Ankara Resim ve Heykel Müzesi Tarihi

Son güncelleme: 13 Ekim 2026

Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Ankara
Fotoğraf: Dosseman · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Nerede: Ankara, Altındağ, Hacettepe Mahallesi, Türk Ocağı Sokak; Namazgâh Tepesi’nde, Etnografya Müzesi’nin hemen yanında
Bina: Türk Ocakları Merkez Binası; Birinci Ulusal Mimarlık Akımı
Mimar: Arif Hikmet Koyunoğlu
Önemli tarihler: 21 Mart 1927 yapımın başlaması · Nisan 1930 tamamlanma · 1932 Ankara Halkevi · 1952 Halkevlerinin kapanması · 1975 Kültür Bakanlığı’na devir · 1980 müze olarak açılış · 2019-2020 restorasyon ve yeni sergi
Bugün: Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze; Bakanlık sayfasında açık görünüyor; koleksiyonda 3.601 eser

Namazgâh Tepesi’nde, Etnografya Müzesi’nin yanındaki iki katlı taş bina, Türkiye’de bir müze binasından çok daha fazlası olarak yaşadı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk Ocakları’nın merkezi olarak yapıldı, sonra Ankara Halkevi oldu ve Türkiye’de bestelenen ilk operalar ve ilk Türk Tarih Kurultayı onun salonunda gerçekleşti. 1950’lerden sonra on yıl içinde beş kurum arasında el değiştirdi, tornalar kurulan bir akşam sanat okuluna dönüştü ve süslemelerinin bir bölümünü kaybetti. Bugün Cumhuriyet dönemi Türk resminin en kapsamlı koleksiyonlarından birini barındırıyor. Bu sayfa binanın ve koleksiyonun hikâyesini anlatıyor.

Türk Ocakları ve bir proje yarışması

Türk Ocakları, II. Meşrutiyet’ten sonra kurulmuş, Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında devletten yardım alarak kültürel çalışmalar yapan bir dernekti. Kültür Bakanlığı’nın yapı tarihçesine göre merkez binası için 1926’da bir proje yarışması açıldı ve Etnografya Müzesi’ni yeni yapmış olan Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu‘nun projesi birinci oldu. Türkçe Vikipedi ise 1924’te dönemin tanınmış mimarlarından teklif istendiğini yazıyor. Her iki kaynak da projenin, Koyunoğlu’nun çizdiği bir suluboya resmin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından beğenilmesiyle onaylandığını aktarıyor.

Yapım (1927-1930)

Yapıma 21 Mart 1927‘de başlandı. Bakanlığa göre Mustafa Kemal binada Türk süslemelerinin kullanılmasını ve yalnız Türk işçilerin çalıştırılmasını istedi. Kurtuluş Savaşı’nda taş ustalarının önemli bir bölümü ölmüştü. Koyunoğlu bu yüzden mezar taşı ustalarını topladı ve mermeri güçlükle Marmara Adası’ndan getirtti. Mimarın adlarını andığı ustalar mermerci Hüseyin Avni, maden ustası Hakkı, taşçı Baki ve Ankaralı Hüseyin efendilerdi. Hüseyin Avni ile Hakkı Usta, yandaki Etnografya Müzesi’nde de çalışmıştı. Bina 1930 Nisanı’nda tamamlandı. Türkçe Vikipedi açılışın 23 Nisan 1930’da yapıldığını yazıyor.

Bakanlık, Koyunoğlu’nun anılarına dayanarak Mustafa Kemal’in inşaatı sık sık denetlediğini de aktarıyor. Bakanlığın müze sayfasına göre binanın en dikkat çeken iki mekânı, Koyunoğlu’nun kendi elleriyle yaptığı süslemelerle bezenmiş Türk Salonu ve geleneksel motiflerle süslü konser salonu.

