Kesik Minare Tarihi
Son güncelleme: 15 Ekim 2026

Nerede: Antalya, Muratpaşa, Kaleiçi; Hesapçı Sokağı yakınında, Hadrian Kapısı’na birkaç dakika yürüme mesafesinde
Dönem: Erken Bizans (kilise, 5.-6. yüzyıl) · Osmanlı (cami, büyük olasılıkla 16. yüzyıl başı) · Cumhuriyet (2017-2021 restorasyonu)
Diğer adları: Panhagia (Meryem Ana) Kilisesi · Câmi-i Cedid (Yeni Cami) · Korkut Camii · Cumanın Camii · Kırık Minare
Önemli tarihler: 5.-6. yüzyıl kilisenin yapımı · 1455 Osmanlı vakıf kaydında “büyük kilise” · 16. yüzyıl başı camiye dönüşüm · 1895 ya da 1896 yangın · 1906 çevresinin duvarla kapatılması · 1974 sağlamlaştırma · 2017-2021 restorasyon · 10 Ocak 2022 yeniden ibadete açılış
Bugün: Cami olarak kullanılıyor; avlusu açık hava sergi alanı olarak düzenlenmiş
Kaleiçi’nin dar sokaklarında, yüz yılı aşkın bir süre tepesi kopuk bir minare yükseldi. Antalyalılar ona bu yüzden “Kesik Minare” dedi. Minarenin dibindeki yapı ise çok daha eski: kentin Roma dönemindeki agorasında, Hellenistik ve Roma yapılarından devşirilmiş taşlarla yükseltilmiş bir Bizans kilisesi. Gamze Kaymak-Heinz yapıyı bu yüzden “kentin oluşum ve gelişim sürecinin bir arşivi” olarak tanımlıyor. Bin yıl kilise, yaklaşık dört yüz yıl cami, yüz yılı aşkın bir süre de harabe olarak kalan yapı, 2022’de yeniden cami olarak açıldı. Ne zaman ve kim tarafından camiye çevrildiği ise hâlâ tartışılıyor. Kentin genel tarihi için Hadrian Kapısı tarihi sayfasına bakabilirsiniz.
Agoradaki kilise
Evren Dayar’ın Belleten’de yayımlanan çalışmasına göre kilise, Hellenistik ve Roma dönemlerinde kentin agorası olarak kullanılan bir alanda, 2. yüzyıla tarihlenen bir tapınağın üzerine kuruldu. 5. ya da 6. yüzyılda, tapınağın mimari parçaları kullanılarak Meryem Ana onuruna yapıldı. Kaymak-Heinz yapımı 5. yüzyılın ikinci yarısı ile 6. yüzyılın başına yerleştiriyor. Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nde Semavi Eyice de yapının erken Hristiyan çağında, Roma devrinden kalma bir mabedin yakınında yapıldığını yazıyor. Yani bugün sık tekrarlanan “Roma tapınağı kiliseye çevrildi” anlatımı tam doğru değil: tapınak ile kilise ayrı yapılar, kilise tapınağın yerine ve onun taşlarıyla yükseldi.
Yapı yüzyıllar içinde defalarca değişti. Kaymak-Heinz’a göre kilise ilk evresinde piramit biçimli bir çatıyla merkezi bir kareyi vurguluyordu. Sonra taşıyıcıları güçlendirilip kubbeli bir kiliseye, daha sonra da bazilikaya dönüştürüldü. Üç farklı plan tipinin aynı yapıda uygulanması, Bizans mimarisinde benzersiz bir değişim örneği. Koç Üniversitesi AKMED envanteri bu süreci yedi evrede anlatıyor. Kubbe ve tonozların büyük olasılıkla 8. yüzyılda eklendiği, batıya haç planlı bir giriş yapısının 12. yüzyılda yapıldığı belirtiliyor. 13. yüzyılın ilk on yılında, olasılıkla bir depremden sonra yapı galerili bir bazilikaya çevrildi ve ilk apsisin önüne ikinci, daha küçük bir apsis eklendi.
“Büyük kilise ki Panaya’dır”
Kilisenin adı konusunda kaynaklar karışıktır. 1850’de Antalyalı Danieloğlu yapıya Agia Eirini dedi, bu ad sonraki Yunanca kaynaklarda tekrarlandı. Dayar’a göre Osmanlı vakıf kayıtları soruyu kesin olarak çözüyor. 1455 tarihli Teke vakıf defteri yapıyı “büyük kilise ki Panaya’dır” diye kaydeder. Kilisenin kentte ve taşrada bahçe, ev ve dükkânlardan oluşan vakıf gelirleri vardı ve bu gelirler metropolitin tasarrufundaydı. 1479-1480 tarihli defter, kilisenin hakkının “merhum Murad Han” hükmüyle güvenceye alındığını da yazıyor. Yani kilise, Selçuklu fethinden yaklaşık üç yüz yıl sonra hâlâ Hristiyanların ibadetine açıktı.
Kiliseyle ilgili bilinen en eski anlatı ise bir mucize öyküsüdür. Bizans azizlerinin hayatlarını içeren 13. yüzyıla ait bir el yazmasına göre bir Selçuklu sultanı, Meryem ikonasının mucizesini görmek için kiliseye gelir. Mucize ancak sultan dışarı çıkınca gerçekleşir ve sultan bölgenin din adamlarını vergiden muaf tutar. Dayar, araştırmacılar Redford ile Leiser’ın bu sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev saydığını aktarıyor. Öykü bir menkıbe ve tarihî olay olarak değil, dönemin cemaatleri arasındaki ilişkilerin bir yansıması olarak okunuyor.
Ne zaman camiye çevrildi?
Bu soruya iki farklı yanıt var. Yaygın anlatımda ve resmî açıklamalarda kilise, Selçukluların 1207’deki fethinden sonra camiye çevrildi. 1361’de Kıbrıslıların kenti almasıyla yeniden kilise oldu, Şehzade Korkut döneminde yeniden cami yapıldı. Vakıflar Bölge Müdürlüğü yapıyı bu yüzden “fethin sembolü” olarak tanıtıyor.
Arşiv belgelerine dayanan çalışmalar ise başka bir tablo çiziyor. Dayar’a göre dönüşümü doğrudan anlatan en erken belge 1567 tarihli bir vakıf kaydıdır. Kayıt, “merhum Sultan Korkut”un padişah emriyle bir mescidin yanındaki kiliseyi camiye çevirdiğini yazar. Korkut 1502-1509 arasında Teke sancakbeyiydi. Dayar, Selçuklu döneminde dönüştürüldüğü iddiasının belgesel bir dayanağı olmadığını savunuyor. Kaymak-Heinz da dönüşümün büyük olasılıkla Korkut zamanında olduğunu yazıyor. Eyice ise daha temkinli: Evliya Çelebi’nin anlattığı, kiliseden çevrilmiş “Hünkâr Camii”nin bu yapı olması gerektiğini, Korkut’la bağlantının araştırılması gerektiğini belirtiyor. Bu sayfada iki görüş yan yana veriliyor; kesin karar araştırmacılara ait.
Adlar da dönüşümle birlikte çoğaldı. Dayar’a göre yapı 16. yüzyılda Câmi-i Cedid (“Yeni Cami”) adıyla anıldı. 18. yüzyıl kayıtlarında Korkut Camii adı öne çıktı. 1815 ve 1838 tarihli haritalar onu yine Yeni Cami olarak gösteriyor. Batı literatüründe yaygınlaşan “Cumanın Camii” adı ise 1885’te Lanckoroński’yle ortaya çıktı. Dayar bunu büyük olasılıkla “Cuma-önü” adının bozulmuş bir okuması sayıyor. Fransız gezgin Paul Lucas 1706’da camiye çevrilmiş kilisenin içinde, Türklerin kapalı tuttuğu bir şapelden söz eder.
Yangın, terk ve “kesik” minare
Dayar’a göre 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kentin nüfus dengesi değişti, Kaleiçi’nde Rum nüfus arttı. 1865 tarihli bir yazıda Câmi-i Cedid mahallesinde neredeyse hiç Müslüman hanesi kalmadığı, büyük bir caminin metruk kaldığı belirtiliyor. Ardından gelen büyük Kaleiçi yangını yapıyı harabeye çevirdi. Dayar yangını 1895’e, Kaymak-Heinz ve basın kaynakları 1896’ya tarihliyor. Yangında kubbe ve minarenin ahşap külahı yandı. Mahalle birkaç yılda yeniden yapılırken cami terk edildi. 1906’daki veba salgını sırasında etrafı yüksek bir duvarla çevrildi. Petekten yukarısı eksik kalan minare, kentin siluetinde yaklaşık bir asır boyunca bu halde durdu.
