Lefke Kapısı Tarihi
Son güncelleme: 16 Ekim 2026

Nerede: Bursa, İznik; Kılıçarslan Caddesi’nin doğu ucunda, sur içinden Osmaneli (eski adıyla Lefke) yoluna çıkan noktada
Dönem: Roma İmparatorluk Dönemi (anıtsal kapı, MS 1. yüzyılın son çeyreği; Hadrianus dönemi yazıtı) · 3. yüzyıl (sur ve iç kapı) · Bizans eklemeleri
Yaptıran: Nikaia kenti; yazıtlarda Bithynia ve Pontus valisi M. Plancius Varus ile imparator Hadrianus’un adları geçiyor
Önemli tarihler: MÖ 316 dolayı kentin kuruluşu · MS 69-79 Vespasianus döneminde anıtsal kapılar · 258 Got yağması ve ardından surlar · 325 ve 787 konsilleri · 1097 Haçlı kuşatması · 1204-1261 İznik İmparatorluğu · 2 Mart 1331 Osmanlı’ya teslim · 2015-2020 restorasyon
Bugün: Açık havada, her saat görülebilen bir anıt; yaya ve araç geçişi kapının yanından sağlanıyor
İznik’e doğudan, Osmaneli yolundan gelenler kente bugün de Roma döneminden kalan bir kapıdan girer. Lefke Kapısı, bir zamanlar Nikaia adını taşıyan kentin dört ana kapısından biri. İznik’in en uzun ömürlü yapılarından biri olan surun bir parçası. İki kule arasındaki dış kapı, ortadaki mermer zafer takı ve en içteki kapı, tek bir girişte birkaç yüzyılın birbirine eklendiğini gösteriyor. Bu sayfa hem kapının hikâyesini hem de bu sayfalarda öteki İznik yapılarının arka planı olacak kent tarihini anlatıyor.
Antigoneia’dan Nikaia’ya
Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’ndeki (DİA) “İznik” maddesinde Semavi Eyice, kentin MÖ 316 dolayında Büyük İskender’in komutanlarından Antigonos tarafından o zamanlar Askania denen gölün kıyısında kurulduğunu yazar. Antigonos kente kendi adını verdi: Antigoneia. MÖ 301’de onu yenen Lysimakhos, kentin adını karısı Nikaia’nın adına çevirdi. Eyice yerleşimin daha önce Helikore adını taşıdığının da söylendiğini aktarıyor. Bugünkü “İznik” adı, Nikaia’nın Türkçeleşmiş biçimi.
Coğrafyacı Strabon, Nikaia’yı düz bir alanda kurulmuş, caddeleri birbirini dik açıyla kesen bir kent olarak anlatır. Gymnasion’un ortasındaki bir taştan kentin dört kapısı birden görülebiliyordu. Ayşe Esin Kuleli’nin 2023’te yayımlanan sur çalışmasına göre bu ızgara plan bugün de okunabiliyor. Roma dönemindeki kuzey-güney caddesi (cardo) bugünkü Atatürk Caddesi’nin, doğu-batı caddesi (decumanus) ise Kılıçarslan Caddesi’nin hattında. Lefke Kapısı bu doğu-batı ekseninin doğu ucunda duruyor.
Kent bir süre Bithynia Krallığı’nın başkenti oldu. Ardından bu rolü I. Nikomedes’in kurduğu İzmit’e (Nikomedia) bıraktı. Son Bithynia kralı Nikomedes’in vasiyetiyle bölge MÖ 74’te Roma’ya geçti. Nikaia ile Nikomedia arasındaki “eyaletin birinci kenti” yarışı Roma döneminde de sürdü. Lefke Kapısı’ndaki yazıtta Nikaia’nın kendini “Bithynia ve Pontus’un birinci şehri” diye anması bu yarışın bir izi.
Kapı mı önce, sur mu?
Lefke Kapısı’nın asıl ilginç yanı, surdan önce yapılmış olması. Kuleli’ye göre Roma Barışı döneminde kentin savunma duvarına ihtiyacı yoktu. Bu nedenle İmparator Vespasianus döneminde (MS 69-79) iki ana caddenin uçlarına, kente girişi simgeleyen zafer takı biçiminde anıtsal kapılar yapıldı. Bu kapılar savunma yapısı değil, törensel giriş noktalarıydı.
Bu yapımda Bithynia ve Pontus valisi Marcus Plancius Varus’un adı öne çıkıyor. Türkçe Vikipedi’deki yazıt çevirisine göre kapının kent tarafındaki nişlerden birinin üstünde, valiyi ve kentin hamisini “dostu Claudius Quintianus”un onurlandırdığını söyleyen bir yazıt var. Nişte bir zamanlar Varus’un mermer heykeli duruyordu. Aynı yüzdeki arşitrav yazıtı ise kapıyı imparator Hadrianus’a adar. Burada Nikaia kendini “Dionysos ve Herakles soyundan gelen” bir metropolis olarak anar. Kuleli de arşitrav ve frizin iki yüzünde Plancius ile Hadrianus’a ait yazıtlar bulunduğunu belirtiyor.
Kapının tarihi bu iki ad yüzünden sık sık karışır. Gezi yazılarının çoğu Lefke Kapısı’nı “Hadrianus’un 123’teki ziyareti için yapılmış” diye tanıtır. DİA’ya ve İngilizce Vikipedi’ye göre 123 yılı, kentin büyük bir depremle harap olduğu ve Hadrianus’un kenti yeniden imar ettirdiği yıl. Hadrianus bu yüzden Nikaia’nın “ikinci kurucusu” sayıldı. Kuleli ise kapıların Vespasianus döneminde yapıldığını yazıyor. Bu durumda Hadrianus yazıtı, var olan bir kapıya sonradan eklenmiş bir adak olmalı. Kültür Portalı ise kapının kesin bir tarihinin belirlenemediğini söylüyor. Bu sayfada iki görüş yan yana veriliyor: kapı büyük olasılıkla 1. yüzyılın son çeyreğine ait, Hadrianus’un adı ise 2. yüzyılda yazıta girdi.
Surlar ise daha sonra geldi. Got akınları 258 dolayında Bithynia’yı yağmaladı. Kuleli’ye göre surların yapımı bunun üzerine imparator Gallienus döneminde başladı. Yazıtlara göre de Claudius Gothicus (268-270) döneminde tamamlandı. Anıtsal kapılar bu yeni duvarın içine alındı. Lefke Kapısı’nın iç avludan kente açılan iç kapısı da Kuleli’ye göre bu döneme tarihlenebilecek devşirme malzeme taşıyor. Bizans döneminde iç avluya, dış kapıdan içeri uzanan bir koridor eklendi.
Dört kapı ve beş kilometrelik sur
Kuleli’nin ölçümlerine göre İznik’in ana sur hattı yaklaşık 4.970 metre uzunluğunda. Foss ve Winfield’in numaralandırmasını izleyen çalışmada 115 burç sayılıyor. Bunların 86’sı yarım daire, 12’si kare, 4’ü çokgen planlı. Kültür Portalı ise 114 burç ve 10-13 metre yükseklik veriyor. Dört ana kapı dört yöne açılır: kuzeyde İstanbul, doğuda Lefke, güneyde Yenişehir, batıda Göl Kapısı. Göl Kapısı’ndan bugün hiçbir iz kalmadı. Öteki üç kapı aynı şemayı paylaşıyor. Roma zafer takının iki yanına kuleler eklenmiş, arkasına bir iç avlu ve ikinci bir kapı yapılmış. Kapıyı aşan düşman avluda sıkışıyordu.
Sur, sonraki bin yılda pek çok kez onarıldı. Kuleli’nin özetine göre 727’deki Arap kuşatmasından sonra III. Leon, 858’de III. Mikhail surları kapsamlı biçimde onardı. 1065 depremi büyük hasar verdi. 1097’deki Haçlı kuşatmasından sonra I. Aleksios Komnenos surları onarttı. En büyük ekleme 13. yüzyılda geldi. III. Ioannes Dukas Vatatzes (1222-1254), ana surun 10-15 metre önüne daha ince ve alçak bir ön sur yaptırdı. İznik’in bugün görülen çift duvarlı görünümü bu döneme ait.
İki konsil kenti
İznik’i Hristiyanlık tarihinde öne çıkaran, burada toplanan iki ekümenik konsil. Birincisini İmparator I. Konstantinos 325’te topladı. DİA’nın “İznik Konsili” maddesine göre konsilin asıl gündemi, İskenderiyeli rahip Arius’un İsa’nın Tanrı’yla aynı özden olmadığı yönündeki görüşleriydi. Konsil, oğulun babayla “aynı özden” (homoousios) olduğunu söyleyen inanç metnini kabul etti. Arius ve onu destekleyen bazı piskoposlar aforoz edilip sürgüne gönderildi. Konsilde Paskalya’nın tarihi de karara bağlandı. Bu metin, sonraki konsillerde genişletilerek bugün “İznik-İstanbul inanç bildirgesi” denen biçimini aldı.
Ayrıntılarda kaynaklar ayrışıyor. DİA, konsilin 14 Haziran 325’te açıldığını ve 25 Ağustos’ta kapandığını yazıyor. İngilizce Vikipedi ise kilise tarihçisi Sokrates’e dayanarak 20 Mayıs’ı veriyor, açılışın Haziran’a kalmış olabileceğini ve konsilin Temmuz’un ilk haftalarında dağıldığını belirtiyor. Katılımcı sayısı için geleneksel rakam 318. Çağdaş tanıklıklar 250 ile 300 arasında bir sayıdan söz ediyor. Toplantı yeri konusunda iki kaynak aynı şeyi söylüyor: konsil kentin imparatorluk sarayında toplandı. Bu sarayın yeri bugün bilinmiyor.
İkinci konsil 787’de, İmparatoriçe İrini’nin ve oğlu VI. Konstantinos’un çağrısıyla toplandı. Konsilin gündemi, ikonaların kiliselerde kullanılmasını yasaklayan ikonoklazma politikasıydı. İngilizce Vikipedi’ye göre konsil 24 Eylül 787’de açıldı, Patrik Tarasios’un başkanlığında İznik’te yedi oturum yaptı ve 13 Ekim’de ikonalara saygı gösterilmesini meşru sayan kararını açıkladı. İngilizce kaynaklar oturumların büyük olasılıkla Ayasofya‘da yapıldığını yazıyor.
Selçuklu başkenti, Haçlılar ve sürgündeki imparatorluk
11. yüzyılda kent Türklerin eline geçti. DİA’ya göre Kutalmışoğlu Süleyman Şah İznik’i alıp Anadolu Selçuklu Devleti’nin merkezi yaptı. Fetih tarihi için kaynaklar ayrışıyor. Azîmî 1075’i veriyor, ansiklopedi 1078’i benimsiyor, bazı tarihçiler 1080-1081’i öne sürüyor. İngilizce Vikipedi ise kentin 1081’de Türklerin eline geçtiğini yazıyor. Süleyman Şah’ın oğlu I. Kılıçarslan, 1096’da Pierre l’Ermite’in yönettiği ilk Haçlı birliğini dağıttı. Ertesi yıl gelen asıl Haçlı ordusu kenti kuşattı. Türkler kenti 19 Haziran 1097’de Bizans komutanı Manuel Butumites’e teslim etti. DİA, bu kısa Türk döneminden kalan tek izin, üzerinde birkaç satır yazı bulunan kaba taş mezarlar olduğunu yazar. Bizanslılar bunları sonradan surların onarımında kullandı.
1204’te Dördüncü Haçlı Seferi İstanbul’u aldı. Kentten kaçan I. Theodoros Laskaris İznik’te tutundu. İngilizce Vikipedi’ye göre 1205’te Bizans imparatorlarının unvanlarını aldı. 1208’de İznik’te seçilen yeni patrik tarafından taç giydi. Ortodoks patrikliği de 1261’de İstanbul geri alınana kadar İznik’te kaldı. Bu dönem tarihe İznik İmparatorluğu adıyla geçti. İmparatorlar zamanla Nif (Nymphaion, bugünkü Kemalpaşa) gibi kentlerde oturmayı tercih etti. Yine de İznik devletin resmî merkezi olarak kaldı. Ön surun yapımı da bu döneme denk geliyor.
1331: Orhan Bey’in İznik’i
Osmanlıların İznik’e ilgisi beyliğin kuruluşu kadar eski. DİA’da Ahmet Güneş, Osman Bey’in 1300 dolayında kenti kuşattığını, surları aşamayınca yakınına bir havale kulesi yaptırarak ablukaya geçtiğini yazıyor. Belirleyici an 1329’daki Pelekanon Savaşı oldu. Bizans ordusu burada yenilince kente yardım ulaştırılamaz hale geldi. Erken Osmanlı kroniklerine göre İznik, isteyenin kalması, isteyenin gitmesi şartıyla 2 Mart 1331’de Orhan Bey’e teslim oldu. Bizans kaynakları da kentin bu yenilgiden sonra savaşmadan teslim edildiğini belirtiyor. Kuleli’nin çalışmasının özetinde fetih 1330 olarak geçiyor. DİA ve İngilizce Vikipedi 1331’i veriyor.
Fetihten sonra kentin büyük kilisesi camiye çevrildi. Orhan Bey ilk kadılığa Çandarlı Kara Halil’i getirdi, bir imaret ve bir medrese yaptırdı. Kentin imarı bundan sonra Çandarlı ailesinin yapılarıyla hızlandı. Lefke Kapısı’nın hemen önündeki Yeşil Camii ile Nilüfer Hatun İmareti bu ilk yüzyılın ürünleri. Orhan’ın oğlunun adını taşıyan Süleyman Paşa Medresesi de öyle. DİA, 1402’de Ankara Savaşı’ndan sonra Timur’un ordularının kenti tahrip ettiğini yazar. İstanbul’un fethinden sonra İznik ilim merkezi olma özelliğini yitirdi, ama çini üretimiyle 17. yüzyılın sonlarına kadar ön planda kaldı.
Kent sonraki yüzyıllarda küçüldü. Gezginler 18. ve 19. yüzyılda surların içinde dağınık bir kasaba gördü. Texier 1835’te Lefke Kapısı tarafının boş ve bahçelerle çevrili olduğunu not etti. İznik 21 Eylül 1920’de Yunan kuvvetlerince işgal edildi ve işgal yıllarında ağır tahribat gördü. Kent 1988’de tarihî kentsel sit alanı ilan edildi. Kültür Portalı’na göre 2014’ten bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde.
Neye bakmalı?
- Üç katmanlı giriş: Dışarıdan gelirken önce iki silindirik kule arasındaki dış kapıdan geçersiniz. Kültür Portalı’na göre bu kapı kalın mermer sütunlardan yapılmış, üst silmesi ahşap dikdörtgen bir açıklıktır. Ortada Roma zafer takı, en içte ise 3. yüzyıl kapısı yer alır.
- Yazıtlar: Ortadaki kemerin üzerinde, iç ve dış yüzlerde Grekçe yazıtlar var. Plancius Varus’un heykelinin durduğu niş de kent tarafındaki yaya geçidinin üstünde.
- Devşirme kabartmalar: Kapının sol tarafına, başka bir yapıdan getirilmiş yüksek kabartmalı iki friz parçası yerleştirilmiş. Kültür Portalı figürlerin çok sıkışık işlendiğini yazıyor. Yerel basında bir sanat tarihçisi, birinde kalkanlı askerlerin ve yerde yaralı bir figürün bulunduğu bir savaş sahnesi, ötekinde yük taşıyan hayvanlar gördüğünü anlatıyor. Parçaların asıl yeri bilinmiyor.
- Gömülü zemin: Türkçe Vikipedi’ye göre kapının 1,80 metrelik bölümü bugün toprak altında. Kapı, gördüğünüzden daha yüksek.
- Sur içi çeşme: DİA, kapının iç tarafında, zemin kotu yükselmiş, onarım görmüş sivri kemerli bir çeşme bulunduğunu yazıyor.
Restorasyon
Kapı son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ihale ettiği bir restorasyondan geçti. Yerel basına göre 2015’te süren çalışmalarda ortadaki kemerin bir bölümü söküldü. Yüklenici firma, kemerin özgün olmadığını, 1980’lerde örülüp beton sıvayla kaplandığını, çatlak olduğu için tehlike yarattığını söyledi. Söküm tartışma yarattı ve kemer yeniden inşa edildi. Yerel basın çalışmaların 2020’de tamamlandığını yazıyor. Bugün gördüğünüz kemerin bir bölümü bu yüzden yeni.
Bugün Lefke Kapısı’nı gezerken
Kapı açık havada ve günün her saatinde görülebiliyor. Kapıyı önce dışarıdan, Osmaneli yolu tarafından bütün olarak görün. Sonra geçitten sur içine yürüyün. Kılıçarslan Caddesi’ni izlerseniz eski decumanus boyunca kentin ortasındaki Ayasofya’ya varırsınız. Kapının hemen içinde Yeşil Camii ve Nilüfer Hatun İmareti var. DİA’ya göre kapının dışındaki mezarlıkta Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa’nın türbesi, biraz ötede de Sarı Saltuk adına yapılmış açık bir makam türbesi bulunuyor. Surun bir kısmı kapının iki yanında yürüyerek izlenebiliyor.
2025’te İznik, 325 konsilinin 1700. yılı nedeniyle uluslararası gündeme girdi. Anadolu Ajansı ve BBC Türkçe’ye göre Papa XIV. Leo, 28 Kasım 2025’te Fener Rum Patriği Bartholomeos ve öteki kilise temsilcileriyle birlikte göl kıyısındaki Aziz Neofitos Bazilikası kalıntılarının yanında bir ekümenik dua törenine katıldı. Bazilika kalıntıları, İznik Gölü’nde su çekilmesiyle 2014’te ortaya çıkmıştı. Kimi araştırmacılar bazilikanın konsille ilişkili olabileceğini düşünüyor. Ancak 325 konsilinin sarayda toplandığını yazan kaynaklar bu bağı doğrulamıyor.
Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Bursa gezilecek yerler rehberi.
Sıkça sorulan sorular
Lefke Kapısı ne zaman yapıldı?
Ortadaki anıtsal kapı büyük olasılıkla MS 1. yüzyılın son çeyreğinde, Vespasianus döneminde (69-79) yapıldı. Kapıda o dönemin Bithynia valisi Plancius Varus’un adı geçiyor. Hadrianus’a adanmış yazıt ise sonradan eklenmiş görünüyor. Kapının çevresindeki sur ve iç kapı 3. yüzyılın ikinci yarısına ait. Kesin bir inşa tarihi bilinmiyor.
Kapı neden “Lefke” diye anılıyor?
Kapı, kentten bugünkü Osmaneli’ye, eski adıyla Lefke’ye giden yola açıldığı için bu adı aldı. DİA da kapıyı “Lefke (Osmaneli) Kapısı” diye anar.
325’teki İznik Konsili nerede toplandı?
Kaynaklara göre konsil kentin imparatorluk sarayında toplandı. Sarayın yeri bugün bilinmiyor. 787’deki ikinci konsilin ise büyük olasılıkla Ayasofya’da toplandığı kabul ediliyor. Göl kıyısında 2014’te ortaya çıkan bazilikanın konsille bağı ise kesinleşmiş değil.
İznik surlarının tamamı ayakta mı?
Hayır. Yaklaşık 5 kilometrelik ana surun büyük bölümü korunmuş, ama bazı kesimleri yıkılmış ya da yolların açılmasıyla kesilmiş. Dört ana kapıdan İstanbul, Lefke ve Yenişehir kapıları ayakta. Göl Kapısı’ndan ise iz kalmadı.
Kaynakça
- Kuleli, Ayşe Esin (2023). “Nikaia (İznik) Surlarının Mimarisi; Anıtsal Kapılar, Duvarlar ve Burçlar”. Amisos 8/14: 44-69. DOI — anıtsal kapıların Vespasianus dönemi, surların yapım evreleri, burç sayısı, Lefke Kapısı yazıtları.
- Eyice, Semavi; Güneş, Ahmet; Çobanoğlu, Ahmet Vefa (2001). “İznik”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, s. 543-549 — kuruluş, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemleri ve mimari.
- Sinanoğlu, Mustafa (2001). “İznik Konsili”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, s. 549-552.
- Aktepe, M. Münir. “Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa”, TDV İslâm Ansiklopedisi — Lefke (Osmaneli) Kapısı dışındaki türbe.
- Kültür Portalı, “İznik Surları” (2 Ekim 2026’da erişildi).
- Anadolu Ajansı, “Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, İznik’te düzenlenen ayine katıldı” (28 Kasım 2025) ve BBC Türkçe, “Papa’nın Türkiye ziyareti: İznik’te dua töreni yapıldı”.
- Arkeofili, “İznik’te 2000 yıllık kemer restorasyon sırasında yıkıldı” (4 Kasım 2015) ve Olay Gazetesi, “Bursa’daki bu taşlar dikkat çekiyor” (15 Ağustos 2021).
- Lefke Kapısı, Nicaea, First Council of Nicaea, Second Council of Nicaea, Empire of Nicaea ve Marcus Plancius Varus, Vikipedi.
👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası