Xanthos Antik Kenti Tarihi

Son güncelleme: 15 Ekim 2026

Xanthos Antik Kenti, Antalya
Fotoğraf: Mkrc85 · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Nerede: Antalya, Kaş, Kınık Mahallesi; Eşen Çayı’nın (antik Xanthos Irmağı) doğu kıyısındaki iki tepe, Fethiye karayolunun hemen kenarı
Başka adları: Ksanthos, Ksantos; Likçe adıyla Arñna
Dönem: MÖ 8. yüzyıldan Bizans dönemine; en parlak çağları Likya hanedanları (MÖ 6.-4. yüzyıl) ve Roma İmparatorluğu
Önemli tarihler: MÖ 6. yüzyıl ortası Harpagos kuşatması · MÖ 470 dolayı büyük yangın · MÖ 2. yüzyıl Likya Birliği · MÖ 42 Brutus kuşatması · MS 43 Roma eyaleti · 1838 Charles Fellows’un ziyareti · 1840’lar anıtların İngiltere’ye taşınması · 1950’den beri kazılar · 1988 UNESCO Dünya Mirası (Letoon ile birlikte)
Bugün: Ören yeri; Bakanlığın sitesine göre (2 Ekim 2026’da bakıldı) her gün 08:00-19:00 açık, gişe 18:30’da kapanıyor, MüzeKart geçerli

Xanthos’u gezen herkes bir noktada kendini bir dikmenin karşısında bulur: üstünde mermer bir mezar odası, odanın dört yüzünde kanatlı kadın figürleri. Figürler beyaz ve keskin hatlı, çünkü onlar kopya. Asılları 1840’lardan beri Londra’da, British Museum’da. Xanthos biraz da böyle bir yer: Likya’nın en büyük kenti, Likçe yazının en önemli metinlerinin bulunduğu yer ve antik dünyanın iki kez kendi eliyle yakılmış kenti olarak anlatılır. Bu sayfa Likya’nın genel tarihini de burada özetliyor. Patara, Myra ve bölgenin öteki kentleri için ilgili tarihçe sayfaları buraya gönderme yapıyor.

Likya ve Likyalılar: kısa bir çerçeve

Likya, bugünkü Antalya’nın batısı ile Muğla’nın doğusunu kapsayan Teke Yarımadası’nın antik adı. Hitit ve Mısır kayıtlarındaki “Lukka” adının bu bölgeyi gösterdiği düşünülüyor. Likyalılar, Hititçe ve Luvice ile akraba bir Anadolu dili konuşuyordu. Alfabeleri Yunan alfabesinden türemişti ama dilleri Yunanca değildi.

Bölge MÖ 6. yüzyılın ortasında Pers egemenliğine girdi. Bu dönemde Xanthos’ta Perslere bağlı yerel hanedanlar hüküm sürdü. Sonraki iki yüzyıl Atina, Pers ve Karya arasında el değiştirmekle geçti. MÖ 333’te Büyük İskender’e teslim olan Likya, ardından Ptolemaioslar ile Seleukoslar arasında paylaşılamadı. MÖ 188’de Roma, Seleukos kralı III. Antiokhos’u yendikten sonra Likya’yı Rodos’a bıraktı. Yirmi yıl kadar sonra, MÖ 168-167’de Roma bölgeyi Rodos’tan geri alıp serbest bıraktı.

Likya Birliği bu ortamda kurumsallaştı. Coğrafyacı Strabon’a göre birliğe 23 kent oy veriyordu. En büyük altı kent (Xanthos, Patara, Pınara, Olympos, Myra ve Tlos) üçer oya, orta büyüklüktekiler ikişer, küçükler birer oya sahipti. Meclis her yıl bir birlik başkanı (Likyarkh) seçiyordu. Fransız düşünür Montesquieu, “Kanunların Ruhu”nda bu yapıyı iyi bir federal cumhuriyet örneği olarak anar. ABD Anayasası tartışmalarında da Likya Birliği’ne atıf yapıldığı biliniyor. Birliğin kuruluş yılı kaynaklarda MÖ 2. yüzyılın farklı tarihlerine bağlanıyor. MS 43’te İmparator Claudius Likya’yı Roma eyaleti yaptı. MS 74’te bölge Pamphylia ile birleştirildi. Birlik bir kurum olarak bir süre daha varlığını sürdürdü. Toplantı yeri Patara’daki meclis binasıydı (bkz. Patara Antik Kenti Tarihi).

Harpagos kuşatması: “Ksanthos’un bütün erkekleri”

Xanthos’un adı tarih kitaplarına bir felaketle girer. Pers kralı Kyros’un komutanı Harpagos, MÖ 6. yüzyılın ortasında Batı Anadolu kıyılarını tek tek ele geçirirken Xanthos ovasına geldi. Tarih, kaynağa göre MÖ 546-545 ya da 540 dolayı olarak veriliyor. Olayı ayrıntısıyla anlatan tek kaynak Herodotos. Anlatısına göre Likyalılar ovada küçük bir orduyla Perslerin karşısına çıktı ve yenildi. Kente çekilen Xanthoslular kadınlarını, çocuklarını, kölelerini ve mallarını akropolde topladı ve akropolü ateşe verdi. Ardından birbirlerine ant içip Perslerin üzerine yürüdüler ve hepsi savaşarak öldü.

Herodotos bir ayrıntı daha ekler: Kendi zamanında Xanthoslu olduğunu söyleyenlerin çoğu sonradan gelmeydi. Eski halktan yalnızca o sırada kentin dışında bulunan seksen aile hayatta kalmıştı. Bu anlatının ne kadarının olduğu gibi yaşandığı bilinmiyor. Akropoldeki kazılar o dönemden kalma yangın izleri bulmuş olsa da, anlatı bir tarihçinin aktarımı olarak okunmalı.

Hanedanlar çağı ve taş anıtlar

Pers yönetiminde Xanthos, yerel hanedanların merkezi oldu. MÖ 520 dolayında kendi sikkesini basıyordu. MÖ 470 civarında kentin ahşap yapılarını yok eden bir yangın daha yaşandı. Kazı bulguları ve İngilizce kaynaklar bunu Atinalı komutan Kimon’un saldırısına bağlıyor. Bakanlığın tanıtımı yangını MÖ 475-450 arasına tarihliyor. Bu yangından sonra kent taşla yeniden kuruldu. Bugün gördüğümüz hanedan anıtlarının çoğu bu yeniden kuruluşun eseri.

Bu dönemin Likya’ya özgü mezar biçimi dikme mezardı. Yüksek bir taş dikmenin tepesine yerleştirilen mezar odası, ölüyü toprağın ve kentin üstüne kaldırıyordu. Kaynaklara göre bu tip yalnızca hanedan üyelerine ayrılmıştı. Harpy Anıtı da böyle bir mezar. Anıt MÖ 480-470 dolayına tarihleniyor ve Pers’e bağlı bir yöneticiye, belki Kybernis adlı hanedana ait. Adını kabartmalardaki kanatlı kadın figürlerinden alır. Bugün uzmanların çoğu bu figürlerin mitolojideki Harpyalar olmadığını, belki ruhları taşıyan varlıklar ya da yerel inançlara ait figürler olduğunu düşünüyor.

Nereidler Anıtı ise Yunan tapınağı biçiminde bir anıt mezar. Yüksek bir kaide üzerinde sütunlu bir yapı, sütunların arasında rüzgârda dalgalanan giysili deniz perisi (nereid) heykelleri vardı. MÖ 390-380 dolayında, Batı Likya’yı Xanthos’tan yöneten hanedan Arbinas (Likçe Erbbina) için yapıldığı kabul ediliyor. Kabartmalarda Arbinas’ın Likya kentlerini kuşatışı, Pers usulü şemsiye altında oturuşu ve şölen sahneleri işlenmiş. UNESCO’nun değerlendirmesine göre bu anıt, Antik Dünyanın Yedi Harikası’ndan Halikarnas Mozolesi’ni doğrudan etkiledi.

Yazılı Dikme: üç dilli bir anıt

Xanthos’un bilim tarihi açısından en önemli anıtı belki de Yazılı Dikme (Yazıtlı Dikme). Yaklaşık MÖ 400’e tarihlenen bu dikme de bir hanedan mezarının taşıyıcısıydı. Tepesindeki mezar odası antik çağda bir depremde düşmüştü. Dört yüzü baştan sona yazıtla kaplı. Yaklaşık 250 satırlık Likçe bir bölüm ölen hanedanın savaşlarını anlatır. Ardından 12 satırlık Yunanca bir şiir gelir. Son bölüm ise uzun süre Likçenin bir lehçesi sanılan, bugün Milyaca adı verilen başka bir Anadolu dilinde yazılmış. Yazıtta adı kazınmış olan hanedanın Kheriga ya da Kherei olduğu düşünülüyor. Charles Fellows yazıtın kalıplarını 1840’ta çıkardı. Dikme hâlâ Xanthos’ta, yerinde duruyor.

Likçe metinlerin çözümünde bir başka belge daha önemli rol oynadı: Xanthos’un kutsal alanı Letoon’da 1973’te bulunan, MÖ 337 tarihli üç dilli (Likçe, Yunanca ve Aramice) yazıt. Bu yazıt Fethiye Müzesi’nin koleksiyonunda; müze 2023 depremlerinden sonra yapılan incelemede bina dayanıksız bulunduğu için ziyarete kapalı.

Brutus ve ikinci yangın

Xanthos ikinci kez MÖ 42’de yandı. Roma iç savaşında Caesar’ın katillerinden Brutus, Philippi Savaşı öncesinde para toplamak için Likya’ya geldi. Likya Birliği katkı vermeyi reddedince Xanthos’u kuşattı. Plutarkhos’un anlatısına göre Xanthoslular ırmaktan yüzerek kaçmaya çalıştı, gece baskınıyla kuşatma makinelerini ateşe verdi. Rüzgâr alevleri kente taşıyınca Brutus askerlerine yangını söndürme emri verdi. Ama halk askerleri surlardan uzaklaştırdı ve ateşi kendisi büyüttü. Plutarkhos, Brutus’un kurtarılan her Xanthoslu için ödül vaat ettiğini ve “istemeye istemeye kurtarılan” yalnızca 150 kişinin sağ kaldığını yazar. Aynı yazar, Xanthosluların atalarının Pers savaşında yaptığını tekrarladığını da vurgular. Kent kısa süre sonra Marcus Antonius döneminde yeniden kuruldu. Bugün görülen yapıların çoğu, Roma İmparatorluk döneminde yapılmış.

Roma ve Bizans dönemi

Roma döneminde Xanthos’un aşağı kenti düzenli bir planla yeniden kuruldu. Tiyatro, agora ve kentin güney girişindeki Vespasianus Kemeri bu dönemden. Geç Roma ve Bizans dönemlerinde de kent gelişmeye devam etti. Likya akropolüne lüks konutlar yapıldı, kentte birkaç kilise inşa edildi. Bunlardan en büyüğü 74 metre uzunluğunda bir bazilikaydı. 6. yüzyıldaki depremler yapıları tahrip etti ve onarıldılar. Arap akınları tehdidi üzerine surlar güçlendirildi. Bakanlığın tanıtımına göre kent 7. yüzyıldaki Arap akınlarına kadar piskoposluk merkezi olarak Bizans yönetiminde kaldı. Ardından giderek terk edildi.

Fellows ve “Xanthos mermerleri”

Xanthos’u Avrupa’ya tanıtan, İngiliz gezgin ve arkeolog Charles Fellows’tur. Fellows Nisan 1838’de kentin yıkıntıları arasında kamp kurdu, 1840’ta yeniden geldi. Ardından British Museum, İngiltere Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Osmanlı yönetiminden eserlerin götürülmesi için ferman istedi. Ferman 1841’in sonbaharında çıktı. 1840’ların ilk yarısında Fellows’un yönettiği seferlerde Harpy Anıtı’nın kabartmaları, Nereidler Anıtı’nın parçaları, Payava Lahdi ve daha birçok eser İngiliz donanmasının gemileriyle Londra’ya taşındı. Harpy Anıtı’nın dikmesi yerinde kaldı ve kabartmaların yerine dökme kopyaları konuldu.

Eserler bugün British Museum’da “Xanthos mermerleri” adıyla sergileniyor. Nereidler Anıtı’nın doğu cephesi de müzede yeniden kurulmuş durumda. UNESCO, Xanthos’u listeye alırken eserlerin 19. yüzyılda İngiltere’ye götürüldüğünü ve bunun Xanthos’u dünyaca tanınır kıldığını kayda geçirdi.

Kazılar ve UNESCO

Bilimsel kazılar 1950’de bir Fransız ekibiyle başladı ve yarım yüzyılı aşkın süre Fransız arkeologlar tarafından sürdürüldü. Bir kaynağa göre 2011’den bu yana kazılar Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Burhan Varkıvanç başkanlığında yürütülüyor. Xanthos, 4 kilometre güneyindeki Letoon ile birlikte 1988’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Letoon, Leto ile çocukları Apollon ve Artemis’e adanmış bir kutsal alan. Xanthos’un dini merkezi ve Likya Birliği’nin federal tapınağıydı. UNESCO’ya göre iki alan, Likya uygarlığının günümüze kalan en özgün mimari örneğini oluşturuyor. Letoon bugün Muğla sınırları içinde, Xanthos ise Antalya’da.

Bugün Xanthos’u gezerken

Ören yeri karayolunun hemen kenarında. Kentin güney ucunda, Roma döneminden kalma Vespasianus Kemeri var. Buradan yukarı çıkınca Eşen Çayı’na bakan sarp kayalığın üstündeki Likya akropolüne ulaşırsınız. Akropolün kuzeyinde Roma tiyatrosu ve onun yanında iki anıt yan yana durur. Biri Harpy Anıtı: dikmenin üstündeki mezar odasının kabartmalarını yakından inceleyin, bunlar kopya ama figürlerin düzeni aslına sadık. Hemen yanında, bir dikmenin üstüne oturtulmuş Likya tipi bir lahit var.

Tiyatronun arkasındaki agora alanında Yazılı Dikme’yi arayın. Dört yüzündeki yazıtı görebilirsiniz. Yazının bir bölümü Yunan harflerine benzer ama okunduğunda anlam vermez, çünkü dil Likçe. Bu yazıtın çözülmesinde Letoon’daki üç dilli yazıt anahtar rol oynadı. Ören yerine dağılmış lahitlerde ve kaya mezarlarında, Likya mezarlarının ahşap ev ve tahıl ambarı mimarisini taşa nasıl aktardığını görebilirsiniz: kiriş başları, çatı makasları, kapı çerçeveleri. Nereidler Anıtı’nın yerinde ise yalnızca temel izleri kalmış.

Alanda gölge az, öğlen güneşinde gezmek zor. Bakanlığın sitesine göre (2 Ekim 2026’da bakıldı) ören yeri her gün 08:00-19:00 arası açık, gişe 18:30’da kapanıyor. Xanthos’u Letoon ve Patara ile aynı güne sığdırmak mümkün, üçü de Eşen Vadisi’nde birbirine yakın.

Ulaşım, süre ve çevredeki diğer yerler için: Antalya gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Xanthos halkı kentini gerçekten iki kez kendi eliyle mi yaktı?

Antik kaynaklar öyle anlatıyor. Herodotos, MÖ 6. yüzyılda Pers komutanı Harpagos’un kuşatmasında Xanthosluların akropolü yakıp savaşarak öldüğünü yazar. Plutarkhos, MÖ 42’deki Brutus kuşatmasında da halkın kenti ateşe verdiğini anlatır. Bunlar tarihçilerin aktarımlarıdır. Ayrıntıların ne kadarının yaşandığı gibi olduğu bilinmiyor.

Harpy ve Nereidler anıtlarının asılları nerede?

Londra’daki British Museum’da. 1840’larda Charles Fellows’un yönettiği seferlerde Osmanlı yönetiminden alınan fermanla İngiltere’ye taşındılar. Xanthos’taki Harpy Anıtı’nın dikmesi orijinal, üzerindeki kabartmalar ise kopya.

Xanthos ile Letoon neden birlikte UNESCO listesinde?

Letoon, Xanthos’un 4 kilometre güneyindeki kutsal alanı ve Likya Birliği’nin federal tapınağıydı. İki alan 1988’de “Xanthos-Letoon” adıyla birlikte Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Letoon bugün Muğla, Xanthos Antalya sınırları içinde.

Yazılı Dikme neden önemli?

Likçe yazılmış en uzun metinlerden birini taşıyor. Üzerinde Likçe, Yunanca ve Milyaca olmak üzere üç dilde metin var. Bu yüzden Likya dilinin anlaşılmasında temel belgelerden biri sayılıyor. Dikme bugün hâlâ Xanthos’ta, yerinde duruyor.

Kaynakça


👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top