Çorum’un asıl hikâyesi üç bin yıl önce yazıldı: Hattuşa, Hitit İmparatorluğu’nun başkentiydi ve bugün altı kilometrelik surları, Aslanlı Kapı’sı ile Yerkapı tüneli UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş’in arşivi de bu topraklardan çıktı.
Boğazkale’deki Yazılıkaya açıkhava tapınağında yetmişten fazla tanrı kabartması kayaya işlenmiş durumda; Alacahöyük’teki güneş kursu ise Anadolu arkeolojisinin simgesi hâline geldi. Ortaköy’deki Şapinuva imparatorluğun ikinci başkentiydi.
Kuzeyde Kızılırmak üzerindeki Koyunbaba Köprüsü ve Osmancık kalesi, batıda medreseleriyle tanınan İskilip, doğuda İncesu Kanyonu ilin diğer yüzleri. Merkezde ise leblebi kokan bir çarşı var.
Aşağıdaki ilçe başlıklarına dokunarak Çorum’daki durakları harita bağlantılarıyla birlikte görüntüleyebilirsin.
Çorum’da gezilecek yerler 14 ilçeye yayılıyor. En çok yer barındıran 10 ilçe için yolu en kısa tutan sıra: başlangıç il merkezi, rota genel olarak doğuya ilerliyor; bu duraklar arası toplam yol ≈383 km. Tek ya da birkaç yerlik 4 ilçe, yakınındaki durağın altında gösterildi.
Kanalımızdaki Çorum videosu — kısa turda öne çıkan duraklar. Aşağıda ilçe ilçe tam liste sürüyor.
Merkez17 mekan
Doğa
Çorum Kent Ormanı
Merkez çevresindeki orman alanı, ağaçlandırma çalışmasıyla düzenlendi; yürüyüş parkurları, piknik masaları ve çeşmeleriyle günübirlik kullanıma açık ve yaz aylarında şehre göre serin kalıyor. Alan, bozkır kuşağında yapılan ağaçlandırmanın tuttuğu örneklerden biri. Merkezden araçla yaklaşık on beş dakika sürüyor ve giriş için ücret alınmıyor. Hafta sonları ziyaretçi sayısı katlanıyor; girişte otopark bulunuyor.
Çorumlu Yedisekiz Hasan Paşa’nın 1894-96 yıllarında yaptırdığı kule, kent meydanının simgesi ve çevresindeki çarşıyla birlikte şehir hayatının odağında; sarı kesme taştan minare biçimli gövdesi ve dört yöne bakan saat kadranlarıyla Osmanlı’nın son dönem kamu yapılarını yansıtıyor. Kapısının üstündeki manzum kitabe yapımını anlatıyor. Kule merkezde duruyor, çarşıdan yürüyerek varılıyor ve dıştan izleniyor. Ziyaret on dakika sürüyor; aynı meydandaki Veli Paşa Hanı gezinin doğal devamı oluyor.
1908’de hastane olarak yapımına başlanan tarihî binadaki müze, Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva kazılarından çıkan Hitit eserlerini Kalkolitik Çağ’dan Osmanlı’ya uzanan bir sıralamayla sergiliyor; çivi yazılı tabletler, kabartmalı vazolar ve II. Tuthaliya’ya atfedilen bronz kılıç koleksiyonun öne çıkan parçaları. Müze kent merkezinde, otogardan yürüme mesafesinde ve Müzekart burada geçiyor. Gezi bir saat sürüyor; Hattuşa’ya çıkmadan önce uğramak taş yığınlarını okunur hâle getiriyor.
Çarşının ortasındaki cami, kitabesi olmasa da 13. yüzyıl sonunda Selçuklu döneminde yapıldığı kabul ediliyor; 1306-07 tarihli ahşap minberi Ankaralı ustaların işi. Mimar Sinan’ın ve IV. Murad’ın onarımlarından geçen yapı bugünkü ahşap kubbeli görünüşünü 1810’da aldı; adını IV. Murad’dan (Murad-ı Rabi) alıyor. Cami çarşının içinde kalıyor, yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz aralarında geziliyor.
Hıdırlık Tepesi’ndeki yapı grubu, sahabe Suheyb-i Rumi’ye adanmış türbeyi (akademik kaynaklar onu Medine’de vefat ettiği için bir makam sayıyor) ve Kerebi Gazi’nin türbesini barındırıyor; bugünkü cami ve türbe 1889-90’da II. Abdülhamid’in bağışıyla yeniden yapıldı ve Çorum’un en çok ziyaret edilen inanç noktalarından. Çevresindeki mezarlık da tarihî bir bütün oluşturuyor. Merkezden araçla birkaç dakika sürüyor ve ziyaret için ücret alınmıyor. Kandil geceleriyle bayram sabahlarında kalabalık belirgin biçimde artıyor; alanda otopark bulunuyor.
Şehir merkezinin güneyindeki tepede yükselen kale, Danişmendli ya da Selçuklu döneminde kuruldu ve 16. yüzyılda Kanuni döneminde yenilendi; kare planlı surları, köşe burçları ve duvarlarına örülmüş Roma-Bizans devşirme taşlarıyla kentin en eski yapılarından. Sur içindeki evler 2010’dan sonra kamulaştırılıp kaldırıldı, surların restorasyonu sürüyor. Kaleye şehir içinden yürüyerek çıkılıyor. Ziyaret yarım saat sürüyor; burçlardan kent silüeti bütün olarak görülüyor.
Kökeni 1866 tarihli bir vakfa uzanan han, bugünkü biçimini 1913-14’teki çarşı yangınından sonraki yeniden yapımla aldı; orta avlusu, ahşap revaklı iki katlı odaları ve ‘Anadolu Oteli’ olarak bilinen üç katlı otel bölümüyle Çorum’un ticaret ve konaklama geçmişini gösteriyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara’ya giden yabancı gazeteciler burada kaldı. Restorasyondan sonra zemin katta lokanta ve kahvehane, üst katta Çorum Şehir Müzesi açıldı. Han Saat Kulesi meydanında, çarşıya bitişik konumda; ziyaret yarım saat sürüyor.
Merkezin kuzeyindeki tabiat parkı, çam ormanı içindeki yürüyüş yolları, piknik alanları ve gölcüğüyle koruma statüsünde; bozkır görünümlü çevrede gölge sunan sayılı yerlerden biri. Alan günübirlik kullanıma göre düzenlendi. Merkezden araçla yaklaşık yarım saat sürüyor. Giriş ücretli; hafta sonu masalar öğleden önce doluyor, alanda çeşme, büfe ve otopark bulunuyor.
Merkez çevresindeki alan, orman örtüsü ve içindeki gölcükle koruma statüsünde; yürüyüş parkurları ve piknik bölümleriyle düzenlendi ve yaz aylarında serinlemek için kullanılıyor. Alan, Çorum’un korunabilmiş orman örtüsünün sayılı parçalarından birini oluşturuyor. Merkezden araçla yaklaşık kırk dakika sürüyor ve son bölüm stabilize orman yolu. Tesis yok denecek kadar az; yiyecek ile suyu yanınızda götürmek gerekiyor.
Merkezdeki park, geniş çim alanları, yürüyüş yolları ve çocuk oyun bölümleriyle şehrin en çok kullanılan açık alanlarından; süs havuzu ve kafeterya bölümü de bulunuyor. Park, kent merkezindeki başlıca toplanma noktalarından biri sayılıyor. Şehrin içinde kaldığı için yürüyerek varılıyor ve giriş ücretsiz. Akşamüstü aile yoğunluğu artıyor; çevrede ücretsiz otopark bulunuyor.
Gazi Caddesi üzerindeki park, gölgelik ağaçları ve oturma gruplarıyla merkezdeki günlük kullanım alanı; kentin en eski düzenlenmiş yeşil alanlarından biri sayılıyor. Çarşıya yürüme mesafesindeki konumu parkın gün boyu dolu kalmasını sağlıyor. Gazi Caddesi’nden birkaç dakikalık yürüyüşle varılıyor ve ücret alınmıyor. Ziyaret kısa sürüyor; çevresinde kafe, büfe ve dondurmacılar sıralanıyor.
Merkezdeki park, yürüyüş yolları, spor aletleri ve çocuk oyun alanlarıyla mahalle ölçeğinde günlük kullanıma açık; şehrin yoğun konut dokusu içindeki nefes alanlarından. Akşam saatlerinde yürüyüş yapanlar burayı tercih ediyor. Konut dokusunun içinde kaldığı için yürüyerek varılıyor ve girişi ücretsiz. Alan gece boyunca aydınlatılıyor, çevresinde büfe ve market bulunuyor.
Merkezdeki belediye tesisi, çay bahçesi ve yemek servisiyle günübirlik kullanıma açık; fiyatlar belediye tarifesine göre uygulanıyor ve kent merkezindeki buluşma noktalarından birini oluşturuyor. Kapalı bölümü kış aylarında da hizmet veriyor. Tesise kent merkezinden araçla birkaç dakikada varılıyor. Alanda çocuk oyun grubu, mescit ve geniş otopark bulunuyor; hafta sonu doluluk belirgin biçimde yükseliyor.
Merkezdeki millet bahçesi, geniş çim alanları, koşu yolu ve süs havuzlarıyla kentin yeni düzenlenen açık alanı; bisiklet şeridi ayrılmış durumda. Bahçe, şehirdeki en büyük tek parça yeşil alan olarak biliniyor. Merkezden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Akşam saatlerinde bütün alan aydınlatılıyor; geniş otopark bahçe girişinde yer alıyor.
Merkezdeki anıt, tarih boyunca kurulan Türk devletlerini temsil eden düzenlemesiyle kent meydanının ögelerinden; çevresindeki panolar her devletin kuruluş dönemini kısaca aktarıyor. Anıt, şehrin tören ve anma günlerinde kullanılan alanlarından biri. Merkezde kaldığı için yürüyerek varılıyor ve ücret alınmıyor. Ziyaret on beş dakika sürüyor; çevresindeki oturma alanları gölgelendirilmiş durumda.
Yavruturna’daki meydan, tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş’e adanmış; Hititlerle Mısırlılar arasındaki bu antlaşmanın kopyası Çorum’un Hitit mirasıyla doğrudan bağlantılı. Meydan, kentin son yıllarda düzenlenen kamusal alanlarından biri. Merkezde kaldığı için yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Çevresinde oturma grupları, süs havuzu ve otopark bulunuyor; ziyaret çeyrek saat sürüyor.
Kerebigazi Caddesi’ndeki belediye tesisi, çay bahçesi ve oturma alanlarıyla günübirlik kullanıma açık; adını yakındaki türbeden alıyor ve Hıdırlık ziyaretine mola olarak ekleniyor. Fiyatlar belediye tarifesine göre uygulandığı için uygun kalıyor. Merkezden araçla birkaç dakika sürüyor. Kapalı bölüm kış aylarında da hizmet veriyor; tesisin önünde ücretsiz otopark bulunuyor.
Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olan kent, altı kilometreyi aşan dış surları, Aslanlı Kapı, Kral Kapı ve Yerkapı tüneliyle Anadolu’nun en büyük antik yerleşimlerinden; 1986’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Kadeş Antlaşması’nın Hitit nüshası burada bulundu. Boğazkale merkezine araçla birkaç dakika. Giriş ücretli; alan geniş ve araçla dolaşılıyor, gezi üç saat sürüyor.
Hattuşa’nın yaklaşık iki kilometre kuzeydoğusundaki kaya tapınağı, doğal kaya odalarının duvarlarına işlenmiş tanrı kabartmalarıyla Hitit dininin en önemli belgesi; yetmişten fazla figür geçit töreni düzeninde sıralanıyor ve en büyük kabartma Kral IV. Tuthaliya’ya ait. Alan Hattuşa ile birlikte Dünya Mirası kapsamında. Boğazkale merkezine araçla beş dakika. Aynı biletle geziliyor; kabartmalar açık havada, gölgelerin yandan düştüğü saatlerde daha okunur oluyor.
Hitit büyük krallarının sarayı, Hattuşa’nın ortasındaki Büyükkale sırtında; bugün görülen avlu, kabul salonu ve arşiv binası temelleri MÖ 13. yüzyıla ait. Burada bulunan çivi yazılı tabletler Hitit devlet arşivinin önemli bir bölümünü oluşturuyor; Kadeş Antlaşması’nın Hitit nüshasının da bu arşivlerden çıktığı aktarılıyor. Hattuşa gezi güzergâhının içinde ve yürüyerek çıkılıyor. Eğim belirgin; aynı biletle geziliyor ve ziyaret yarım saat sürüyor.
Hattuşa’nın ortasındaki kayalık sırtta yükselen akropol, Hitit krallarının sarayının, arşivlerinin ve kabul salonunun bulunduğu yönetim merkeziydi; teraslı yapısı ve MÖ 13. yüzyıldan kalan saray temelleriyle Hitit kent düzenini gösteriyor. Terasların üzerinden aşağı kent ve sur hattı bütün olarak görülüyor. Antik kent turunun içinde kalıyor ve tepeye yürüyerek çıkılıyor. Alan tamamen açık ve gölgesiz; şapka ile su almadan tırmanmamak gerekiyor.
Büyükkale’nin karşısındaki kaya yüzeyine işlenen on bir satırlık Luvi hiyeroglifli yazıt, son Hitit kralı II. Şuppiluliuma’ya ait; Hitit İmparatorluğu’ndan bilinen en uzun hiyeroglif yazıt sayılıyor. Kral kendini IV. Tuthaliya’nın oğlu olarak tanıtıyor; metnin geri kalanı aşınmış olduğu için ancak kısmen okunabiliyor. Hattuşa güzergâhının üzerinde kaldığı için yürüyerek görülüyor. Kaya yüzeyi ağır biçimde aşınmış durumda; ışığın yandan düştüğü saatlerde satırlar belirginleşiyor.
Boğazkale merkezindeki müze 1966’da açıldı ve Hattuşa kazılarından çıkan eserleri sergiliyor; mühür baskılı bullalar, çivi yazılı tabletler, pişmiş toprak kaplar ve tanrı figürleri koleksiyonun omurgasını oluşturuyor. 2011’de Berlin’den dönen sfenks ve İstanbul’dan getirilen ikizi girişte yan yana duruyor. Antik kente çıkmadan önce Hitit dünyasının bağlamını burada kurmak mümkün oluyor. Müze Boğazkale merkezinde ve yürüme mesafesinde; ziyaret kırk dakika sürüyor ve Müzekart geçerli.
Kızılırmak kıyısında ovadan birden yükselen kayalığın üzerindeki kale, Strabon’un andığı antik Pimolisa ile ilişkilendiriliyor; bugünkü surları büyük olasılıkla Orta Çağ’dan, resmî envantere göre Selçuklu döneminden kalıyor ve Osmanlı döneminde garnizonu bulunuyordu. Kaleden ırmağa inen kayaya oyulmuş su yolları ve güney yamaçtaki kaya mezarları kayalığın uzun geçmişini gösteriyor. İlçenin adı, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ilişkin rivayetlerle birlikte anılıyor. Kaleye ilçe merkezinden yürüyerek çıkılıyor ve giriş serbest. Tırmanış dik ve basamaklı; tepeden Kızılırmak ile Koyunbaba Köprüsü birlikte görülüyor.
Kızılırmak üzerindeki taş köprü, kitabesine göre 1484-1489 yılları arasında Sultan II. Bayezid’in emriyle yapıldı; 250 metrelik uzunluğuyla Osmanlı döneminde Anadolu’da yapılmış en uzun taş köprü olarak anılıyor. Sivri kemerli 19 gözünden ırmağın getirdiği birikintiler nedeniyle 15’i görülebiliyor; kitabesi köprünün üstünde değil, kalenin kayalığının eteğindeki bir nişte. Adını, üzerinden geçen yolun ulaştığı derviş Koyun Baba’nın türbesinden alıyor. Osmancık merkezinde. Köprü üzerinden kale ile ırmak birlikte görülüyor.
Kalenin eteğindeki cami, kitabesine göre 1430-31’de Osmancıklı Vezîriâzam Koca Mehmed Paşa tarafından yaptırıldı; ilçenin günümüze ulaşan en eski camisi. Adını, külliyesinin 1866-67’de kaldırılan aşevinden (imaret) alıyor. İki kubbeli, yan odalı planı, taş-tuğla duvarları ve ceviz oyma kapı kanatlarıyla erken Osmanlı mimarisinin örneği; özgün son cemaat revakı 1943 depreminde yıkıldı. Osmancık merkezinde yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz saatlerinin dışında geziliyor; köprü ziyaretiyle aynı güzergâhta bulunuyor.
Osmancık’ın yüksek kesimlerindeki yayla, çam ormanı sınırındaki çayırlarda kurulu ve yaz aylarında hayvancılıkla canlanıyor; serin havası ilçedeki sıcakla arasında belirgin fark yaratıyor. Yayla evleri ahşap ve taş karışımı geleneksel düzenini büyük ölçüde koruyor. Osmancık merkezinden araçla yaklaşık kırk dakika sürüyor ve yolun son bölümü stabilize. Sezon haziran ile eylül arası; alanda market ya da lokanta bulunmuyor.
Kızılırmak kıyısındaki belediye tesisi, çay bahçesi ve oturma alanlarıyla günübirlik kullanıma açık; nehir manzarası ve köprü görüşü tesisin öne çıkan yanı. Fiyatlar belediye tarifesine bağlı olduğu için düşük kalıyor ve camlı kapalı bölüm kış aylarında da açık tutuluyor. Tesis Osmancık merkezinde, Koyunbaba Köprüsü’ne yürüme mesafesinde bulunuyor. Akşamüstü doluluk hızla yükseliyor; otopark tesise bitişik ve ücretsiz.
Kaleboğazı mahallesindeki cami, 1839’da deprem ve yangınla yok olan eski Ulu Camii’nin yerine 1841’de yapıldı; taş minaresi eski yapıdan kalıyor, mihrabı çinili, avludaki şadırvan 1909 tarihli. Kale eteğindeki konumuyla merkez dokusunun odağında. Cami İskilip çarşısının içinde kalıyor, yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz vakitleri dışında ziyaret ediliyor; kale tırmanışının başlangıcı da buradan geçiyor.
İlçe merkezinin ortasında yükselen yaklaşık 100 metrelik kayalığın tepesindeki kale, Evliya Çelebi’nin 17. yüzyılda ‘altıgen ve burçlu’ diye anlattığı yapının kalıntılarını taşıyor; bugün ayakta kalan özgün kapısı batı kanadında. Eteklerinde Paflagonya geleneğinden sütunlu kaya mezarları var. Kayalık kütle, İskilip’in kent silüetini tek başına belirliyor. Kaleye ilçe merkezinden yürüyerek çıkılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Tırmanış dik ve bazı bölümleri korkuluksuz; ziyaret yarım saat sürüyor.
Kale kayalığının güney ve güneydoğu yüzüne oyulmuş dört mezar odası, Paflagonya’nın sütunlu ve alınlıklı kaya mezarı geleneğine bağlanıyor; araştırmacılar onları MÖ 4.-3. yüzyıla ya da Roma dönemine tarihliyor. Birinin sütunlarında boğa başlıkları, alınlıklarında Eros ve aslan kabartmaları seçiliyor. Kale ziyaretiyle aynı güzergâhta bulunuyor ve kayalığın dibine ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor. Cepheler aşağıdan izleniyor ve öğleden sonra ışık daha uygun.
İskilip Gülbaba Mezarlığı’ndaki anıt mezar, 1926’da Ankara İstiklâl Mahkemesi kararıyla idam edilen İskilipli Mehmed Âtıf Efendi’nin, 2000’lerde Ankara’dan getirilen naaşını barındırıyor; 2011’de yapıldı ve her yıl Şubat başında anma programlarına ev sahipliği yapıyor. İskilip merkezinde ve yürüme mesafesinde; girişi ücretsiz. Ziyaret on beş dakika sürüyor ve çevrede otopark bulunuyor.
Yeni mahalledeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve çarşı hattının ortasında; sade kütlesi ile minaresi Laçin’in vadi içindeki yerleşimini belirliyor. İlçe, Çorum ile Osmancık arasındaki karayolunun üzerinde kalıyor. Camiye ilçe merkezinden birkaç dakikalık yürüyüşle varılıyor ve giriş serbest. Namaz saatlerinin dışında geziliyor; çarşıdaki çay ocakları ziyaretin doğal molası oluyor.
Kırkdilim’de, dik bir kaya kütlesinin yüksekçe bir köşesine oyulmuş anıt mezar, Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarına göre Helenistik döneme, MÖ 2. yüzyıla tarihleniyor. Kapısının üstünde mezar sahibinin adı olduğu düşünülen ‘İkezios’ yazısı ve sonraki bir dönemden kalma boyalı bir haç motifi bulunuyor; içerideki oda kare planlı. Laçin merkezinin yakınında, Çorum-Osmancık yolu üzerinde; yol kenarında otopark ve seyir terası var. Mezar terastan izleniyor; kayaya çıkan patika dik olduğundan tırmanış önerilmiyor.
Kızılırmak üzerindeki Obruk Barajı’nın kıyısındaki mesire alanı, göl manzaralı oturma bölümleri ve piknik masalarıyla düzenlendi; baraj gölü Laçin ile Oğuzlar arasındaki vadiyi dolduruyor. Baraj gölü, bölgedeki en büyük su kütlesi olarak biliniyor. Laçin merkezinden araçla yaklaşık yirmi dakika sürüyor. Giriş için ücret alınmıyor; kıyıda gölgelik sınırlı olduğundan şemsiye ile su götürmek gerekiyor.
Sungurlu çarşısında, saat kulesinin yakınındaki cami, 18. yüzyılın ortasında Sunguroğlu Mehmet Bey tarafından yaptırıldı; yüksek kasnaklı kubbesi, üç kubbeli son cemaat yeri ve tuğla minaresiyle ilçenin tarihî simgelerinden. 2015’te kapsamlı bir restorasyondan geçti. İlçe, Hattuşa’ya giden yolun üzerinde olduğu için gezi güzergâhının doğal molası sayılıyor. Camiye merkezden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz vakitlerinin dışında geziliyor; avlusu gölgeli ve dinlenmeye elverişli.
İlçe merkezindeki kule, 1891’de Kaymakam Edip Bey tarafından yaptırıldı; kesme taş gövdesi, dört yöne bakan saat kadranları, demir parmaklıklı balkonu ve en üstteki ahşap köşküyle geç Osmanlı saat kulelerinin tipik bir örneği ve çarşı meydanının simgesi. Sungurlu, Ankara ile Samsun’u bağlayan karayolunun üzerinde bulunuyor. Kuleye ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor ve yapı dıştan izleniyor. Ziyaret on dakika sürüyor; yakındaki 18. yüzyıl yapısı Ulu Cami ve eski çarşı sokakları gezinin devamı oluyor.
Mihrihatun mahallesindeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve çarşının ortasında; sade kütlesi ile minaresi Kargı’nın vadi içindeki yerleşimini belirliyor. İlçe, Kızılırmak vadisi ile Ilgaz’a uzanan orman kuşağının kesiştiği noktada kuruldu. Camiye Mihrihatun mahallesinden yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Namaz saatlerinin dışında ziyaret ediliyor; gezi çeyrek saat sürüyor.
İlçenin yüksek kesimlerindeki yayla, çam ormanı içindeki çayırları ve serin havasıyla yaz aylarında hayvancılığa açılıyor; Kargı, Çorum’un Kastamonu sınırındaki en ormanlık ilçesi. Yayla evleri Kastamonu sınırına özgü ahşap düzenini sürdürüyor. Kargı merkezinden araçla yaklaşık yarım saat sürüyor ve yolun büyük bölümü stabilize. Sezon haziran ile eylül arasında açık; alanda market olmadığından erzağı aşağıdan almak gerekiyor.
Kargı’daki tabiat parkı, çam ve göknar ormanı içindeki yürüyüş yolları ile piknik alanlarından oluşuyor; koruma statüsü bölgedeki orman örtüsünün korunmasını sağlıyor. Yükseklik, yaz aylarında ovaya göre belirgin bir serinlik sağlıyor. Kargı merkezinden araçla yaklaşık yirmi beş dakika sürüyor. Giriş ücretli; alanda piknik masaları, çeşme, tuvalet ve otopark bulunuyor.
Ortaköy’deki kanyon, yüz metreyi aşan kaya duvarları ve içinden geçen dereyle bölgenin en gösterişli doğa alanı; kanyon içindeki tarihî kervansaray ve kaya oyma yapılar yürüyüş rotasını tamamlıyor. Kanyon ve çevresi tabiat parkı statüsünde koruma altında tutuluyor. Ortaköy merkezinden araçla yaklaşık yirmi dakika sürüyor. Yürüyüş parkuru iki saat sürüyor; zemin ıslakken kayganlaşıyor.
Ortaköy yakınındaki antik Şapinuva, Orta Hitit döneminde kralların uzun süre oturduğu önemli bir askerî ve dinî merkezdi; kazı ekibi kentin bu dönemde ikinci başkent ya da kraliyet ikametgâhı olarak kullanıldığını düşünüyor. Yanarak yıkılan A binasındaki arşivden binlerce çivi yazılı tablet ve parça çıktı. Ortaköy merkezine araçla yaklaşık on dakika. Alan açık ve gölgesiz; kazı sezonunda ekip sahada oluyor ve ziyaret bir saat sürüyor.
Höyüğün hemen yanındaki müze, 1935’ten beri süren Alacahöyük kazılarından çıkan Kalkolitik, Eski Tunç Çağı, Hitit ve Frig eserlerini ve yakındaki Pazarlı’nın Frig buluntularını sergiliyor. Ören yerindeki Sfenksli Kapı ve kral mezarları alanıyla birlikte gezildiğinde, Hititlerden önceki Hatti kültüründen Hitit kentine uzanan katlar okunur hâle geliyor; kral mezarlarının ünlü güneş kurslarının çoğu ise Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde. Alaca merkezinden araçla yaklaşık yirmi dakika sürüyor. Müze ve ören yeri aynı biletle geziliyor; ziyaret kırk dakika alıyor.
Hattuşa ile Alacahöyük’ü kapsayan milli park, iki antik kenti ve çevresindeki doğal örtüyü birlikte koruma altına alıyor; alan içinde Sfenksli Kapı, kral mezarları ve höyük yerleşimi bulunuyor. Türkiye’nin arkeolojik temelli sayılı milli parklarından. Alaca merkezine araçla yaklaşık yirmi dakika. Giriş ücretli; höyük gezisi bir saat alıyor ve gölge bulunmuyor.
Alaca merkezindeki mesire alanı, ağaçlık bölümü, çeşmeleri ve piknik masalarıyla ilçenin günübirlik noktası; çevresindeki düzenleme aileler için elverişli. Bozkır kuşağındaki ilçede gölge sunan sayılı alanlardan biri. Alaca merkezinden araçla birkaç dakika sürüyor ve giriş için ücret alınmıyor. Hafta sonları masalar sabah saatlerinde doluyor; alanda çeşme ve otopark bulunuyor.
Sarıdede mahallesindeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve çarşı hattının ortasında; kubbesi ile minaresi Mecitözü’nün vadi içindeki yerleşimini belirliyor. İlçe, Çorum ile Amasya arasındaki karayolunun üzerinde kalıyor. Camiye çarşıdan yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Namaz vakitlerinin dışında geziliyor; ziyaret on beş dakika sürüyor ve çevrede otopark bulunuyor.
Elvançelebi köyündeki yapı, Babaî hareketinin lideri Baba İlyas’ın soyundan gelen ve Âşık Paşa’nın oğlu olan Elvan Çelebi’nin 14. yüzyıldaki zaviyesi; Vefâî geleneğinin önemli merkezlerinden biriydi. Zaviye, barok mahfilli mescit ve türbe tek bir yapıda kaynaşmış durumda, duvarlarında antik çağdan devşirme taşlar görülüyor. Anadolu’daki erken dönem tekke mimarisinin ayakta kalan örneklerinden biri. Mecitözü merkezinden araçla yaklaşık yirmi dakika sürüyor. Giriş için ücret alınmıyor; ziyaret yarım saat sürüyor ve avluda gölgeli otopark bulunuyor.
Yatukcu mahallesindeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve çarşının ortasında; sade kütlesi ile minaresi Bayat’ın ova içindeki yerleşimini belirliyor. İlçe, Çorum’un kuzeybatısında, İskilip ile Kargı arasındaki ova hattında kuruldu. Camiye merkezden yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Namaz saatlerinin dışında geziliyor; çarşıdaki yöresel ürün tezgâhları gezinin devamı oluyor.
Dodurga merkezindeki millet bahçesi, çim alanları, yürüyüş yolu ve çocuk oyun bölümleriyle ilçenin düzenlenmiş açık alanı; küçük bir ilçe merkezinde bu ölçekte tek kullanım alanı sayılıyor. Çarşıya yakın konumu bahçenin gün boyu kullanılmasını sağlıyor. İlçe merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Akşamüstü aile yoğunluğu artıyor; çevrede büfe ile çay ocağı bulunuyor.
Çeşme mahallesindeki millet bahçesi, Evrensel Caddesi üzerinde ve çim alanları ile yürüyüş yolundan oluşuyor; ilçenin düzenlenmiş tek büyük açık alanı sayılıyor. Oğuzlar, nüfusuyla Çorum’un en küçük ilçelerinden biri sayılıyor. Bahçeye merkezden yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Alanda çocuk oyun grubu ile spor aletleri bulunuyor; akşam saatlerinde aydınlatma yanıyor.
Kızılcapelit çevresindeki tesis, Obruk Baraj Gölü kıyısındaki konumu ve çay bahçesiyle günübirlik kullanıma açık; Oğuzlar, cevizi ve göl kıyısı manzarasıyla tanınıyor. Tesis, ilçeye gelenlerin ana mola noktası olarak kullanılıyor. Oğuzlar merkezinden araçla birkaç dakika sürüyor. Fiyatlar uygun tutuluyor; akşamüstü göl üzerine düşen ışık için tercih ediliyor ve otopark tesise bitişik.
Yenicamii mahallesindeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve Menderes Caddesi üzerinde; sade kütlesi ile minaresi Uğurludağ’ın ova içindeki yerleşiminde en belirgin ögeyi oluşturuyor. İlçe, Çorum’un batısında, Sungurlu ile Bayat arasındaki tarım ovasında kuruldu. Yapıya Menderes Caddesi boyunca yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz vakitlerinin dışında geziliyor; çevredeki çarşı hattı küçük ama canlı.
Çorum’da programı belirleyen tek şey var: Hattuşa gölgesiz bir arazi. Mayıs-haziran ile eylül-ekim arası ili gezmek için en dengeli dönemlerdir; antik kentte yürümek konforlu, gün uzun ve kalabalık düşüktür. Temmuz-ağustos döneminde bozkırda sıcaklık otuz dereceyi aşar, öğle saatlerinde açık alanda yürümek zorlaşır; bu aylarda Hattuşa’ya sabah dokuzda girmek, öğleden sonrayı ise Kargı yaylaları, Abdullah Yaylası Tabiat Parkı ya da Obruk Baraj Gölü kıyısında geçirmek işe yarar. Mart-nisan aylarında bozkır yeşerir ve İncesu Kanyonu’nda su debisi yükselir. Ekim ayında Kargı ile Laçin çevresindeki ormanlarda renk döner. Aralık-şubat arasında antik kent karla kaplanabilir ve arazi çamurlanır; bu dönemde program Çorum Müzesi ile Boğazköy Arkeoloji Müzesi’ne kayar.
Aylara göre hava, program ve kalabalık
Çorum, İç Anadolu’nun kuzey kenarında; bozkır iklimi Kızılırmak vadisiyle kuzeydeki orman kuşağı arasında yumuşuyor. Gezinin omurgasını oluşturan Hattuşa ise tamamen açık bir arazi olduğu için programı doğrudan hava belirliyor.
Dönem
Hava
Ne öne çıkar
Kalabalık
Not
Aralık–Şubat
-3 / 6 °C
Müzeler, merkez
Düşük
Hattuşa karla kaplanabiliyor ve arazi çamurlanıyor. Program Çorum Müzesi ile Boğazköy Müzesi’ne kayıyor.
Mart–Nisan
3 / 16 °C
Hattuşa, kanyon
Düşük
Bozkır yeşeriyor, antik kentte yürümek konforlu. İncesu Kanyonu’nda su debisi yükseliyor.
Mayıs–Haziran
9 / 25 °C
Her şey
Orta
Yılın en dengeli dönemi: Hattuşa için hava uygun, yaylalar açılıyor, gün uzun.
Temmuz–Ağustos
15 / 32 °C
Yaylalar, baraj kıyısı
Orta
Öğle saatlerinde antik kentte gölge bulunmuyor. Kargı ve Osmancık yaylaları ile Obruk kıyısı serinlik sağlıyor.
Eylül
11 / 27 °C
Hattuşa, Şapinuva
Düşük
Kazı sezonunun sonu; hava berrak, ışık fotoğraf için iyi ve kalabalık dağılmış durumda.
Ekim
6 / 20 °C
Kanyon, ormanlar
Düşük
Kargı ve Laçin çevresindeki ormanlarda renk dönüyor. İncesu Kanyonu yürüyüşü için ideal ay.
Kasım
1 / 12 °C
Merkez, müze
Düşük
Yağış artıyor, yayla yolları bozuluyor. Kale, han ve müzeler öne geçiyor.
Çorum’a Nasıl Ulaşılır?
Uçakla: Çorum’da havalimanı bulunmuyor. En yakın seçenek Amasya Merzifon (yaklaşık 90 km); alternatif olarak Ankara Esenboğa 230, Samsun Çarşamba 200 km mesafede.
Karayoluyla: Amasya 90, Yozgat 130, Samsun 170, Ankara 240, İstanbul 610 km. Şehirlerarası otobüs seferleri düzenli ve otogar merkeze yakın.
İl içinde: Boğazkale 82, Alaca 52, Ortaköy 55, Sungurlu 72, Osmancık 58, İskilip 56, Mecitözü 37, Bayat 87, Kargı 110, Uğurludağ 68, Oğuzlar 65, Laçin 27, Dodurga 47 km. İlçe merkezlerine minibüs var ancak antik kentlere ve yaylalara toplu taşıma seyrek.
Hattuşa notu: Antik kentin gezi güzergâhı altı kilometrelik bir halka ve alan içinde araçla dolaşılıyor; Boğazkale’ye araçsız gelenler ilçeden tur aracı ayarlamak zorunda kalıyor.
Önerilen Gezi Rotaları
Çorum’da duraklar üç yöne dağılmış: güneybatıda Boğazkale 82 ve Alaca 52, kuzeyde Osmancık 58 ile İskilip 56, doğuda Ortaköy 55 kilometre. Merkezi üs alıp günübirlik çıkışlar yapmak en pratik yöntem.
1. gün — Hitit hattı
08:30 Boğazkale’ye hareket.
09:30 Hattuşa: Aslanlı Kapı, Yerkapı, Büyükkale.
12:00 Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı.
13:30 Boğazkale’de öğle molası.
15:00 Boğazköy Arkeoloji Müzesi.
16:30 Alacahöyük ve müzesi.
2. gün — Merkez
09:30 Çorum Müzesi.
11:00 Kale, Muradi Rabi Ulu Cami, Veli Paşa Hanı.
13:00 Çarşıda öğle ve leblebi alışverişi.
14:30 Hıdırlık Cami ve Türbesi.
16:00 Çatak Tabiat Parkı ya da Kent Ormanı.
3. gün — Kuzey hattı
09:00 Osmancık: Koyunbaba Köprüsü ve Kandiber Kalesi.
11:30 Kızılırmak kıyısında mola.
13:00 İskilip: kale, kaya mezarları, Atıf Hoca Türbesi.
15:30 İskilip dolması için öğle-ikindi arası.
17:00 Laçin: Kapılıkaya Anıtsal Kaya Mezarı.
Alternatif günler
Doğu Ortaköy: İncesu Kanyonu ve Şapinuva Ören Yeri.
Kuzeybatı Oğuzlar, Obruk Baraj Gölü kıyısı ve ceviz bahçeleri.
Kuzey Kargı Yaylası ve Abdullah Yaylası Tabiat Parkı.
Aile Millet Bahçesi, Kent Park ve Kadeş Barış Meydanı.
Bütçe: Çorum’da neye ne kadar gider?
Hattuşa tek biletle geziliyor. Aynı bilet Yazılıkaya’yı da kapsıyor; Müzekart geçerli ve alan içinde araçla dolaşıldığı için ek ulaşım gideri yok.
Alacahöyük ayrı bilet. Höyük ile müze birlikte fiyatlanıyor; Müzekart burada da kullanılıyor.
Merkezdeki duraklar ücretsiz. Kale, camiler, Veli Paşa Hanı, meydanlar ve millet bahçesi giriş ücreti almıyor.
Tabiat parkları düşük ücretli. Çatak ve Abdullah Yaylası araç başına giriş alıyor; masalar ücretsiz kullanılıyor.
Konaklama uygun. Oteller merkezde toplanıyor. Boğazkale’de küçük pansiyonlar var ve Hitit hattını erken saatte gezmek isteyenler için pratik.
Araç gerekli. Boğazkale, Ortaköy ve Alacahöyük’e toplu taşıma seyrek; Hattuşa’nın kendi içinde de araç şart.
Leblebi. Çarşıdaki üretici dükkânları kilo fiyatıyla satıyor; yol üstü tesislerdeki paketli ürünlerden belirgin uygun.
Bir imparatorluğun başkenti: Hattuşa
Hattuşa, MÖ 1650 dolaylarında Hitit İmparatorluğu’nun başkenti oldu ve yaklaşık dört yüzyıl boyunca Anadolu’nun en güçlü siyasi merkezi olarak kaldı. Kent, bugün Boğazkale ilçesinin hemen yanındaki engebeli arazinin üzerine kuruldu; altı kilometreyi aşan surları, anıtsal kapıları ve tapınak yapılarıyla dönemin en büyük yerleşimlerinden biriydi.
Kentin en bilinen ögeleri Aslanlı Kapı, Kral Kapı ve Yerkapı. Yerkapı, sur bedeninin altından geçen yetmiş metre uzunluğundaki taş tünelinden oluşuyor; üç bin yıl önce kuru duvar tekniğiyle örülen bu geçit hâlâ ayakta ve içinden yürünebiliyor. Surların üzerine çıkıldığında bozkır bütün olarak görülüyor. Hattuşa, 1986’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.
Tarihin ilk barış antlaşması
Büyükkale’deki saray arşivinde yapılan kazılarda binlerce çivi yazılı tablet bulundu. Bu arşiv, Hitit devletinin yazışmalarını, yasalarını ve dini metinlerini bir arada barındırıyor; Anadolu’nun yazılı tarihi büyük ölçüde bu tabletler sayesinde okunabildi.
Arşivden çıkan en ünlü belge, Hitit kralı III. Hattuşili ile Mısır firavunu II. Ramses arasında MÖ 1259’da imzalanan Kadeş Antlaşması. Metin, tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşması kabul ediliyor ve bir kopyası Birleşmiş Milletler binasında sergileniyor. Çorum’un merkezindeki Kadeş Barış Meydanı adını doğrudan bu antlaşmadan alıyor; kent, üç bin yıl önceki bir diplomasi belgesini bugünkü kimliğinin parçası hâline getirmiş durumda.
Yazılıkaya: kayaya işlenmiş bir tanrı geçidi
Hattuşa’nın iki kilometre kuzeyindeki Yazılıkaya, doğal kaya kütlelerinin oluşturduğu iki odadan meydana geliyor. Duvarlara işlenmiş yetmişten fazla kabartma, Hitit tanrı ve tanrıçalarını geçit töreni düzeninde sıralıyor; iki odanın buluştuğu noktada erkek ve kadın tanrılar karşı karşıya getirilmiş durumda.
Küçük odadaki kral IV. Tudhaliya kabartması ile hançer tanrı figürü, Hitit sanatının en iyi korunmuş örnekleri arasında. Alanın açık hava tapınağı olarak kullanıldığı, yeni yıl törenlerinin burada yapıldığı düşünülüyor. Kabartmalar açık havada olduğu için sabah ışığında daha okunaklı görünüyor.
Güneş kursu ve Alacahöyük
Alaca ilçesindeki Alacahöyük, Hititlerden önce bölgede yaşayan Hatti halkının merkezlerinden biriydi. 1935’te Atatürk’ün talimatıyla başlatılan kazılar, Cumhuriyet döneminin ilk büyük arkeolojik çalışmalarından sayılıyor. Höyükteki kral mezarlarından çıkan bronz güneş kursları, geyik ve boğa heykelcikleri MÖ 3. binyıla tarihleniyor.
Güneş kursu bugün Anadolu arkeolojisinin simgesi hâline geldi; uzun yıllar Ankara’nın kent amblemi olarak kullanıldı. Höyüğün girişindeki Sfenksli Kapı Hitit döneminden kalıyor ve iki yanındaki sfenks kabartmaları alanın en dikkat çeken ögesi. Yanı başındaki müze, kazılardan çıkan buluntuları sergiliyor ve höyükle aynı biletle geziliyor.
İkinci başkent: Şapinuva
Ortaköy ilçesindeki Şapinuva, uzun süre adı bilinen ama yeri bulunamayan bir Hitit kentiydi. 1990’da başlayan kazılarda ortaya çıkarılan saray yapıları ve binlerce tablet, buranın imparatorluğun ikinci yönetim merkezi olduğunu gösterdi. Kral ailesinin dönem dönem burada ikamet ettiği, askeri seferlerin buradan yönetildiği anlaşılıyor.
Alan Hattuşa kadar gösterişli değil ama ziyaretçi sayısı düşük olduğu için kazı alanını sessizce dolaşmak mümkün. Ortaköy merkezine on dakika mesafede ve aynı gün içinde İncesu Kanyonu ile birleştirilebiliyor.
Çorum’da yapılan yaygın hatalar
Hattuşa’yı yürüyerek gezmeye kalkmak. Gezi güzergâhı altı kilometrelik bir halka ve arazi eğimli; alan içinde araçla dolaşmak gerekiyor.
Öğle saatinde antik kente girmek. Hattuşa ile Alacahöyük’te gölge yok; temmuz-ağustosta sabah ya da ikindi saatleri dışında yürümek zor.
Yazılıkaya’yı programdan çıkarmak. Aynı bilete dâhil ve Hattuşa’ya iki kilometre; Hitit dinini anlatan tek görsel kaynak orada.
Çorum Müzesi’ni atlamak. Kazılardan çıkan eserlerin çoğu müzede; antik kentte sadece taş kalıntı görülüyor.
Leblebiyi yol üstünden almak. Çarşıdaki üretici dükkânları hem daha uygun hem taze; çeşit sayısı da fazla.
İskilip dolmasını hazır beklemek. Yemek saatler süren bir tandır işi; lokantalar genelde öğleden sonra çıkarıyor, önceden sormak gerekiyor.
Ortaköy’ü tek durak sanmak. İncesu Kanyonu ile Şapinuva ayrı yönlerde; ikisi için yarım gün ayırmak gerekiyor.
Çorum’da ne yenir?
Çorum mutfağı İç Anadolu’nun tahıl ve et geleneğiyle Karadeniz’e açılan kuzey ilçelerin ürünlerini bir arada barındırıyor; tandır işi yemekler ve hamur işleri öne çıkıyor.
Denenmesi gerekenler: tandırda saatlerce pişen İskilip dolması, küçük hamurlarla hazırlanan Çorum mantısı, düğün sofralarının vazgeçilmezi keşkek, ilkbaharda toplanan madımak, kesme çorbası ve tatlıda leblebi tozu helvası ile höşmerim. Coğrafi işaretli Çorum leblebisi ilin en bilinen ürünü.
Nerede yenir? İskilip dolması için ilçe merkezindeki lokantalar doğru adres; yemek tandırda uzun sürede piştiği için genelde öğleden sonra çıkıyor ve önceden sipariş vermek güvenli. Merkez çarşısındaki esnaf lokantaları ev yemeği için uygun bütçeli. Leblebi, çarşıdaki üretici dükkânlarında sarı, beyaz, çifte kavrulmuş ve baharatlı çeşitleriyle satılıyor.
Bir şehri anlatan iki tat: leblebi ve İskilip dolması
Çorum’un adı Anadolu’da çoğu zaman leblebiyle birlikte anılıyor. Bölgede yetişen sarı nohut, kavurma işleminin birkaç aşamada ve düşük ısıda yapılmasına elverişli; ustalar nohudu günlerce dinlendirip kademeli olarak kavuruyor ve bu yöntem leblebinin içini gevrek bırakıyor. Üretim şehirde yüz yılı aşkın bir zanaat geleneği oluşturmuş durumda ve Çorum leblebisi coğrafi işaret tescili taşıyor. Çarşıdaki üretici dükkânlarında sarı, beyaz, çifte kavrulmuş, tuzlu, baharatlı ve şekerli çeşitleri kilo fiyatıyla satılıyor; yol üstü tesislerdeki paketli ürünlerden hem daha uygun hem daha taze oluyor.
İlin ikinci imzası kuzeyde: İskilip dolması. Kuzu eti, pirinç ve baharatla hazırlanan karışım büyük bir bakır kapta tandıra indiriliyor ve saatlerce ağır ateşte pişiyor. Yemek, ilçede düğün ve bayram sofralarının değişmez ögesi; hazırlığı uzun sürdüğü için lokantalar genelde öğleden sonra çıkarıyor ve önceden sipariş vermek en güvenlisi. İskilip’e kaleyi ve kaya mezarlarını görmeye gidenlerin programını bu saate göre kurması gerekiyor.
Kızılırmak’ın kuzey kapısı
Çorum’un kuzeyi, İç Anadolu bozkırının Karadeniz ormanlarına devredildiği geçiş kuşağı. Kızılırmak, Osmancık’ın içinden geçerek bu kuşağı ikiye bölüyor ve tarih boyunca kuzey-güney geçişlerini belirleyen doğal engel olmuş durumda. On beşinci yüzyılda II. Bayezid’in yaptırdığı Koyunbaba Köprüsü tam da bu nedenle önemli: iki yüz elli metreyi aşan uzunluğu ve on beş gözüyle Türkiye’nin en uzun tarihî köprülerinden biri ve yüzyıllarca Amasya-Kastamonu hattının ana geçidi olarak kullanıldı. Köprünün hemen üzerindeki kayalıkta yükselen Kandiber Kalesi ise geçişi denetleyen gözcü noktasıydı.
Aynı kuşakta ilerlendiğinde manzara hızla değişiyor: Kargı ve Laçin çevresinde çam ile göknar ormanları başlıyor, Obruk Baraj Gölü vadiyi dolduruyor, Oğuzlar’ın ceviz bahçeleri kıyıya iniyor. Hattuşa’nın gölgesiz bozkırında bir gün geçirdikten sonra bu hatta çıkmak, Çorum’un tek yüzü olmadığını gösteriyor; ilin güneyi arkeoloji, kuzeyi ise su ve orman üzerine kurulu.
Sık Sorulan Sorular
Çorum’da kaç gün gezmek yeterli olur?
Sadece şehir merkezi için 1 gün yeterlidir. Hattuşa, Alacahöyük ve İncesu Kanyonu gibi ilçelerdeki noktaları da gezmek isterseniz 2–3 günlük bir program çok daha doyurucu olur.
Çorum’a gitmek için en uygun zaman ne zaman?
En ideal dönemler ilkbahar (Nisan–Haziran) ve sonbahardır (Eylül–Ekim). Bu aylarda hava ılıman olduğundan Hattuşa ve Yazılıkaya gibi açık hava ören yerlerini yürüyerek gezmek konforludur.
Çorum’a en yakın havalimanı hangisi?
Çorum’un kendi havalimanı yoktur. En yakın seçenek yaklaşık 80 km mesafedeki Amasya Merzifon Havalimanı’dır; daha geniş uçuş ağı için Ankara Esenboğa Havalimanı (yaklaşık 230 km) tercih edilebilir.
Çorum’da araç kiralamak gerekir mi?
Şehir merkezini toplu taşımayla gezmek mümkündür. Ancak Hattuşa, Şapinuva, İncesu Kanyonu ve yaylalar gibi ilçelere dağılmış noktalara ulaşım zor olduğundan, bu yerleri özgürce gezmek için araç kiralamak büyük avantaj sağlar.
Hattuşa nerede ve nasıl gezilir?
Hattuşa, Çorum’un Boğazkale ilçesinde yer alan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Hitit başkentidir. Geniş bir alana yayıldığından, Kral Sarayı, Büyükkale ve Yazılıkaya’yı görmek için araçla gezmek ve yarım gün ayırmak önerilir.
Çorum’da mutlaka görülmesi gereken yerler nelerdir?
Hattuşa, Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı, Alacahöyük, Boğazkale Müzesi, Çorum Müzesi, İncesu Kanyonu, Şapinuva Ören Yeri ve Osmancık Koyunbaba Köprüsü Çorum’un öne çıkan durakları arasındadır.
Hattuşa’yı gezmek ne kadar sürer?
Antik kentin gezi güzergâhı altı kilometrelik bir halka ve arazi eğimli olduğu için alan içinde araçla dolaşılıyor. Aslanlı Kapı, Kral Kapı, Yerkapı tüneli ve Büyükkale duraklarıyla birlikte gezi üç saat sürüyor. Yazılıkaya aynı bilete dâhil ve iki kilometre uzakta; onunla birlikte program dört saati buluyor. Alan tamamen gölgesiz olduğu için sabah erken girmek en doğrusu.
Çorum’a nasıl ulaşılır?
Çorum’da havalimanı bulunmuyor; en yakın seçenek 90 kilometre mesafedeki Amasya Merzifon Havalimanı. Karayoluyla Amasya 90, Yozgat 130, Samsun 170, Ankara 240 kilometre ve şehirlerarası otobüs seferleri düzenli. Otogar şehir merkezine yakın. Boğazkale, Ortaköy ve Alacahöyük’e toplu taşıma seyrek olduğu için il içi gezide araç kiralamak pratik oluyor.
Çorum leblebisi neden meşhur?
Çorum leblebisi coğrafi işaretli bir ürün ve şehrin ekonomisinde yüz yılı aşkın bir geçmişi var. Bölgede yetişen sarı nohut, kavurma işleminin birkaç aşamada ve düşük ısıda yapılmasına elverişli; bu yöntem leblebinin iç yapısını gevrek bırakıyor. Çarşıdaki üretici dükkânlarında sarı, beyaz, çifte kavrulmuş, tuzlu ve baharatlı çeşitleri kilo fiyatıyla satılıyor.
Kadeş Antlaşması’nın Çorum’la ilgisi nedir?
Tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş, MÖ 1259’da Hitit kralı III. Hattuşili ile Mısır firavunu II. Ramses arasında imzalandı. Antlaşmanın Hitit kopyası, Boğazkale’deki Hattuşa’da Büyükkale saray arşivinde bulunan çivi yazılı tabletler arasından çıktı. Bir kopyası Birleşmiş Milletler binasında sergileniyor. Çorum merkezindeki Kadeş Barış Meydanı adını doğrudan bu antlaşmadan alıyor.
📚 Kaynaklar ve resmî bağlantılar7 kaynak
Aşağıdaki kurumlar bu sayfadaki bilgileri karşılaştırmak ve ziyaret öncesi güncel durumu (saat, ücret, yol ve sezon) teyit etmek için başvurulabilecek resmî kaynaklardır. Giriş ücretleri ve ziyaret saatleri dönem dönem değiştiği için kesin bilgi her zaman kurumun kendi sayfasındadır.
Bu sayfadaki fotoğrafların bir bölümü Wikimedia Commons üzerinden serbest lisanslarla kullanılmıştır. Lisans gereği eser sahibi ve lisans bilgisi aşağıda belirtilmiştir.
whattowants.com, siteyi çalıştırmak ve reklam sunmak için çerez kullanır. 6698 sayılı KVKK
kapsamındaki aydınlatma için Çerez Politikası'na
bakabilirsiniz. Reddederseniz reklamlar kişiselleştirilmeden gösterilir.