Diyarbakır’ı tarif eden ilk şey surlar: bazalt taştan örülmüş beş buçuk kilometrelik beden, Çin Seddi’nden sonra dünyanın ayakta kalan en uzun sur hatlarından biri sayılıyor ve Hevsel Bahçeleri’yle birlikte 2015’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi.
Sur içinde Ulu Cami Anadolu’nun en eski camilerinden biri; çevresindeki hanlar, kiliseler ve Cahit Sıtkı Tarancı ile Ziya Gökalp müze evleri siyah-beyaz bazalt işçiliğiyle ayakta. Dicle kıyısındaki On Gözlü Köprü 1065’ten bu yana aynı yerde duruyor.
İl merkezinin dışında Çınar’daki Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı, Ergani’deki Çayönü, Silvan’daki Malabadi Köprüsü, Eğil’in kaya mezarları ve Çermik’in traverten kaplıcaları bekliyor.
Aşağıdaki ilçe başlıklarına dokunarak Diyarbakır’daki durakları harita bağlantılarıyla birlikte görüntüleyebilirsin.
Diyarbakır’da gezilecek yerler 17 ilçeye yayılıyor. En çok yer barındıran 10 ilçe için yolu en kısa tutan sıra: başlangıç Sur, rota genel olarak doğuya ilerliyor; bu duraklar arası toplam yol ≈366 km. Tek ya da birkaç yerlik 7 ilçe, yakınındaki durağın altında gösterildi.
Kanalımızdaki Diyarbakır videosu — kısa turda öne çıkan duraklar. Aşağıda ilçe ilçe tam liste sürüyor.
Sur33 mekan
Tarihi & Kültürel
Cahit Sıtkı Tarancı Evi Kültür Müzesi
Şairin 1910’da doğduğu, 1733 yapımı iki katlı bazalt ev; dört kanadı dört mevsime göre düzenlenmiş planı ve yazlık kanattaki başodasıyla klasik Diyarbakır evini en açık biçimde gösteriyor. 1973’ten beri müze; odalarda Tarancı’nın el yazmaları, kitapları ve kişisel eşyaları sergileniyor. Ev Yenişehir’de değil, Suriçi’nde (Sur ilçesi), Ulu Cami’nin yakınında; Ahmet Arif Edebiyat Müzesi ile komşu. Bakanlık müzesi; giriş ücretli ve Müzekart geçerli.
Kenti yaklaşık 5,8 kilometre boyunca saran bazalt beden, ilk biçimini 4. yüzyılda Roma imparatoru II. Constantius döneminde aldı; bugün görülen bölümlerin çoğu Abbasi, Mervani, Artuklu ve Akkoyunlu onarımlarından kalıyor ve surlarda 63 kitabe bulunuyor. 78-82 burcu ve dört ana kapısıyla ayakta kalan en uzun sur hatlarından biri; Ulu Beden ve Yedi Kardeş burçlarının kabartmaları görülmeye değer. 2015’ten beri Hevsel Bahçeleri’yle birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Sur hattına kent içinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Beden üstü yürüyüşü yalnızca belirli bölümlerde açık, restorasyon süren yerler kapalı olabiliyor; korkuluk her yerde bulunmadığı için kenardan uzak durmak gerekiyor.
Cami Kebir mahallesindeki yapı, Anadolu’da inşa edilen en eski büyük camilerden biri; en eski kitabesi 1091-92’de Melikşah’ın emriyle yapıldığını söylüyor, bugünkü hâlini 1115-16 deprem ve yangınından sonraki 12. yüzyıl inşasıyla aldı. Avlusundaki antik yapılardan devşirilmiş sütunlar ve kûfi yazı kuşakları farklı çağları aynı cephede buluşturuyor; plan Şam’daki Emeviye Camii’yle sıkça karşılaştırılıyor. Sur içinde, çarşıdan yürüyerek gidiliyor ve giriş serbest. Namaz vakitleri dışında geziliyor; avlu gölgeli ve sıcak günlerde mola için kullanılıyor.
Ulu Cami’nin karşısındaki han, Sokullu Mehmed Paşa’nın oğlu Beylerbeyi Hasan Paşa’nın başlattığı, kitabelerine göre 1574-1575’te tamamlanan bir şehir hanı; siyah bazalt ile beyaz kireç taşının dönüşümlü kullanıldığı iki katlı avlulu planı, şadırvanı ve kubbeli üst kat odalarıyla dikkat çekiyor. Yüzyıllar boyunca tahıl pazarı ve dokuma tezgâhlarına ev sahipliği yapan yapı bugün kahvaltı ve kahve mekânlarıyla dolu. Sur içindeki en canlı avlu burası. Yürüyerek gidiliyor ve avluya giriş ücretsiz. Sabah kahvaltısı için erken saatte gitmek gerekiyor.
Dicle üzerindeki köprünün kitabesi 1064-65 tarihli ve Mervani emiri Nizâmüddevle Nasr dönemini anıyor; araştırmacılar bunun daha eski bir köprünün yeniden yapımı olduğunu düşünüyor. Bazalt gövdesi ve on sivri kemeriyle yaklaşık bin yıldır aynı yerde duruyor; güney cephedeki kûfi kitabe ve aslan kabartması görülmeye değer. 2009’dan beri araç trafiğine kapalı, yalnız yaya geçiyor; köprü UNESCO Dünya Mirası alanının parçası. Merkeze araçla on beş dakika, Mardinkapı yönünde. Üzerinden yürünüyor; buradan surlar ve Hevsel Bahçeleri birlikte görülüyor, gün batımında ışık en iyi durumda.
Surlarla Dicle arasındaki yaklaşık yedi yüz hektarlık tarım alanı sekiz bin yıldır kesintisiz ekiliyor; kenti besleyen sebze ve meyve buradan çıkıyor ve alan göçmen kuşlar için önemli bir konaklama noktası. Surlarla birlikte UNESCO Dünya Mirası kapsamında. Mardinkapı çevresindeki seyir noktalarından bakılıyor. Bahçelerin içine iniş patika; sabah ve akşamüstü saatleri daha serin geçiyor.
İçkale bölgesindeki yapı topluluğu, sur içindeki en eski yerleşim çekirdeği; Artuklu sarayı kalıntıları, Süleyman Camii, eski hükümet konağı ve müze binaları aynı avluyu paylaşıyor. Alan restorasyondan sonra bütünüyle ziyarete açıldı. Sur içinden yürüyerek gidiliyor. Giriş ücretli ve Müzekart geçerli; avludaki gölgeli oturma alanları sıcak günlerde işe yarıyor, gezi bir saat sürüyor.
İçkale avlusundaki müze, kentin çevresindeki höyük ve kazı alanlarından çıkan eserleri sergiliyor; Çayönü ve Zerzevan buluntuları ile Assur, Roma ve Artuklu dönemine ait parçalar koleksiyonun omurgasını oluşturuyor. Bölgenin on bin yıllık katmanları burada sıralanıyor. Müze sur içinde, İçkale avlusunda bulunuyor. Müzekart geçerli; ziyaret kırk beş dakika sürüyor ve iç mekân klimalı olduğu için yaz sıcağında gerçek bir sığınak işlevi görüyor.
İçkale çevresindeki sur bölümü, kentin en eski savunma hattına ait ve bazalt bloklarının farklı dönemlerde üst üste örüldüğü açıkça görülüyor; burçların üzerindeki kitabeler Artuklu ve Akkoyunlu dönemlerinden kalıyor. Bölüm, sur hattının en iyi korunmuş kesimlerinden. Sur içinden yürüyerek varılıyor ve ücret alınmıyor. Fotoğraf için ikindi ışığı uygun; zemin taşlı, rahat ayakkabı gerekiyor.
İçkale’deki bu bina, kitabesine göre 1203-04’te Artuklu döneminde yapıldı ve 1890’dan sonra uzun yıllar cezaevi olarak kullanıldı. Restorasyondan sonra 2014’ten beri Diyarbakır Müzesi’nin eser deposu ve restorasyon laboratuvarı; içi ziyarete açık değil, dışarıdan görülebiliyor. Edebiyat ve siyaset tarihinde adı geçen kişilerin tutulduğu bilinen 1980 tarihli Diyarbakır Cezaevi ise ayrı bir yapı, Bağlar ilçesinde ve müzeye dönüştürme çalışmaları sürüyor. Yapı İçkale avlusunda, müze kompleksiyle aynı gezide görülüyor.
Surların güneydoğu köşesindeki burç, yontulmuş bir kaya kütlesinin üzerinde yükselen, hattın en büyük ve en eski burcu olarak anılan yapı; içindeki sütunlu, tuğla tonozlu üç nefli mekân dikkat çekiyor. Burçtan Dicle vadisi, Hevsel Bahçeleri ve On Gözlü Köprü bütün olarak görülüyor. Burca Mardinkapı yönünden yürüyerek varılıyor ve ücret alınmıyor. 2026 haberlerine göre burç restorasyon nedeniyle ziyarete kapalıydı; gitmeden önce açık olup olmadığını sormak gerekiyor, çevresindeki teraslardan manzara her zaman görülebiliyor.
İçkale’deki cami, minare kitabesine göre 1160’ta Nisanoğulları döneminde, Artuklulardan önce yapıldı; caminin batı duvarına bitişik türbede, rivayete göre kentin 639 fethi sırasında şehit düşen sahabeler ile Hâlid b. Velîd’in oğlu Süleyman yatıyor. Bugünkü görünümünün büyük kısmı 1631-33’teki Murtaza Paşa onarımından. Yapı, Diyarbakır’ın en çok ziyaret edilen inanç noktalarından biri. Sur içinde, İçkale müze kompleksinin bitişiğinde ve yürüme mesafesinde. Giriş ücretsiz; kandil ve cuma günlerinde yoğunluk belirgin biçimde artıyor.
Şeyh Mutahhar Camii’nin minaresi, gövdesini taşıyan dört yekpare taş sütunla Anadolu’da eşi az bulunan bir çözüm sunuyor; cami 1500 yılında Akkoyunlu hükümdarı Kasım Bey döneminde inşa edildi. Sütunların altından geçmek kentte dilek geleneğine dönüşmüş durumda; dört sütunun dört mezhebi simgelediği bir halk yorumu. 2023 depremlerinden sonra 2024’te restore edildi. Minareye sur içindeki çarşı sokaklarından yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Sokak dar olduğu için fotoğraf ancak karşı köşeden çekilebiliyor; ziyaret on dakika sürüyor.
Ulu Cami avlusuna bitişik medrese, Artuklu hükümdarı II. Sökmen döneminde başlayıp kitabelerine göre 1223-24’te tamamlandı; kuruluş kitabesine göre dört Sünni mezhebin fıkhının birlikte okutulduğu, ayakta kalan en eski medreselerden biri. “Anadolu’nun ilk üniversitesi” diye anılması bir benzetme. Her kemeri farklı süslenmiş iki katlı revaklı avlusu taş işçiliğinin olgun örneği. Sur içinde, cami avlusundan geçiliyor ve ücret alınmıyor. Ziyaret yirmi dakika sürüyor; avlu gölgeli ve serin kalıyor.
Ulu Cami külliyesinin ikinci medresesi, büyük olasılıkla 12. yüzyıl sonunda Artuklu döneminde yapıldı; kaynaklarda Sincariye ya da Sencariye adlarıyla da anılıyor. Kesme taş duvarları ve her yönde farklı kemerli revaklarıyla dönemin eğitim yapılarını temsil ediyor. 1934’te Diyarbakır’ın ilk müzesi burada açıldı; 2024 sonundan beri Hayrat Vakfı’nın Kur’an ve din ilimleri eğitimi verdiği bir medrese. Cami avlusunun dışında, batı kapısının karşısındaki ara sokakta. Eğitim amacıyla kullanıldığı için içini görmek görevlilerin iznine bağlı olabiliyor.
Sur içindeki han, 1680 civarında yapılmış, 1683’te vakfedilmiş bir şehir hanı; adını hekimlerin şifa için sülük çıkardığı anlatılan avludaki eski kuyudan alıyor, kayıtlarda Kazancılar Hanı, halk arasında Demirciler Hanı diye de geçiyor. Üst katı yıkılmış, bodrumdaki ahır ve tek konaklama katı ayakta kalan bazalt avlusu restorasyondan sonra kafe-restoran oldu; dış dükkânlarda demirciler çalışıyor. Sur içinde, Hasan Paşa Hanı’na yürüme mesafesinde. Avluya giriş ücretsiz; öğle saatlerinde gölgeli avlu sıcaktan kaçmak için kullanılıyor.
Mardinkapı yakınındaki han, 1527-28’de (H. 934) Beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından yaptırıldı ve hacca giden kafilelere rehberlik eden delillerin konakladığı yer olduğu için bu adı taşıyor; Hüsrev Paşa Hanı diye de anılıyor. Diyarbakır’da Osmanlı döneminden kalan hanların en eskisi ve en büyüğü; iki katlı bazalt avlusu ve kapalı ahır bölümü 1990’dan beri otel olarak kullanılıyor. Han sur içinde, Mardinkapı yönünde ve yürüyerek varılıyor. Konaklamayanların avluya girişi otelin uygulamasına bağlı; taçkapı ve dükkân sırası dışarıdan görülebiliyor.
Sur içindeki kilise, geleneğe göre kökü 3. yüzyıla uzanan, bugün ayakta olan en eski parçaları (apsis, sütun başlıkları) 6. yüzyıla tarihlenen bir yapı ve Süryani Ortodoks cemaatinin kentteki merkezi. 1297 ve 1648 yangınlarından sonra defalarca onarıldı; aynalı tuğla kubbesi, aslan kabartmalı kapısı ve 17. yüzyıla ait ahşap sunak çatıları (kduşkudşin) görülmeye değer. Diyarbakır’ın çok dinli geçmişinin ayakta duran tanığı. Sur içinde, dar sokakların arasında ve yürüyerek gidiliyor. Ziyaret için kapıdan izin isteniyor; ayin saatleri dışında geziliyor.
Ortadoğu’nun en büyük Ermeni kiliselerinden biri; kayıtları 16. yüzyıla uzanan kilise, 1881 yangınından sonra 1883’te bugünkü biçimiyle yeniden yapıldı ve yedi sunağıyla biliniyor. Uzun süre harap kalan yapı 2011’de restore edilip ibadete açıldı; 2015-16’da Sur’daki çatışmalar sırasında kapandı, ikinci restorasyondan sonra Mayıs 2022’de yeniden açıldı. Kilise sur içindeki dar sokakların arasında, Dört Ayaklı Minare’ye yakın ve yürüyerek varılıyor. Giriş için ücret alınmıyor; ayin günlerinde ziyaret kısıtlanabildiği için hafta içi gitmek daha rahat.
Sur içindeki kilise, Keldani Katolik cemaatine ait ve bugünkü yapısı 17. yüzyıla tarihleniyor; 1827’ye kadar Diyarbakır Keldani patrikliğinin merkeziydi. Altı sütunla üç nefe ayrılan geniş naosu, aslan kabartmalı avlu kapısı ve ejder başlı nişi dikkat çekiyor; dışarıdan sade bazalt cephesi konut dokusunun içinde neredeyse gizli kalıyor. 2015-16’da hasar gördü, restorasyondan sonra Ekim 2023’te yeniden açıldı. Sur içinde, dar sokaklardan yürünerek varılıyor. Kapı her zaman açık olmuyor; ziyaret öncesi bilgi almak gerekiyor.
Ahmet Cemil Paşa’nın 1887-1902 arasında yaptırdığı konak, kesme bazalt cepheleri, iki avlusu ve 42 odasıyla Diyarbakır’da harem ve selamlık bölümleri birlikte ayakta kalan tek büyük konak; 2014’te restorasyondan sonra Kent Müzesi olarak açıldı. Sergiler inançlardan mutfağa, müzikten kent yaşamına uzanıyor. Konak sur içinde, Ali Paşa mahallesinde ve yürüyerek varılıyor. Giriş için ücret alınmıyor, pazartesi kapalı; selamlık avlusundaki havuzlu eyvan yaz sıcağında serin kalıyor ve ziyaret bir saat sürüyor.
Sur içinde, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi’nin yanındaki 19. yüzyıl sonundan kalma Hacı Halid Konağı’nda 2011’de açılan edebiyat müze kütüphanesi; şair Ahmet Arif’in gözlüğü, daktilosu, mektupları ve el yazısı şiirleri sergileniyor, bölgede yetişmiş öteki yazarların fotoğraflarına da yer ayrılmış. Müzeye sur içindeki konak sokaklarından yürüyerek varılıyor; giriş ücretsiz, pazartesi kapalı. Ziyaret yarım saat sürüyor; ceviz ağaçlı avlusu fotoğraf için sur içindeki en elverişli mekânlardan biri.
Sosyolog ve düşünür Ziya Gökalp’in 1876’da doğduğu, 19. yüzyıl başında yapılmış iki katlı bazalt ev, geleneksel Diyarbakır konağı planını koruyor; 1956’dan beri müze. 2014’teki olaylarda yanan müze restorasyondan sonra 2018’de yeniden açıldı; yangından kurtulan kişisel eşyalar ve dönemin etnografik eserleri sergileniyor. Ev sur içinde, Ziya Gökalp Caddesi’nden yürüyerek varılıyor. Bakanlık müzesi; giriş ücretli, Müzekart geçerli, pazartesi kapalı. Havuzun avluda değil eyvanın içinde olması evi öteki Diyarbakır evlerinden ayırıyor.
Beylerbeyi Behram Paşa’nın 1564-1572 arasında yaptırdığı, Tuhfetü’l-mi’mârîn’de Mimar Sinan’a atfedilen cami, Diyarbakır’ın en görkemli Osmanlı camisi sayılıyor; siyah bazalt ile beyaz taşın şeritler hâlinde kullanıldığı cephesi, düğümlü sütunlu çifte revakı ve harim duvarlarını kaplayan 16. yüzyıl çinileri dikkat çekiyor. Yapı, klasik Osmanlı planının bölgedeki yorumu. Camiye sur içinin güney mahallelerinden, Mardinkapı yakınından yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz vakitlerinin dışında geziliyor; revaklı avlusu gölgeli ve öğle sıcağında dinlenmek için kullanılıyor.
Ali Paşa mahallesindeki cami, 1534-1537 arasında Vali Hadım Ali Paşa tarafından yaptırıldı; bazalt duvarları, tek kubbeli harimi, köprüyle bağlanan minaresi ve aynı avludaki medresesiyle dönemin Osmanlı külliyelerini yansıtıyor. 2023 depreminde hasar gören cami Vakıflar’ın restorasyonundan sonra 2 Ekim 2026’da yeniden ibadete açıldı. Çevresindeki mahalle 2017’de başlayan kentsel dönüşümle büyük ölçüde yenilendi. Camiye sur içindeki mahalle sokaklarından yürüyerek varılıyor. Giriş için ücret alınmıyor; ziyaret çeyrek saat sürüyor.
Gazi Caddesi üzerindeki caminin ana bölümü 15. yüzyılda Akkoyunlu döneminde yapıldı; adını minaresindeki “kâle’n-nebî” (Peygamber buyurdu ki) diye başlayan hadis kitabelerinden alıyor. Siyah beyaz taş şeritli 1530 tarihli minaresi kentin en tanınan siluetlerinden biri; minare 1955’te cadde genişletilirken yıkıldı, 1960’ta bugünkü yerine yeniden dikildi. Yapı, sur içinin ana ekseninde duruyor. Sur içinde, çarşı hattında ve yürüyerek gidiliyor. Giriş ücretsiz; namaz saatleri dışında geziliyor ve çevresinde çay ocakları var.
Beylerbeyi Çerkez İskender Paşa’nın yaptırdığı cami, 1551 ya da 1554’te başlanıp 1557’de tamamlandı; kubbesi, siyah-beyaz almaşık duvarları ve son cemaat yeriyle klasik Osmanlı planını izliyor, 1565 tarihli vakfiyesi caminin özgün düzenini anlatıyor. Doğusunda İskender Paşa türbesi ve aile mezarları var. Cami, sur içinin kuzeybatısında, kendi adını taşıyan İskender Paşa Mahallesi’nde. Camiye Ulu Camii’den yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Ziyaret on beş dakika sürüyor; avludaki şadırvan ile son cemaat yeri yapının en gösterişli bölümleri.
Sur içindeki eski bir bazalt evde, 2007’den beri sözlü anlatı geleneğinin taşıyıcıları olan dengbêjler her gün toplanıyor ve çalgısız, ezgili hikâye anlatımı canlı biçimde sürdürülüyor. Gelenek, yazıya geçmemiş bölge tarihini kuşaklar boyunca aktardı. Ev sur içinde, Behram Paşa Camii’nin yanındaki Kılıçı Sokak üzerinde ve yürüyerek varılıyor. Giriş için ücret alınmıyor; pazartesi hariç her gün yazın 10.00-17.00, kışın 10.00-16.00 arasında açık.
Dicle vadisine bakan, asıl adı Semanoğlu Köşkü olan yapı kaynaklara göre 15. yüzyılda Akkoyunlu döneminde yapıldı; Birinci Dünya Savaşı’nda 1916-17’de karargâh olarak kullanıldı, Diyarbakır Belediyesi 1935 ya da 1937’de satın alıp Atatürk’e armağan etti ve “Gazi” adı buradan geldi. Siyah beyaz taş işçiliği, eyvandaki selsebil ve avludaki havuz Diyarbakır yazlık köşk geleneğini yansıtıyor; yapı onarımlarla büyük ölçüde değişti. Merkeze araçla on dakika, On Gözlü Köprü’nün batı yamacında. Bahçesi ziyarete açık; akşamüstü ışığı manzara için en uygun.
İçkale’deki Diyarbakır Müzesi kompleksinin içindeki müze binası, 1900’lerin başında yapıldı; Mustafa Kemal’in 16. Kolordu komutanı olarak Diyarbakır’da bulunduğu 1916-17’de karargâh olarak kullanıldı, sonra Genel Müfettişlik binası oldu ve 1973’te müzeye dönüştürüldü. Dönemin eşyaları, fotoğrafları ve belgeleri sergileniyor; 2017’de yeniden düzenlendi. Sur dışındaki Gazi Köşkü’yle aynı yapı değil. Müzeye İçkale’den yürüyerek varılıyor; İçkale müze kompleksinin biletiyle geziliyor, Müzekart geçerli.
Yukarıkılıçtaşı çevresindeki ağaçlandırma alanı, yürüyüş yolları, piknik masaları ve çeşmeleriyle günübirlik kullanıma açık; bozkır kuşağındaki kentte gölge sunan sayılı yerlerden biri. Alan belediye tarafından düzenlendi. Alana kent merkezinden araçla yaklaşık yirmi dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Hafta sonları masalar öğleden önce doluyor; alanda çeşme, mescit ve geniş otopark bulunuyor.
On Gözlü Köprü çevresindeki düzenleme, nehir kıyısı boyunca yürüyüş yolları, bisiklet şeridi ve oturma alanlarından oluşuyor; alandan surlar ile Hevsel Bahçeleri birlikte görülüyor. Vadi, kentin nehirle kurduğu bağın en görünür olduğu yer. Merkeze araçla on beş dakika. Girişi ücretsiz; akşamüstü serinlikte yürüyüş için tercih ediliyor.
Surların kuzey kapısının önündeki meydan, kentin en işlek toplanma alanı ve sur içi gezisinin doğal başlangıç noktası; çevresindeki çay bahçeleri ile dükkânlar gün boyu açık. Meydan, surların en gösterişli kapılarından birine bakıyor. Meydana kentin her yerinden yürüyerek ve toplu taşımayla varılıyor. Ücret alınmıyor; sur içi turuna buradan başlamak güzergâhı belirgin biçimde kolaylaştırıyor.
İstasyon Caddesi’ndeki sahne, düzenli oyun programıyla kentin kültürel takviminin merkezinde; salon hem yerel yapımları hem turne gösterilerini ağırlıyor. Tiyatro, Diyarbakır’ın uzun sahne geleneğinin bugünkü adresi. Salon İstasyon Caddesi üzerinde, şehir merkezinden yürüme mesafesinde. Bilet gişeden ya da çevrim içi alınıyor; oyun programı eylül ile mayıs arasında yoğunlaşıyor ve çevrede ücretli otopark bulunuyor.
Fiskaya Caddesi üzerindeki teras, Dicle vadisine ve Hevsel Bahçeleri’ne bakan konumuyla kentin en bilinen manzara noktalarından; cam korkuluklu seyir platformu vadiyi bütün olarak gösteriyor. Alan belediye düzenlemesiyle açıldı. Terasa kent merkezinden araçla on dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Gün batımında kalabalıklaşıyor; çevresindeki çay bahçeleri manzaraya bakan oturma alanları sunuyor.
İstasyon Caddesi’ndeki merkez, konser, konferans ve sergi programlarıyla kentin büyük ölçekli etkinliklerini ağırlıyor; adını Diyarbakır doğumlu şair Sezai Karakoç’tan alıyor. Salon kapasitesiyle bölgenin en büyük kültür yapılarından biri. Merkez, İstasyon Caddesi üzerinde ve şehir içinden yürüyerek varılıyor. Etkinlik takvimi değişken olduğu için program önceden kontrol edilmeli; binanın kendi otoparkı ve kafeteryası bulunuyor.
İnaloğlu Caddesi’ndeki bahçe, geniş çim alanları, koşu parkuru, bisiklet şeridi ve süs havuzlarıyla kentin yeni düzenlenen açık alanı; çocuk oyun bölümleri ayrı ayrılmış durumda. Şehrin en büyük tek parça yeşil alanlarından. Bahçeye Yenişehir’in konut bölgelerinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Akşam saatlerinde bütün alan aydınlatılıyor; geniş otopark bahçe girişinde bulunuyor.
İstasyon Caddesi ile Mehmet Akif Ersoy Bulvarı’nın kesiştiği alandaki park, gölet, yürüyüş yolları ve sosyal tesis bölümleriyle düzenlendi; kentin merkezinde günübirlik kullanılan büyük alanlardan biri. Park, eski fabrika arazisinin dönüştürülmesiyle oluştu. Park kent merkezinde, İstasyon Caddesi hattında ve yürüyerek varılıyor. Giriş için ücret alınmıyor; içindeki çay bahçesi, gölet çevresi ve çocuk oyun grubu gün boyu kullanılıyor.
Fiskaya Caddesi’ndeki belediye tesisi, Dicle vadisine bakan terasları ve çay bahçesiyle günübirlik kullanıma açık; fiyatlar belediye tarifesine göre uygulanıyor. Tesis, vadi manzarasının en rahat izlendiği noktalardan biri. Tesise kent merkezinden araçla on dakikada varılıyor. Camlı kapalı bölüm kış aylarında da hizmet veriyor; akşamüstü doluluk hızla yükseliyor ve otopark tesise bitişik konumda bulunuyor.
Merkezin kuzeybatısındaki baraj, 1972’de tamamlandı ve sulama amaçlı kurulan gölüyle bölgenin en büyük su kütlelerinden birini oluşturuyor; kıyı çevresi kuş gözlemi için de kullanılıyor. Göl, bozkır manzarası içinde beklenmedik bir açıklık yaratıyor. Göle kent merkezinden araçla yaklaşık kırk dakikada varılıyor. Kıyıda tesis neredeyse yok; yiyecek, su ve gölgelik yanınızda olmalı ve kıyı çizgisi mevsime göre değişiyor.
Baraj gölünün kıyısındaki piknik alanı, ağaçlandırılmış bölümü, masaları ve çeşmeleriyle günübirlik kullanıma düzenlendi; göl kenarındaki gölgelik alan bölgede sayılı. Alan sulama idaresi tarafından bakılıyor. Alana kent merkezinden araçla yaklaşık kırk dakikada, baraj yolu üzerinden varılıyor. Giriş için ücret alınmıyor; hafta sonları masalar sabah saatlerinde doluyor ve göl kıyısında otopark bulunuyor.
Peyas mahallesindeki park, yürüyüş yolları, spor aletleri ve çocuk oyun alanlarıyla mahalle ölçeğinde günlük kullanıma açık; kentin hızla büyüyen yeni konut bölgesindeki nefes alanlarından biri. Düzenleme belediye eliyle yapıldı. Parka Peyas mahallesinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Alan akşam saatlerinde tümüyle aydınlatılıyor; çevresinde büfe, market ve çay ocakları bulunuyor.
Peyas’taki park, geniş çim alanları, koşu parkuru ve oturma gruplarıyla Kayapınar’ın en çok kullanılan açık alanlarından; süs havuzu ve kafeterya bölümü de bulunuyor. Yeni yerleşim bölgesinin merkezinde konumlanıyor. Parka ilçenin konut bölgelerinden yürüyerek varılıyor ve ücret alınmıyor. Akşamüstü aile yoğunluğu belirgin artıyor; koşu parkuru aydınlatmalı ve otopark çevredeki sokaklarda bulunuyor.
Musa Anter Caddesi üzerindeki park, yürüyüş yolları, çocuk oyun grubu ve gölgelik bölümleriyle mahalle kullanımına açık; çevresindeki konut yoğunluğu alanı gün boyu canlı tutuyor. Park, Kayapınar’ın planlı düzenlemelerinden biri. Parka Musa Anter Caddesi boyunca yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Akşam saatlerinde aydınlatma yanıyor; çevredeki kafeler ile dükkânlar alanı gece geç saatlere kadar canlı tutuyor.
Mezopotamya mahallesindeki meydan, geniş sert zemini, süs havuzları ve çevresindeki ticaret hattıyla Kayapınar’ın toplanma alanı; kent etkinlikleri ve açık hava konserleri burada yapılıyor. Meydan, ilçenin yeni merkezini tanımlıyor. Meydana ilçenin ana caddelerinden yürüyerek varılıyor ve ücret alınmıyor. Akşam saatlerinde kalabalıklaşıyor; çevresindeki kafeler, otopark ve toplu taşıma durakları meydanı kuşatıyor.
Batman Çayı üzerindeki köprünün yapımını 1146-47’de Artuklu hükümdarı Timurtaş başlattı, kitabesi 1147-48 tarihli; selle yıkılan ilk ayak yüzünden iş uzadı ve kemer 1150’lerin ortasında oğlu Necmeddin Alpı döneminde kapandı. 38,60 metrelik ana kemeri Türkiye’de ve Yakındoğu’da ayakta duran en geniş Ortaçağ taş kemerlerinden biri; kemerin iki yanına örülmüş tonozlu odacıklar yolcuların konaklaması içindi. 2021’de restore edildi; araç trafiği 1955’ten beri yandaki köprüden akıyor. Silvan merkezine araçla yaklaşık yarım saat. Köprü üzerinden yürünüyor ve giriş ücretsiz; korkuluğun alçak olduğu yerlerde dikkatli olmak gerekiyor.
İlçe merkezini çevreleyen surlar, 5. yüzyıl başında kurulan antik Martyropolis’ten (Ortaçağ’da Meyyâfârikîn) kalıyor; surlar Bizans İmparatoru Justinianus döneminde yükseltilip çift duvarla güçlendirildi, Mervânî ve Eyyubi dönemlerinde onarıldı ve burçlarda Eyyubi kitabeleri bulunuyor. Aslanlı Burç ve Zembilfroş Burcu gibi burçların bir bölümü hâlâ ayakta. Kale, Silvan’ın antik geçmişinin en görünür kanıtı. Kaleye Silvan çarşısından yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Sur çevresi düzenlenmemiş durumda; zemin taşlı ve engebeli olduğu için dikkatli yürümek gerekiyor.
Silvan merkezindeki cami, eski kubbesi 1152’de çöktükten sonra Artuklu hükümdarı Necmeddin Alpı döneminde yeniden yapılarak 1157’de tamamlandı; mukarnaslı tromplara oturan 13,5 metrelik kubbesi Büyük Selçuklu İsfahan Cuma Camii’ndeki kubbenin esaslarını tekrarlayan ender örneklerden. 1227 tarihli Eyyubi mihrabı ve kuzey cephedeki kör kemer dizileri görülmeye değer. Yapı, Diyarbakır Ulu Camii’yle birlikte anılıyor. Camiye Silvan merkezindeki çarşı hattından yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Namaz vakitlerinin dışında geziliyor; ziyaret yarım saat sürüyor.
1902-03’te yapılmış konak, Birinci Dünya Savaşı’nda 16. Kolordu Komutanı Mustafa Kemal’e tahsis edildi; Mustafa Kemal 15 Nisan 1916’dan itibaren karargâhıyla burada yaklaşık altı ay kaldı. 2021-2024 restorasyonundan sonra müze olarak açıldı; dönemin eşyaları ve fotoğrafları odalarda sergileniyor, avlulu L planlı yapı bölgenin geleneksel konut planını gösteriyor. Konağa Silvan merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Ziyaret yarım saat sürüyor; bahçesindeki oturma alanları mola için elverişli.
Silvan yakınındaki kaya yerleşimi, tüf kayaya oyulmuş yüzlerce oda, kilise ve su kanalından oluşuyor; ilk Hristiyanlık döneminde kullanıldığı düşünülüyor ve yapılar birbirine tünellerle bağlanıyor. Alan, bölgedeki en büyük kaya yerleşimlerinden. Alana Silvan merkezinden araçla yaklaşık yirmi dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Zemin engebeli, odalar karanlık; el feneri ile sağlam ayakkabı olmadan girmemek gerekiyor.
Sinek Çayı üzerindeki köprü, kitabesine göre 1179-80’de Artuklu hükümdarı Necmeddin Alpı’nın kızı Zübeyde Hatun tarafından, kardeşi II. İlgazi’nin hükümdarlığı sırasında yaptırıldı; bir kadının adını taşıyan ender Ortaçağ köprülerinden. Ortadaki büyük sivri kemeri, iki yanındaki küçük gözleri ve kesme taş işçiliğiyle bölgenin en iyi korunmuş Artuklu köprülerinden biri; Çermik Köprüsü diye de anılıyor. Köprüye Çermik merkezinden kısa sürede varılıyor. Üzerinden yürüyerek geçiliyor ve ücret alınmıyor; korkuluk olmadığı için kenara yaklaşmamak gerekiyor, kitabeler en iyi dere yatağından görülüyor.
İlçedeki kaplıca, yer altından çıkan sıcak suyun yüzyıllar boyunca oluşturduğu traverten basamaklarının üzerinde kurulu; suyun romatizma ve cilt rahatsızlıklarına iyi geldiği belirtiliyor. Travertenler bölgeye Pamukkale benzeri bir görünüm veriyor. Kaplıcaya ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor. Tesis girişleri ücretli ama fiyatlar düşük; günübirlik kullanım mümkün, havlu ve terlik yanınızda olmalı ve otopark tesise bitişik.
Pamuklu köyü çevresindeki şelale, kayalık yatağa dökülen suyu ve çevresindeki ağaçlık alanla ilçenin serinleme noktası; yaz aylarında debi düşse de gölgelik korunuyor. Alan köylüler tarafından piknik için kullanılıyor. Çermik merkezine araçla yaklaşık yirmi dakika, son bölüm köy yolu. Tesis yok; erzak ve su yanınızda olmalı.
Sinek köyü yolundaki tesis, şelalenin hemen yanında kurulu ve çay bahçesi bölümüyle günübirlik kullanıma açık; su sesi ile gölgelik ağaçlar sıcak günlerde alanı doldurur. Tesis aile kullanımına göre düzenlendi. Çermik merkezine araçla on beş dakika. Fiyatlar uygun; hafta sonu masalar erken doluyor ve otopark yol kenarında.
İlçenin kuzeyindeki dağ, bahar aylarında yamaçlarını kaplayan gelinciklerle adını doğruluyor; yükseklerden Çermik ovası ile traverten hattı birlikte görülüyor. Alan yürüyüş ve fotoğraf için kullanılıyor. Dağa Çermik merkezinden araçla yaklaşık yarım saatte varılıyor ve yolun son bölümü stabilize. Yamaçlarda gölge bulunmuyor; şapka, su ve sağlam ayakkabı olmadan çıkmamak gerekiyor.
Saray mahallesindeki park, piknik alanları, çocuk oyun grubu ve gölgelik ağaçlarıyla ilçenin günübirlik kullanım noktası; çevresindeki düzenleme aileler için elverişli. Alanın bakımını belediye üstleniyor ve düzenleme aile kullanımına göre yapıldı. Parka Çermik merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Hafta sonları yoğunluk artıyor; çevrede büfe ile çay ocağı bulunuyor.
Zülküf (Makam) Dağı’nın zirvesinin doğusunda, Dicle vadisine bakan kayanın üzerindeki kilise kalıntısı, Ermenilerin Meryem Ana (Surp Asdvadzadzin) Manastırı’na ait. Manastırın kendi geleneği onu Hristiyanlığın ilk yüzyılına bağlıyordu; 1909’da burayı gören Gertrude Bell ise mevcut yapının Orta Çağ’da, belki 14. yüzyıla doğru yeniden inşa edildiğini düşünüyordu. Bugün harabe. Alan Zülküf Peygamber makamıyla aynı dağda. Kalıntıya Ergani merkezinden araçla ve son bölümü yürüyerek varılıyor; alan açık ve düzenlenmemiş, zemin taşlı olduğu için dikkatli yürümek gerekiyor.
Ergani’nin kuzeyindeki dağda yer alan makam, Kur’an’da adı geçen Zülkifl’e atfediliyor ve bölgenin en çok ziyaret edilen inanç noktalarından biri; yaygın rivayete göre burası makamı, kabri ise Eğil’de. Eski yapı 1926’da yıkıldı, bugünkü taş bina 1958’de yaptırıldı. Aynı dağın zirvesinde eski Ergani Kalesi’nin ve bir Ermeni manastırının kalıntıları da var; tepeden Ergani ovası bütün olarak görülüyor. Makama Ergani merkezinden araçla on beş dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Tepeye çıkan son bölüm merdivenli ve rüzgârlı; ziyaret yarım saat sürüyor.
Hilar Kayalıkları yakınındaki höyük, yaklaşık 12 bin yıl önce (MÖ 10.200 civarı) kurulan ve avcı-toplayıcılıktan yerleşik tarıma geçişin yaklaşık 3 bin yıl boyunca kesintisiz izlenebildiği Neolitik yerleşim; buğdayın en erken ekildiği ve bakırın ilk işlendiği yerler arasında sayılıyor. Izgara planlı evler, Kafataslı Yapı ve terrazzo tabanlı tapınak açık hava müzesi düzeninde, bilgi panolarıyla gezilebiliyor; kazılar sürüyor. Ergani merkezine araçla yaklaşık on beş dakika. Görülenler duvar ve taban temelleri; gösterişli kalıntı beklenmemeli, gölge yok.
Çayönü’nün yanı başındaki kaya oyukları, Neolitik dönemden Roma çağına kadar mezar ve barınak olarak kullanıldı; kaya yüzeyindeki kabartmalar ile oyma odalar farklı dönemlerin izlerini taşıyor. Alan, höyükle aynı yerleşim bütününün parçası. Ergani merkezine araçla on beş dakika. Girişi ücretsiz; kayalar dik, tırmanmadan aşağıdan izlemek gerekiyor.
Bağcılar mahallesindeki park, çim alanları, yürüyüş yolları ve çocuk oyun bölümleriyle ilçenin en çok kullanılan açık alanlarından; ağaçlandırma alanı yaz aylarında gölge sağlıyor. Park, yoğun konut dokusunun ortasında kalıyor. Parka Bağcılar mahallesinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Akşamüstü aile yoğunluğu artıyor; çevrede büfe, market ve oyun alanı bulunuyor, alan gece aydınlatılıyor.
Mevlana Halit mahallesindeki park, adını çevresini dolanan koşu parkurundan alıyor; spor aletleri, oturma grupları ve çocuk bölümüyle günlük kullanıma açık. Alan, ilçenin spor amaçlı en çok tercih edilen yeri. Parka Sunay Caddesi üzerinden yürüyerek varılıyor ve ücret alınmıyor. Koşu parkuru akşam saatlerinde aydınlatılıyor; çevrede otopark bulunuyor ve alan sabah sporu için de kullanılıyor.
Mehmet Uzun Caddesi’ndeki bahçe, geniş çim alanları, süs havuzu, bisiklet yolu ve kafeterya bölümleriyle düzenlendi; ilçenin en büyük yeşil alanı sayılıyor. Bahçe, adını Diyarbakırlı yazar Mehmet Uzun’un anıldığı caddeden alıyor. Bahçeye Mehmet Uzun Caddesi boyunca yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Akşam saatlerinde bütün alan aydınlatılıyor; otopark bahçe girişinde ve bisiklet yolu çevreyi dolanıyor.
Baraj gölüne bakan kayalığın üzerindeki kale, kayasında MÖ 8. yüzyıla ait bir Asur kabartması bulunan ve antik çağda Sophene krallığının başkenti Karkathiokerta ile özdeşleştirilen bir yerde; ilk yapımının Asur-Urartu dönemine gittiği düşünülüyor, Ortaçağ’dan Osmanlı sonuna kadar Eğil beylerinin merkeziydi. Kayaya oyulmuş tünelleri, sarnıçları ve çevresindeki anıtsal kaya mezarları dikkat çekiyor. Kabartma ancak gün batımına doğru seçilebiliyor. Eğil merkezinden yürüyerek çıkılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Tırmanış dik ve rüzgârlı; korkuluklar her yerde bulunmadığı için kenara yaklaşmamak gerekiyor.
Kale Mahallesi’ndeki Ziyaret Tepesi’nde (eski adıyla Nebi Harun Tepesi), Zülkifl ve Elyesa peygamberlere atfedilen türbeler bulunuyor; eski mezarlar Dicle Barajı suları altında kalacağı için 13-16 Eylül 1995’te buraya taşındı. Tepedeki üçüncü türbe salnamelerde Nebi Harun-i Asafi’ye atfediliyor, ancak türbedeki 1161 tarihli kitabe onu “Piri Can’ın oğlu Harun’un kabri” diye tanımlıyor. Atıflar dinî geleneğe dayanıyor. Alana Eğil merkezinden araçla birkaç dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Türbeleri birbirine bağlayan yol merdivenli ve gölgesiz; yaz aylarında sabah saatleri daha uygun.
Dicle üzerindeki baraj gölü, kayalık yamaçlar arasında uzanan koylarıyla bölgenin en gösterişli su manzarasını oluşturuyor; göl kıyısındaki seyir noktaları Eğil Kalesi ile birlikte fotoğraflanıyor. Baraj sulama ve enerji amaçlı işletiliyor. Göl kıyısına Eğil merkezinden araçla birkaç dakikada varılıyor. Kıyıda tesis sınırlı sayıda; su, gölgelik ve erzak yanınızda olmalı ve seyir noktalarında korkuluk bulunmuyor.
Baraj gölünde düzenlenen tekne turları, kayalık kıyıları, kale eteğini ve peygamber makamlarının bulunduğu yamacı sudan gösteriyor; tur süresi genellikle bir saat civarında. Gölün dar koyları ancak tekneyle görülebiliyor. Eğil merkezine araçla birkaç dakika, iskele göl kıyısında. Sezon nisan-ekim; hafta sonu için önceden yer ayırtmak gerekiyor.
Çömçeli çevresindeki oluşumlar, Karacadağ volkanının lav akıntılarının soğurken bıraktığı tünel ve boşluklardan meydana geliyor; bölgenin jeolojik geçmişini doğrudan gösteren sayılı alanlardan biri. Karacadağ, buğdayın ilk ehlileştirildiği kuşakta bulunuyor. Alana Çınar merkezinden araçla yaklaşık yarım saatte varılıyor ve son bölüm toprak yol. Tüneller rehbersiz girilmemeli; el feneri, sağlam ayakkabı ve yanında bir kişi olmadan içeri girmemek gerekiyor.
Demirölçek çevresindeki kale, Amida ile Dara arasındaki yolu denetleyen bir Roma sınır garnizonuydu; ana yapımı 2.-3. yüzyıllara, son biçimi 6. yüzyıldaki Anastasios ve Justinianos onarımlarına dayanıyor, yerleşim 639’da terk edildi. Surlar, 21 metrelik gözetleme kulesi, kiliseler, silahlık, 54 sarnıç ve yer altı sığınakları bir arada bulunuyor; 2014’ten beri kazı ve restorasyon sürüyor. Kale ve Mithraeum Nisan 2020’de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındı. Çınar merkezine araçla yaklaşık yirmi dakika, Mardin yolu üzerinde. Alan gölgesiz, sabah saatleri daha uygun; giriş koşullarını gitmeden teyit etmek iyi olur.
Zerzevan Kalesi’nin kuzey ucunda, 2017’de bulunan kayaya oyulmuş tapınak, Roma askerleri arasında yaygın olan Mithras gizem kültüne ait; kazı ekibince Roma’nın doğu sınırında bilinen tek Mithras tapınağı olarak tanıtılıyor ve MS 1.-3. yüzyıllara tarihleniyor. Hristiyanlığın kabulünden sonra üzeri örtüldüğü için görece sağlam kaldı; kayaya oyulmuş nişleri ve kemik flüt buluntularıyla kazıların en çok konuşulan bölümü. Kale güzergâhının içinde geziliyor. İç mekân dar; giriş sırayla yapılıyor.
Mezopotamya’yı besleyen iki büyük nehirden biri olan Dicle, ilçeye adını veriyor ve kıyı boyunca uzanan vadi tarım ile balıkçılığın merkezinde; nehir Eğil ve Dicle sınırında baraj göllerine dönüşüyor. Su, bölge tarihinin kurucu ögesi. Dicle merkezine araçla kısa mesafede. Kıyıda düzenleme sınırlı; iniş noktaları için köylülere sormak gerekiyor.
Dicle üzerindeki baraj, enerji ve sulama amaçlı işletiliyor ve gölüyle bölgenin en büyük su kütlelerinden birini oluşturuyor; kıyıdaki kayalık yamaçlar göle girintili bir görünüm veriyor. Göl, çevresindeki köyler için balıkçılık alanı. Dicle merkezine araçla yaklaşık yirmi dakika. Kıyıda tesis bulunmuyor; erzak ve gölgelik yanınızda olmalı.
Abalı köyü çevresindeki mağara, Dicle’nin kollarından birinin kaya kütlesinin altından geçtiği doğal tünelden oluşuyor; girişindeki Asur kral yazıtları MÖ 9. yüzyıla tarihleniyor ve nehrin kaynağı olarak kaydedilmiş. Alan hem jeolojik hem tarihî değer taşıyor. Lice merkezine araçla yaklaşık yarım saat. Su seviyesi baharda yükseliyor; yaz sonu daha güvenli.
Kutlu köyü çevresindeki baraj, Türkiye’nin en büyük gövdeli barajlarından biri olarak inşa edildi ve Dicle’nin kollarını toplayarak geniş bir sulama alanına su veriyor; gövde ile göl kıyısı çevre yolundan görülüyor. Yapı bölgedeki en büyük altyapı projelerinden. Lice merkezine araçla yaklaşık yirmi beş dakika. Gövde çevresi kapalı; göl kıyısından bakılıyor.
Bozkurt mahallesindeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve çarşı hattının ortasında; kubbesi ile minaresi Bismil’in Dicle ovasındaki düz siluetinde en belirgin ögeyi oluşturuyor. İlçe, nehir tarımının merkezinde kuruldu. Bismil merkezinde ve yürüme mesafesinde. Girişi ücretsiz; namaz vakitleri dışında geziliyor ve çevrede çay ocakları var.
Dicle mahallesindeki bahçe, çim alanları, yürüyüş yolu, süs havuzu ve çocuk oyun bölümleriyle ilçenin en büyük düzenlenmiş açık alanı; nehir ovasındaki sıcak yaz günlerinde gölge sunuyor. Bahçe belediye tarafından bakılıyor. Bahçeye Bismil merkezindeki Dicle mahallesinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Akşam saatlerinde alan aydınlatılıyor; otopark girişte ve çevresinde büfe bulunuyor.
Çarşı Caddesi’ndeki cami, Kültür Envanteri kaydına göre planıyla Artuklu dönemine bağlanan ve 1656-57 ile 1682 tarihli onarım kitabeleri taşıyan, ilçenin en eski ibadet yapısı; Kasım 2022’de restorasyona alındı. Taş duvarları ile minaresi Hani’nin dağ eteğindeki yerleşimini belirliyor. Camiye Hani merkezindeki Çarşı Caddesi’nden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Restorasyon durumunu gitmeden teyit etmek iyi olur; namaz saatlerinin dışında geziliyor.
Hazro merkezinde, ilçeye hâkim bir tepedeki tek kubbeli cami. İnşa kitabesi yok ve tarihlemesi kaynaklar arasında farklı: Bakanlığın Türkiye Ulu Camileri envanteri ve Kültür Envanteri yapıyı Eyyubi dönemine, 13. yüzyıla bağlarken, yapıyı ayrıntılı inceleyen bir akademik çalışma (Yıldız 2014) plan ve süsleme benzerliklerinden yola çıkarak 16. yüzyılın ikinci yarısına tarihliyor. Özgün kare harimin kubbesi yüksek sekizgen bir kasnağa oturuyor; 1927-30, 1947, 1950 ve 1962 tarihli kitabeler sonradan eklenen revak ve yan mekânları belgeliyor, kesme taş minare bu eklerin içinde kalmış. Minare kaidesindeki geometrik ve mukarnaslı taş süslemeler dikkat çekiyor; cami ibadete açık, namaz vakitleri dışında gezilebiliyor ve giriş ücretsiz.
Kaya mahallesindeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve Zınar Sokak üzerinde; minaresi Kocaköy’ün küçük yerleşim dokusunda en belirgin dikey öge. İlçe, Diyarbakır ile Lice arasındaki yol hattında kalıyor. Camiye Kocaköy merkezindeki Zınar Sokak’tan yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz saatlerinin dışında geziliyor; ziyaret kısa sürüyor ve çevrede çay ocakları bulunuyor.
Alaca köyü çevresindeki şelale, dar bir vadinin içinde kayalık yatağa dökülüyor ve çevresindeki ağaçlık alan yaz aylarında serinlik sağlıyor; Kulp, Diyarbakır’ın en yağışlı ve ormanlık ilçesi. Alan çevre köylerin yaz aylarındaki serinleme noktası. Kulp merkezine araçla yaklaşık yirmi dakika, son bölüm köy yolu. Tesis yok; erzak yanınızda olmalı.
Ermeni Apostolik kilisesi olan yapının inşa tarihi bilinmiyor: ne cephe ne iç mekân duvarlarında kitabe var. Yöredeki Ermeni yapıları 15. ile 19. yüzyıl arasına tarihleniyor; bu kilise, aynı mimari özellikleri taşıyan Sırahayat Surp Asdvadzadzin Kilisesi ile aynı dönemden sayılıyor. İlçede ayrıca tarihî manastır kalıntıları bulunuyor.
Diyarbakır’da programı belirleyen şey sıcaklık. Nisan-mayıs ile ekim-kasım arası ili gezmek için en uygun dönemlerdir; sur yürüyüşü konforlu, Hevsel Bahçeleri yeşil ve gölgesiz kazı alanları rahat gezilir. Haziran-ağustos döneminde gündüz sıcaklığı düzenli olarak 40 dereceyi aşar; bazalt taş gün boyu ısındığı için sur içi çevresine göre daha bunaltıcı hissettirir. Bu aylarda gezi sabah yedi-on bir ile akşamüstü altıdan sonrasına sıkıştırılır, öğle saatleri Hasan Paşa Hanı gibi gölgeli avlularda ya da müzelerde geçirilir. Eylül ayında sıcak sürer ama akşamlar serinler ve karpuz sezonu başlar. Aralık-şubat arası yağışlıdır; sur içi sokakları ıslakken kayganlaşır, program müzelere ve hanlara kayar. Çermik’teki kaplıcalar ise kış aylarında en çok kullanıldığı dönemi yaşar.
Aylara göre hava, program ve kalabalık
Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu’nun karasal ikliminde ve yaz sıcaklıkları Türkiye ortalamasının belirgin üzerinde. Bazalt taş gündüz ısınıp gece yavaş soğuduğu için sur içi, çevresine göre birkaç derece daha sıcak hissettiriyor.
Dönem
Hava
Ne öne çıkar
Kalabalık
Not
Aralık–Şubat
1 / 10 °C
Müzeler, hanlar
Düşük
Yağmurlu ve serin; sur içi sokakları ıslakken kayganlaşıyor. Program kapalı mekânlara kayıyor.
Mart–Nisan
7 / 21 °C
Surlar, Hevsel
Orta
Hevsel Bahçeleri yeşeriyor, Dicle debisi yükseliyor. Sur yürüyüşü için yılın en iyi dönemi.
Mayıs
13 / 28 °C
Her şey
Orta
Hava henüz bunaltıcı değil; Zerzevan ve Çayönü gibi gölgesiz alanlar rahat geziliyor.
Haziran–Ağustos
22 / 40 °C
Sabah-akşam turu
Düşük
Sıcaklık 40 dereceyi aşıyor. Açık alanlarda öğle saatleri riskli; su ve şapka zorunlu.
Eylül
18 / 34 °C
Karpuz, sur içi
Düşük
Sıcak sürüyor ama akşamlar serinliyor. Karpuz sezonu ve Dicle kıyısı canlı.
Ekim
12 / 27 °C
Her şey
Orta
Yılın ikinci en dengeli ayı: Zerzevan, Eğil ve Çermik için hava ideal.
Kasım
6 / 18 °C
Surlar, müzeler
Düşük
Serinlik yerleşiyor, kalabalık dağılıyor. Yağış başlıyor ama gezi engellenmiyor.
Diyarbakır’a Nasıl Ulaşılır?
Uçakla:Diyarbakır Havalimanı şehir merkezine yalnızca 6 kilometre mesafede ve İstanbul ile Ankara’dan günlük çok sayıda sefer bulunuyor. Havalimanından merkeze taksi ve belediye otobüsü çalışıyor.
Karayoluyla: Mardin 95, Batman 100, Şanlıurfa 180, Siirt 190, Malatya 260, Van 410, Ankara 900 km. Şehirlerarası otobüs seferleri düzenli ve otogar merkeze yakın.
Trenle: Diyarbakır, Kurtalan Ekspresi’nin güzergâhı üzerinde; Ankara’dan gelen hat İstanbul bağlantılı ve yolculuk uzun sürüyor.
İl içinde: Çınar 45, Eğil 52, Ergani 55, Bismil 55, Silvan 80, Çermik 90, Lice 90, Kulp 110, Çüngüş 120 km. Sur içi tamamen yürünüyor; ilçelere minibüs var ancak Zerzevan ve Çayönü gibi kazı alanlarına ulaşım için araç gerekiyor.
Önerilen Gezi Rotaları
Diyarbakır’da duraklar iki katmanda: sur içi yürüyerek geziliyor, ilçeler ise araç istiyor. Çınar 45, Eğil 52, Ergani 55, Silvan 80, Çermik 90 kilometre mesafede.
1. gün — Sur içi
09:00 Dağkapı’dan surlara giriş, burç yürüyüşü.
10:30 Ulu Cami ve Mesudiye Medresesi.
12:00 Hasan Paşa Hanı’nda mola.
14:00 Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Gökalp müze evleri.
16:00 Meryem Ana Kilisesi, Surp Giragos.
18:00 İçkale ve Arkeoloji Müzesi.
2. gün — Dicle ve güney
09:00 On Gözlü Köprü ve Hevsel Bahçeleri.
11:00 Çınar’a hareket.
12:00 Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı.
15:00 Dönüşte Dicle kıyısında mola.
17:00 Millet Bahçesi ya da Kent Ormanı.
3. gün — Kuzey hattı
09:00 Eğil: kale, kaya mezarları ve peygamber makamları.
11:30 Ergani: Çayönü Höyüğü.
13:30 Ergani’de öğle molası.
15:00 Çermik: traverten ve kaplıca.
17:30 Dönüş.
Alternatif günler
Doğu Silvan: Malabadi Köprüsü ve Selahaddin Eyyubi Cami.
Kuzeydoğu Lice: Bırkleyn Mağarası ve Dicle’nin doğduğu vadi.
Kuzey Kulp: Lisya Şelalesi ve dağ köyleri.
Aile Millet bahçeleri, Kent Ormanı ve Dicle kıyısı.
Bütçe: Diyarbakır’da neye ne kadar gider?
Sur içi büyük ölçüde ücretsiz. Surlar, Ulu Cami, hanlar, kiliseler ve müze evlerinin çoğu giriş ücreti almıyor.
Müzeler biletli. İçkale’deki Arkeoloji Müzesi ve Cemil Paşa Konağı için Müzekart geçerli.
Zerzevan ayrı bilet. Kazı alanı düzenli ziyarete açık; Mithras Tapınağı aynı bilete dâhil.
Ulaşım ucuz ama araç gerekli. Sur içi tamamen yürünüyor; Çınar, Eğil ve Çermik için araç ya da tur şart.
Konaklama uygun. Oteller sur dışında Yenişehir ve Kayapınar’da toplanıyor; sur içindeki butik konaklar daha pahalı.
Yemek uygun bütçeli. Ciğer ve kaburga dolması için sur içi lokantaları; kadayıf dolması tatlıcılarda.
Kaplıca. Çermik’te tesis girişleri düşük ücretli ve günübirlik kullanım mümkün.
Bazalttan bir çember: Diyarbakır Surları
Diyarbakır Surları, kentin çevresini beş buçuk kilometre boyunca saran bazalt bir çember. Bugünkü hâlini büyük ölçüde Roma imparatoru II. Constantius döneminde, MS 349’da aldı; sonraki yüzyıllarda Bizans, Emevi, Mervani, Artuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı dönemlerinde onarıldı ve genişletildi. Beden üzerinde 82 burç ile Dağkapı, Urfakapı, Mardinkapı ve Yenikapı olmak üzere dört ana kapı bulunuyor.
Surların dikkat çeken yanı yalnızca uzunluğu değil: burçların üzerindeki kitabeler ve kabartmalar, kenti yöneten her hanedanın taşa bıraktığı imzalar gibi sıralanıyor. Ulu Beden ve Yedi Kardeş burçlarındaki çift başlı kartal ile aslan figürleri Artuklu dönemine ait ve Anadolu taş işçiliğinin en gösterişli örnekleri arasında sayılıyor. Sur hattı, uzunluk bakımından Çin Seddi’nden sonra ayakta kalan en büyük savunma yapılarından biri kabul ediliyor.
Hevsel Bahçeleri ve UNESCO
Surların Dicle’ye bakan yamacında, nehirle şehir arasında kalan Hevsel Bahçeleri yaklaşık yedi yüz hektarlık bir tarım alanı. Bahçeler sekiz bin yıldır kesintisiz ekiliyor; kenti besleyen sebze ve meyve buradan çıkıyor ve alan aynı zamanda göçmen kuşlar için önemli bir konaklama noktası.
UNESCO, 2015’te “Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı” adıyla surları ve bahçeleri birlikte Dünya Mirası Listesi’ne aldı. Gerekçe açıktı: sur, kenti savunan yapı; bahçe ise onu besleyen alan. İkisi binlerce yıldır aynı sistemin parçası olarak işledi. Alanı yukarıdan görmek için surların Mardinkapı ile Ongözlü Köprü arasındaki bölümü kullanılıyor.
Ulu Cami: Anadolu’nun ilk büyük camisi
Sur içinin merkezindeki Ulu Cami, Anadolu’da inşa edilen en eski büyük camilerden biri. Yapının bulunduğu alan önce bir pagan tapınağı, ardından Mar Toma Kilisesi olarak kullanıldı; 639’daki fetihten sonra camiye dönüştürüldü ve 1091’de Büyük Selçuklu sultanı Melikşah döneminde bugünkü planına kavuştu.
Avluyu çevreleyen revaklardaki antik sütunlar ve başlıklar, Roma dönemi yapılarından devşirme; farklı çağlara ait parçalar aynı cephede yan yana duruyor. Cami avlusu, Şam’daki Emeviye Camii’yle benzerliği nedeniyle sıkça karşılaştırılıyor. Çevresindeki Mesudiye ve Zinciriye medreseleri aynı yapı grubunun parçası ve avludan geçiliyor.
Zerzevan: yer altındaki Mithras Tapınağı
Çınar ilçesindeki Zerzevan Kalesi, Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırındaki askerî garnizonlardan biriydi. Kalede sur, gözetleme kulesi, kilise, yönetim binası, silahlık, su sarnıçları ve yer altı sığınakları bir arada bulunuyor; kazılar alanın sınır güvenliği için planlanmış eksiksiz bir yerleşim olduğunu gösteriyor.
Alanın en çok konuşulan bölümü kayaya oyulmuş Mithras Tapınağı. Roma askerleri arasında yaygın olan Mithras kültü gizli ayinlerle yürütülüyordu ve tapınaklar bu yüzden genellikle yer altında yapılıyordu. Zerzevan’daki örnek, kültün Anadolu’daki en iyi korunmuş yapılarından biri sayılıyor ve alan UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunuyor.
Çayönü: tarımın başladığı yer
Ergani yakınındaki Çayönü Höyüğü, yaklaşık on bin yıl öncesine tarihlenen Neolitik bir yerleşim. Kazılarda ortaya çıkarılan yapı katları, insanların avcı-toplayıcılıktan yerleşik tarıma geçiş sürecini adım adım gösteriyor; buğdayın ilk kez ehlileştirildiği alanlardan biri olarak anılıyor.
Alanda ayrıca dünyanın bilinen en eski dokuma parçalarından biri ile bakırın ilk işlendiğine dair bulgular ele geçti. Höyük bugün sade bir kazı alanı görünümünde; gösterişli kalıntı beklemeden, Anadolu’nun tarım tarihinin başladığı noktaya bakmak için gidiliyor.
Diyarbakır’da yapılan yaygın hatalar
Yaz ortasında öğle turu planlamak. Temmuz-ağustosta sıcaklık 40 dereceyi aşıyor; sur ve Zerzevan gibi gölgesiz alanlar sabah ya da akşamüstü gezilmeli.
Sur içini yarım günde bitirmeye çalışmak. Ulu Cami, hanlar, kiliseler ve müze evleri birlikte tam bir gün istiyor.
Hevsel’i uzaktan geçmek. Bahçeler surların UNESCO tescilinin yarısı; Mardinkapı çevresindeki seyir noktalarından bakmak gerekiyor.
Zerzevan’ı Mardin yolunda sanmak. Kale Çınar ilçesinde ve merkeze 45 kilometre; ayrı bir yarım gün ayırmak gerekiyor.
Kaburga dolmasını hazır beklemek. Yemek uzun sürede pişiyor; lokantalar genelde önceden sipariş istiyor.
İçkale’yi atlamak. Arkeoloji Müzesi ve Cemil Paşa Konağı burada; kentin katmanlarını anlatan tek toplu sergi orada.
Araçsız gelmek. Eğil, Ergani, Çermik ve Silvan’a toplu taşıma seyrek; ilçeler için araç ya da tur gerekiyor.
Diyarbakır’da ne yenir?
Diyarbakır mutfağı Güneydoğu’nun et ve baharat geleneğini Dicle’nin sulak bahçeleriyle birleştiriyor; sebzeli et yemekleri ve nohutlu-etli dolmalar sofranın omurgasını oluşturuyor.
Denenmesi gerekenler: pirinç ve badem harcıyla doldurulup fırınlanan kaburga dolması, patlıcanla pişen meftune, sabah kahvaltısı yerine geçen ciğer, yoğurtlu lebeni çorbası, içli köfte ve tatlıda kadayıf dolması ile burma kadayıf. Hevsel Bahçeleri’nin sulak toprağında yetişen Diyarbakır karpuzu ilin simgelerinden biri.
Nerede yenir? Ciğer için sur içindeki ocakbaşılar sabah erken açılıyor. Kaburga dolması uzun sürede piştiği için lokantalar önceden sipariş istiyor. Hasan Paşa Hanı’nın avlusu kahvaltı için kullanılıyor; sur içindeki tatlıcılarda kadayıf dolması taze çıkıyor. Karpuz sezonu ağustos-eylül aylarında.
Siyah taşın şehri: bazalt neden her yerde?
Diyarbakır’a ilk bakışta göze çarpan renk siyah. Bunun nedeni kentin Karacadağ volkanının lav akıntılarıyla oluşmuş bir plato üzerine kurulmuş olması: surlar, camiler, hanlar, köprüler ve konutlar aynı taş ocağından çıkan bazaltla örüldü. Sert, dayanıklı ve bölgede bol bulunan bu taş, iki bin yıldır kentin tek yapı malzemesi oldu.
Ustalar bu tekdüzeliği kırmak için beyaz kireç taşını devreye soktu. Behram Paşa Camii’nin cephesinde, Hasan Paşa Hanı’nın avlusunda ve Cemil Paşa Konağı’nın duvarlarında görülen siyah-beyaz şerit düzeni Diyarbakır mimarisinin imzası hâline geldi. Aynı taş, kentin iklimini de belirliyor: bazalt gün boyu ısı depolayıp gece yavaş bıraktığı için sur içi, çevresindeki ovaya göre birkaç derece daha sıcak hissettiriyor.
Dicle, karpuz ve şehrin ritmi
Hevsel Bahçeleri’nin alüvyonlu toprağı ile Dicle’nin suyu, kente adını duyuran ürünü yetiştiriyor: Diyarbakır karpuzu. Tarihî kayıtlarda tek başına taşınamayacak ağırlıkta örneklerden söz ediliyor ve bugün de ağustos-eylül aylarında düzenlenen hasat şenlikleri kentin takviminde yer tutuyor. Karpuz, nehir tarımının şehir kültürüne dönüşmüş hâli.
Aynı nehir, kentin günlük ritmini de belirliyor. Yaz aylarında sur içi öğleden sonra boşalır, akşam serinliğiyle birlikte Dicle vadisindeki teraslar, On Gözlü Köprü çevresi ve Fiskaya yamacındaki çay bahçeleri dolar. Gezi programını bu ritme uydurmak, Diyarbakır’ı sıcakla mücadele ederek değil, şehrin kendi saatiyle görmek anlamına geliyor.
Sık Sorulan Sorular
Diyarbakır’da kaç gün gezmek yeterli olur?
Sadece sur içi ve yakın çevresi için 2 gün yeterlidir. Eğil, Çermik, Silvan, Çınar ve Ergani gibi ilçeleri de gezmek isterseniz 4–5 günlük bir program çok daha doyurucu olur.
Diyarbakır’a gitmek için en uygun zaman ne zaman?
En ideal dönemler ilkbahar (Nisan–Mayıs) ve sonbahardır (Eylül–Ekim). Bu aylarda hava ılıman olduğundan surları ve sur içindeki tarihi yapıları gezmek konforludur. Yaz ayları ise oldukça sıcak ve kurak geçer.
Diyarbakır Havalimanı şehir merkezine ne kadar uzaklıkta?
Diyarbakır Havalimanı (DIY) şehir merkezine yaklaşık 6 km uzaklıktadır. İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere düzenli yurt içi uçuşlara sahiptir; merkeze taksi veya toplu taşımayla kolayca ulaşılır.
Diyarbakır Surları gezilebilir mi?
Evet. Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun ikinci surları olarak bilinen Diyarbakır Surları gezilebilir. Keçi Burcu ve diğer burçlardan şehre ve Dicle Vadisi’ne hakim manzaralar izlenebilir; surlar UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır.
Diyarbakır’da araç kiralamak gerekir mi?
Sur içindeki tarihi mekanların çoğu yürüyerek gezilebilir. Ancak Eğil, Çermik, Silvan, Çınar ve Ergani gibi ilçelere toplu taşımayla ulaşmak zaman alabildiğinden, ilçeleri özgürce gezmek için araç kiralamak büyük avantaj sağlar.
Diyarbakır’da mutlaka görülmesi gereken yerler nelerdir?
Diyarbakır Surları, Ulu Cami, Hevsel Bahçeleri, On Gözlü Köprü, Dört Ayaklı Minare, Hasan Paşa Hanı, İçkale, Zerzevan Kalesi ve Eğil Baraj Gölü kentin öne çıkan durakları arasındadır.
Diyarbakır Surları neden UNESCO listesinde?
UNESCO, 2015’te surları tek başına değil Hevsel Bahçeleri’yle birlikte “kültürel peyzaj” olarak listeye aldı. Beş buçuk kilometrelik bazalt beden, 82 burcu ve Roma’dan Osmanlı’ya uzanan kitabeleriyle ayakta kalan en uzun sur hatlarından biri. Yamaçtaki bahçeler ise sekiz bin yıldır kenti besliyor. Gerekçe, savunma yapısı ile onu besleyen tarım alanının aynı sistemin parçası olması.
Zerzevan Kalesi nerede, nasıl gidilir?
Zerzevan Kalesi, Çınar ilçesinde ve Diyarbakır merkeze yaklaşık 45 kilometre mesafede; Mardin karayolu üzerinden gidiliyor. Roma’nın doğu sınırındaki askerî garnizon olan alanda sur, gözetleme kulesi, kilise, sarnıçlar ve yer altı sığınakları bulunuyor. En çok ilgi gören bölüm kayaya oyulmuş Mithras Tapınağı. Toplu taşıma seyrek olduğu için araçla ya da turla gitmek gerekiyor.
Diyarbakır’a nasıl ulaşılır?
Diyarbakır Havalimanı şehir merkezine yalnızca 6 kilometre mesafede ve İstanbul ile Ankara’dan günlük çok sayıda sefer var. Karayoluyla Mardin 95, Batman 100, Şanlıurfa 180, Malatya 260 kilometre; şehirlerarası otobüs seferleri düzenli. Şehir ayrıca Kurtalan Ekspresi’nin güzergâhında. Sur içi tamamen yürünüyor, ilçe gezileri için araç gerekiyor.
Hevsel Bahçeleri nedir, gezilebiliyor mu?
Hevsel Bahçeleri, surların hemen dibinden Dicle Nehri’ne inen ve binlerce yıldır tarım yapılan bahçe kuşağı; şehri besleyen bu alan surlarla birlikte UNESCO Dünya Mirası listesinde. Bahçeler hâlâ üretim alanı olduğu için düzenlenmiş bir gezi parkuru yok; en iyi görüldüğü yer sur üstü ve On Gözlü Köprü çevresi. Sabah ve akşamüstü ışığı fotoğraf için en uygun saatler.
Diyarbakır Ulu Camii’nin özelliği nedir?
Ulu Cami, Anadolu’nun en eski camilerinden biri sayılıyor ve avlusundaki sütunlar Roma dönemi yapılarından devşirme; yani taşları kendinden önceki kentin mirasını taşıyor. Enlemesine planı ve avlu düzeniyle Şam Emeviye Camii’ne benzetiliyor. Yapı Sur içinde, yürüme mesafesinde; giriş ücretsiz ve ziyaret kısa sürüyor, namaz vakitleri dışında avluda oturmak öğle sıcağında iyi bir mola oluyor.
Diyarbakır’da yaz sıcağı gezi programını nasıl etkiliyor?
Temmuz-ağustosta sıcaklık 40 dereceyi aşıyor ve bazalt duvarlar ısıyı tutuyor; sur yürüyüşü ancak sabah erken ve akşamüstü mümkün oluyor. Klasik yöntem Sur içini sabah gezip öğle sıcağını Hasan Paşa Hanı’nın gölgeli avlusunda geçirmek. Nisan-mayıs ile ekim-kasım ilin en rahat dönemleri; bu aylarda gün boyu yürümek sorun olmuyor.
📚 Kaynaklar ve resmî bağlantılar7 kaynak
Aşağıdaki kurumlar bu sayfadaki bilgileri karşılaştırmak ve ziyaret öncesi güncel durumu (saat, ücret, yol ve sezon) teyit etmek için başvurulabilecek resmî kaynaklardır. Giriş ücretleri ve ziyaret saatleri dönem dönem değiştiği için kesin bilgi her zaman kurumun kendi sayfasındadır.
Bu sayfadaki fotoğrafların bir bölümü Wikimedia Commons üzerinden serbest lisanslarla kullanılmıştır. Lisans gereği eser sahibi ve lisans bilgisi aşağıda belirtilmiştir.
whattowants.com, siteyi çalıştırmak ve reklam sunmak için çerez kullanır. 6698 sayılı KVKK
kapsamındaki aydınlatma için Çerez Politikası'na
bakabilirsiniz. Reddederseniz reklamlar kişiselleştirilmeden gösterilir.