Beypazarı Tarihi Evleri Tarihi

Son güncelleme: 13 Ekim 2026

Beypazarı Tarihi Evleri, Ankara
Fotoğraf: KayaZaKi · CC BY 2.5 · Wikimedia Commons

Nerede: Ankara, Beypazarı; Ankara’nın yaklaşık 100 km kuzeybatısı, eski İstanbul-Ankara yolu üzerinde
Antik adı: Lagania; 5.-6. yüzyılda Anastasiupolis
Dönem: Bugün görülen konutların çoğu 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl başından
Önemli tarihler: 17. yüzyıl Evliya Çelebi’nin kaydı · 1868 Ankara’ya bağlı kaza · 1995 ilk cephe onarımları · 2000’den sonra kapsamlı restorasyon · 2020 UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi
Bugün: Kentsel sit alanı; evlerin bir bölümü konut, bir bölümü müze, pansiyon ve lokanta

Beypazarı’nın eski mahallelerinde yürürken evlerin birbirine yaslanarak yamaca tırmandığını görürsünüz. Beyaz sıvalı cepheler, ahşap çıkmalar, kiremit çatıların üstünde yarım kalmış gibi duran küçük çatı odaları. Bu evlerin çoğu iki yüz yıllık bile değil; 19. yüzyılın ve 20. yüzyılın başının eseri. Ama kasabanın kendisi çok daha eski. Beypazarı’nı Türkiye’nin en çok bilinen tarihi kasabalarından biri yapan da evlerin yaşı değil, bir bütün olarak ayakta kalmaları ve 2000’lerde yaşanan dönüşüm oldu.

Lagania’dan Beypazarı’na

Kasabanın antik adı Lagania‘ydı. Tarihçi Bilge Umar’a göre ad “kaya doruğu” anlamına geliyordu; başka yorumlar da var. Lagania, Ankyra’ya (Ankara) bağlı bir piskoposluk merkeziydi. Doğu Roma İmparatoru I. Anastasios (hd. 491-518) kenti ziyaret etti ve kent bundan sonra onun adıyla Anastasiupolis olarak anıldı. Bu piskoposluğun en tanınmış piskoposu, sonradan aziz sayılan Sykeonlu Theodoros’tu.

Yakınlardaki bir başka antik kentle karıştırılmamalı: Iuliopolis (Juliopolis) Beypazarı değil, komşu Nallıhan ilçesinde, Çayırhan yakınındaydı. Yeri, üzerinde adı yazan Roma mil taşlarıyla belirlendi ve bir kısmı bugün Sarıyar Barajı’nın suları altında.

Bölge 1071’den sonra Türk yönetimine geçti, Selçuklu döneminde İstanbul-Bağdat yolunun bir ticaret durağı oldu. Ankara’nın Osmanlılara geçmesiyle birlikte Osmanlı topraklarına katıldı. Kaymakamlığın aktardığına göre “Beypazarı” adı, burası bir tımarlı sipahi merkezi olduğu için yöredeki sipahi beyinden ve canlı pazarından gelir: Beğ Bazarı. Kasaba 1868’den itibaren Ankara’ya bağlı bir kaza oldu.

Evliya Çelebi’nin gördüğü kasaba

17. yüzyılda Beypazarı’ndan geçen Evliya Çelebi, kaymakamlığın aktardığı metne göre şunları yazdı: kasaba iki geniş derenin içinde, 20 mahalle ve 41 mihraptan oluşuyordu. 3.060 iki katlı ev vardı; duvarları kerpiç, yüzleri tahta kaplıydı. Yedi han, hamamlar ve 600 dükkân sayılıyordu; çarşıdaki güzel bir han yanmıştı. Halkın geçimi tiftik keçisindendi ve haftalık pazarda sof (tiftik kumaşı) satılırdı. Pazara her hafta çevre köylerden on bin kişi toplanırdı.

Bu sayılar bir gezginin gözlemi, nüfus sayımı değil. Ama bugünkü tabloyla ilginç bir benzerlik var: 2000’lerde yapılan araştırmalar kasabadaki tarihi ev sayısını 3.000 ile 3.500 arasında veriyor.

Evlere yakından bakmak

Bugün ayakta olan evler çoğunlukla 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında yapıldı. Tolga Bozkurt’un 2004 tarihli çalışmasına göre Beypazarı, tarihi çarşıyı çevreleyen bu mahalleleriyle Osmanlı imar düzeninin bir taşra kasabasındaki uygulamasını açıkça gösteriyor. Yerleşim, Hıdırlık ve Salihler tepeleri ile İnözü Deresi’nin vadileri arasında, engebeli bir arazide kuruldu. Beypazarı’nda çoğu Anadolu kasabasında görülen bir kale yok. Peyzaj mimarı Filiz Aklanoğlu’ya göre sıkı sıkı dizilmiş evler, yerleşime bir “kale kent” görünümü veriyor.

  • Yapım: Evler genellikle iki-üç katlı. Zemin kat taş, üst katlar ahşap iskeletin arasına ahşap ya da kerpiç dolgu. Dışları sıvalı, çatıları alaturka kiremitli.
  • Guşgana: Çatıdan yükselen küçük çatı odası. Kurutulmuş yiyeceklerin saklandığı bu bölüm, aile büyüdüğünde evi genişletmeye de imkân veriyordu. Bazı evlerde üst katın bir kısmı bilerek işlenmeden bırakılırdı; buna “çantı” denir. Yerel geleneğe göre bu, “dünyada daha yapacak işimiz var” demekti.
  • Hayat ve taşlık: Girişteki taşlık bölümde ocak ve yalak bulunur. Değerli eşyalar yangından ve hırsızdan korunmak için demir kapılı mahzenlerde saklanırdı.
  • Dinme dolap: Katlar ve odalar arasında yiyecek ve eşya geçirmeye yarayan döner dolaplar.
  • Kapılar ve tokmaklar: Kapı, ailenin sosyal durumunu gösterirdi. Yerel anlatıya göre tokmağın sesinden gelenin kadın mı erkek mi olduğu anlaşılırdı. Nar motifi en sevilen süslerdendi.

Kaymakamlığın tanıtımına göre sokaklar, komşu evlerin kapı ve pencereleri birbirine çapraz bakacak, hiçbir ev ötekinin ışığını kesmeyecek biçimde düzenlenmişti.

Cumhuriyet döneminde: bir tarım kasabası

Cumhuriyet’in ilk on yıllarında Beypazarı Ankara’nın en büyük ilçesiydi. Kasabanın ekonomisi tarıma, ticarete ve el sanatlarına dayanıyordu. Tiftik ticareti bazı ailelere servet kazandırmıştı: bugün Yaşayan Müze olarak kullanılan Abbaszade Konağı’nı yaptıran Ali Bey, İngiltere’ye tiftik satan bir tüccardı. Telkari gümüş işçiliği, dokuma, bakırcılık ve yemenicilik sürdü. 2000’lerin başında ilçe, Türkiye’nin havuç ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılıyordu.

Kasaba zamanla ikiye ayrıldı: Ankara-İstanbul karayolunun güneyinde, İnözü Deresi’ne doğru yeni bir yerleşim büyüdü; karayolunun kuzeyindeki eski mahalleler ise tarihi dokusunu büyük ölçüde korudu.

1995-2010: restorasyon ve turizm

Dönüşümün ilk adımı 1995’te atıldı. Şehir plancıları Tanyel Özelçi Eceral ve Canan Altınkaya Özmen’in 2009’da yayımlanan çalışmasına göre Kültür Bakanlığı o yıl Alaaddin Sokağı’ndaki 13 evin cephesini yenileyen bir sokak sağlıklaştırma projesi başlattı. 1999’da göreve gelen belediye yönetimi, evlerin korunmasını belediyenin temel işi olarak tanımladı. 10 Mayıs 2000’den itibaren çalışmalar hızlandı. Üniversiteler, Kültür Bakanlığı, Tarihi Kentler Birliği, ÇEKÜL Vakfı ve özel şirketler projeye destek verdi.

  • 2005’e gelindiğinde 20 yapıda esaslı, 500 yapıda basit onarım yapılmıştı. Yaklaşık 1.000 evin cephesinin elden geçirilmesi hedefleniyordu.
  • Belediyenin 2009 verilerine göre restore edilen ev sayısı 540’a ulaştı. Bazıları müze, otel ve lokanta oldu.
  • Aynı verilere göre kasabaya gelen ziyaretçi sayısı 1999’da 2.500 iken 2008’de 370.000’e çıktı.
  • Haziranın ilk haftasında düzenlenen “Tarihi Evler, El Sanatları, Havuç ve Güveç Festivali” kasabanın tanıtımında önemli rol oynadı.

Çalışmaların eleştirildiği noktalar da oldu. Aklanoğlu’nun aktardığı 2005 tarihli bir çalışmaya (Urak ve Çelebi) göre, kentsel sit alanında bütünleşik bir koruma planı olmadan parça parça müdahale ediliyor, evlerin iç mekânlarına ise dokunulmuyordu.

2020’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın başvurusuyla “Beypazarı Tarihi Kenti”, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girdi. Başvuru metni Beypazarı’nı, 19. yüzyıl Osmanlı şehirciliğinin korunmuş bir örneği olarak tanımlıyor. Kentsel sit alanı için hazırlanan koruma amaçlı uygulama imar planı, belediyenin duyurusuna göre Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nca 30 Nisan 2025’te uygun bulundu.

Bugün Beypazarı evlerini gezerken

Gezinin merkezi Alaaddin Sokağı ve çevresi; tarihi çarşı ve Suluhan da birkaç dakika uzakta. Evlere bakarken yukarıya, çatılara dikkat edin: guşganaların ve yarım bırakılmış çantıların çoğu oradan görülüyor. Bazı konaklar müze olarak geziliyor. Yaşayan Müze’de bir evin içini ve odalarının nasıl kullanıldığını yakından görebilirsiniz. Ara sokaklardaki evlerin çoğunda hâlâ insanlar yaşıyor; fotoğraf çekerken buna saygı gösterin. Sokaklar dik ve taş döşeli; rahat ayakkabı giyin.

Ulaşım, süre ve çevredeki diğer yerler için: Ankara gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Beypazarı evleri kaç yıllık?

Bugün ayakta olan evlerin çoğu 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında yapıldı. Kasaba ise çok daha eski: antik çağda Lagania adıyla biliniyordu. Evliya Çelebi 17. yüzyılda burada 3.060 ev saymıştı.

Guşgana nedir?

Beypazarı evlerinin çatısından yükselen küçük çatı odası. Kuru yiyeceklerin saklandığı, gerektiğinde eve oda eklemeye de yarayan bir bölüm.

Beypazarı UNESCO listesinde mi?

“Beypazarı Tarihi Kenti” 2020’den beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde. Asıl listeye henüz alınmadı.

Beypazarı’ndaki restorasyonlar ne zaman başladı?

İlk cephe onarımları 1995’te Alaaddin Sokağı’nda başladı. Kapsamlı çalışmalar 2000’den sonra hızlandı ve 2009’a kadar 540 ev restore edildi.

Kaynakça

  • Aklanoğlu, Filiz (2010). “Geleneksel Yerleşmelerde Kültür Turizmi: Beypazarı Örneği”. Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi 10(2): 125-136. DergiPark — kent dokusu, 2000 sonrası onarımlar, İnözü Vadisi sit kararı.
  • Özelçi Eceral, Tanyel ve Altınkaya Özmen, Canan (2009). “Beypazarı’nda Turizm Gelişimi ve Yerel Ekonomik Kalkınma”. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi 5(2): 46-74. DergiPark — 1995 projesi, restore edilen ev ve ziyaretçi sayıları.
  • Urak, G. ve Çelebi, G. (2005). “Beypazarı Geleneksel Evlerinde Uygulanan ‘Tatlı Sıva’ Üzerine Bir İnceleme”. Gazi Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dergisi 20(3): 401-409.
  • Bozkurt, Tolga (2004). Beypazarı’ndaki Türk Devri Yapıları. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı.
  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Beypazarı Tarihi Kenti (Ankara) [2020] — UNESCO Geçici Listesi.
  • Beypazarı Kaymakamlığı, Beypazarı Tarihi ve Beypazarı Evleri — Evliya Çelebi aktarımı, ev mimarisi.
  • Beypazarı Belediyesi, Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı askı ilanı.
  • Beypazarı, Beypazarı ve Juliopolis, Vikipedi.

👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top