Selge Antik Kenti Tarihi

Son güncelleme: 15 Ekim 2026

Selge Antik Kenti, Antalya
Fotoğraf: G. Platschek · CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons

Nerede: Antalya, Manavgat, Altınkaya Mahallesi (eski adı Zerk); Köprülü Kanyon Millî Parkı içinde, Köprüçay (antik Eurymedon) vadisinin yukarısında, yaklaşık 1.000-1.250 metre yükseklikte
Bölge: Antik Pisidia; Roma döneminin sonlarında Pamphylia eyaletine bağlandı
Dönemler: MÖ 5. yüzyıldan itibaren sikke basan bağımsız kent → İskender’le dostluk → Helenistik krallıklara karşı direniş → Roma (MÖ 25’ten sonra Galatia eyaleti) → Bizans piskoposluğu → terk
Önemli tarihler: MÖ 333 İskender’e elçi gönderilmesi · MÖ 218 Akhaios kuşatması · MS 3. yüzyıl tiyatronun yeniden yapılması · 399 Got kuşatmasının püskürtülmesi · 1973 Köprülü Kanyon’un millî park ilan edilmesi
Bugün: Kalıntılar Altınkaya köyünün evleri ve tarlaları arasında, açık arazide

Selge’ye giden yol, antik kentin neden bu kadar uzun süre bağımsız kalabildiğini kendiliğinden anlatıyor. Köprüçay’ın oyduğu kanyon boyunca yükselen yol bir Roma köprüsünden geçiyor, kayalık yamaçları tırmanıp Toroslar’ın arasındaki küçük bir yaylaya çıkıyor. Kent bu yaylada, iki tepe arasına yaslanmış bir tiyatronun çevresine yayılıyor. Bugün Altınkaya köyünün evleri kalıntıların arasında duruyor. Bu sayfa Selge’nin antik yazarların gözünden tarihini ve bugün yerinde nelere bakılabileceğini anlatıyor.

Strabon’un anlattığı dağ kenti

Selge hakkında en canlı tanıklık Strabon’dan geliyor. Coğrafyacıya göre kent önce Kalkhas tarafından, sonra Lakedaimonlular, yani Spartalılar tarafından kurulmuştu. Kalkhas, Truva Savaşı’ndaki ünlü kâhindir; bu yüzden kuruluş anlatısı efsane niteliğinde. Ama Spartalı köken iddiası Selgelilerin kimliğinin parçasıydı. Polybios da Selgelilerin Spartalılarla akrabalıklarına layık davrandıklarını yazar.

Strabon, kentin yasalara bağlı yönetimi sayesinde öyle güçlendiğini anlatır ki Selge bir zamanlar “yirmi bin adam” barındırıyordu. Bu rakam sık sık “yirmi bin nüfus” diye aktarılıyor, ama metin daha çok kentin toplayabildiği erkek ya da asker sayısına işaret ediyor. Strabon bölgenin doğasına da hayrandır: Toros zirvelerinin arasında on binlerce insanı besleyebilen, zeytin ve üzüm bağlarıyla dolu, çevresi ormanlarla kaplı verimli bir ülke. En çok da stiraks ağacından söz eder. Bu ağacın gövdesindeki kurtların açtığı deliklerden sızan reçine tütsü olarak kullanılıyor ve ihraç ediliyordu. Strabon ayrıca “Selge süseni”nden yapılan bir merhemi övüyor. Stiraks ağaçları Selge’nin bronz sikkelerinde de betimlendi.

Strabon’a göre ülkeye yalnız birkaç yoldan girilebiliyordu, çünkü arazi Eurymedon (Köprüçay) ve Kestros (Aksu) gibi nehirlerin açtığı uçurum ve vadilerle bölünmüştü. “Ama yollarında köprüleri vardı” diye ekliyor. Bu doğal savunma sayesinde Selgeliler hiçbir zaman başkalarına boyun eğmemişti.

İskender’e elçi, Akhaios’a direniş

Büyük İskender MÖ 333’te Pisidia’dan geçerken Selge ona elçi gönderdi ve dostluğunu kazandı. Selgeliler o sırada komşu dağ kenti Termessos’la savaş hâlindeydi. Selge’nin komşularıyla ilişkisi genel olarak savaşçıydı; yalnız Aspendos’la iyi geçindiği belirtiliyor.

Kentin tarihindeki en dramatik olayı Polybios anlatıyor. MÖ 218’de Selgeliler komşu Pednelissos’u kuşattı. Pednelissos, Seleukos kralı III. Antiokhos adına Anadolu’yu yöneten ve sonra kendini kral ilan eden Akhaios’tan yardım istedi. Akhaios’un komutanı Garsyeris, Selgelilerin tuttuğu dağ geçidini geri çekiliyormuş gibi yapıp ele geçirdi; ardından Akhaios’la birlikte Selge topraklarına girdi ve kenti sıkıştırdı. Kuşatma sürerken Selgeli Logbasis kenti düşmana teslim etmek için anlaştı. Akhaios ordusunun yarısıyla kente yürürken Garsyeris de kenti tepeden gören ve bir kale gibi duran Zeus tapınağına, Kesbedion’a yöneldi. Polybios’a göre durumu fark eden bir keçi çobanı haberi halk meclisine yetiştirdi. Halk Kesbedion’u ve surları tuttu, Logbasis’i ve oğullarını öldürdü, köleleri kendilerine katılırlarsa özgür bırakacağını ilan etti ve saldırıyı püskürttü. Yine de iç ihanet korkusuyla barış istendi: Selge 400 talant ödeyip Pednelissoslu esirleri geri verdi ve belirli bir süre sonra 300 talant daha ödemeyi kabul etti.

Roma ve Bizans

MÖ 25’te Galatia kralı Amyntas’ın ölümünden sonra Selge, Roma’nın Galatia eyaletine katıldı. Strabon kendi zamanında kentin artık tamamen Roma’ya bağlı olduğunu yazar. Bağımsızlığın kaybıyla bir ekonomik gerileme geldiği, kentin ancak MS 2. yüzyılda toparlandığı düşünülüyor. Hadrianus döneminin sikkeleri kentin o sırada gelişmekte olduğunu gösteriyor. Bugün görülen yapıların çoğu, başta tiyatro, bu toparlanmanın ve MS 3. yüzyılın eseri.

Surlar Geç Antik Çağ’da bir kez daha işe yaradı. 399’da Got komutanı Tribigild’in kuvvetleri kenti kuşattı ama alamadı; tarihçi Zosimos Selge’yi o dönemde “küçük bir kasaba” olarak anar. Bizans döneminde Selge bir piskoposluk merkeziydi. Piskoposlarından Uranios 325’te, Nunekhios 431’de anılıyor ve piskoposluk listelerinde 14. yüzyıla kadar yer alıyor. Kentin Selçuklu döneminde terk edildiği ve yerleşimin Zerk adıyla küçük bir köye dönüştüğü aktarılıyor.

Neye bakmalı

Tiyatro. Kentin en iyi korunmuş yapısı. Princeton Klasik Yerler Ansiklopedisi’ne göre MS 3. yüzyılda yeniden yapılan tiyatronun çapı yaklaşık 104 metre ve iki tepe arasındaki konumuyla dikkat çekiyor. Oturma sıraları bir yatay geçitle iki kuşağa ayrılıyor. Kültür Portalı tiyatroyu kayalığa oyulmuş olarak tanıtıyor. Alman Vikipedisi’ne göre o zamana kadar çok iyi korunmuş olan tiyatro 1947’deki bir depremde kısmen hasar gördü.

Kesbedion ve tapınaklar. Polybios’un anlattığı direnişin geçtiği Kesbedion, kenti gören akropol tepesi ve oradaki Zeus tapınağıydı. Tepede iki tapınağın temel izleri seçilebiliyor; Türkçe kaynaklar bunları Zeus ve Artemis’e bağlıyor.

Agora, stadyum, surlar. Tiyatronun çevresinde agora, sütunlu galeriler, gymnasion, stadyum ve bir Bizans bazilikasının izleri var; ama bunlardan çok az şey kaldı. Kuleli surların bir bölümü ve ana kapı güneydeki tepede görülebiliyor. Sur dışında bir su yolunun kalıntıları ve oda mezarlar bulunuyor.

Köprülü Kanyon ve Oluk Köprüsü

Strabon’un sözünü ettiği köprülü yollar bugün de izlenebiliyor. Kıyıdaki Pamphylia ovasından Selge’ye çıkan yolun yaklaşık yarısında, Köprüçay’ın derin kanyonunu tek kemerli bir Roma köprüsü aşıyor. Oluk Köprüsü olarak bilinen bu köprü bugün de kullanılıyor. Kocaçay üzerindeki Büğrüm Köprüsü de sağlam durumda. İki köprüyü ve kenti kıyı kentlerine bağlayan taş döşeli antik yol, bölgenin tarihî değerlerinin en göze çarpanları arasında.

Selge ve çevresi 1973’te ilan edilen Köprülü Kanyon Millî Parkı’nın içinde kalıyor. Kültür Portalı’na göre Köprüçay’ın Bolasan ile Beşkonak arasında açtığı kanyon yaklaşık 14 km uzunluğunda ve yer yer 100 metreyi aşan derinlikte. Park, Akdeniz Bölgesi’nin en büyük doğal servi ormanını da barındırıyor.

Bugün Selge’yi gezerken

Selge’ye Antalya-Manavgat kara yolu üzerindeki Taşağıl ayrımından kuzeye, Köprüçay’ı izleyen yaklaşık 55 km’lik asfalt bir yolla ulaşılıyor. Yol Beşkonak ve Oluk Köprüsü’nden geçip dar ve virajlı biçimde Altınkaya’ya tırmanıyor. Kalıntılar köyün evleri ve tarlaları arasında, açık arazide; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müze sitesinde Selge için gişeli bir ziyaret sayfası bulunamadı (2 Ekim 2026). Köylülerin evlerine ve ekili alanlara saygı göstermek, tiyatronun çökmüş bölümlerinde dikkatli olmak gerekiyor. Yükseklik nedeniyle hava kıyıdan belirgin biçimde serin; kanyon gezisiyle aynı güne sığdırılabiliyor.

Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Antalya gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Selge’yi kim kurdu?

Strabon’a göre kent önce kâhin Kalkhas, sonra Spartalılar tarafından kurulmuştu. Kalkhas anlatısı efsane niteliğinde; Spartalı köken ise Selgelilerin kendi kimlik iddiasıydı.

Strabon Selge’nin nüfusu hakkında ne diyor?

Strabon kentin bir zamanlar “yirmi bin adam” barındırdığını yazar. Bu sık sık “20 bin nüfus” diye aktarılıyor, ama ifade daha çok kentin toplayabildiği erkek ya da asker sayısına işaret ediyor.

Oluk Köprüsü Roma dönemine mi ait?

Evet, Köprüçay kanyonunu aşan tek kemerli köprü Roma dönemi köprüsü olarak tanınıyor ve bugün de kullanılıyor. Selge’yi kıyı ovasına bağlayan antik yolun üzerinde.

Selge’yi ziyaret etmek için bilet gerekiyor mu?

Kalıntılar Altınkaya köyünün içinde, açık arazide. Bakanlığın müze sitesinde Selge için gişeli bir ziyaret sayfası bulunamadı (2 Ekim 2026). Kültür Portalı’na göre Köprülü Kanyon Millî Parkı’na giriş ücretsiz.

Kaynakça


👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top