Osman Gazi Türbesi Tarihi

Son güncelleme: 16 Ekim 2026

Osman Gazi Türbesi, Bursa
Fotoğraf: Dosseman · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Nerede: Bursa, Osmangazi, Tophane Parkı; parka girişin solunda, Orhan Gazi Türbesi’nin karşısında
Dönem: Bizans (yerindeki şapel) · Erken Osmanlı (14. yüzyılda türbeye dönüşüm) · Sultan Abdülaziz dönemi (bugünkü bina, 1863)
Yaptıran: İlk türbe: Orhan Gazi, babasının vasiyeti üzerine · Bugünkü bina: Sultan Abdülaziz
Önemli tarihler: 1324 (vakfiyelere göre) ya da 1326 (rivayete göre) Osman Bey’in ölümü · 6 Nisan 1326 Bursa’nın teslimi ve naaşın Bursa’ya taşınması · 1801 yangın · 28 Şubat 1855 deprem · 1863 bugünkü türbe · Eylül 2020’den beri saygı nöbeti
Bugün: Ziyarete açık türbe; içeride 17 sanduka

Tophane Parkı’na girince solda, sekiz köşeli ve kubbeli bir türbe karşılar sizi. Önünde alp kıyafetli nöbetçiler bekler, içeride sedef kakmalı bir parmaklığın ortasında Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in sandukası durur. Bina 19. yüzyılın ortasından kalmadır. Ama yer 14. yüzyıldan beri aynıdır: Bizans kalesinin içindeki bir manastırın, kubbesi gümüş gibi parlayan şapeli. Bu sayfa türbenin ve Osman Bey’in Bursa’ya nasıl geldiğinin hikâyesini anlatıyor. Kentin genel tarihi ve 1326’daki teslim için Tophane Surları tarihi sayfasına bakabilirsiniz.

“Beni o gümüşlü kubbenin altına koyun”

Bursa’nın alınması yıllar süren bir ablukayla oldu. Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Osman Gazi Türbesi” maddesinde Doğan Yavaş, bu kuşatma sürerken Osman Gazi’nin zaman zaman kenti seyretmeye geldiğinin anlatıldığını yazıyor. Rivayete göre Osman, surların ardında gümüş gibi parlayan bir manastır şapeli görmüş ve bu gümüşlü kubbenin altına gömülmeyi vasiyet etmiş. Feyza Durmuşlar ile Eti Akyüz Levi, 15. yüzyıl tarihçisi Âşıkpaşazâde’den vasiyetin sözlerini aktarıyor: “Oğul Orhan! Ben öldüğüm zaman beni Bursa’daki o Gümüşlü kubbe altına koyacaksın.” Yapının “Gümüşlü Kümbet” adı bu anlatıdan gelir. Bu sözler bir kroniğe dayanır ve tarihçiler bunu bir rivayet olarak okur.

Osman Bey ne zaman öldü?

Osmanlı rivayeti, Osman Bey’in Orhan Bursa’yı kuşatırken öldüğünü söyler. Bazı anlatımlar onun zafer haberini ölüm döşeğinde aldığını da ekler. Halil İnalcık ise DİA’daki “Osman I” maddesinde iki vakfiye belgesine dayanır. Belgelerden birinde Osman hayatta, 1324 tarihli Mekece vakfiyesinde ise ölmüş görünüyor. İnalcık bu yüzden ölüm yılını 724, yani 1324 olarak veriyor. İngilizce Vikipedi de iki görüşü yan yana aktarıyor: bir kesime göre Osman kentin düşüşünden hemen önce öldü, ötekine göre zaferi duyacak kadar yaşadı. Bu sayfada iki tarih de veriliyor. Kesin olan, Osman’ın Bursa’nın teslimini kentin içinde görmediğidir.

Söğüt’ten Bursa’ya

Osman Bey öldüğünde Bursa henüz Bizans’ın elindeydi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Alan Başkanlığı’na göre Orhan, 1326’da kenti aldıktan sonra babasının Söğüt’teki kabrini kale içinde, babasının “Gümüşlü kümbet” dediği yere taşıttı. Anadolu Ajansı’nın 2020’de yayımlanan haberi de naaşın önce Söğüt’te, babası Ertuğrul Gazi’nin türbesine gömüldüğünü, Bursa’nın alınmasından sonra buraya nakledildiğini aktarıyor. İnalcık da Osman’ın vasiyeti gereği “hisarda Tophane’de, manastırda kubbenin altında” defnedildiğini yazıyor.

Mezarı ilk gören yabancılardan biri Faslı gezgin İbn Battûta’dır. İnalcık’ın aktardığına göre İbn Battûta, 1330’ların başında Bursa’ya geldiğinde Orhan’ın babasının mezarının, eskiden Hristiyanlara ait bir kilise olan bir caminin içinde bulunduğunu yazar.

Manastırdan türbeye

Yavaş’a göre fetihten sonra manastır kompleksinin bir bölümü Orhan Medresesi’ne, bir bölümü fetih camisi olarak Orhan Camii’ne dönüştürüldü. Yuvarlak planlı şapelin içine ise Osman Bey defnedildi. Bu caminin kitabesi, bina depremde yıkıldıktan sonra Şehadet Camii’nin doğu duvarına konuldu.

Manastırın adı konusunda kaynaklar karışıktır. Durmuşlar ile Akyüz Levi ve Anadolu Ajansı, yapıyı Saint Elias (Aya İlya) Manastırı ile ilişkilendiriyor. Yavaş ise bu adın bir yanılgıya dayandığını düşünüyor. Ona göre yuvarlak planlı Bizans yapılarının hepsi alışkanlıkla Aziz İlyas’a mal edildiği için bu ad yerleşti. Oysa başka azizlere adanmış yuvarlak yapılar da biliniyor. Yavaş başka bir karışıklığa da dikkat çekiyor: Selçuklu sultanının Osman Bey’e gönderdiği söylenen davul, tuğ ve sancak bu türbede saklandığı için halk yapıya “Davullu Manastır” derdi. Yabancı yazarlar bunu “Dâvud Manastırı” diye yanlış anladı. Bu sayfada manastırın adı kesin bir bilgi olarak verilmiyor.

Yangın, deprem ve Abdülaziz’in türbesi

Yavaş’a göre Osman Gazi’nin gömülü olduğu yuvarlak bina 1801’de yandı ve onarıldı. 28 Şubat 1855 depreminde ise ağır hasar gördü. Hasarın derecesi konusunda kaynaklar ayrışıyor: Kültür Portalı ve Alan Başkanlığı türbenin depremde tamamen yıkıldığını yazıyor. Yavaş ise tamamen yıkılmasa da çok büyük hasar gördüğünü belirtiyor.

Bugünkü türbeyi Sultan Abdülaziz yaptırdı. Yavaş’a göre Osman Nevres’in yazdığı ve Mevlevî Zeki Dede’nin ta’lik hatla yazdığı on satırlık kitabenin son mısraından yapım tarihi olarak 1280, yani 1863 çıkıyor. Kültür Portalı da 1863’ü veriyor. Alan Başkanlığı ise iki türbenin yeniden yapımını 1868’e koyuyor. Bu sayfada kitabe tarihi esas alındı. Yavaş, yeni türbenin eskisinden biraz daha geniş ölçülerde yapıldığını da ekliyor. Yani bugün gördüğünüz yapı, Osman Bey’in gömüldüğü Bizans şapelinin kendisi değil, onun yerinde yükselen 19. yüzyıl türbesidir.

Neye bakmalı?

  • Sundurma ve tuğra: Giriş, iki ince ve uzun sütunçenin taşıdığı bir sundurmayla başlar. Yavaş’a göre sundurmanın üzerinde Abdülaziz’in tuğrası var. Ardından ahşap kemerli bir giriş holü, batıda türbedar odası ve türbe gelir.
  • Sekizgen plan: Türbenin gövdesi, kasnağı ve kubbesi sekizgendir. Kubbenin her dilimi ikişer girlantla süslü. Kilit taşı volütlü, yuvarlak kemerli pencereler dökme demir şebekelidir. Barok etkili bu süsleme, 19. yüzyıl Osmanlı zevkinin tipik bir örneği.
  • Sedef şebeke: Osman Gazi’nin sandukası sedef kakmalı bir şebekeyle çevrilidir ve barok bitkisel süslemeli kadife bir örtüyle örtülüdür. Yavaş’a göre şebeke en son 2004’te onarıldı. Pûşîdenin baş ucundaki sülüs yazı, Ulu Cami’deki levhalarıyla da tanınan Hattat Abdülfettah Efendi’nin elinden çıkma.
  • On yedi sanduka: Türbede on yedi sanduka var. Yavaş’a göre bunlardan beşinin kime ait olduğu biliniyor: Osman Gazi, oğlu Alâeddin Bey, Orhan Bey’in eşi Asporça Hatun, Orhan’ın Asporça’dan doğan oğlu İbrâhim ve I. Murad’ın oğlu Savcı Bey. Ötekilerin sahipleri bilinmiyor.
  • Hediye levhalar: Yüzyıllar içinde türbeye pek çok hediye gönderildi. Yavaş’a göre bunlardan bugüne yalnız iki tanesi ulaştı. Biri, Hattat Hakkı’nın siyah zemin üzerine altın yaldızla yazdığı fetih ayeti.

Bugün Osman Gazi Türbesi’ni gezerken

Türbe, ziyarete açık bir yapı. Saygılı kıyafet ve sessizlik bekleniyor. Anadolu Ajansı’nın 2025’te aktardığına göre İl Jandarma Komutanlığı personeli, Eylül 2020’den bu yana türbe önünde alp kıyafetleriyle saygı nöbeti tutuyor. Nöbet, Tophane Parkı girişindeki seremoniyle sabah 09.00’da başlıyor, her saat başında el değiştiriyor ve 17.00’ye kadar sürüyor. Nöbet değişimi ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Karşıdaki Orhan Gazi Türbesi‘ni ve arkadaki Tophane Saat Kulesi‘ni aynı ziyarette görebilirsiniz. Anadolu Ajansı’nın 2020 haberine göre iki türbe bir yılda yaklaşık 700 bin kişi tarafından ziyaret edilmişti.

Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Bursa gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Osman Gazi gerçekten bu türbede mi yatıyor?

Kaynaklara göre evet. Osman Bey önce Söğüt’e gömüldü. Bursa 1326’da alınınca Orhan, babasının naaşını vasiyeti üzerine kale içindeki “Gümüşlü Kümbet”e taşıttı. 1330’ların başında kente gelen İbn Battûta da mezarı, kiliseden çevrilmiş bir caminin içinde gördüğünü yazar.

Türbe ne zaman yapıldı?

İlk türbe, 1326’dan sonra bir Bizans manastırının yuvarlak planlı şapeli kullanılarak düzenlendi. 1855 depreminde ağır hasar gören yapının yerine bugünkü türbeyi Sultan Abdülaziz yaptırdı. Kitabesindeki tarih 1280, yani 1863. Bir kaynak bu tarihi 1868 olarak veriyor.

Osman Bey hangi yıl öldü?

Kaynaklar ayrışıyor. Osmanlı rivayeti onun Bursa kuşatması sürerken, yani 1326’ya yakın öldüğünü söyler. Halil İnalcık ise 1324 tarihli Mekece vakfiyesine dayanarak ölüm yılını 1324 olarak veriyor.

Türbedeki nöbetçiler kim?

Alp kıyafeti giymiş jandarma personeli. Saygı nöbeti Eylül 2020’de başladı. Anadolu Ajansı’na göre nöbet her gün 09.00-17.00 arasında tutuluyor ve her saat başı değişiyor.

Kaynakça


👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top