Olimpos Antik Kenti Tarihi
Son güncelleme: 15 Ekim 2026

Nerede: Antalya, Kumluca, Yazır Mahallesi; Olympos (Akçay) Çayı’nın denize döküldüğü derin vadinin iki yakası, Çıralı kumsalının güney ucu; Beydağları Sahil Milli Parkı içinde
Başka adları: Olympos, Olympus; eski Türkçe yer adı Deliktaş
Dönem: Helenistik dönemden 7. yüzyıla kadar kent; en parlak çağları Roma İmparatorluk dönemi ve 5.-6. yüzyıl Erken Bizans
Önemli tarihler: MÖ 2. yüzyıl Likya Birliği sikkeleri · MÖ 100 dolayı birlikte üç oy · MÖ 78-77 dolayı Servilius Isauricus’un Zeniketes’i yenmesi · MS 2. yüzyıl yeniden birlik üyeliği · MS 300 dolayı piskopos Methodios · 5.-6. yüzyıl kilise yapımları · 7. yüzyıl terk · 1811 Francis Beaufort’un ziyareti · 2000’den beri Anadolu Üniversitesi araştırmaları
Bugün: Ören yeri; Bakanlığın sitesine göre (2 Ekim 2026’da bakıldı) her gün 08:00-19:00 açık, gişe 18:30’da kapanıyor, MüzeKart geçerli. Olympos plajına antik kentin içinden geçilerek iniliyor
Olympos’ta yürüyen biri antik bir kentin sokaklarında mı, yoksa ormanın içinde mi olduğunu bir süre ayırt edemez. Defne ve zakkum çalılarının arasından bir kapı çıkar, ardından bir lahit, sonra bir kilise duvarı. Bu manzaranın arkasında Likya’nın sıra dışı hikâyelerinden biri var: Likya Birliği’nde en büyük kentlerle eşit oy hakkı taşıyan bir kent, sonra bir korsan beyinin üssü, sonra yeniden saygın bir birlik üyesi. Biraz yukarıdaki yamaçta da binlerce yıldır sönmeyen alevler var. Likya’nın genel tarihi ve Likya Birliği’nin işleyişi Xanthos Antik Kenti Tarihi sayfasında anlatılıyor. Bu sayfa Olympos’a özgü olanlara odaklanıyor.
Kuruluş ve Likya Birliği’nde üç oy
Olympos adını, kentin 16 kilometre kadar kuzeyindeki Olympos Dağı’ndan, bugünkü Tahtalı Dağı’ndan aldı. Kentin ne zaman kurulduğu bilinmiyor. Bakanlığın tanıtımı kuruluşu MÖ 3. yüzyıla koyuyor. Kente dair en eski kesin kanıt ise MÖ 2. yüzyılda bastığı Likya Birliği tipindeki sikkeler. Kentin Likya kökenli olmadığı da düşünülüyor. Arkeolog George Bean’e göre Olympos’ta hiç Likçe yazıt bulunmadı, mezarların hiçbiri Likya tipinde değil ve mezar yazıtlarında Likçe adlar az.
Buna rağmen Olympos birlik içinde ağır bir yere sahipti. Coğrafyacı Strabon, Efesli Artemidoros’tan aktararak, Likya Birliği’nde üçer oy taşıyan altı büyük kentten birinin Olympos olduğunu yazar. Bu bilgi MÖ 100 dolayının durumunu yansıtıyor. Bugün orta büyüklükte bir kent merkezi gören ziyaretçiye bu şaşırtıcı gelebilir. Kazı ekibinin mezar yazıtlarından yaptığı çalışmalar, kentin merkezinden çok daha geniş bir toprağa (territoryum) sahip olduğunu gösteriyor.
Zeniketes ve “korsanlar kenti”
MÖ 1. yüzyılın başında Olympos’un adı korsanlıkla birlikte anılmaya başladı. Doğu Akdeniz’in bu kıyıları Kilikya kökenli korsanların sığınağıydı. Olympos’u ve çevresini üs olarak kullanan isim Zeniketes’ti. Alman kaynakları, son araştırmalara dayanarak Zeniketes’in sıradan bir korsan değil, Roma’ya karşı tavır alan yerel bir hükümdar olduğunu vurguluyor. Zeniketes’in denetimi yakındaki Phaselis’e ve Korykos’a kadar uzanıyordu.
Likya Birliği’nin donanması bu tehdit karşısında yetersiz kalınca Roma devreye girdi. Komutan Publius Servilius Vatia, bölgedeki doğu Likya ve Pamphylia kentlerine karşı bir sefer başlattı ve Zeniketes’in Olympos dolayındaki kalesini kuşattı. Direnişin anlamsız olduğunu gören Zeniketes, Romalı komutanın eline canlı düşmek yerine evini ateşe verdi ve ailesiyle birlikte yanarak öldü. Servilius, aynı seferin devamında iç kesimdeki Isauria’da kazandığı başarılar nedeniyle “Isauricus” lakabını aldı. Olayın tarihi kaynaklara göre değişiyor: Bakanlık ve Bean MÖ 78, Almanca kaynaklar MÖ 77, İngilizce kaynaklar MÖ 77 ya da 76 diyor.
Bean’in aktardığına göre Romalı hatip Cicero, Olympos’u “eski, zengin ve her bakımdan donanımlı bir kent” olarak anmıştı. Zeniketes’i destekleyenler cezalandırıldı, toprakları Roma devlet arazisi ilan edildi. Olympos da birlikten çıkarıldı. Plinius gibi bazı antik yazarlar Olympos’un artık var olmadığını yazmıştı. Bean bunu Servilius’un ele geçirişinin etkisini abartan bir yanılgı olarak değerlendirir. Kazı ekibi, kentin güneyindeki sur duvarlarının MÖ 76’dan sonra, yani bu yasaklı dönemin ardından yapılmış olabileceğini düşünüyor.
Roma döneminde yeniden doğuş
Olympos zamanla birliğe geri döndü ve MS 2. yüzyılda yeniden saygın bir üyeydi. Bunun kanıtı kentin nekropolündeki bir mezar. Mezarın yazıtları, sahibi Marcus Aurelius Arkhepolis’in birliğin en yüksek makamı olan Likyarkhlık görevini üstlendiğini gösteriyor.
Roma yönetiminde kent düzenli bir plana kavuştu. Kazı bulgularına göre MS 1. yüzyıldan itibaren yapılar vadinin iki yakasına yayıldı. Kentin ana damarı doğu-batı yönündeki Kuzey Liman Caddesi’ydi. Çayın iki yakası üç kemerli bir köprüyle bağlanıyordu. Hamamlar gibi kamu yapıları güney yakada, mezarlar ve tapınaklar kuzey yakada toplanmıştı. Çayın yatağı iki yandan duvarlarla bir kanala dönüştürülmüştü.
Kuzey yakadaki anıtsal kapı, bugün kentin en çok fotoğraflanan kalıntısı. Kapının önündeki heykel kaidesinin yazıtı, yapının MS 2. yüzyılın ikinci yarısında İmparator Marcus Aurelius adına yapıldığını gösteriyor. Kapının ait olduğu tapınaktan geriye neredeyse hiçbir şey kalmamış. Güney yakada ise küçük ve harap bir tiyatro, liman yapıları ve kentin ana nekropolü var. Bean’in zamanında bu nekropolde 217 yazıt kaydedilmişti. Antalya Müzesi’nin kazısında açığa çıkan Kaptan Eudemos’un lahdi, üzerindeki şiirsel ithaf yazıtı ve gemi kabartmasıyla kentin denizle ilişkisini anlatan bir belge.
Yanartaş ve Hephaistos kültü
Olympos’un antik çağdaki ünü yalnızca limanından gelmiyordu. Kentin kuzeybatısındaki yamaçta, yerden çıkan gazların tutuşmasıyla oluşan sürekli alevler vardı. Bugün Yanartaş adıyla bilinen bu yer, antik çağda Khimaira olarak da anıldı ve demirci tanrı Hephaistos’a adanmıştı. Hephaistos kültü Olympos’un en önemli kültüydü. Bean’e göre Rhodiapolisli hayırsever Opramoas, MS 2. yüzyılda tanrının şenlikleri için kente 12.000 denarius bağışladı.
Yunan mitolojisinde Khimaira, aslan başlı, keçi gövdeli ve yılan kuyruklu, ağzından ateş saçan bir canavardı. Efsaneye göre Likya kralının görevlendirdiği kahraman Bellerophontes onu kanatlı atı Pegasos’un sırtında öldürmüştü. Bu bir mit. Bazı antik yazarlar efsaneyi doğrudan bu alevlere bağladı. Plinius, Phaselis yöresindeki Khimaira Dağı’nın “gece gündüz sönmeyen bir alevle” yandığını yazar. Ancak antik kaynaklar Khimaira’nın yeri konusunda birleşmiyor. Strabon onu daha batıda, Kragos dağları dolayında gösterir. Bean, adın aynı doğa olayı yüzünden batıdan buraya taşınmış olabileceğini düşünmüştür. Yanartaş’ı modern dünyaya 1811’de İngiliz denizci Francis Beaufort tanıttı. Bean’in notuna göre kutsal alandan, alevle ilgisi olmayan birkaç yazıt dışında bir şey kalmamış.