Kaymak-Heinz’a göre İtalyan arkeolog B. Pace, 1923-1924’te harabenin bir arkeoloji müzesi olarak kullanılmasını önerdi. Bu öneri uygulanmadı. 1974’te Vakıflar Bölge Müdürlüğü yapının bazı bölümlerini sağlamlaştırdı. 2009 ve 2011’de bölge koruma kurulu yapının açık hava müzesi olarak düzenlenmesine karar verdi. 2012’de Koruma Yüksek Kurulu bu kararı caminin işlevine dönüştürdü. Karara meslek odaları dava açtı. Yargı sürecinden sonra restorasyon 2017’de başladı. Minareye 2019’da yeniden külah takıldı.
Restorasyon akademik çevrelerde tartışıldı. Kaymak-Heinz 2020’deki makalesinde, kuzey cephe ve orta nefin batı duvarının belgeye dayanmayan rekonstrüksiyonlarla tamamlandığını ve minare yüzeyinin kum püskürtmeyle temizlenmesini eleştirdi. Vakıflar Bölge Müdürlüğü ise yapıdaki yedi dönemin izini yansıtmayı hedeflediklerini açıkladı.
Bugün Kesik Minare’yi gezerken
TRT Haber’e göre restorasyonu tamamlanan cami, 10 Ocak 2022’de kılınan ilk namazla yaklaşık 126 yıl sonra yeniden ibadete açıldı. Yapı bugün cami olarak kullanılıyor; avlusundaki kalıntılar açık hava sergi alanı olarak düzenlenmiş. Namaz vakitleri dışında, cami adabına uyarak gezilebiliyor. İçeride devşirme mermer sütunlara ve başlıklara, iki apsisin izlerine bakın. Avluda agoranın ve önceki evrelerin kalıntılarını izleyin. Minarenin güneybatı köşedeki taş gövdesinde yangından kalan alt kısım ile yeni külah arasındaki farkı görebilirsiniz. Kaleiçi’nin dar sokaklarında yön bulmak zor olabilir; Hadrian Kapısı’ndan Hesapçı Sokağı’nı izlemek en kolay yol. Yakındaki Kocatepe Sokağı’nda Kaleiçi Müzesi var.
Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Antalya gezilecek yerler rehberi.
Sıkça sorulan sorular
Kesik Minare’ye neden bu ad verildi?
1895 ya da 1896’daki yangında minarenin ahşap külahı yandı ve yapı terk edildi. Petekten yukarısı eksik kalan minare yaklaşık bir asır böyle durdu. Halk ona “Kesik Minare” dedi. Minareye 2019’daki restorasyonda yeniden külah takıldı, ama ad kaldı.
Kesik Minare önce Roma tapınağı mıydı?
Tam olarak değil. Dayar’a göre burada 2. yüzyıldan bir tapınak vardı, ama kilise 5. ya da 6. yüzyılda bu tapınağın üzerine, onun taşları kullanılarak ayrı bir yapı olarak inşa edildi. Alan Roma döneminde kentin agorasıydı.
Kilise ne zaman camiye çevrildi?
Kaynaklar ayrışıyor. Yaygın anlatıma göre 1207 Selçuklu fethinden sonra. Arşiv belgelerine dayanan araştırmalara göre ise 1455 ve 1480 kayıtlarında hâlâ kilise olarak geçiyor ve 16. yüzyıl başında, Şehzade Korkut döneminde camiye dönüştürüldü.
Kesik Minare bugün ziyaret edilebiliyor mu?
Evet. Yapı Ocak 2022’den bu yana yeniden cami olarak kullanılıyor; avlusu açık hava sergi alanı olarak düzenlenmiş. Namaz vakitleri dışında ziyaret edilebiliyor.
Kaynakça
- Dayar, Evren (2022). “Antalya Kaleiçi Panhagia Kilisesi ve Câmi-i Cedid”. Belleten. DOI — vakıf kayıtları 1455, 1479-80, 1567; adlandırma; nüfus değişimi; 1895 yangını, 1906.
- Kaymak-Heinz, Gamze (2020). “O Şimdi Bir Cami; Panhagia, Antalya Kesik Minare”. Amisos 5/9: 324-342. DOI — yapım tarihi, plan evreleri, 1974, kurul ve yargı süreci, restorasyon eleştirisi.
- Eyice, Semavi (2002). “Korkut Camii”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 26, s. 207-208.
- Koç Üniversitesi AKMED, “Cumanın Camii (Panhagia Kilisesi … Kesik Minare)” envanter kaydı.
- TRT Haber, “Şehzade Korkut Camii 126 yıl sonra ibadete açıldı” (11 Ocak 2022).
- Kesik Minare ve Kesik Minare (İngilizce), Vikipedi.
👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası