Hadrian Kapısı Tarihi

Son güncelleme: 15 Ekim 2026

Hadrian Kapısı, Antalya
Fotoğraf: Bernard Gagnon · CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons

Nerede: Antalya, Muratpaşa; Atatürk Caddesi üzerinde, Kaleiçi’nin doğu surunda
Dönem: Roma İmparatorluk Dönemi, MS 2. yüzyıl (Hadrianus dönemi, genellikle MS 130 civarı)
Yaptıran: Attaleia kenti, imparator Hadrianus onuruna; yanındaki güney kuleyi hayırsever Iulia Sancta yaptırdı
Önemli tarihler: MS 117-138 Hadrianus’un saltanatı · Erken Bizans’ta kapının örülüp kapatılması · 1817 Beaufort’un kaydı · 1882 Lanckoroński’nin çizimleri · 19. yüzyıl sonu-1930’lar sur yıkımları · 1958-1959 kazı ve onarım
Bugün: Açık havada, her saat görülebilen bir anıt; yaya geçişine açık

Atatürk Caddesi’nin kalabalığından birkaç basamak inince, kent zemininin bir buçuk metre kadar altında, üç kemerli bir mermer kapıya varırsınız. Antalyalıların “Üçkapılar” dediği Hadrian Kapısı, Roma döneminden kalan Attaleia’nın büyük ölçüde ayakta kalmış iki yapısından biri. Öteki ise Kaleiçi’nin öbür ucundaki Hıdırlık Kulesi. Kapının ayakta kalmasının nedeni ilginçtir: yapı bin yılı aşkın bir süre sur duvarının içinde örülü kaldı, görünmediği için de sökülüp yeniden kullanılmadı. Bu sayfa hem kapının hikâyesini hem de bu sayfalarda Kaleiçi’ndeki öteki yapıların arka planı olacak Antalya’nın kısa tarihini anlatıyor.

Attaleia’dan Antalya’ya: kısa bir kent tarihi

Kentin adı, kurucusu sayılan Bergama Kralı II. Attalos’tan gelir. Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Antalya” maddesine göre Attalos burada doğal bir deniz üssü arıyordu, çünkü bölgenin en gelişmiş limanı Side Roma’nın etkisi altındaydı. Kent, eski bir yerleşimin üzerinde yeniden kuruldu. Ülkü Avcı, Strabon’a dayanarak kuruluş için MÖ 158 yılını veriyor. Antikçağda Attaleia olan ad, Orta Çağ Batı kaynaklarında Satalia, Arap ve Türk kaynaklarında Antâliyye ya da Adalya biçimini aldı.

Bergama Krallığı’nın toprakları Roma’ya geçince kıyı bir süre Pamphylia korsanlarının eline düştü. Ansiklopediye göre Romalı komutan P. Servilius bölgeyi korsanlardan temizleyip MÖ 79’da kentin surlarını güçlendirdi. Roma ve Bizans dönemlerinde Antalya Akdeniz’in işlek limanlarından biri oldu. Bu yüzden 7. yüzyıldan başlayarak Arap akınlarına hedef oldu.

Türk dönemi bir dizi el değiştirmeyle başladı. Kent 11. yüzyılın sonunda kısa bir süre Selçukluların eline geçti, sonra yeniden Bizans’a döndü. Haçlıların 1204’te İstanbul’u almasından sonra Aldobrandini adlı bir İtalyan’ın yönetimine geçti. Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev kenti 5 Mart 1207’de aldı. 1212’de kentin Hristiyan halkı Kıbrıs’ın desteğiyle ayaklandı ve kent elden çıktı. Sultan İzzeddin Keykâvus Antalya’yı 22 Ocak 1216’da yeniden fethetti. Bu ikinci fetihten sonra kent Selçuklu donanmasının merkezi oldu. Evren Dayar’ın 2022 tarihli çalışmasına göre gayrimüslim halk bu dönemde bir iç sur hattının doğusuna taşındı. Kaleiçi böylece Müslüman, Yahudi ve Rum mahallelerinin ayrı surlarla çevrildiği üç bölüme ayrıldı. İbn Battûta 1332’de geldiğinde kenti bu biçimde anlatır.

Selçuklular zayıflayınca Antalya, Hamitoğullarının Teke kolunun merkezi oldu. Kıbrıs Kralı I. Pierre 24 Ağustos 1361’de kenti aldı. Teke Beyi Mehmed Bey 14 Mayıs 1373’te geri kazandı. Kent 14. yüzyıl sonunda Yıldırım Bayezid’le Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı hâkimiyeti ise ansiklopediye göre ancak 1423’te kesinleşti. II. Bayezid’in oğlu Şehzade Korkut 1502-1509 arasında Teke sancakbeyi olarak Antalya’da oturdu. Kentin bugün de görülen birçok yapısı onun adıyla anılır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Antalya 29 Nisan 1919’dan itibaren İtalyan işgaline uğradı. İtalyanlar 1921’de çekildi ve Antalya Cumhuriyet döneminde il merkezi oldu.

Bir imparatorun gezisi

Hadrianus (saltanatı MS 117-138), imparatorluğun eyaletlerini yıllarca dolaşmasıyla bilinir. Mehmet Ali Kaya ile Kevser Taşdöner Özcan’ın Hadrianus’un Anadolu gezileri üzerine çalışmasına göre imparator, 129’da başlayan ikinci büyük gezisinde Pisidia ve Pamphylia kentlerinden geçti. Bölgede pek çok kent onu heykel ve yazıtlarla onurlandırdı. Attaleia’nın onun adına anıtsal bir tak yaptırıp üzerine yaldızlı harflerle bir sunu yazdırmasını yazarlar, kentin bu gezinin rotasında olduğunun “kuvvetli delili” sayıyor. Kapının yapım yılı olarak genellikle MS 130 veriliyor. Ama bu tarih bir inşa kitabesinden değil, imparatorun gezi takviminden çıkarılıyor.

Burhan Varkıvanç ile İsmail Akan Atila’nın 2021’de yayımlanan sur çalışması, işin bir başka yanını gösterir. Hadrian Kapısı’nın hemen güneyindeki kulenin yazıtı, kulenin hayırsever Iulia Sancta tarafından aynı dönemde yaptırıldığını söylüyor. Kapı ile bu kule teknik olarak da birlikte inşa edilmiş görünüyor. Araştırmacılar kulenin güneyindeki sur duvarında, büyük olasılıkla aynı dönemden kalan ikinci, daha sade bir kemerli kapı da saptadı. Yazarlara göre bu ikinci geçit, tak inşa edilirken kentin doğu girişindeki yoğun trafiğin kesilmemesi için hızla açılmış olabilir.

Neye bakmalı?

  • Üç eşit açıklık: İki kule arasındaki tak, birbirine eşit, tonozlu üç geçitten oluşur. Koç Üniversitesi AKMED envanterine göre geçitlerin örtüsü dört ayak üzerinde yükselir. Ön ve arka cephede ayakların önünde toplam sekiz sütun durur ve öne taşan arşitravları taşır. Envanter her bir geçidin 4,15 m genişliğinde ve 6,18 m yüksekliğinde olduğunu veriyor.
  • Kasetli tonozlar: Başınızı kaldırın: tonozların içi, kare çerçeveler içinde çiçek ve rozet kabartmalarıyla süslü. Türkçe Vikipedi’ye göre 1959 onarımında yan geçitlerin çiçek motifleri tamamlandı, ortadaki tonozda ise düz yuvarlak kabartmalar bırakıldı. Bu ayrıntı tek kaynakta geçiyor, yerinde karşılaştırmaya değer.
  • Saçaklık: Kemerlerin üstünde yumurta, inci ve akanthus dizileriyle süslü bir arşitrav uzanır. Üstteki saçaklıkta bitkisel bezemeli bir friz ve aslan başlı bir korniş vardır. Kapı bugün bu saçaklığın üstünde biter. Özgün yapı en az iki katlıydı. Kayıp üst katta imparator ile ailesinin heykellerinin bulunduğu tahmin ediliyor, ama bu katın görünümü bilinmiyor.
  • Kayıp bronz harfler: İmparatorun adı ve unvanları, arşitrava çakılmış yaldızlı bronz harflerle yazılıydı. Harfler 19. yüzyılda sökülüp dağıldı. AKMED ve Vikipedi’ye göre bir bölümü bugün Oxford’daki Ashmolean Müzesi’nde. İngilizce Vikipedi, harflerin Viyana, Berlin ve Londra’daki koleksiyonlara da dağıldığını yazıyor. Türkçe Vikipedi’ye göre imparatorun adından yalnızca ortadaki “Traiano(s)” bölümü bir arada kalabilmiş; bu, Hadrianus’un amcası ve öncülü Traianus’tan aldığı addır.
  • İki kule, iki dönem: Güneydeki Iulia Sancta Kulesi, geniş çerçeveli traverten bloklarıyla Roma dönemindendir. Kuzeydeki kulenin alt kısmı Roma’dan kalmadır, üst kısmı ise Selçuklu döneminde, I. Alâeddin Keykubad zamanında yeniden örülmüştür. Bu kısımda Arap harfli bir kitabe bulunur. Varkıvanç ve Atila iki kulenin bugünkü yüksekliğini yaklaşık 18 metre olarak veriyor.
  • Antik zemin: Kapı 1958 kazılarında Roma ve Bizans dönemi zeminine kadar açıldı. İngilizce Vikipedi, geçitteki taş döşemede yüzyıllar boyunca geçen arabaların açtığı derin tekerlek oluklarının görülebildiğini yazıyor.

Bin yıl sur içinde

Varkıvanç ve Atila’ya göre Erken Bizans döneminde kentin karşılaştığı tehditler surların birçok noktada güçlendirilmesini gerektirdi. Antik girişlerin çoğu bu sırada kapatıldı. Hadrian Kapısı da örülerek sur duvarının içine gömüldü. Büyük olasılıkla kapatılmadan önce de epey hasar görmüştü. 1671-1672’de Antalya’ya gelen Evliya Çelebi, kentin karaya açılan tek kapısı olarak “Varoş Kapısı”ndan söz eder. Anıtsal tak onun zamanında tamamen görünmezdi.

Kapı, 19. yüzyıl başında surların yer yer yıkılmasıyla kısmen ortaya çıktı ve gezginlerin notlarına girdi. Bunlardan biri, kıyıyı haritalayan İngiliz deniz subayı Francis Beaufort’tu. Beaufort’un gözlemleri 1817’de yayımlanan Karamania kitabında yer aldı. Türkçe Vikipedi Beaufort’un kente 1812’de uğradığını yazıyor. Kapının ilk ayrıntılı çizimlerini 1882’de kente gelen Avusturyalı Karl Lanckoroński yaptı. Lanckoroński’nin anlattığına göre giriş yalnız dışarıdan görülebiliyordu. İç yüzü evlerle kapalıydı, dış duvarda birkaç yıl önce bir delik açılmış, öne taşan arşitravlar dikmelerle desteklenmişti. Türkçe Vikipedi, aynı yıl Mutasarrıf Turhan Paşa’nın girişimiyle bir açma çalışması yapıldığını, bu sırada devrilen sütunların yerine taş payandalar konulduğunu aktarıyor. Bu bilgi tek kaynakta geçiyor.

Surların büyük bölümü 19. yüzyıl sonundan 1930’lara uzanan yıkımlarda ortadan kalktı. Hadrian Kapısı bu yıkımlardan anıtsal niteliği sayesinde kurtuldu. Kapı bugünkü görünümünü 1958’de başlayan kazı ve onarımlarla kazandı. Kaynaklar bu onarımı 1958 ya da 1959 diye tarihliyor. 1920’lerden kalma fotoğraflar, yapının özellikle orta bölümünün ve kent tarafındaki cephesinin büyük ölçüde yıkık olduğunu gösteriyor. Eksik kısımlar onarımda yeni malzemeyle tamamlandı, payandaların yerine yeni beyaz mermer sütunlar konuldu. Yani bugün gördüğünüz kapının bir bölümü 20. yüzyılın ikinci yarısının işidir.

Bugün Hadrian Kapısı’nı gezerken

Kapı açık havada ve günün her saatinde görülebiliyor. İki yönden merdivenle inilen geçitlerden yaya olarak geçmek serbest. Hemen önündeki tramvay durağı da kapının halk arasındaki adını taşıyor: Üçkapılar. Kaleiçi gezisine buradan başlarsanız, iç tarafta sizi Hesapçı Sokağı karşılar. Bu sokaktan birkaç dakikada Kesik Minare‘ye ve Kaleiçi Müzesi‘ne ulaşırsınız. Kapıyı önce Atatürk Caddesi tarafından, iki kuleyle birlikte bütün olarak görün. Sonra geçitlerin altına girip tonozlara ve antik zemine bakın. Kuzey kulenin üst kısmındaki Selçuklu örgüsünü de gözden kaçırmayın.

Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Antalya gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Hadrian Kapısı ne zaman yapıldı?

İmparator Hadrianus döneminde (MS 117-138), genellikle verilen tarihle MS 130 civarında. Bu tarih bir inşa kitabesinden değil, imparatorun 129’da başlayan ikinci Doğu gezisinin takviminden çıkarılıyor. Yanındaki Iulia Sancta Kulesi’nin yazıtı ve yapım tekniği, kule ile kapının aynı dönemde yapıldığını gösteriyor.

Neden “Üçkapılar” deniyor?

Tak, iki kule arasında birbirine eşit üç tonozlu geçitten oluşur. Türkçe adı bu üç açıklıktan gelir. Koç Üniversitesi AKMED envanteri yapı için “Çiçekli Kapı” adını da kaydediyor; bu ad büyük olasılıkla tonozlardaki çiçek kabartmalarından geliyor.

Kapı nasıl bu kadar iyi korunmuş?

Erken Bizans döneminde surlar güçlendirilirken kapı örülerek duvarın içinde kapatıldı ve yüzyıllarca görünmez kaldı. 19. yüzyılda yeniden ortaya çıktı. 1958-1959’daki kazı ve onarımda eksik kısımları yeni malzemeyle tamamlandı. Bugünkü sütunların bir bölümü bu onarımdan kalmadır.

Kapının yazıtı nerede?

Hadrianus’un adı ve unvanları, arşitrava tutturulmuş yaldızlı bronz harflerle yazılıydı. Harfler 19. yüzyılda sökülüp dağıldı. Bir kısmı Oxford’daki Ashmolean Müzesi’nde. İngilizce kaynaklar başka harflerin Viyana, Berlin ve Londra’daki koleksiyonlarda olduğunu yazıyor. Yazıt bugün yerinde değil.

Kaynakça

  • Varkıvanç, Burhan ve Atila, İsmail Akan (2021). “A New Monumental Gate from the Roman Imperial Period on the Attaleia City Walls”. Adalya 24: 249-268. DOI — Iulia Sancta Kulesi, Erken Bizans’ta girişlerin kapatılması, Evliya’nın Varoş Kapısı, Lanckoroński 1882, 1958 kazı ve onarımları.
  • Kaya, Mehmet Ali ve Taşdöner Özcan, Kevser. “Roma İmparatoru Hadrianus ve Anadolu: Geziler, Eyaletler ve Kentler”. Vir Doctus Anatolicus, 494-513. DergiPark PDF.
  • Emecen, Feridun (1991). “Antalya”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 3, s. 232-236 — kent tarihi.
  • Dayar, Evren (2022). “Antalya Kaleiçi Panhagia Kilisesi ve Câmi-i Cedid”. Belleten. DOI — Selçuklu fetihleri ve Kaleiçi’nin üç bölümü.
  • Avcı, Ülkü (2015). “Antalya Kaleiçi’nde Bir Simge Yapı: Yivli Minare”. Art-e 8/15: 52-78. DergiPark — kuruluş tarihi.
  • Koç Üniversitesi AKMED, “Hadrianus Takı (Hadrian Kapısı, Üçkapılar, Çiçekli Kapı)” envanter kaydı (2 Ekim 2026’da erişildi).
  • Hadrian Kapısı ve Hadrian’s Gate (İngilizce), Vikipedi.

👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top