Eski Smyrna Tarihi
Son güncelleme: 14 Ekim 2026
Nerede: İzmir, Bayraklı, Tepekule; Yamanlar Dağı’nın güney eteğinde, bugün kıyıdan birkaç yüz metre içeride kalan höyük
Dönem: MÖ 3. binyıl başından MÖ 4. yüzyılın sonuna; asıl parlak dönemi Demir Çağı ve Arkaik Çağ (MÖ 10.-6. yüzyıl)
Kuran: Tunç Çağı’nda yerli halk; antik yazarlara göre Demir Çağı’nda Aioller, ardından Kolophonlu İonlar
Önemli tarihler: MÖ 925-900 en eski Demir Çağı evi · MÖ 9. yüzyıl ilk kerpiç sur · MÖ 725 civarı ilk Athena tapınağı · MÖ 688 Olimpiyat’ta Smyrnalı boksör · MÖ 600 civarı Lidya tahribi · MÖ 545 Pers egemenliği · MÖ 330-325 civarı terk
Bugün: Ege Üniversitesi adına süren kazıların alanı; surlar, Athena Tapınağı’nın terası ve konut kalıntıları görülebiliyor
İzmir’in bugünkü merkezi, Konak ile Kadifekale arasında, Büyük İskender’den sonra kurulmuş bir kentin üzerinde yükselir. Ama İzmir adını taşıyan yerleşimin ilk evi orada değil, körfezin kuzeydoğu köşesinde, Bayraklı’daki küçük bir höyüktedir. Antik coğrafyacı Strabon bu yere, yeni kentten ayırt etmek için “Eski Smyrna” (Palaia Smyrna) der. Höyük, bugün apartmanların ortasında kalmış alçak bir tepe gibi görünür. Oysa burada üç bin yıla yakın bir yerleşim katmanı, Yunan dünyasının bilinen en erken sur sistemlerinden biri ve Homeros’un doğum yeri sayılan kentlerden birinin kalıntıları yatıyor.
Bu sayfa yalnız Bayraklı’daki eski kentin, yani İzmir’in Homeros çağındaki öncülünün hikâyesini anlatıyor. Kentin Pagos Tepesi’nde yeniden kurulması Kadifekale tarihi, Roma dönemi kent meydanı ise Agora Ören Yeri tarihi sayfasında.
Bir yarımadada kurulan kent
Eski Smyrna, Yamanlar Dağı’nın güney eteğinde, Ege’ye uzanan küçük bir burnun üzerine kuruldu. Tepe o çağda denize dar bir kara parçasıyla bağlı bir yarımada gibiydi ve doğal bir limana sahipti. Çevredeki derelerin taşıdığı alüvyon kıyı çizgisini zamanla ileri itti; Almanca Vikipedi’nin aktardığı ölçümlere göre kent bugün denizden yaklaşık 450 metre içeride kalıyor. Yerleşim alanı küçüktü: surların içi yalnız 6-7 hektar kadardı. Kentin bu kadar dar bir alana sığması, Lidyalıların ve Perslerin sonradan buraya neden bu kadar kolay baskı kurabildiğini de açıklıyor.
Höyüğün en alt katmanları Tunç Çağı’na iniyor. 1948-1951 kazılarında kentin batısında açılan çukurda en alttaki iki yapı katında Troya I ve Troya II türü çanak çömlek bulundu. 2017’de aynı noktada başlayan yeni kazılar Erken Tunç Çağı III seramikleriyle kentin MÖ 3. binyıldaki varlığını kesinleştirdi; 2018’de ise taş temelli, kerpiç duvarlı dörtgen yapıların bulunduğu Orta Tunç Çağı katlarına ulaşıldı. Bu yüzden İzmir için sık söylenen “beş bin yıllık kent” ifadesinin arkeolojik dayanağı Bayraklı’dadır.
Aioller, İonlar ve bir bayram günü baskını
Antik yazarlar Smyrna’nın Demir Çağı’nda önce Aiol Yunanlılarınca iskân edildiğini anlatır. Kazıların ilk başkanlarından Ekrem Akurgal de gri renkli çanak çömlekle tanımladığı ve MÖ 1050-1000 arasına tarihlediği katmanı “Aiol yerleşimi” diye adlandırdı. Kentin İon dünyasına geçişi ise bir hikâyeyle aktarılır. Herodotos’a göre kendi kentlerinden sürülen Kolophonlu sürgünler Smyrna’ya sığındı; Smyrnalılar Dionysos bayramını kutlamak için surların dışına çıktığında kapıları kapatıp kenti ele geçirdiler. Strabon olayları farklı sırayla anlatır ve Smyrnalıların bir dönem Ephesos’tan geldiğini de yazar. Hangi anlatı esas alınırsa alınsın, Smyrna sonradan İon kentleri arasında sayıldı, ama “Aiol Smyrna” lakabı uzun süre kullanılmaya devam etti.
Bu döneme ait en önemli mimari buluntu, MÖ 925-900 arasına tarihlenen ve zayıf taş temeller üzerine kerpiçle yapılmış oval planlı bir evdir. Tek odalı, saz çatılı bu küçük ev, Demir Çağı Ege yerleşimlerinin nasıl göründüğüne dair elimizdeki en eski örneklerden biri. Zamanla eğrisel planlı evlerin yerini dikdörtgen, birden fazla odalı ve birbirine sıkışık yapılar aldı. MÖ 7. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bir ev iki kat ve avluya açılan beş odasıyla dikkat çeker; kazıcılar böyle çok odalı bir evin bu çağda nadir olduğunu vurgular. Alanı inceleyen araştırmacılar Yunan kentinde dokuz ayrı yapı katı ayırt ediyor.
Homeros’un kenti mi?
Antik çağda Homeros’un doğum yeri olmak için birçok kent yarıştı ve Smyrna bu listenin hep başlarındaydı. Ozanın kentin yanından akan Meles Çayı kıyısında doğduğuna dair gelenek eskidir. Bunun bir kanıtı yoktur; Homeros’un hayatına dair her şey gibi bu da efsane düzeyinde kalır. Ama geleneğin ne kadar güçlü olduğu açık: 1431’de İzmir’e uğrayan İtalyan gezgin Ankonalı Cyriacus, Smyrna’nın Homeros’un anavatanı olduğunu söyleyen bir epigramı not etmişti. Ozanın çağı olarak kabul edilen MÖ 8. yüzyıl, Bayraklı’daki kentin surlarını yenilediği ve ilk tapınağını kurduğu yıllara denk gelir.
Kente dair yazılı kayıtların en ilginçlerinden biri de bir spor zaferidir: MÖ 688’de Smyrnalı Onomastos Olimpiyat Oyunları’nda boks yarışmasını kazandı. Bu tarih, Kolophonluların kenti aldığı zamana yakın düşünülür. Kentin yetiştirdiği şair Mimnermos (MÖ 7. yüzyıl) kendini hem Kolophonlu hem Smyrnalı sayar ve şiirlerinde Lidya tehdidi karşısında kentin direncinin zayıfladığından yakınır.
Neye bakmalı: Yunan dünyasının erken surları
Eski Smyrna’yı benzerlerinden ayıran en önemli şey surlarıdır. Ege Üniversitesi’nden Hüseyin Cevizoğlu ve Cumhur Tanrıver’in 2023’teki değerlendirmesine göre kenti çevreleyen ilk kerpiç savunma duvarı yaklaşık MÖ 850’de yapılmaya başlandı ve Yunan savunma yapılarının en erken örneklerinden biri sayılıyor. Sur dört ana evrede gelişti:
- 1. evre (MÖ 9. yüzyıl): Üst kısmı tamamen kerpiç, masif bir duvar. Akurgal onu bir kazı çukurunda bulunan Erken Geometrik bir testi yardımıyla MÖ 850’den öncesine tarihledi. Duvar MÖ 8. yüzyılda bilinmeyen bir nedenle yıkıldı.
- 2. evre (MÖ 8. yüzyıl): Aynı hat üzerinde yeniden yapılan duvar, yaklaşık MÖ 700’de büyük olasılıkla bir depremle yıkıldı. Kent bundan sonra yaklaşık bir asır surları onarılmamış halde kaldı.
- 3. evre (MÖ 640 civarı-7. yüzyıl sonu): İlk kez andezit taşlarla çokgen (poligonal) teknikte örülmüş bir temel ve üzerinde kerpiç gövde. Meral Akurgal’ın 1990’larda höyüğün doğusunda açtığı bu duvarın yaklaşık 180 metrelik bölümü 4,40 metre yüksekliğe kadar korunuyor. Bugün ziyaretçinin dışarıdan gördüğü surların büyük bölümü bu evreye ait.
- 4. evre (MÖ 4. yüzyıl ortası): Kentin son döneminde yapılan duvar. Kısa süre sonra yerleşim terk edildi.
Doğu kapısından giren yolun Athena Tapınağı’nın teras duvarı önünden düz bir hat çizerek batıya ilerlediği ve kentin ana doğu-batı eksenini oluşturduğu biliniyor. Kazıcılar bu yola “Athena Caddesi” diyor. Bazı kaynaklar kentin sokaklarının dik açılarla kesiştiği düzenli bir plana sahip olduğunu ve bunun Batı dünyasındaki en erken örneklerden biri olduğunu öne sürer; yeni çalışmalar ise eski kazıların planlarını yeniden yorumluyor, bu yüzden bu iddia dikkatle okunmalı.
Athena Tapınağı
Kentin dini merkezi, kazılarda bulunan bir adak yazıtı sayesinde kime adandığı kesinleşen Athena Tapınağı’ydı. İlginç olan, bu tapınağın hiçbir antik metinde anılmamasıdır; varlığını yalnız arkeoloji ortaya koydu. Kazılar üç ana evre saptadı: ilk tapınak yaklaşık MÖ 725’te yapıldı, MÖ 675-640 arasında anıtsal bir podyum eklendi, MÖ 640-545 arasında ise cella ve sütunlu bir galeri inşa edildi. Sütunların bir kısmı, yaprak ve çiçek motifleriyle bezeli Aiol tipi başlıklar taşıyordu; bu parçalar bulunduğunda üzerlerindeki sarı ve kırmızı boya hâlâ seçilebiliyordu. Kazıcılar tapınak alanında yaklaşık insan boyunda iki arkaik baş, anıtsal bir aslan heykelinin parçaları ve çok sayıda adak buldu.
Bugün tapınaktan geriye özgün üst yapı değil, büyük ölçüde teras ve platform kalıntıları kaldı. Ziyaret ederken taş platformun boyutuna ve tapınağın önünden geçen yolun yönüne bakmak, bu küçük kentin ne kadar planlı yaşadığını anlamak için yeterli.
Lidya kuşatması ve köyler dönemi
MÖ 7. yüzyılda Lidya krallığı batıya, Ege kıyısına doğru genişledi ve limanıyla Smyrna ilk hedeflerden biri oldu. Kral Gyges’in saldırısı Hermos (Gediz) kıyısında püskürtüldü; ikinci evre surlarındaki tahribatın Gyges’le ilişkisi ise hâlâ tartışmalı. Sonunda Kral Alyattes kenti aldı ve yaktı. Kazılarda alanın bütün ana bölümlerinde görülen yangın ve yıkım katmanına bu yüzden “Alyattes yıkım katmanı” deniyor; Athena Tapınağı da yağmalandı.
Olayın tarihi kaynaklara göre değişiyor. Herodotos’taki seferler sırasına dayanan eski yorum MÖ 585’i verirdi. Kazıcılar seramiğe bakarak bunu MÖ 600 civarına çekti; Cevizoğlu ve Tanrıver de “yaklaşık MÖ 600” diyor. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi ise “muhtemelen MÖ 575” yazıyor. Kısacası tarih MÖ 610 ile 575 arasında, kaynaklar ayrışıyor.
Lidya’nın Smyrna’ya yaptığı, Yunanların “dioikismos” dediği şeydi: kentin siyasal birliği dağıtıldı, halk köylere dağıldı. Kent tamamen boşalmadı; kazılar yıkımdan bir süre sonra Lidya seramiğiyle birlikte yeniden yerleşildiğini gösteriyor. MÖ 545’te Pers kralı Kyros’un ordusu Lidya’yı yıkınca Smyrna da Pers egemenliğine girdi. Almanca kaynaklara göre Persler kenti yeniden tahrip etti ve Athena Tapınağı bir daha eski haliyle kurulmadı. Strabon’un deyişiyle Smyrnalılar yaklaşık dört yüz yıl “köyler halinde” yaşadı.
Bu “köyler dönemi” boş bir zaman değildi. Kuyular kullanılmaya devam etti, tepede 5. yüzyıla ait çanak çömlek bulundu. MÖ 4. yüzyılda höyük yeniden yoğun biçimde iskân edildi: yeni evler eski sokakların yönüne değil, açılı bir eksene oturtuldu, tepenin kenarları istinat duvarıyla desteklendi ve dördüncü evre sur yapıldı.
Terk: Pagos’a taşınma
MÖ 330 civarında, Büyük İskender’den sonra Batı Anadolu’ya hâkim olan Antigonos’un girişimiyle, yaklaşık 4 kilometre güneybatıda, Pagos Tepesi’nin eteklerinde yeni bir Smyrna kuruldu. Bayraklı’daki höyük en geç MÖ 325 civarında terk edildi; en üst katmanda bu döneme ait siyah astarlı seramik var. Antik yazarlar yeni kenti bir devam olarak gördü ve aynı adla andı. Strabon “Eski Smyrna” adını bu yüzden kullanır. Yeni kentin kuruluş efsanesi ve kale Kadifekale tarihi sayfasında anlatılıyor.
Gezginlerden kazılara
- 1431: Ankonalı Cyriacus İzmir’e uğradı; kentin limanını, büyük bir sütunu ve Homeros epigramını not etti.
- 1739-1764: İngiliz gezgin Richard Pococke Yamanlar yamacındaki tümülüsleri gördü; Richard Chandler 1764’te Eski Smyrna’nın bu bölgede olduğunu ilk kez öne sürdü.
- 1930-1932: Avusturyalı arkeolog Franz Miltner ve Helena Miltner höyüğün yamaçlarında ilk gözlem ve kazıları yaptı.
- 1948-1951: İngiliz Atina Okulu’ndan John Manuel Cook ile Türk Tarih Kurumu adına Ekrem Akurgal ortak kazıları yönetti; R. V. Nicholls surları sistemli biçimde inceledi.
- 1966-1993: Kazılar Ekrem Akurgal başkanlığında sürdü (bazı kaynaklar 1967 diyor).
- 1993-2014: Kazıyı Meral Akurgal devraldı.
- 2014’ten bu yana: Ege Üniversitesi adına Cumhur Tanrıver başkanlığında; 2016’da surlar yeniden araştırılmaya başlandı.
Bugün Eski Smyrna’yı gezerken
Höyük Bayraklı’nın Tepekule semtinde, kent dokusunun içinde kalıyor ve toplu taşımayla ulaşılabiliyor. Gezide önce doğu ve güney kenardaki çokgen taş temelli surlara bakın: dışarıdan görülen anıtsal duvar büyük ölçüde Lidya saldırısından hemen önce tamamlanan üçüncü evreye ait. Sonra Athena Tapınağı’nın terasına yürüyün ve tapınağın önünden geçen ana yolun hattını izleyin. Konut alanlarında oval evle dikdörtgen evlerin farkını aramak, kentin üç yüz yılda nasıl yoğunlaştığını gösterir. Alan hâlâ aktif bir kazı yeri olduğu için açık olan bölümler ve ziyaret saatleri değişebiliyor; gitmeden önce güncel durumu kontrol edin. Buluntuların önemli bir kısmı İzmir’deki müzelerde sergileniyor.
Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: İzmir gezilecek yerler rehberi.
Sıkça sorulan sorular
Eski Smyrna ile bugünkü İzmir aynı yer mi?
Hayır. Eski Smyrna Bayraklı’daki höyükte, bugünkü kent merkezinin yaklaşık 4 kilometre kuzeydoğusunda. MÖ 4. yüzyılın sonunda kent Kadifekale’nin (Pagos) eteklerine taşındı ve bugünkü İzmir bu yeni kentin üzerinde gelişti. Antik yazarlar ikisini aynı kentin devamı saydı.
Eski Smyrna ne zaman kuruldu?
Höyükteki ilk yerleşim izleri MÖ 3. binyılın başına, Tunç Çağı’na iniyor. Yunan kenti olarak gelişmesi MÖ 1050-1000 civarında başlıyor; en eski Demir Çağı evi MÖ 925-900’e, ilk sur ise yaklaşık MÖ 850’ye tarihleniyor.
Homeros gerçekten Smyrna’da mı doğdu?
Bunu kanıtlayan bir belge yok. Antik çağda pek çok kent Homeros’un doğum yeri olduğunu iddia etti ve Smyrna bunların en güçlülerinden biriydi. Ozanın Meles Çayı kıyısında doğduğu bir gelenektir; tarihsel bir olgu olarak değil, kentin kimliğinin parçası olarak okunmalı.
Eski Smyrna neden terk edildi?
MÖ 600 civarında Lidya kralı Alyattes kenti yıktı ve siyasal birliğini dağıttı; MÖ 545’te Pers egemenliği geldi. Kent 4. yüzyılda yeniden canlandıysa da İskender sonrası yöneticiler Pagos Tepesi’nde daha geniş, limana daha uygun yeni bir kent kurdu ve halk MÖ 330-325 civarında oraya taşındı.
Kaynakça
- Cevizoğlu, Hüseyin ve Tanrıver, Cumhur (2023). “Eski Smyrna Savunma Duvarları”. Höyük 11: 73-88. Türk Tarih Kurumu (PDF) — sur evreleri, Alyattes tahribi, kazı başkanları.
- Ertüzün, Ü. (2021). “Yeni Araştırmalar Işığında Eski Smyrna Arkaik Dönem Sivil Mimarisinin Değerlendirilmesi”. TÜBA-AR 28. DOI — Tunç Çağı katları, oval ev, kazı tarihçesi.
- Cook, J. M. (1958/1959). “Old Smyrna, 1948-1951”. The Annual of the British School at Athens 53/54: 1-34.
- Akurgal, Ekrem (1983). Alt-Smyrna I. Wohnschichten und Athenatempel. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
- Kütükoğlu, Mübahat S. (2001). “İzmir”, TDV İslâm Ansiklopedisi — Aiol-İon iskânı, Herodotos ve Strabon anlatıları, Lidya tarihi.
- Alt-Smyrna (Almanca), Old Smyrna (İngilizce) ve Eski Smyrna, Vikipedi.
👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası