablası olarak kullanıldığını gösteriyor.

Bizans dönemi: piskoposluk ve sınır kenti

Bizans döneminde Apollonia bir piskoposluk merkeziydi. Kaynaklara göre önce Bithynia piskoposluğuna, sonra Nikomedia (İzmit) metropolitliğine, kısa bir süre de Kios (Gemlik) piskoposluğuna bağlandı. Kent bu dönemde Theotokia adıyla da anıldı. Aybek ve Öz adı “Theotokiana” olarak veriyor.

11. yüzyılın sonlarında bölge Türkmenlerin eline geçti. İngilizce Vikipedi’nin Beihammer’e dayanan anlatımına göre Elkhanes adlı bir Türkmen beyi 1084 dolaylarında Apollonia ile yakındaki Kyzikos’u ele geçirdi. İmparator I. Aleksios Komnenos onun üzerine iki sefer düzenledi. Gülsefa’nın aktardığına göre ilk seferi yöneten Aleksandros Euphorbenos, kalenin dışındaki Aziz Georgios kıstağının surlarını aldı ama kuşatmayı sürdüremedi. Kent, Konstantinos Opos komutasındaki ikinci seferle yeniden Bizans’a geçti.

Uluabat Gölü’nün adalarında bu dönemden kalma dinî yapılar var. En bilineni, Gölyazı’nın batısındaki Manastır Adası’nda kalıntıları duran Aziz Konstantinos Manastırı. Cyril Mango 1979’da bu manastırı ayrı bir makalede inceledi. Nilüfer’in yerel derlemesine göre kapalı Yunan haçı planlı kilise 9.-10. yüzyıllara tarihleniyor ve 16. yüzyılda adayı ziyaret eden Stephan Gerlach burada altı yedi keşişin yaşadığını yazmış.

Osmanlı yönetiminde Apolyont

Osmanlıların Apollonia ile ilk teması, Osmanlı kroniklerine dayanan anlatılara göre 1302’deki Bafeus (Koyunhisar) Savaşı’ndan sonradır. Bu anlatıya göre Osman Bey’in kuvvetleri savaştan kaçıp Ulubat’a sığınan Kite tekfurunu kovalarken kentin önüne geldi. Tekfurun teslimi konusunda anlaşma sağlanınca geri çekildi. Göldeki büyük ada ise ilk Osmanlı denizcilerinden Kara Ali’ye bağlanır. Kentin kesin olarak Osmanlı yönetimine geçiş tarihi belirsiz. İngilizce Vikipedi, Haluk Çetinkaya’ya dayanarak 1342 yılını veriyor. Aybek ve Öz ise 14. yüzyılın ilk yıllarından söz ediyor.

Osmanlı döneminde Apolyont, Hristiyan nüfusun ağır bastığı, Müslümanlarla birlikte yaşanan bir yerdi. Yerel derlemeye göre 15. yüzyıl kayıtlarında 139 hane, 1907 tarihli Hüdavendigâr Vilayeti Salnamesi’nde 514 hane vardı. Köy balıkçılık, ipekböcekçiliği ve ticaretle geçiniyordu. Kereste ve tahıl göldeki yelkenlilerle Susurluk Çayı’na, oradan Marmara’ya ulaştırılıyordu. İpekböcekçiliği evlerin biçimini de belirledi. Yerel derlemeye göre ipek üretiminin önemli olduğu dönemlerde evler dört beş katlıydı. Böcek yetiştirmek bırakılınca üst katlar kullanılmaz hale geldi ve zamanla yıkıldı.

Mübadele ve yeni ad

Yerel kaynaklara göre Apolyont ana yoldan içeride kaldığı için Kurtuluş Savaşı sırasında çevresindeki yerleşimlere göre az zarar gördü. 1922’de Yunan ordusu çekilirken köyün Rum nüfusunun büyük bölümü Yunanistan’a gitti. 1923’te imzalanan nüfus mübadelesi sözleşmesiyle kalanlar da ayrıldı. Türkçe Vikipedi, Lozan Mübadilleri Vakfı’na dayanarak Apolyont Rumlarının Kesriye (Kastoria) Gölü kıyısındaki bir kasabaya yerleştirildiğini yazıyor. Köydeki boş evlere ise Selanik’ten gelen aileler yerleşti.

Köyün adı Cumhuriyet döneminde Gölyazı oldu. Gölyazı 1992’de belediye kurularak belde statüsü aldı. Yerel bir kaynak bu tarihi 1994 olarak veriyor. Belediye 2009’da kapatıldı ve Gölyazı Nilüfer’in bir mahallesi oldu.

Kazılar: nekropol 2.500 yıl sonra

Bilimsel ilgi 19. yüzyılda başladı. Kenti ilk kez 1842’de Hamilton tanımladı, ardından Le Bas planlar ve çizimler yaptı. Yerinde sistemli çalışma ise 2000’lerde Aybek ve Öz’ün yüzey araştırmasıyla geldi. Asıl dönüm noktası 2016 oldu. Kaçak kazıların yoğunlaşması üzerine Bursa Müzeler Müdürlüğü’nün başkanlığında, Bursa Uludağ Üniversitesi’nin bilimsel danışmanlığında ve Nilüfer Belediyesi’nin desteğiyle nekropolde kurtarma kazıları başladı.

Mustafa Şahin’in 2018 tarihli makalesine göre 2016-2017 kazılarında 27 mezar açıldı ve dokuz farklı mezar tipi belirlendi. Kayaya oyulmuş mezarlar, kerpiç sandukalar ve aile mezarlıkları bunlar arasında. Kazı ekibinden Derya Şahin’in Anadolu Ajansı’na anlattığına göre bazı mezarlarda ölü, gömüldüğü yerde çok az odunla yakılmıştı. Batı Anadolu’da bilinen bu uygulamanın en iyi korunmuş örnekleri burada görülüyor. Derya Şahin, tıbbi aletlerle birlikte bulunan ve bir hekime ait olduğu düşünülen bir mezardan da söz ediyor. Kazı ekibi iskeletleri bilerek yerinde bıraktı, mezarların üstü koruyucu çatılarla örtüldü ve bir gezi yolu yapıldı. 2025’te Nilüfer Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında, antik kentin ören yeri statüsü kazanmasını öngören bir protokol imzalandı. Kazı başkanlığını bugün Derya Şahin yürütüyor.

Neye bakmalı?

  • Taş Kapı ve nekropol: Köye giren yol nekropolün içinden geçer. Kayaya oyulmuş lahit tekneleri ve kapaklar yolun iki yanında görülür. Düzenlenmiş nekropol alanında çatı örtüleri altındaki mezarları gezi yolundan izleyebilirsiniz.
  • Kastro: Adadaki kare kulenin duvarında Hadrianus dönemine ait yazıtlı ve süslü bloklar yeniden kullanılmış. Le Bas’ın 19. yüzyılda çizdiği güney kulenin yarısı bugün toprak altında.
  • Sur taşları: Batı surunda stadyumun oturma taşları ve kemer taşları, adanın batısındaki bir duvarda da dokuztaş oyunu kazınmış mermer blok var.
  • Aziz Panteleimon Kilisesi: Yarımada girişindeki üç nefli bazilika, bazı kaynaklarda Aziz Georgios adıyla da geçiyor. Kültür Envanteri’ne göre restorasyon sırasında 1903 ibaresi ortaya çıktı. Mübadeleden sonra çeşitli amaçlarla kullanılan ve yangınlarla hasar gören yapıyı Nilüfer Belediyesi restore etti. 2014’ten bu yana Gölyazı Kültürevi olarak kullanılıyor. Aybek ve Öz, kilisede Roma dönemine ait yuvarlak bir sunağın ve Bizans başlıklarının ahşap direk ayağı olarak yeniden kullanıldığını not etmişti.
  • Kız Ada: Apollon kutsal alanının duvarları kıyıdan, göl suları alçaldığında daha iyi görülür. Sazların yarım daire biçiminde dizilişi, Aybek ve Öz’e göre basamaklı girişin yerini ele veriyor.

Bugün Gölyazı’yı gezerken

Gölyazı bugün balıkçılık ve turizmle geçinen yaşayan bir köy. Antik kalıntıların büyük kısmı açık alanda ve sokak aralarında. Nekropol alanı Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müze listesinde ücretsiz olarak gösteriliyor. Köyün içindeki kalıntılar özel mülklerin arasında kaldığı için evlerin bahçelerine girmeden, sokaktan izlemek gerekiyor. Göldeki adalara ve Kız Ada’ya balıkçı tekneleriyle gidilebiliyor. Uluabat Gölü’nde kadınların da balıkçılık yaptığı biliniyor. 2010’da yayımlanan bir araştırma göldeki aktif balıkçıların yaklaşık yüzde 30’unun kadın olduğunu saptamıştı. Yakalanan balıklar her gün köydeki mezatta satılıyor.

Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Bursa gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Gölyazı’nın antik adı nedir?

Apollonia ad Rhyndacum, yani “Rhyndakos kıyısındaki Apollonia”. Kent adını koruyucu tanrısı Apollon’dan alır. Halk arasında ad zamanla Apolyont’a dönüştü, Bizans döneminde kent Theotokia olarak da anıldı. Gölyazı adı Cumhuriyet döneminde verildi.

Apollonia ne zaman kuruldu?

Kesin tarih bilinmiyor. Kentin en eski sikkeleri MÖ 450-330 arasına tarihleniyor. 2004’te yayımlanan yüzey araştırması kuruluşu MÖ 3. yüzyıl sonu ile 2. yüzyıl başına yerleştirmişti. 2016’dan sonraki kazı verileri ise kuruluşun en azından MÖ 5. yüzyılın başına gittiğini gösteriyor.

Kız Ada’da Apollon Tapınağı var mı?

Adada Hellenistik döneme ait bir kutsal alan duvarı ve basamaklı bir giriş korunmuş durumda. 19. yüzyılda Le Bas burada sütun parçaları görüp bir tapınak çizdi. Tapınağın adada durduğu güçlü bir olasılık, ama adada henüz kazı yapılmadığı için kesinleşmiş değil.

Gölyazı nekropolü gezilebiliyor mu?

Evet. 2016-2017 kazılarında açılan mezarların üzeri koruyucu çatılarla örtüldü ve alana bir gezi yolu yapıldı. Bakanlığın müze listesinde nekropol ücretsiz olarak görünüyor. Ziyaret öncesinde güncel durumu kontrol etmek yararlı olur.

Kaynakça

  • Aybek, Serdar; Öz, Ali K. (2004). “Preliminary Report of the Archaeological Survey at Apollonia ad Rhyndacum in Mysia”. Anadolu/Anatolia 27: 1-25. DOI — topografya, Milet kararnamesi, sikkeler, 124 depremi, Hadrianus yazıtları, temenos, tiyatro, stadyum, surlar, kilise.
  • Şahin, Mustafa (2018). “Apollonia Nekropolü Kurtarma Kazıları 2016-2017: Mezar Tipleri Üzerine Bir İnceleme”. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi 7/4: 2788-2812 — 27 mezar, dokuz tip, ad Rhyndacum adı.
  • Şahin, Mustafa; Özkılınç, Güney; Özbey, A. Sinan (ed.) (2019). Nekropol ve Peyzaj: Uygulamalar, Yaklaşımlar ve Öneriler (Apollonia a.R. Araştırmaları 2). Bursa: Nilüfer Belediyesi — kuruluşun MÖ 5. yüzyıl başına gitmesi, kazıların başlangıcı.
  • Şahin, Mustafa (2019). “I. Uluslararası Apollonia Mozaik Çalıştayı”. Journal of Mosaic Research 12: 179-192. DOI — 2015-2018 kazılarının yürütülüşü.
  • Gülsefa, Gonca (2026). “Apollonia ad Rhyndacum Kentinden Dokuztaş Oyun Tablası”. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi 16/1: 125-140. DOI — sur sistemi, 11. yüzyıl kuşatmaları, oyun tablası.
  • Kültür Envanteri, “Aziz Panteleimon Kilisesi”; Turkish Museums (Kültür ve Turizm Bakanlığı), “Bursa Apollonia Nekropolü” (2 Ekim 2026’da erişildi).
  • Hürriyet Daily News / Anadolu Ajansı, “Tomb structures in Gölyazı open to tourism” (27 Ekim 2021); DHA, “Gölyazı’daki Apollonia Antik Kenti ziyarete açılıyor” (25 Şubat 2025).
  • Bursada Kültür, “Nilüfer’in Tarihi” (arşiv kopyası) — hane sayıları, sivil mimari, Manastır Adası.
  • Gölyazı, Nilüfer (Türkçe) ve Apollonia ad Rhyndacum (İngilizce), Vikipedi.

👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top