Piskoposluk kenti ve dokuz kilise
Hristiyanlık Olympos’a MS 3. yüzyılda ulaştı. Kent, Myra metropolitliğine bağlı bir piskoposluk oldu. Olympos piskoposlarının en ünlüsü, MS 300 dolayında yaşayan Methodios’tur. Hristiyanlık karşıtı yazılara yanıt olarak kaleme aldığı metinlerle tanınan Methodios’un 312 dolayında şehit edildiği düşünülüyor. Sonraki yüzyıllarda Olympos piskoposları 431 Efes Konsili’ne ve 518-520 İstanbul sinodlarına katıldı.
Kentin ikinci büyük inşa dönemi 5. ve 6. yüzyıllar. Kazı ekibine göre Erken Bizans Olympos’u, Roma kentinden daha geniş bir alana yayılmış ve daha kalabalıktı. Roma mezarları bile yaşam alanı olarak kullanılmaya başlanmıştı. Kent merkezinde bugüne kadar dokuz kilise tespit edildi. Orta büyüklükte bir yerleşim için yüksek bir sayı bu. Hepsi üç nefli bazilika planında ve zeminleri mozaikle döşenmiş. 3 No.lu Kilise’nin duvar ve kemer mozaiklerinden figürlü parçalar da ele geçti. Kazı ekibi bu mozaikleri 6. yüzyılın ilk yarısına tarihliyor.
Bu canlılık uzun sürmedi. Kazı ekibine göre kent 7. yüzyılda doğal afetler ve savaşlar, özellikle Arap akınları yüzünden küçüldü ve terk edildi. Figürlü duvar mozaiklerinin üzeri hiç kapatılmamış. Ekip bunu, 8. yüzyılda başlayan tasvir karşıtı (İkonoklast) dönemden önce kentin zaten boşalmış olduğunun işareti sayıyor.
Ceneviz ve Venedik dönemi: bir tartışma
Olympos’un Orta Çağ’ı, kaynakların ayrıştığı bir konu. Güney yakadaki kale halk arasında “Ceneviz Kalesi” diye anılır. Türkiye Turizm Ansiklopedisi ve Almanca kaynaklar, Olympos’un Orta Çağ’da Venedikliler, Cenevizliler ve Rodos Şövalyeleri tarafından kullanılan bir uğrak yeri olduğunu ve 15. yüzyılda tamamen terk edildiğini yazıyor. Almanca kaynaklar, akropolün ve güneydeki kalenin bu dönemde savunma için güçlendirildiğini de ekliyor.
Kazı ekibinin yayınları ise daha temkinli. 2022 tarihli bir makalede, Olympos’ta bugüne kadar Orta Bizans dönemine ya da daha sonrasına ait hiçbir yapı tespit edilmediği ve 7. yüzyıldan sonraya tarihlenen buluntuların çok az olduğu belirtiliyor. İki görüş birbirini tamamen dışlamıyor. Kıyıya uğrayan İtalyan gemileri bir kentsel yerleşim kurmadan da limanı ve kayalıkları kullanmış olabilir. Ancak “Ceneviz Kalesi” adının kesin bir Ceneviz yapısını gösterdiği kazıyla doğrulanmış değil.
Keşif ve kazılar
Olympos’u Avrupa’ya ilk tanıtanlardan biri, 1811-1812’de Anadolu’nun güney kıyılarını haritalayan Francis Beaufort’tur. Beaufort köyün adını Deliktaş olarak kaydetti ve bu adı kumsaldaki doğal bir kaya geçidine bağladı. Kalıntıların uzun süre yeni bir yerleşimle örtülmemesi, kentin yapı dokusunun büyük ölçüde korunmasını sağladı.
Sistemli çalışmalar 2000 yılında Anadolu Üniversitesi’nin yürüttüğü araştırmalarla başladı. İlk yıllar kentin planının çıkarılmasına ve yapıların belgelenmesine ayrıldı. Kazılar 2000’lerin ikinci yarısında başladı. Kazılar Anadolu Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Prof. Dr. B. Yelda Olcay Uçkan başkanlığında yürütülüyor. 2000-2014 araştırmalarının sonuçları “Olympos I” adlı kitapta yayımlandı. Ekip son yıllarda kiliselerin mozaikleri, piskoposluk sarayı, hayvan kemikleri ve buluntu sikkeler üzerine çok sayıda yayın yaptı.
Bugün Olympos’u gezerken
Ören yerine girdikten sonra yol çayın kıyısını izleyerek denize iner. Kuzey yakada, bataklığa dönmüş eski bir gölcüğün kenarında Marcus Aurelius dönemine ait anıtsal tapınak kapısını arayın. 4,88 metre yüksekliğindeki kapının yan yüzlerindeki akantus yaprağı süslemelerine bakın. Kuzey yakadaki nekropol yolunda tonozlu Roma mezarlarının arasından geçersiniz. Bunların bir kısmı Bizans döneminde ev olarak kullanıldı. Çayın üzerinde Roma köprüsünün ayağı hâlâ duruyor.
Güney yakada küçük tiyatronun ve hamamın kalıntıları, yamaçta da Erken Bizans konut terasları var. Deniz kıyısındaki kayalığın oyuğunda Kaptan Eudemos’un lahdine bakın. Kıyıya ulaştığınızda Olympos plajındasınız. Kuzeye uzanan kumsal Çıralı’ya kadar devam eder ve Caretta caretta kaplumbağalarının yumurtlama alanıdır.
Yaz öğlenlerinde vadi bunaltıcı olabilir. Kalıntıların çoğu çalıların arasında kaldığı için işaretli yoldan ayrılmamak gerekir. Bakanlığın sitesine göre (2 Ekim 2026’da bakıldı) ören yeri her gün 08:00-19:00 açık, gişe 18:30’da kapanıyor. Yanartaş, Çıralı’nın arkasındaki yamaçta ayrı bir ziyaret noktası. Alevler en etkileyici hâlini karanlıkta alır.
Ulaşım, süre ve çevredeki diğer yerler için: Antalya gezilecek yerler rehberi.
Sıkça sorulan sorular
Olympos gerçekten bir korsan kenti miydi?
MÖ 1. yüzyılın başında kent, korsan lideri olarak anılan Zeniketes’in üssüydü ve “korsanlar kenti” diye tanındı. Ancak öncesinde ve sonrasında Likya Birliği’nin saygın bir üyesiydi. Zeniketes, MÖ 78-76 arasında verilen tarihlerde Romalı komutan Servilius Isauricus’a yenilince kendini ailesiyle birlikte yaktı.
Olympos’un Likya Birliği’nde kaç oyu vardı?
Strabon’a göre üç. Olympos, birliğin üçer oylu altı büyük kentinden biriydi. Diğerleri Xanthos, Patara, Pınara, Myra ve Tlos’tu.
Yanartaş’ın Olympos ile ilgisi ne?
Yanartaş’taki sürekli alevler antik çağda Hephaistos’a kutsal sayılıyordu ve bu kült Olympos’un en önemli kültüydü. Alevlerin Khimaira efsanesiyle ilişkisi antik yazarların bir yorumu. Strabon gibi bazı kaynaklar Khimaira’yı başka bir yerde gösterir.
Ceneviz Kalesi gerçekten Cenevizlilerden mi kalma?
Bu kesin değil. Ad halk arasında yaygın ve bazı kaynaklar Olympos’un Orta Çağ’da Ceneviz ve Venedik gemilerinin uğrak yeri olduğunu yazıyor. Ancak kazı ekibi bugüne kadar Orta Bizans dönemi ve sonrasına ait bir yapı bulmadığını belirtiyor.
Kaynakça
- Bean, George E., “Olympos (Deliktaş)”, The Princeton Encyclopedia of Classical Sites, Princeton 1976 (Perseus).
- Olcay Uçkan, B. Y. – Evcim, S. – Koşdemir, U. (2022), “Olympos 3 No.lu Kilise Duvar Mozaikleri ve Kent Tarihi İçin Önemi”, Höyük 10, 177-190 (tam metin).
- Olcay Uçkan, B. Y. vd. (2017), Olympos I: 2000-2014 Araştırma Sonuçları, İstanbul: AKMED.
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Olympos Ören Yeri (erişim 2 Ekim 2026).
- Kültür Portalı, Olympos.
- Türkiye Turizm Ansiklopedisi, Olympos.
- Vikipedi: Olympos (Lycia) (İngilizce), Olympos (Lykien) (Almanca), Chimaera (geography) (İngilizce).
- Gün Haber, “Olympos’ta kazılar başladı”, 8 Temmuz 2011.
👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası