Alanya Kalesi Tarihi

Son güncelleme: 15 Ekim 2026

Alanya Kalesi, Antalya
Fotoğraf: Luke 33 · CC BY 2.5 · Wikimedia Commons

Nerede: Antalya, Alanya; kent merkezinin batısında denize uzanan kayalık yarımadanın üstü ve yamaçları (Hisariçi, Tophane mahalleleri)
Dönem: Helenistik çağdan Osmanlı’ya; bugünkü surların büyük bölümü Anadolu Selçuklu (13. yüzyıl)
Yaptıran: Bugünkü haliyle I. Alâeddin Keykubad (1220-1237) ve emirleri; Osmanlı döneminde Süleymaniye Camii ve çarşı eklemeleri
Önemli tarihler: MÖ 2. yüzyıl Diodotos Tryphon · MÖ 67 Pompeius’un korsanlara karşı zaferi · 1221 Selçuklu fethi ve Alâiye adı · 1226 Kızılkule · 1227 Ehmedek ve tersane · 1471 Osmanlı · 1985 ilk kazı çalışmaları · 2000 UNESCO Geçici Listesi
Bugün: Açık hava müzesi ve hâlâ yaşanan bir mahalle; İçkale ören yeri olarak ziyarete açık

Alanya’ya denizden yaklaşan herkes önce aynı şeyi görür: suya dik inen, üç yanı uçurumla çevrili bir kaya kütlesi ve onu çepeçevre saran surlar. Bu kayanın üstü, yaklaşık iki bin yıl boyunca kim bu kıyıya hükmetmek istediyse onun hedefi oldu. Korsanlar burayı sığınak yaptı, Roma onları buradan söktü, Bizans adını değiştirdi, Selçuklu sultanı ise kente kendi adını verdi. Bugün gördüğümüz kale büyük ölçüde o sultanın, I. Alâeddin Keykubad’ın eseridir. Altında daha eski duvarlar, içinde daha yeni evler var. Kültür Portalı onu Anadolu’da ayakta kalabilmiş en iyi korunmuş Orta Çağ kalelerinden biri sayıyor.

Korakesion: korsanların kayası

Kentin antik adı Korakesion (Latince Coracesium). Alanya Belediyesi’nin derlemesine göre adı ilk kez MÖ 4. yüzyılda Pseudo-Skylax’ın kıyı tarifinde geçer. Strabon, Kilikya’ya batıdan girildiğinde karşılaşılan ilk yerin “sarp bir kaya üzerine kurulmuş” bu kale olduğunu yazar. Aynı yazar, burayı ünlü yapan adı da verir: Seleukos krallarına karşı ayaklanıp Suriye tahtı için savaşan Diodotos Tryphon, Korakesion’u üs olarak kullanmıştı. Strabon’a göre Kilikyalıların korsan çetelerine örgütlenmesinde Tryphon’un bu isyanı ve Suriye krallarının zaafı belirleyici oldu. İngilizce Vikipedi, Tryphon’un tahtta kaldığı yılları MÖ 142-138 olarak veriyor. Belediye metni, Orta Kale’de Arap Evliyası ile Ehmedek arasındaki iri bloklu Helenistik sur parçasını bu döneme bağlıyor.

Korsan çağı Roma’nın sabrının tükenmesiyle bitti. Plutarkhos’un Pompeius biyografisine göre en güçlü korsan grupları ailelerini ve hazinelerini Toros eteklerindeki kalelere bırakıp gemileriyle Kilikya’daki Korakesion burnunda Pompeius’u bekledi. Deniz savaşında yenildiler, kuşatıldılar ve sonunda teslim oldular. İngilizce Vikipedi bu savaşı MÖ 67’ye, Pompeius’un olağanüstü yetkiyle yürüttüğü korsan seferine tarihliyor. Alanya Belediyesi’nin metni MÖ 65’i, Türkçe Vikipedi MÖ 64-65’i veriyor.

Kleopatra’ya armağan mı?

Alanya’nın batı plajına adını veren anlatı, Marcus Antonius’un bu kıyıları Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya armağan ettiğidir. Anlatının kökü Strabon’dadır, ama Strabon’un sözü tam olarak Korakesion için değildir. Coğrafyacı, Korakesion’dan sonra gelen Hamaksia çevresinde gemi yapımına uygun bol sedir ağacı bulunduğunu, Antonius’un bölgeyi bu yüzden donanmasını kurabilsin diye Kleopatra’ya verdiğini yazar. Ceylan’ın aktardığına göre 19. yüzyılda bölgeyi gezen Charles Texier de aynı bağışı Alanya yöresiyle ilişkilendirir. Yani armağan edilen tek bir kale değil, kereste veren bir kıyı şerididir. Kleopatra’nın buraya geldiğine dair antik bir kayıt yok.

Kalonoros: Bizans’ın “güzel dağı”

Bizans döneminde kentin adı Kalonoros oldu. Kelime “güzel dağ” anlamına gelir; Türkçe kaynaklarda Kandelor ya da Alaiye öncesi adıyla Kalonoros diye geçer. Kültür Bakanlığı’nın müze sayfası, kentin bu dönemde Akdeniz’in en işlek limanlarından biri olduğunu yazıyor. İngilizce Vikipedi’ye göre kent, Side metropolitliğine bağlı bir piskoposluktu. Belediye metni İçkale’deki kiliseyi, Cilvarda Burnu’ndaki manastır kalıntılarını ve Orta Hisar’dan İçkale’ye uzanan yuvarlak kuleli surları Bizans dönemine bağlıyor.

13. yüzyılın başında kalenin sahibi, Selçuklu kaynaklarının Kir Fard ya da Kyr Vart diye andığı yerel bir Hristiyan beyiydi. Onun kime bağlı olduğu kaynaklarda farklı görünüyor. Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nin “Alanya” maddesi kentin Kıbrıs Krallığı’na bağlı olduğunu yazıyor. İngilizce Vikipedi ise Kir Fard’ı Ermeni olarak tanımlıyor ve dönemin Ermeni Kilikya Krallığı ile ilişkilendiriyor.

1221: Alâeddin Keykubad ve Alâiye

Kale, Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad’a 1221’de teslim oldu. Bu tarih TDV’nin “Alanya” maddesinde, Kültür Bakanlığı’nın müze sayfasında ve Alanya Belediyesi’nin metninde aynı. Yine de tek tarih yok: TDV’nin “Keykubad I” maddesi fethi hicri 619’a, yani 1222’ye koyuyor. İngilizce Vikipedi’nin kale maddesi ise 1220 diyor. Aynı maddeye göre sultan, kenti teslim eden Kyr Vart’ın kızıyla evlendi; İngilizce Vikipedi eski beye Akşehir’de bir görev verildiğini aktarıyor.

Sultan kente kendi adını verdi: Alâiye. Ceylan, İbn Bibi’nin aktardığı bir sözü aktarıyor: kale inşaatı ve imardan sonra “o yerin adı, adımız ve lakabımızla şeref kazansın.” Bugünkü “Alanya” adı da buradan gelir. Belediye metnine göre bu biçim, Cumhuriyet döneminde kenti ziyaret eden Atatürk’ün isteğiyle benimsendi.

Keykubad Alâiye’yi bir kışlak olarak kullandı. TDV, Selçuklu sultanlarının kışları burada geçirmeye başladığını yazıyor. Ceylan, İbn Bibi’den derlediği bir tabloda sultanın Alâiye’de kışladığı en az sekiz yılı sıralıyor; Suğdak seferi öncesi, Harezmşah elçilerinin gelişi, 1235-1236 kışı bunlar arasında. Hacıgökmen İbn Bibi’nin Alâiye için yazdığı “Oranın kışı insana mutluluk veren bahar gibidir” sözünü aktarıyor. Aynı kaynaklara göre sultan bir ara kale dizdarının Kıbrıslılarla anlaştığı haberini alınca Kayseri’den üç günde gizlice Alâiye’ye indi ve ihaneti doğrulayıp dizdarı idam ettirdi.

Surlar ve kitabeler: kim, neyi, ne zaman yaptı?

Kültür Portalı’na ve Kültür Envanteri’ne göre surların uzunluğu yaklaşık 6,5 kilometre, burç sayısı 140. Surlar Kızılkule’den başlar, Ehmedek’e ve İçkale’ye tırmanır, Adam Atacağı, Cilvarda Burnu, Arap Evliyası ve Esat Burcu üzerinden Tophane’ye ve tersaneye iner, yine Kızılkule’de kapanır. Sarnıç sayısı ise kaynaklara göre çok değişiyor. Kültür Portalı “400’e yakın” diyor. Hacıgökmen, Seton Lloyd ile D. S. Rice’ın 1964 tarihli çalışmasına dayanarak 83 kule, 140 burç ve 1.200 kadar sarnıç rakamını veriyor.

Hacıgökmen’in vurguladığı gibi Alâiye kitabeleri tarih vermek için konmuş inşa kitabeleri gibi değildir. Çoğu, “el-minnetü lillah”, yani “minnet Allah’adır” sözüyle başlar ve sultan kenti ona nasip ettiği için şükreder gibi konuşur. Sultanın yanında birkaç yakın emirin adı da surlarda okunuyor.

  • Ana kapı (Pazar ya da Karaca Kapısı): Kaleye kara tarafından girilen büyük kapı. Kitabelerinden birinde sultanın en yakın adamlarından Emir Hüsameddin Karaca’nın adı geçiyor. Belediye metnine göre kapı, kitabesine göre 1230’da yapıldı. Hacıgökmen, İbrahim Hakkı Konyalı’ya dayanarak kapının Kızılkule’den beş yıl sonra yapıldığını yazıyor; iki bilgi birbirini tutuyor. Duvarlardaki kırmızı-beyaz damalı fresk izleri bu kapıya özgüdür. Bugün yanındaki burçla birlikte ziyaretçi bilgilendirme merkezi olarak kullanılıyor.
  • Orta kapı: Kubbeli bir dehlizden kale içine açılan kapının meydana bakan yüzünde, sultanın otağını ve özel odasını koruyan birliklerin başı Bedreddin Yakut Otakbaşı’nın kitabesi var.
  • Ehmedek: Kalenin kuzeyinde, kara saldırılarına karşı yapılmış, üçer kuleli iki bölümden oluşan orta kale. Batı kulesindeki kitabe 624 (1227) tarihlidir ve Yınal adlı bir emiri anar. Hacıgökmen, kitabede Yınal’ın adından önceki satırın kazındığını gösteriyor ve bunu ihanetle suçlanan dizdarın hikâyesiyle ilişkilendirmeyi öneriyor; bu, yazarın kendi yorumu. Kültür Envanteri yapının Bizans döneminde kurulup 1227’de Selçuklularca yeniden yapıldığını, belediye ise altında Helenistik duvar örgüsü görüldüğünü yazıyor. Adının nereden geldiği bilinmiyor.

Kızılkule (1226), tersane (1227) ve tersaneyi koruyan Tophane de aynı inşa programının parçasıdır. Ayrıntıları Kızılkule tarihi ve Alanya Tersanesi tarihi sayfalarında.

İçkale: saray ve kilise

Yarımadanın batısındaki en yüksek nokta İçkale’dir; Kültür Portalı denizden yüksekliğini 250 metre veriyor. Kalenin yönetim ve askeri merkezi burasıydı ve dört yandan surla çevrilidir. Güneydoğu köşesindeki düzlükte Keykubad’ın sarayına ait kalıntılar yer alıyor. Belediye metni, 13. yüzyıl saraylarının büyük ölçüde ahşap olduğunu, bu yüzden çini, fresk ve ahşap süslemenin çoğunun yok olduğunu hatırlatıyor.

İçkale’nin ortasındaki küçük kilise üç yapraklı yonca planlıdır. Kültür Envanteri yapıyı 12. yüzyıl Bizans dönemine tarihliyor ve onun yerinde daha önce 6. yüzyıla ait bir bazilika bulunduğunu, bugün yalnız temellerinin görüldüğünü yazıyor. 20. yüzyıl başında H. Rott kilisenin içinde freskler gördüğünü kaydetmişti; fresk izleri bugün de seçiliyor. (Kültür Portalı aynı yapıyı “Selçuklu dönemine ait” diye anıp 12. yüzyıla tarihliyor; tarih aynı, dönem adı hatalı görünüyor.)

Beylikler ve Osmanlı

Selçuklu gücünün Kösedağ’dan (1243) sonra çözülmesiyle Alâiye el değiştirmeye başladı. TDV’ye göre 1293’te Karamanoğlu Mecdüddin Mahmud Bey kenti aldı ve Memlük sultanı adına hutbe okuttu. Alanya Belediyesi’nin metni ise aynı yıl için kentin kısa süre Kıbrıs Krallığı’nın eline geçtiğini yazıyor; kaynaklar burada ayrışıyor. 1330’ların başında kenti gezen İbn Battûta (TDV’ye göre 1333, belediyeye göre 1332), Alâiye’de Türkmenlerin yaşadığını ve buradan İskenderiye ile Dimyat’a kereste gönderildiğini anlatır. TDV’ye göre 1366’da Kıbrıs Kralı Pierre’in yirmi iki gemilik saldırısı püskürtüldü. İngilizce Vikipedi, Karamanoğullarının kenti 1427’de beş bin altına Memlüklere sattığını aktarıyor.

Osmanlı dönemi 1471’de, Gedik Ahmed Paşa’nın kenti Selçuklu soyundan gelen son yerel bey Kılıçarslan’dan barış yoluyla almasıyla başladı. 1671’de gelen Evliya Çelebi, belediye metninin özetine göre Orta Hisar’da 300 ev, Süleymaniye Camii, Akşebe Mescidi ve bir sarnıç, Aşağı Kale’de ise medreseler, hanlar, bir hamam ve 150 dükkân sayar; bütün sokakların merdivenli olduğunu, yükün katır ve eşekle taşındığını yazar.

  • Süleymaniye Camii: Kale Camii ya da Alaaddin Camii diye de anılır. TDV caminin önce I. Alâeddin, sonra Kanunî tarafından yaptırıldığını yazıyor. Belediye metni Keykubad’ın camisinin yıldırımla yıkıldığını ve Kanunî döneminde eski malzemeyle yeniden yapıldığını aktarıyor. Bugünkü yapı kare planlı, tek kubbeli; son cemaat yeri üç küçük kubbeyle örtülü.
  • Bedesten ve arasta: Caminin güneybatısında, dikdörtgen avlulu, hücreli bir yapı. Tarihi tartışmalı: Kültür Bakanlığı’nın müze sayfası ve belediye bedesteni Osmanlı eklemeleri arasında sayıyor. Kültür Envanteri ise yapının 14. ya da 15. yüzyılda, Karamanoğulları döneminde çarşı ya da han olarak yapılmış olabileceğini yazıyor.

İngilizce Vikipedi’ye göre bölge barışçıllaştıktan sonra kale saf bir savunma yapısı olmaktan çıktı ve 18-19. yüzyıllarda surların içine çok sayıda konak yapıldı. Kalenin içinde bugün hâlâ insanlar yaşıyor.

Kazılar: 1985’ten bugüne

Osman Eravşar’ın 2023’te yayımlanan özetine göre Alanya Kalesi’ndeki çalışmalar 1985’te yüzey araştırmasıyla başladı ve 2008’e kadar ruhsatlı kazı olarak sürdü. Bu ilk dönemin İçkale çalışmaları M. Oluş Arık’ın 1988 tarihli raporlarında izlenebiliyor. İkinci dönem 2011-2012 yıllarında yapıldı. 2013’ten bu yana Eravşar başkanlığında süren üçüncü dönemde tersane alanı, İçkale sarayı, kilisesi ve hamamı, Ehmedek, arasta ve Tophane Mahallesi’nde çalışıldı. Bu son dönemde İçkale’de bir hamam kalıntısı ortaya çıktı. Ehmedek’teki üçgen burcun iki evreli olduğu, bugünkü burcun yıkılan eskisinin üstüne kurulduğu anlaşıldı. Kızılkule ile tersane arasında ise deniz altında büyük bloklu, dikdörtgen planlı bir yapı belgelendi.

UNESCO Dünya Mirası Merkezi’nin kaydına göre “Alanya” adlı aday alan, 25 Şubat 2000’de Türkiye tarafından Geçici Liste’ye sunuldu. Tanımda kale, İçkale’deki Selçuklu sarnıcı, Bizans kilisesi, sultan sarayı, Selçuklu hamamı, tersane ve 33 metrelik sekizgen kule sayılıyor. Kültür Portalı da 2000’i veriyor; İngilizce Vikipedi’deki 2009 tarihi bu kayıtla örtüşmüyor.

Bugün Alanya Kalesi’ni gezerken

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müze sitesine göre (2 Ekim 2026’da kontrol edildi) Alanya Kalesi (İçkale) her gün açık; giriş 08:00-18:30 arası, gişe 18:00’de kapanıyor, MüzeKart geçerli ve sesli rehber hizmeti var. Bakanlık sayfası ören yeri olarak İçkale’yi (İngilizce sürümde “Citadel”) listeliyor; kalenin aşağı bölümleri ve Hisariçi ise sokaklarında hâlâ insanların yaşadığı bir mahalle. Zirveye araçla, teleferikle ya da yürüyerek çıkılabiliyor; yürüyüş yaklaşık bir saat sürüyor. Yukarı çıkarken ana kapıdaki Karaca kitabesine ve damalı fresk izlerine bakın. Ehmedek’in iri taşlı kulelerinde Helenistik duvar örgüsünü arayın. Süleymaniye Camii ile bedestenin önünden geçip İçkale’de yonca planlı kiliseye ve saray terasına çıkın. Aşağıda, liman kıyısında, Kızılkule ve tersane aynı programın deniz ucunu tamamlar. Kaleden çıkan buluntuların bir bölümü Alanya Müzesi‘nde sergileniyor.

Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Antalya gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Alanya Kalesi’ni kim yaptırdı?

Kayanın üstünde Helenistik çağdan beri sur var. Bugün gördüğümüz surların, kapıların ve büyük sarnıçların çoğunu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad, 1221’de kenti aldıktan sonra yaptırdı. Kitabelerde Emir Karaca, Yakut Otakbaşı ve Yınal gibi emirlerin adları da geçiyor. Süleymaniye Camii ve çarşı yapıları sonradan eklendi.

Alanya adı nereden geliyor?

Antik adı Korakesion, Bizans dönemindeki adı Kalonoros’tu. Alâeddin Keykubad kente kendi adından Alâiye adını verdi. Bugünkü Alanya biçimi bu addan geliyor ve Cumhuriyet döneminde benimsendi.

Kleopatra gerçekten Alanya’ya geldi mi?

Antik kaynaklarda böyle bir ziyaret yok. Strabon, Marcus Antonius’un gemi yapımına uygun sedir ormanları nedeniyle Korakesion’un hemen doğusundaki kıyıyı Kleopatra’ya verdiğini yazar. Plajın adı bu bağış anlatısından geliyor.

Alanya Kalesi’nde kaç sarnıç var?

Kaynaklar farklı rakamlar veriyor. Kültür Portalı 400’e yakın sarnıç sayarken, Lloyd ve Rice’a dayanan hesaplar 1.200 kadar sarnıçtan söz ediyor. Bir kısmı bugün hâlâ kullanılıyor.

Kaynakça


👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top