Türk Ocağı ve Ankara Halkevi yılları (1930-1952)

Türk Ocakları 1931 başında kapandı ve bina 10 Haziran 1931’de Cumhuriyet Halk Fırkası’na devredildi. 1932’de Halkevleri kurulunca burada Ankara Halkevi çalışmaya başladı. Bina başkentin kültür hayatının merkezlerinden biri oldu. Bakanlığın derlediği listeye göre burada şu olaylar yaşandı:

  • 27 Nisan 1930: Türk Ocakları VI. Kurultayı
  • 2 Temmuz 1932: I. Türk Tarih Kurultayı’nın açılışı
  • 26 Eylül 1934: Dil Bayramı kutlaması
  • 2 Kasım 1933: Cumhuriyet’in 10. yılı için açılan İnkılap Resim Sergisi
  • 19 Haziran 1934: Ahmet Adnan Saygun’un Özsoy operası. İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Ankara ziyareti sırasında, onun da izlediği bir gösterimde sahnelendi.
  • 27 Aralık 1934: Saygun’un Taşbebek operası
  • 9 Ocak 1936: Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin açılış töreni

Mustafa Kemal bu etkinliklerin çoğunu salonun cumhurbaşkanlığı locasından izledi. Bakanlık, binada zengin bir kitaplık kurulduğunu da yazıyor. Türkçe Vikipedi’ye göre gül ağacından yapılmış, localı salon başlangıçta 500 kişilikti.

El değiştiren yıllar (1952-1975)

Halkevleri kapatılınca bina 1952’de hazineye devredildi. Kullanma hakkı yeniden kurulan Türk Ocakları’na verildi. 1952-1961 arasında binada Türk Ocakları Derneği’nin etkinliklerinin yanı sıra Devlet Tiyatroları’nın 3. Sahne temsilleri ve Ankara Belediyesi’nin nikâh hizmetleri vardı. Bakanlığa göre üç kurumdan hiçbiri binaya sahip çıkmadığından gerekli onarımlar yapılmadı ve yer yer yıkıntılar oluştu.

Sonraki yıllarda bina hızla el değiştirdi: 1961’de dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in emriyle Millî Eğitim Bakanlığı’na, aynı yıl yeniden Türk Ocakları’na, 1965’te Köy İşleri Bakanlığı’na, 1971’de Millî Savunma Bakanlığı’na, 1972’de yine Millî Eğitim Bakanlığı’na. En büyük tahribat bu son dönemde oldu. Bina Ankara Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu’na dönüştürüldü, odalar birleştirilip atölye yapıldı, bazı pencereler örüldü ve marangoz ve torna tezgâhları kuruldu. Salonun locaları söküldü, sahne kullanılamaz hâle geldi, iç ve dış süslemelerin bir kısmı döküldü.

Müzeye dönüşüm (1975-1980)

Bina 1975’te Kültür Bakanlığı’na devredildi ve resim ve heykel müzesi yapılmasına karar verildi. Bakanlığın müze sayfasına göre onarım, binanın hâlâ hayatta olan mimarı Arif Hikmet Koyunoğlu’nun gözetiminde, özgün ve yeni işlevine uygun olarak yapıldı. Müze 1980‘de açıldı. Türkçe Vikipedi açılış tarihini 6 Nisan 1980 olarak veriyor. Vikipedi’ye göre 1985’te Hacı Ömer Sabancı Vakfı’nın katkısıyla salonun locaları ve süslemeleri 1930’daki hâline döndürüldü ve sahne yeniden kullanılır oldu. Bugün salon, Devlet Opera ve Balesi’nin bazı temsillerine, konserlere ve toplantılara da ev sahipliği yapıyor. Koyunoğlu 1982’de öldü.

Koleksiyon nasıl oluştu?

Koleksiyonun ilk dört eseri, bina 1976’da Millî Eğitim Bakanlığı’ndan teslim alınırken onunla birlikte geldi. Bunlar, Bakanlığın da müzenin en önemli eserleri arasında saydığı dört tablo:

  • Osman Hamdi Bey, Silah Taciri
  • Vasili Vereşçagin, Timur’un Mezarı Başında
  • Fausto Zonaro, Genç Kız Portresi
  • Emel Cimcoz (Korutürk), Türk Çocuğunun Gazi’ye Şükranı

Türkçe Vikipedi’nin aktardığı bir akademik çalışmaya göre koleksiyonun asıl çekirdeği 1978’de oluşturuldu. Eşref Üren, Turan Erol, Arif Kaptan, Orhan Peker, Refik Epikman, Osman Zeki Oral ve Şefik Bursalı’dan oluşan bir sanatçı grubu, devlet kurumlarında dekor olarak kullanılan resimler arasından müzeye değer yaklaşık 500 eser belirledi ve bunlar bir başbakanlık genelgesiyle toplandı. Bağışlar ve satın almalarla koleksiyon büyüdü. Bakanlığa göre bugün resim, heykel, seramik, özgün baskı, Türk süsleme sanatları ve fotoğraf alanlarında toplam 3.601 eser var.

Kayıp eserler

Müzenin yakın tarihinde bir de envanter sorunu var. Türkçe Vikipedi ve Milliyet gazetesinin 2014 tarihli haberine göre 2007 ve 2008’de kurulan iki sayım komisyonunun çalışmaları sonucunda, 256’sı kayıp, 14’ü kayıp ya da fotokopi, 32’si sahte olmak üzere 302 eserin aslının bulunmadığı rapor edildi. Mayıs 2009’da Hoca Ali Rıza’ya ait 13 karakalem eskizin çalınıp yerlerine fotokopilerinin konduğu anlaşıldı. Yürütülen soruşturmada kayıp eserlerin bir kısmı 2013 ve 2014’te çeşitli koleksiyonerlerin evlerinde ele geçirildi.

Restorasyon ve bugün (2019’dan itibaren)

Bakanlığa göre bina 2019’da kapsamlı bir restorasyondan geçti ve 2020’de yeni kalıcı sergi “Başyapıtlar” ile, sanatçılara saygı olarak hazırlanan “Zamansız İzler” adlı geçici sergiyle yeniden açıldı. Sergi, 19. yüzyıl sonundan bugüne Türkiye’de resim ve heykelin değişimini kronolojik olarak izliyor. Erken dönemde Şeker Ahmet Paşa, Halife Abdülmecid Efendi, Hüseyin Zekai Paşa, Halil Paşa ve Hoca Ali Rıza, Cumhuriyet döneminde İbrahim Çallı, Hikmet Onat ve Namık İsmail gibi ressamların eserleri öne çıkıyor.

Bugün Resim ve Heykel Müzesi’ni gezerken

Binanın kendisine eserler kadar zaman ayırın. Türk Salonu’nun tavan ve duvar süslemelerine, merdiven holüne ve mümkünse konser salonunun localarına bakın. 1970’lerde atölyeye çevrilen odaların bugünkü hâliyle karşılaştırınca restorasyonun ölçeği daha iyi anlaşılıyor. “Başyapıtlar” sergisinde Osman Hamdi’nin Silah Taciri‘ni ve Vereşçagin’in tablosunu kaçırmayın. Etnografya Müzesi aynı tepede ve hemen yanda olduğundan iki binayı, aynı mimarın birkaç yıl arayla yaptığı iki eseri art arda görebilirsiniz. Müzede MüzeKart geçerli.

Ziyaret saatleri, ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Ankara gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin binası neydi?

Arif Hikmet Koyunoğlu’nun tasarladığı ve 1927-1930 arasında yapılan Türk Ocakları Merkez Binası. 1932’den 1950’lerin başına kadar Ankara Halkevi olarak kullanıldı.

Müze ne zaman açıldı?

Bina 1975’te Kültür Bakanlığı’na geçti, onarıldı ve 1980’de müze olarak açıldı. 2019’daki restorasyondan sonra 2020’de yeni “Başyapıtlar” sergisiyle yeniden açıldı.

Müzenin en önemli eserleri hangileri?

Koleksiyonun ilk dört eseri: Osman Hamdi Bey’in Silah Taciri, Vereşçagin’in Timur’un Mezarı Başında, Zonaro’nun Genç Kız Portresi ve Emel Cimcoz’un (Korutürk) Atatürk’e şükran tablosu.

İlk Türk operaları nerede sahnelendi?

Ahmet Adnan Saygun’un Özsoy (19 Haziran 1934) ve Taşbebek (27 Aralık 1934) operaları, o sırada Ankara Halkevi olan bu binanın salonunda sahnelendi.

Kaynakça


👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top