Çanakkale, iki kıtayı ayıran ve en dar yerinde 1.200 metreye inen bir boğazın iki yakasına kurulu. Bu coğrafya ilin tarihini de belirlemiş: aynı toprakta Homeros’un anlattığı Troya, Aristoteles’in ders verdiği Assos ve 1915’te yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği Gelibolu cephesi bir arada duruyor. Üstelik hepsi birbirine bir saatlik mesafede.
İl aynı zamanda Türkiye’nin iki yerleşik adasını barındırıyor. Bozcaada bağları, boyalı Rum evleri ve rüzgâr gülleriyle; Gökçeada ise Türkiye’nin ilk sakin şehir (Cittaslow) adası unvanı, terk edilmiş Rum köyleri ve sörf plajlarıyla ayrışıyor. İkisine de feribotla geçiliyor ve karakterleri birbirinden tümüyle farklı.
Güneye inildiğinde manzara yeniden değişiyor: Ayvacık kıyısında Assos’un andezit taş evleri, Kaz Dağları eteğinde Adatepe ve Yeşilyurt gibi zeytinyağı köyleri, Anadolu’nun en batı ucunda Babakale. Bu rehber ili ilçe ilçe ele alıyor; her mekân için ne göreceğinizi, ne kadar süre ayırmanız gerektiğini ve hangi saatte gitmenin daha iyi olduğunu yazdık. Gelibolu Yarımadası’ndaki savaş alanı duraklarını idari olarak bağlı oldukları Eceabat başlığı altında topladık.
Aşağıdaki ilçe başlıklarına dokunarak tüm mekânları konumlarıyla birlikte görüntüleyebilirsin.
Merkez ve Troya için 1 gün, Gelibolu savaş alanları için 1 gün, Assos–Adatepe hattı için 1 gün. Bozcaada ve Gökçeada eklenirse 5-6 gün. Adalara feribot saatleri programı doğrudan belirliyor.
📅 En iyi dönem
Mayıs–Haziran ve Eylül–Ekim. Denize girmek isteyenler için temmuz-ağustos, ama adalarda konaklama o dönemde hem pahalı hem dolu. 18 Mart ve 25 Nisan törenlerinde savaş alanları olağanüstü kalabalık.
⛴️ Ulaşım
Çanakkale–Eceabat ve Lapseki–Gelibolu feribotları gün boyu çalışıyor. 1915 Çanakkale Köprüsü boğazı karayoluyla bağlıyor: İstanbul 3,5 saat. Bozcaada Geyikli’den, Gökçeada Kabatepe’den.
🚗 Araç gerekli mi?
Evet. Troya, Assos, Gelibolu ve adalar farklı yönlerde ve aralarında toplu taşıma seyrek. Adalarda da araç ya da scooter olmadan koylara ulaşmak zor; feribotta araç yeri sınırlı.
🏛️ UNESCO ve Tarihi Alan
Troya Antik Kenti 1998’den beri Dünya Mirası listesinde. Gelibolu Yarımadası ise Tarihi Alan statüsünde: mezarlıklar, anıtlar ve siperler tek bir koruma alanı olarak yönetiliyor.
🥘 Ne yenir?
Ezine peyniri (coğrafi işaretli), Bozcaada şarabı ve domates reçeli, Gökçeada keçi ürünleri, Ayvacık zeytinyağı, Çanakkale peynir helvası ve boğazdan çıkan lüfer ile sardalya.
🎫 Müzekart
Troya Müzesi ve Antik Kenti, Assos, Alexandria Troas, Kilitbahir Kale Müzesi ve Çanakkale müzeleri kapsamda. Şehitler Abidesi, 57. Alay, Conkbayırı ve Anzak Koyu’nda giriş ücretsiz.
Çanakkale’de gezilecek yerler 12 ilçeye yayılıyor. En çok yer barındıran 7 ilçe için yolu en kısa tutan sıra: başlangıç il merkezi, rota genel olarak doğuya ilerliyor; bu duraklar arası toplam yol ≈300 km. Tek ya da birkaç yerlik 5 ilçe, yakınındaki durağın altında gösterildi.
Merkez — 16 yer · başlangıç · yakınında: Lapseki (1 yer, ≈40 km), Gelibolu (1 yer, ≈46 km)
Eceabat — 13 yer · öncekinden ≈7 km, kuzeybatı yönünde
Gökçeada — 7 yer · öncekinden ≈50 km, batı yönünde
Bozcaada — 10 yer · öncekinden ≈56 km, güney yönünde
Ezine — 4 yer · öncekinden ≈26 km, doğu yönünde · yakınında: Bayramiç (1 yer, ≈34 km)
Ayvacık — 13 yer · öncekinden ≈31 km, güney yönünde
Biga — 2 yer · öncekinden ≈130 km, kuzeydoğu yönünde · yakınında: Çan (1 yer, ≈36 km), Yenice (1 yer, ≈43 km)
Aynı güne sığan yakın ilçeler: Merkez + Eceabat; Bozcaada + Ezine.
Mesafeler ilçe merkezleri arası tahmini karayolu mesafesidir; mekânların tam konumu kartlardaki “Haritada gör” bağlantısında.
Kanalımızdaki Çanakkale videosu — kısa turda öne çıkan duraklar. Aşağıda ilçe ilçe tam liste sürüyor.
Merkez16 mekan
Modern & Eğlence
Truva Atı
Kordonda sergilenen ahşap at, 2004 yapımı Truva filminde kullanılan orijinal dekor; çekimlerden sonra yapımcı şirket tarafından Çanakkale’ye hediye edildi. Antik kentteki röprodüksiyonla karıştırılmamalı — bu, sinema tarihinden gelen bir nesne. İçine merdivenle çıkılabiliyor. Saat Kulesi’ne yürüme mesafesinde; fotoğraf için sabah saatleri daha tenha. Çevresinde oturma alanları ve kafeler var; giriş ücretsiz ve gün boyu serbest.
Homeros’un İlyada’sında anlatılan savaşın geçtiği kent; 1871’de Heinrich Schliemann’ın kazılarıyla ortaya çıkarıldı ve üst üste dokuz yerleşim katmanı belirlendi. En eski tabaka MÖ 3000’e uzanıyor. Sur duvarları, rampalı giriş ve tapınak temelleri gezi güzergâhında işaretli. 1998’de UNESCO Dünya Mirası listesine alındı. Merkeze 30 km; gölge yok, ziyaret 1,5 saat ve şapka gerekiyor.
1897’de İtalyan tüccar Emilio Vitalis’in vasiyetiyle yaptırılan kule, kesme taştan dört katlı gövdesiyle kordonun simgesi. Saat mekanizması dönemin İtalyan yapımı. Çevresindeki meydan yayalaştırıldığından buluşma noktası olarak kullanılıyor. Kordon yürüyüşünün başlangıcında; giriş yok, dışarıdan görülüyor, akşam aydınlatması altında fotoğraf için uygun. Kuleyi yaptıran tüccarın adı kaidedeki kitabede okunuyor. Çevresindeki kafeler öğleden sonra doluyor, sabah saatleri fotoğraf için tenha.
Fatih Sultan Mehmed’in 1462’de boğazı kontrol için yaptırdığı kale; karşı yakadaki Kilitbahir’le birlikte bir kilit oluşturuyordu. İçinde Çanakkale Savaşları’na ait toplar, mayınlar ve Nusret Mayın Gemisi’nin röprodüksiyonu sergileniyor. Deniz Müzesi kompleksinin parçası. Kordon’a yürüme mesafesinde; ziyaret 1 saat, bahçe bölümü gölgeli. Bahçesindeki toplar özgün konumlarında sergileniyor ve çocuklar için serbest dolaşım alanı geniş. Deniz Müzesi biletine dahil.
Çimenlik Kalesi ve bahçesini kapsayan müze; Çanakkale Savaşları’nda kullanılan silahlar, üniformalar, mektuplar ve deniz malzemeleri sergileniyor. Bahçedeki Nusret Mayın Gemisi replikası, 18 Mart 1915’teki mayın döşeme harekâtını anlatıyor. Savaş alanlarını gezmeden önce bağlam kuruyor. Kordon’a yürüme mesafesinde; ziyaret 1 saat, pazartesi kapalı olabiliyor. Bahçedeki gemi güvertesine çıkılabiliyor; sergileme hem iç mekânda hem açık alanda sürüyor.
2018’de açılan müze, paslanmış çelik kaplı küp biçimli yapısıyla ödüller aldı; içeride ziyaretçi rampa boyunca yukarı çıkarken Troya’nın katmanları kronolojik anlatılıyor. Kazılarda çıkan altın takılar, seramikler ve Troya Hazineleri’nin geri getirilen parçaları sergileniyor. Antik kente 800 metre mesafede. Ören yerine gitmeden önce görmek anlatıyı kuruyor; ziyaret 1,5 saat, Müzekart geçerli.
Antik kenti çevreleyen 13.500 hektarlık milli park; kızılçam ormanları, Karamenderes deltası ve kıyı hattı koruma altında. İçinde antik kentin yanı sıra sulak alanlar ve kuş gözlem noktaları bulunuyor. Alan aynı zamanda Çanakkale Boğazı’nın Ege’ye açıldığı kıyıyı kapsıyor. Ören yeri ziyaretiyle aynı bilete bağlı; araçla dolaşmak gerekiyor.
Çanakkale’nin 17-20. yüzyıllar arasında ürettiği ve Avrupa’ya ihraç ettiği sırlı seramikleri sergileyen müze; at, aslan ve gemi biçimli testiler bu geleneğin en tanınan örnekleri. Koleksiyon üretim tekniklerini de anlatıyor. Kent merkezinde ve kompakt. Seramik geleneği bugün Çan’daki fabrikalarda sürüyor; ziyaret 45 dakika, giriş ücretsiz. Sergide üretimde kullanılan sır ve fırın örnekleri de yer alıyor; hafta içi öğleden önce neredeyse boş oluyor.
Şehir merkezinin güneyindeki sahil şeridi; çakıl ve kum karışık plajı, kamp alanları ve sahil işletmeleriyle Çanakkalelilerin günübirlik deniz durağı. Boğaz akıntısı nedeniyle su Ege kıyılarına göre serin kalıyor. Merkeze araçla 15 dakika ve dolmuş var. Sezon haziran-eylül; akıntı uyarılarına dikkat etmek gerekiyor. Kıyı boyunca duş ve soyunma kabinleri bulunuyor; otopark ücretsiz ve sahil yolundan girişler işaretli.
1889’da Yahudi tüccar Hoja Yasef Halyo tarafından yaptırılan iki katlı çarşı; adını duvarlarını kaplayan Avusturya yapımı aynalardan alıyor. Çanakkale türküsünde geçmesiyle ün kazandı, savaşta hasar gördü ve sonradan onarıldı. Bugün hediyelik eşya ve seramik dükkânları hizmet veriyor. Kordon’a yürüme mesafesinde; alışveriş ve gezi için 30 dakika yeterli.
Kordonun hemen arkasındaki tarihî kent parkı; çınarları, havuzu ve çay bahçeleriyle Çanakkalelilerin klasik dinlenme alanı. Şehir merkezinde bu ölçekte gölgeli yeşil alan az. Saat Kulesi ve Aynalı Çarşı’ya yürüme mesafesinde. Giriş ücretsiz ve gün boyu açık; öğle sıcağında en serin nokta, hafta sonu aile yoğunluğu artıyor.
19. yüzyıldan kalma iki katlı han, kordona bakan konumuyla ticaretin denizle iç içe olduğu dönemi gösteriyor. Restorasyondan sonra avlusu kafe ve sanat mekânı olarak kullanılıyor, üst kat odalarında atölyeler var. Taş cephesi ve ahşap galerisi özgün. Saat Kulesi’nin yanında; avlusunda mola vermek gezinin doğal bir parçası.
Boğaz kıyısı boyunca uzanan yürüyüş hattı; saat kulesi, Truva Atı, feribot iskelesi ve çay bahçeleri aynı hat üzerinde sıralanıyor. Karşı yakadaki Kilitbahir ve yamaçtaki dev yazı kordondan görülüyor. Gemi trafiği gün boyu izlenebiliyor. Şehir gezisinin omurgası; gün batımı ve akşam saatleri en kalabalık zaman. Boğazın karşı yakasına feribot bu hattın ortasındaki iskeleden kalkıyor ve seferler gece yarısına kadar sürüyor.
Fetvane Sokak olarak da bilinen, kordonun arkasındaki dar sokak; barlar, canlı müzik mekânları ve kafeler bir arada. Üniversite şehri olması sokağı yıl boyu hareketli tutuyor. Yazın masalar sokağa taşıyor. Kordon’a yürüme mesafesinde; hafta sonu akşamları çok kalabalık, hafta içi daha rahat oluyor. Sokağın girişindeki dönerciler gece geç saate kadar açık; otopark yok, merkeze yürüyerek gelmek pratik.
Kordonun üzerindeki, deniz gören geniş çay bahçesi; boğazdan geçen gemileri izlemek için Çanakkale’nin klasik adresi sayılıyor. Fiyat düzeyi düşük ve masalar geniş aralıklı. Saat Kulesi’ne yürüme mesafesinde. Gün batımı saatinde yer bulmak zorlaşıyor; sabah ve öğle saatleri sakin, çay servisi gün boyu sürüyor. Kahvaltı da veriliyor ve deniz kenarındaki sıra masalar sayıca sınırlı. Otopark sahil yolunda, akşamüstü doluyor.
Belediyeye ait sosyal tesis; kafeterya, etkinlik salonları ve yeşil alanıyla mahalle ölçeğinde hizmet veriyor. Fiyatlar kordondaki işletmelerin belirgin altında. Kültürel etkinlik ve söyleşilere de ev sahipliği yapıyor. Merkeze yakın; günübirlik kullanım yaygın, hafta sonu öğleden sonra masalar doluyor. Bahçesindeki çocuk oyun alanı ve gölgelik bölümler aile kullanımına uygun. Toplu taşımayla ulaşılıyor ve otoparkı var; hafta içi neredeyse boş oluyor.
Anadolu’nun en batı ucundaki köy; 1725’te yaptırılan kale, Osmanlı’nın Anadolu’da inşa ettiği son kale olarak biliniyor. Küçük balıkçı limanı, taş evleri ve karşıdaki Midilli manzarasıyla sakin bir durak. Coğrafi uç noktayı gösteren tabela fotoğraf için popüler. Assos’a araçla 45 dakika; yol virajlı, gün batımı en iyi saat.
MÖ 7. yüzyılda Midilli’den gelen Aioller tarafından kurulan kent; Aristoteles burada üç yıl felsefe okulu yürüttü. Tepedeki Athena Tapınağı, Dor düzenindeki sütunlarıyla Anadolu’daki tek Arkaik Dor tapınağı sayılıyor ve teras Midilli Adası’nı görüyor. Kent surları, agora ve nekropol gezi güzergâhında. Merkeze 90 km; ziyaret 2 saat, gölge yok.
Assos’un üzerine kurulu köy; taş evleri, dar sokakları ve 14. yüzyıldan kalma Hüdavendigâr Camii’yle antik kentle iç içe yaşıyor. Cami, Bizans kilisesinden dönüştürülmüş erken Osmanlı yapısı. Köy meydanındaki dükkânlarda yöresel ürünler satılıyor. Sokaklar dik ve taşlı; araçla girişi zor, otoparka bırakıp yürümek pratik. Köydeki taş köprü Osmanlı dönemine ait ve vadinin girişinde duruyor; yürüyerek geçilebiliyor.
Gülpınar’daki tapınak, İlyada’nın açılışında adı geçen ‘fare tanrısı’ Apollon Smintheus’a adanmıştı; MÖ 2. yüzyıla tarihleniyor. Frizlerinde İlyada sahneleri işlenmiş ve bunlar Anadolu’daki sayılı örneklerden. Kazı çalışmaları sürüyor. Assos’a araçla 30 dakika; ziyaret 45 dakika, Müzekart geçerli. Frizlerin bir bölümü alandaki koruma yapısı altında sergileniyor. Gülpınar köyünün hemen dışında ve otopark girişte; alan gölgesiz, ziyaret 45 dakika.
Assos ile Küçükkuyu arasındaki koy; çakıl plajı, berrak suyu ve arkasındaki zeytinlik yamaçlarıyla biliniyor. Kıyıda küçük pansiyonlar ve balık lokantaları sıralanıyor. Ege ile Akdeniz arasında geçiş bölgesinde olduğundan su Çanakkale merkez kıyılarından ılık. Assos’a araçla 15 dakika; temmuz-ağustos kalabalık, haziran ve eylül sakin. Kıyıdaki işletmeler şezlong veriyor ve otopark yol kenarında. Sahile inen yol dik, araçla dikkat gerekiyor.
Babakale yolundaki koy; iri çakıl plajı ve rüzgârlı yapısıyla biliniyor, bu nedenle sörf ve yelken için tercih ediliyor. Kıyıdaki kamp alanları ve karavan noktaları yaz boyunca doluyor. Su berrak ama zemin taşlı. Assos’a araçla 25 dakika; deniz ayakkabısı işe yarıyor, rüzgâr öğleden sonra artıyor. Kıyıda duş ve tuvalet bulunuyor, kamp alanları ücretli. Rüzgâr nedeniyle şemsiye çoğu gün tutmuyor.
Kaz Dağları’ndan inen Mıhlı Çayı’nın oluşturduğu şelale; çevresi çınar ve kestane ağaçlarıyla gölgeli ve kıyısındaki kır lokantalarında alabalık servis ediliyor. Suyun sıcaklığı yazın bile düşük kalıyor ve debisi ilkbaharda zirveye çıkıp yaz sonunda azalıyor. Küçükkuyu üzerinden ulaşılıyor. Yol asfalt ve son bölüm dar; hafta sonu masalar öğleden önce doluyor. Şelalenin çevresinde yürüyüş patikaları vadi boyunca uzanıyor. Otopark girişte ve ücretsiz; ilkbaharda su en gür hâlinde.
Kaz Dağları’nın eteğinde, taş evleri ve arnavut kaldırımlı sokaklarıyla korunmuş köy; kentsel sit alanı statüsünde. Evlerin bir bölümü butik otel ve kahvaltı salonu olarak kullanılıyor. Zeytinyağı geleneği köyün ekonomisini belirlemiş durumda. Zeus Altarı’na yürüme mesafesinde; hafta sonu kalabalık, hafta içi sabah sakin. Köy meydanındaki çınarın altındaki kahve klasik mola noktası. Araç girişi sınırlı; otoparka bırakıp yürümek gerekiyor.
Adatepe köyünün üzerindeki kaya kütlesi; mitolojide Zeus’un Truva Savaşı’nı buradan izlediği anlatılıyor. Kayanın tepesindeki düzlükten Edremit Körfezi, Kaz Dağları ve Midilli aynı anda görülüyor. Alan düzenlenmiş bir ören yeri değil, doğal bir çıkıntı. Adatepe’den kısa bir yürüyüşle çıkılıyor; gün batımı en çok tercih edilen saat.
Antik kentin altındaki, kayalık yamaca sıkışmış küçük liman; taş evlerden dönüştürülmüş oteller ve balık restoranları rıhtım boyunca sıralanıyor. Deniz doğrudan kayaların dibinde başlıyor ve karşıda Midilli görülüyor. Yukarıdaki antik kentten dik bir yolla iniliyor. Otopark çok sınırlı; yaz aylarında araçla inmek yerine yukarıda bırakmak pratik.
Eski bir sabunhane binasında kurulan müze, zeytinin hasattan yağa dönüşme sürecini tarihî preslerle anlatıyor; taş değirmen ve baskı makineleri özgün. Bölgenin zeytincilik geleneği ve sabun üretimi ayrı bölümlerde ele alınıyor. Satış bölümünde yöresel yağlar bulunuyor. Adatepe köyünün girişinde; ziyaret 45 dakika. Hasat döneminde sıkım gösterileri yapılıyor. Köy içinde ve otopark sınırlı; hafta sonu öğleden sonra kalabalık oluyor.
Liman boyunca sıralanan, andezit taşından yapılmış iki-üç katlı yapılar; 19. yüzyılda depo ve gümrük binası olarak kullanılıyorlardı, bugün butik otel ve restoran. Taş dokusu ve dar rıhtım hattı limanın karakterini belirliyor. Odaların çoğu denize sıfır. Yaz aylarında rezervasyon haftalar öncesinden gerekiyor. Rıhtımdaki merdivenlerden denize girmek mümkün ama zemin kayalık. Araçla inmek yerine yukarıdaki otoparkı kullanmak pratik.
Ayvacık merkezindeki çamlık alanda belediyenin işlettiği kır lokantası; gölgeli oturma alanları ve yöresel mutfak sunuyor. Fiyatlar Assos kıyısındaki işletmelerin belirgin altında. Assos ve Babakale yolculuğunun mola noktası olarak kullanılıyor. Araçla ulaşılıyor ve otoparkı var; hafta sonu öğle saatleri yoğun. Çevresindeki çamlık alanda piknik masaları ve çocuk oyun bölümü bulunuyor. Kahvaltı sabah erken başlıyor.
Ege’nin kuzeyindeki körfez, akıntı yapısı sayesinde Türkiye’nin en berrak sularından birine sahip; görüş mesafesi dalgıçlar arasında ünlü. Kıyısında Erikli, Danişment ve Gökçetepe plajları sıralanıyor. Körfez aynı zamanda dalış ve yelken merkezi. Gelibolu merkeze araçla 40 dakika; su Marmara’ya göre serin, sezon temmuz-eylül. Kıyı boyunca kamp alanları ve pansiyonlar sıralanıyor; dalış merkezleri Erikli çevresinde toplanmış.
Liman girişindeki kale, Bizans temelleri üzerine Cenevizliler tarafından büyütüldü, Fatih Sultan Mehmed döneminde ve sonrasında Osmanlı eklemeleriyle bugünkü halini aldı. İç avlusunda cami, sarnıç ve cephanelik kalıntıları var. Surlardan liman ve Ege görülüyor. Feribot iskelesine yürüme mesafesinde; ziyaret 1 saat, gölge sınırlı. İçindeki sarnıç ve cephanelik bölümleri işaretli güzergâhla geziliyor. Giriş ücretli ve öğle saatleri en sıcak zaman.
Özel bir koleksiyonla kurulan müze, adanın Rum ve Türk yaşamına ait eşyaları, bağcılık aletlerini ve denizcilik malzemelerini bir arada sergiliyor. Adanın nüfus değişimi ve mübadele dönemi ayrı bir bölümde ele alınıyor. Çarşı içinde ve küçük ölçekli. Ziyaret 45 dakika; ada yürüyüşünün doğal bir molası, giriş ücretli.
Adanın güneyindeki çam korusunda, Meryem Ana adına kurulan manastır; adını yanındaki kutsal su kaynağından (ayazma) alıyor. 15 Ağustos’ta düzenlenen panayır adanın en eski geleneklerinden. Yapı grubu çevresindeki çamlıkla birlikte piknik alanı olarak kullanılıyor. Ayazma Plajı’na yürüme mesafesinde; giriş ücretsiz. Çamlık alanda piknik masaları ve çeşme bulunuyor. Merkeze araçla 10 dakika; 15 Ağustos’ta alan çok kalabalık oluyor.
Adanın en bilinen plajı; ince kumu, sığ girişi ve arkasındaki çam korusuyla aile kullanımına uygun. Kıyıda şezlong veren işletmeler ve balık lokantaları bulunuyor. Manastır ve kaynak plajın hemen üstünde. Merkeze araçla 10 dakika, sezonda dolmuş çalışıyor; temmuz-ağustos öğleden sonra çok kalabalık. Kıyıda duş, soyunma kabini ve otopark bulunuyor. Sabah erken gitmek hem şezlong hem park yeri bulmayı kolaylaştırıyor.
Adanın güneybatısındaki kayalık koy; adını suyun berraklığından ve zeminin görülebilmesinden alıyor. Kum yok, giriş kayalardan yapılıyor ve bu nedenle şnorkelle yüzmek için tercih ediliyor. Rüzgârlı günlerde dalga sertleşiyor. Araçla ulaşılıyor, son bölüm toprak yol; deniz ayakkabısı ve şnorkel deneyimi değiştiriyor. Koyda işletme ve gölgelik yok; su ve yiyeceği yanınızda götürmek gerekiyor. Sabah saatlerinde deniz en durgun hâlinde.
Adanın güneybatı ucundaki 1861 yapımı fener; kayalık burnun üzerinde ve çevresinde rüzgâr sürekli. Fenerin bulunduğu nokta Ege’nin açık denizine bakıyor ve gün batımı için adanın en bilinen yeri. Yapı içine girilemiyor, dışarıdan geziliyor. Merkeze araçla 20 dakika; rüzgâr nedeniyle şapka uçabiliyor. Fenere giden yol bağların arasından geçiyor ve son bölüm toprak. Otopark yok, araç yol kenarına bırakılıyor.
Adanın kuzeyindeki platoda kurulu rüzgâr enerjisi santrali; Bozcaada Türkiye’nin ilk rüzgâr santrallerinden birine ev sahipliği yaptı ve adanın rüzgârlı yapısı bu yatırımı belirledi. Türbinlerin arasından geçen yol bağların ortasından ilerliyor. Araçla dolaşmak gerekiyor; öğleden sonra rüzgâr belirgin artıyor, fotoğraf için sabah daha uygun. Türbinlerin arasında durmak yasak, yol kenarındaki cepler kullanılıyor. Ada turunun kuzey halkasında yer alıyor.
Feribot iskelesinin yanındaki marina; yat ve tekne bağlama noktası olarak hizmet veriyor ve rıhtım boyunca balık restoranları sıralanıyor. Ada dışındaki koylara tekne turları buradan kalkıyor. Kale ve çarşı yürüme mesafesinde. Akşam saatlerinde rıhtım kalabalıklaşıyor; tekne turu için sabah rezervasyon yapmak gerekiyor. Rıhtımdaki restoranlar akşam yemeği için rezervasyon istiyor. Tekne turları genellikle sabah saatlerinde kalkıyor.
Kale ile liman arasındaki eski Rum mahallesi; boyalı ahşap cepheler, begonvillerle kaplı sokaklar, şarap satan dükkânlar ve kafeler bir arada. Adanın bağcılık geleneği çarşıdaki mahzenlerde sürüyor. Sokaklar dar ve araca kapalı. Yürüyerek gezmek 1 saat; akşamüstü ışığı fotoğraf için en iyi zaman. Şarap mahzenlerinin çoğu tadım için gezilebiliyor. Otopark çarşı dışında; araç bırakıp yürümek gerekiyor.
Ada merkezinde belediyeye bağlı tesis; kafeterya ve dinlenme alanlarıyla hizmet veriyor. Fiyatlar çarşıdaki turistik işletmelerin altında ve yerel halk yoğun kullanıyor. Feribot beklerken mola için pratik bir nokta. İskeleye yürüme mesafesinde; sezon dışında da açık kalıyor, hafta sonu öğle saatleri yoğun. Bahçesindeki gölgelik oturma bölümleri sıcak saatlerde tercih ediliyor. Fiyatlar sabit ve menü tabelada asılı.
Adanın Rum köylerinden biri; taş evleri, arnavut kaldırımlı sokakları ve meydanındaki kahveleriyle mübadele öncesi dokusunu koruyor. Köyün lorunu ve dibek kahvesini satan işletmeler meydanda toplanıyor. Ortodoks kilisesi ziyarete açık. Merkeze araçla 10 dakika; sokaklar dik, hafta sonu öğleden sonra kalabalıklaşıyor. Meydandaki fırında adaya özgü ekmek satılıyor. Otopark köy girişinde; araçla iç sokaklara girmek zor.
Adanın güneyindeki geniş kum plajı; sığ suyu ve sürekli rüzgârıyla uçurtma sörfü merkezi hâline geldi. Yanındaki Tuz Gölü’yle aynı koyu paylaşıyor. Kıyıda sörf okulları ve kafeler bulunuyor. Merkeze araçla 20 dakika; rüzgâr öğleden sonra güçleniyor, sakin deniz isteyenler sabah saatlerini tercih ediyor. Kıyıda duş, tuvalet ve otopark bulunuyor. Ekipman kiralamak mümkün; sezon mayıs-ekim arasında uzun sürüyor.
Adanın iç kesimindeki vadide, kayalıklardan dökülen şelale; çevresi çam ve maki örtüsüyle kaplı ve şelalenin altında doğal bir havuz oluşuyor. Yürüyüş patikası kısa ama taşlık. Kar suyunun indiği nisan-mayısta akış en güçlü, ağustos sonunda incelen bir perdeye dönüşüyor. Merkeze araçla 25 dakika, son bölüm yürüyerek; kaymayan ayakkabı gerekiyor. Patika boyunca işaretleme sınırlı; çevrimdışı harita işe yarıyor. Otopark yolun sonunda ve alan gölgeli.
Adanın güneybatısındaki sığ lagün; yazın suyun çekilmesiyle yüzeyde tuz tabakası oluşuyor. Sulak alan flamingoların da aralarında olduğu göçmen kuşlar için konaklama noktası ve kuş gözlemi için elverişli. Ankara’daki aynı adlı gölle karıştırılmamalı. Araçla ulaşılıyor; dürbün deneyimi değiştiriyor, ilkbahar en verimli dönem. Gölün çevresinde yürüyüş yolu ve gözlem noktası bulunuyor. Yazın tuz tabakası üzerinde yürünüyor, ayakkabı tuzdan etkilenebiliyor.
Adanın kuzeyindeki köy; tepesindeki Bizans kalesi kalıntıları ve taş evleriyle biliniyor. Aşağıdaki limanda balıkçı tekneleri ve balık restoranları sıralanıyor. Kaleye çıkan patikadan Ege ve Semadirek Adası görülüyor. Merkeze araçla 15 dakika; kale yolu taşlı, gün batımı için en çok tercih edilen nokta. Limandaki balık lokantalarında ada keçisi ve deniz ürünleri birlikte servis ediliyor. Otopark aşağıda, kaleye yürüyerek çıkılıyor.
Adanın güneydoğusundaki uzun kum plajı; arkasında Kefalos burnu ve dalgalı yapısıyla sörf için biliniyor. Türkiye’nin ilk sakin şehir (Cittaslow) adasında olduğu için kıyı yapılaşması sınırlı tutulmuş. İşletme sayısı az, doğal doku baskın. Merkeze araçla 20 dakika; gölgelik yok, şemsiye götürmek gerekiyor. Kıyıda sörf okulları ve sınırlı sayıda büfe bulunuyor. Rüzgâr öğleden sonra güçleniyor; sakin deniz için sabah saatleri uygun.
Adanın güneyindeki koy; iri çakıl plajı, berrak suyu ve arkasındaki yalçın kayalarla biliniyor. Ulaşımı zor olduğu için diğer plajlara göre tenha kalıyor ve düzenlenmiş tesis yok. Su berrak ama zemin taşlı. Son bölüm stabilize yol; yiyecek ve su yanınızda götürülmeli, gölgelik bulunmuyor. Koya inen patika kısa ama dik; yaz aylarında bile tenha kalıyor. Deniz ayakkabısı zemin nedeniyle işe yarıyor.
MÖ 4. yüzyılda İskender’in komutanı Antigonos tarafından kurulan, Roma döneminde bölgenin en büyük limanlarından biri olan kent; surlarının çevresi 8 kilometreyi buluyordu. Hamam kalıntıları (Herodes Atticus Hamamı), odeon ve su kemerleri ayakta. Aziz Pavlus’un uğradığı kentlerden. Ezine’ye araçla 20 dakika; alan geniş ve gölgesiz. Alan çitle çevrili değil, tarlaların içinden geçiliyor; sağlam ayakkabı gerekiyor ve ziyaret 1 saat sürüyor.
Ezine’nin Geyikli beldesindeki sahil; kum plajı ve sığ suyuyla aile kullanımına uygun ve Bozcaada feribot iskelesi burada. Kıyıda pansiyonlar ile balık lokantaları sıralanıyor. Ada geçişi öncesi ya da sonrası mola için kullanılıyor. Ezine merkeze araçla 20 dakika; feribot saatlerini önceden kontrol etmek gerekiyor. Kıyıda duş, otopark ve gölgelik bölümler bulunuyor. Sezon haziran-eylül; feribot günlerinde sahil kalabalıklaşıyor.
Ezine merkezinde kurulan bahçe; yürüyüş yolları, çocuk oyun alanları ve oturma bölümlerinden oluşuyor. İlçenin peynirciliğiyle bilinen çarşısı bahçeye yakın — Ezine peyniri coğrafi işaretli. Giriş ücretsiz ve otoparkı var. Troya ya da Bozcaada yolculuğunda mola için pratik; akşamüstü mahalleli yoğunluğu artıyor. Bahçenin içinde çocuk oyun alanı ve yürüyüş parkuru bulunuyor. Ağaçlar genç olduğundan yaz öğlelerinde gölge sınırlı.
Ayvacık’ta belediyeye bağlı sosyal tesis; kafeterya, etkinlik alanı ve yeşil bölümlerden oluşuyor. İlçe ölçeğinde halka açık dinlenme alanı sağlıyor ve fiyatlar düşük. Assos yolunun üzerinde konumlanıyor. Günübirlik kullanım yaygın; hafta içi sakin, hafta sonu öğleden sonra masalar doluyor. Bahçesindeki gölgelik oturma alanları yaz öğlelerinde serinlik sağlıyor. Otoparkı var ve giriş ücretsiz; kahvaltı ve çay servisi gün boyu sürüyor.
Biga’nın Kemer köyündeki liman kenti; MÖ 8. yüzyılda Parionlular tarafından kuruldu ve Roma döneminde koloni statüsü kazandı. Kazılarda tiyatro, hamam, odeon ve geniş bir nekropol ortaya çıkarıldı; mezar buluntuları Çanakkale müzelerinde sergileniyor. Kazı çalışmaları sürüyor. Biga’ya araçla 20 dakika; alan düzenlenmemiş, gölge yok. Kazı sezonu dışında alan sessiz kalıyor ve rehber bulunmuyor; bilgi panoları güzergâhı işaretliyor.
Biga’nın Aksaz mevkiindeki belediye tesisi; sahil kenarında kafeterya, piknik ve dinlenme alanlarıyla hizmet veriyor. Marmara kıyısındaki bu bölüm ilçenin denize açıldığı nokta. Fiyatlar düşük ve günübirlik kullanım yaygın. Biga merkeze araçla 25 dakika; hafta sonu öğleden sonra masalar doluyor. Sahilde duş, tuvalet ve çocuk oyun alanı bulunuyor. Kıyı çakıllı; deniz ayakkabısı rahatlık sağlıyor.
Kaz Dağları’ndan inen suları toplayan baraj gölü; çevresi ormanlık ve olta balıkçılığı için kullanılıyor. Gölün arkasında Kaz Dağları’nın kuzey yüzü uzanıyor ve manzara noktaları yol kenarında. Havza koruma alanı olduğu için yüzmeye kapalı. Bayramiç merkeze araçla 15 dakika; ilkbaharda su seviyesi en yüksek. Baraj çevresindeki yol asfalt ve seyir cepleri işaretli. Balık tutmak için izin durumunu önceden sormak gerekiyor.
Çan merkezindeki parkın içinde belediyeye ait sosyal tesis; kafeterya, çocuk alanları ve gölgelik oturma bölümleri bulunuyor. İlçenin seramik sanayisiyle bilinen dokusunda halka açık dinlenme alanı sağlıyor. Fiyatlar düşük. Çanakkale merkeze araçla 45 dakika; hafta sonu aile yoğunluğu artıyor. Parkın içindeki yürüyüş yolu ve gölgelik çınarlar yaz öğlelerinde serinlik sağlıyor. Giriş ücretsiz ve otoparkı var.
Fatih Sultan Mehmed’in 1462’de yaptırdığı kale, karşı yakadaki Çimenlik’le boğazı kilitliyordu; yonca yaprağı planı Osmanlı kale mimarisinde eşsiz sayılıyor. Restorasyondan sonra müze olarak açıldı ve iç kuleden boğaz manzarası açılıyor. Çanakkale’den feribotla 15 dakika. Ziyaret 1 saat; merdivenler dar, rahat ayakkabı gerekiyor. Feribot seferleri gün boyu düzenli; araçla geçiş de mümkün ve iskele kaleye yürüme mesafesinde.
25 Nisan 1915’te Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerinin çıktığı koy; sahilin hemen ardındaki dik yamaçlar çıkarmayı beklenenden zor hâle getirdi. Kıyıdaki Anzak Koyu Mezarlığı ve Atatürk’ün ‘Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar’ sözünün yazılı olduğu anıt burada. Her 25 Nisan’da tören yapılıyor; ziyaret 45 dakika.
Anzak çıkarmasının asıl hedefi olan koy; akıntı nedeniyle birlikler kuzeye sürüklenince çıkarma Anzak Koyu’na kaydı ve savaşın seyri değişti. Bugün kum plajı ve düzenlenmiş sahiliyle günübirlik kullanılıyor. Gökçeada feribot iskelesi de burada. Kabatepe merkezine yürüme mesafesinde; sezon haziran-eylül. Kıyıda duş ve soyunma kabinleri var, otopark ücretsiz. Feribot saatlerini önceden kontrol etmek gerekiyor.
Mustafa Kemal’in 19. Tümen komutanıyken karargâh olarak kullandığı köy evi; iç mekân dönem eşyalarıyla düzenlenmiş ve haritalar, belgeler sergileniyor. Conkbayırı’na giden yol üzerindeki Bigalı köyünde. Savaş alanı turunun sakin duraklarından biri. Eceabat’a 10 km; ziyaret 30 dakika, giriş ücretsiz. Bahçesindeki çınar ve köy meydanı dönem dokusunu koruyor. Savaş alanı turlarının çoğu buraya uğruyor; otopark yol kenarında.
Rumeli Mecidiye Tabyası’nda, 18 Mart 1915’te vinç bozulunca 215 kiloluk top mermisini sırtında taşıdığı anlatılan Seyit Onbaşı’yı canlandıran anıt. Tabyadaki toplar ve mevziler ziyarete açık. Boğazın en dar noktasına bakıyor. Kilitbahir yakınında ve Namazgâh Tabyası’yla aynı güzergâhta; ziyaret 30 dakika, giriş ücretsiz. Tabyanın önündeki teras boğazın en dar noktasına bakıyor ve karşı yakadaki Çimenlik Kalesi seçilebiliyor.
Kilitbahir’in yanındaki tabya, 18 Mart 1915 Deniz Muharebesi’nde boğazı savunan ana bataryalardan biriydi; top mevzileri, cephanelikler ve tüneller büyük ölçüde ayakta. Toplardan bazıları özgün konumlarında duruyor. Deniz savaşının nasıl kazanıldığını yerinde gösteren en somut durak. Kilitbahir’e yürüme mesafesinde; ziyaret 45 dakika. Tünellerin içi loş, el feneri işe yarıyor. Kilitbahir feribotuyla gelenler yürüyerek ulaşabiliyor.
1659’da Turhan Sultan tarafından boğaz girişini korumak için yaptırılan kale; 25 Nisan 1915’teki İtilaf çıkarmasında V Plajı burasıydı ve kale ağır bombardıman gördü. Uzun bir restorasyonun ardından ziyarete açıldı. Surlardan Ege ve boğaz ağzı görülüyor. Şehitler Abidesi’ne yakın; ziyaret 45 dakika, gölge sınırlı. Kalenin önündeki V Plajı, çıkarmanın en ağır kayıp verilen noktalarındandı. Otopark girişte ve alan işaretli.
Yarımadanın en yüksek noktalarından birinde, Mustafa Kemal’in 9-10 Ağustos 1915’te taarruz emrini verdiği tepe; göğsüne isabet eden şarapnelin saatine çarpması olayı burada yaşandı. Anıt, siperler ve Yeni Zelanda anıtı aynı platoda. Boğaz ve Ege aynı anda görülüyor. Eceabat’a 15 km; rüzgâr sürekli, ziyaret 45 dakika.
Mustafa Kemal’in ‘Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum’ sözünü söylediği 57. Alay’ın anıtı ve şehitliği; alayın tamamına yakını Conkbayırı çevresindeki çarpışmalarda kayboldu. Alanda temsili mezar taşları, çeşme ve siper canlandırması bulunuyor. Conkbayırı yolunda; ziyaret 30 dakika, giriş ücretsiz ve otoparkı var. Şehitliğin çeşmesinden su içmek ziyaretin geleneksel parçası. Alan gölgeli ve oturma bölümleri var.
Tarihi Alan’ın ziyaretçi merkezi; savaşın kronolojisini anlatan sergiler, maketler ve tanıtım filmi burada. Rehberli turların toplanma noktası olarak kullanılıyor. Kabatepe iskelesine ve Anzak Koyu’na yakın. Savaş alanı gezisine buradan başlamak güzergâhı düzenli hâle getiriyor; ziyaret 1 saat, otoparkı geniş. Merkezde kafeterya, tuvalet ve kitap satış bölümü de bulunuyor. Gökçeada feribotuna binecekler için iskele yürüme mesafesinde.