Midas Tümülüsü ve Tümülüsler Vadisi Tarihi

Son güncelleme: 13 Ekim 2026

Midas Tümülüsü & Tümülüsler Vadisi, Ankara
Fotoğraf: Carole Raddato from FRANKFURT, Germany · CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons

Nerede: Ankara, Polatlı, Yassıhüyük; köyün doğu ucunda, Gordion Müzesi’nin karşısında
Yapım: Yaklaşık MÖ 740 (mezar odasının ağaç halkası tarihi)
Kime ait: Bir Frig kralı; büyük olasılıkla Midas’ın babası Gordias. Kesin değil
Ölçüler: Bugün 53 m yükseklik, yaklaşık 300 m çap; mezar odası yaklaşık 6,2 × 5,1 m
Önemli tarihler: 1956 sondaj · 1957 Rodney Young’ın kazısı · 1960-1961 beton koruma duvarı · 2002 yeni taşıyıcı sistem · 2007 tavan kirişinde Frigce adların bulunuşu
Bugün: Tünelden girilerek mezar odası dışarıdan görülebiliyor; Gordion, 2023’ten beri UNESCO Dünya Mirası

Gordion’a hangi yoldan yaklaşırsanız yaklaşın, ufukta önce o görünür: Sakarya vadisinin kenarındaki sırtta, 53 metre yüksekliğinde dev bir toprak tepe. Halk arasında Midas’ın mezarı diye bilinen bu tümülüsün altında, 2.700 yılı aşkın süredir yerinde duran ahşap bir oda var. UNESCO ve kazı ekibi bu odayı dünyanın ayakta kalan bilinen en eski ahşap yapısı olarak tanımlıyor. 1957’de kazıcılar içeri girdiğinde, bir kralın iskeletini, onu uğurlayan cenaze ziyafetinin kaplarını ve antik dünyadan kalmış en iyi korunmuş mobilyaları buldu. Bu sayfa tümülüsü ve çevresindeki mezar tepelerini anlatıyor. Frig başkentinin tarihi için Gordion Antik Kenti Tarihi, buluntuların bugün nerede sergilendiği için Gordion Müzesi Tarihi sayfalarına bakabilirsiniz.

Bir tepenin içini bulmak: 1956-1957

Frig tümülüslerinin girişi yoktur. Ölü ve eşyaları mezar odasına yukarıdan indirilir, oda kapatılır, üstüne taş ve toprak yığılırdı. Yani 53 metrelik bir tepenin içinde odanın tam olarak nerede olduğunu bilmek gerekiyordu. Pennsylvania Üniversitesi Müzesi adına kazıyı yürüten Rodney S. Young’ın ekibi bunu 1956’da sondajla buldu. Matkaplar, tepenin zirvesinin ortalama 39 metre altında, merkezin biraz güneybatısında yaklaşık 30 metre çapında bir taş yığınına ulaştı.

Young, tepeye en az zarar verecek yol olarak tünel açmayı seçti. Young’ın Türk Arkeoloji Dergisi’nde yayımlanan 1957 raporuna göre ekip önce güneybatı eteğinden merkeze doğru 70 metre kadar açık bir hendek kazdı, sonra sert kilin içinden 70 metreye yakın bir tünel ilerletti. Tünelin ucunda kaba kireçtaşı bloklardan bir duvar çıktı. Duvar delinince arkasından portakal büyüklüğünde dere taşları akmaya başladı ve bir haftaya yakın boşaltıldı. Taşların ardında üst üste yığılmış iri ardıç ve sedir kütüklerinden bir duvar, onun 30 santim gerisinde de düzgünce yontulmuş kalaslardan ikinci bir duvar vardı. İç duvardan yapılan sondajda öteki tarafta taş çıkmadı: oda sağlamdı, tavanı çökmemişti. Kazıcılar iki duvara kapı açarak içeri girdi.

Mezar odası nasıl yapıldı?

Penn Müzesi’nin Expedition dergisinde 2015’te yayımlanan çalışmaya göre MM’yi yapanların arkasında, ahşap mezar odası yapmakta yüz yılı aşkın bir Frig deneyimi vardı. Ama bu kez her şey daha büyük ve sağlamdı:

  • Kenarları büyük taş bloklarla kaplanmış bir çukur dere taşlarıyla dolduruldu. Üstüne ardıç kütükler yatırıldı, onların üstüne de birbirinin üzerine binen taban kirişleri.
  • İç duvarlar düzgün kesilmiş çam kalaslardan yapıldı. Dışarıda, yaklaşık 35 santim mesafeyle bir ardıç kütüğü kılıf duvarı yükseldi. Aradaki boşluk taşla dolduruldu.
  • Öteki mezarların düz tavanı yerine, kaledeki megaronlarınki gibi iki yana eğimli bir çatı yapıldı. Mahya kirişi 11,5 metreye yakın.
  • Bütün odanın üstüne bir de ardıç kütüklerinden ikinci, düz bir çatı yapıldı; amaç üstteki yükü odanın kendisinden uzak tutmaktı. Sonra taş, kil ve toprak yığıldı.

Young’ın gözlemine göre bu oda, öteki tümülüslerdeki gibi sert zemine kazılmış bir çukurun içine değil, zemin seviyesinin üstüne kurulmuştu. Kazı ekibi, 1.000 kişilik bir ekibin tepeyi bir buçuk yılı aşkın sürede yığabileceğini hesaplıyor. Mühendislik sonuç verdi: kirişler zamanla eğildi ve çatladı, ama tabana değmedi. Oda bugün de yıl boyu 16 °C civarında kalan, mağara gibi bir ortamda duruyor.

Kral ve yanındakiler

Odanın kuzeybatı köşesinde bir erkek iskeleti yatıyordu. Young’ın raporuna göre altmış yaşını geçmiş, kısa boylu biriydi; boyu 1,59 metre olarak hesaplandı. Penn Müzesi’nin sonraki yayınları yaşını 60-65 olarak veriyor. Deri bir etek ve tunç iğnelerle tutturulmuş bir üst giysi giymişti, altında yirmi kata varan keten ve yün örtüler vardı. Young bunu dört direkli bir yatak sanmıştı. 1980’lerden sonra mobilyaları yeniden inceleyen Elizabeth Simpson, bunun aslında dev bir sedir kütüğünden oyulmuş açık bir tabut olduğunu gösterdi.

Odada altın yoktu, ama tunç ve ahşap eşya boldu:

  • Dokuz üç ayaklı ahşap masa. En gösterişlisi, Young’ın “Pagoda Masası” dediği, 46 parçadan oluşan kakmalı masa.
  • Young’ın “paravan” sandığı, aslında küçük kazanların oturtulduğu iki kakmalı servis sehpası. Ortalarındaki rozet ve iki yanındaki kıvrık ayaklar, araştırmacılara göre Frig ana tanrıçası Matar’ı ve aslanlarını simgeliyor.
  • Her biri 150 litre kadar alan, demir sehpalar üzerinde üç büyük tunç kazan.
  • Biri aslan, biri koç başlı iki kova; yüz tane göbekli (omphaloslu) tunç içki kâsesi ve 15 daha büyük kâse. Kâselerin sayısı, kazı ekibine göre ziyafette yüz konuk ve on beş önemli kişi bulunmuş olabileceğini düşündürüyor.
  • Sayısı 180’i bulan tunç fibula, yani çengelli iğne. 145’i bir bez torbanın içindeydi. Ekip, bunların cenazeye gelenlerin kendi giysilerinden çıkarıp krala bıraktığı veda armağanları olabileceğini öne sürüyor.

Duvarlara çakılmış L biçimli demir çivilere asılan yetmiş kadar kap, çiviler paslandıkça yere düşmüştü. Üç kâsenin ağzına bastırılmış balmumuna kazınmış kısa yazılar, bilinen en eski Frigçe yazılar arasında.

Cenaze ziyafetinin menüsü

Kapların dibindeki kalıntılar 1990’larda Penn Müzesi’nden Patrick McGovern ve ekibi tarafından kimyasal olarak incelendi. Sonuçlar 1999’da Nature dergisinde yayımlandı. Konuklar, önce ızgarada pişirilip kemiğinden ayrılmış koyun ya da keçi etiyle yapılmış baharatlı bir mercimek yahnisi yemişti. Etin bal, şarap ve zeytinyağıyla terbiye edildiği, anason ya da rezeneyle tatlandırıldığı düşünülüyor. Kazanlardaki içki ise üzüm şarabı, arpa birası ve bal şarabının karışımıydı. Penn Müzesi 2000’de bu menüyle bir yemek düzenledi.

Ziyafetin bir izi daha 2007’de, kazının ellinci yılında bulundu. Yirmi yılı aşkın süredir bu mezar üzerinde çalışan sanat tarihçisi Richard Liebhart, odanın kuzeybatı köşesinin üstünde, odayı kapatan ilk çatı kirişine kazınmış dört ad fark etti. Üçü “Nana, Myksos, Sitsidos” diye okunuyor; dördüncüsünün okunuşu yayınlar arasında farklı. Hepsi aynı elden çıkmış ve kiriş yerine konmadan önce yazılmış. Sitsidos adı, mezardaki kâselerden birinin balmumu yazısında da geçiyor. Liebhart ve meslektaşlarına göre bunlar cenazeye katılanların, belki de mezarı yapan ustanın adları.

İçerideki kral: Midas mı, Gordias mı?

Young tümülüse, Frigya’nın en ünlü kralının adından “Midas Mound” (Midas Tepesi), kısaca MM dedi. 1957 raporunda ise yalnızca “Frig gücünün en parlak dönemine ait bir kral” demekle yetinmişti. Zamanla Young’ın kendisi de mezarın Midas’a değil babasına ait olduğuna inanmaya başladı.

Bugünkü görüşü belirleyen, ağaç halkası tarihlemesi oldu. Cornell Üniversitesi’nden Peter Kuniholm’un başlattığı çalışmalar, odayı çevreleyen ardıç kütüklerinden elde edilen en geç tarihi yaklaşık MÖ 740 olarak verdi. Asur kayıtlarına göre Midas MÖ 709’da hâlâ tahttaydı. Kütüklerin bu mezar için kesildiği varsayılırsa, oda Midas için çok erken. Bu yüzden Penn Müzesi ekibi ve araştırmacıların çoğu, mezarın Midas’ın babası Gordias’a ait olduğunu ve tümülüsün Midas’ın tahta çıktıktan sonraki ilk büyük yapısı olduğunu düşünüyor. Ancak mezarda kişiyi adıyla tanıtan hiçbir şey yok; Gordias kimliği bir çıkarım. Young, tümülüsün Mısır piramitleri gibi kral daha hayattayken yapıldığını düşünmüştü; bugünkü ekip ise kısa sürede yapıldığı görüşünde.

Kralın yüzü de merak konusu oldu. 1988’de Manchester Üniversitesi’nden John Prag ve Richard Neave, iskelete dayanarak bir baş rekonstrüksiyonu yaptı. Penn Müzesi bu başı “Gordias” olarak sergiledi.

Vadideki öteki tümülüsler

Gordion’un çevresindeki mezar tepelerinin sayısı kaynağa göre değişiyor: Penn Müzesi’nin bir sayfası 85, bir başkası 100 civarı, 2015 tarihli Expedition makalesi 120’yi aşkın tümülüsten söz ediyor. Fark, küçük ve neredeyse düzleşmiş tepelerin sayılıp sayılmamasından kaynaklanıyor olabilir. Bunlardan 39’u kazıldı: beşi 1900’de Körte kardeşlerce, 31’i Amerikalı ekipçe, dördü Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nce. Mezarlar MÖ 9. yüzyıldan Helenistik döneme uzanıyor. 7. yüzyılın sonuna kadar ölüler gömülüyor, sonra yakma da başlıyor.

  • Tümülüs W (MÖ 850 civarı): Gordion’un ve bilinen Anadolu’nun en eski tümülüsü. 22 metreyle ikinci en yüksek. İçinde genç bir yetişkin, büyük olasılıkla bir erkek yatıyordu. Mezardaki ahşap tabaklar, tarihi kesin bir bağlamda torna kullanıldığının bilinen en eski kanıtı.
  • Tümülüs K-III (MÖ 780 civarı): Körte kardeşlerin açtığı, eşyası zengin bir mezar.
  • Tümülüs P (MÖ 760-775 civarı): 4-5 yaşında bir çocuğun mezarı. Kakmalı bir tabure, servis sehpası ve aslanlı, boğalı, griffonlu on iki küçük ahşap hayvan oyuncağı çıktı. Çocuk bir prens olabilir.
  • Tümülüs A (MÖ 540-530 civarı): Pers fethi sıralarında yakılarak gömülmüş varlıklı bir kadın; yanında sökülmüş bir araba, gümüş ayna ve altın kolye.
  • Tümülüs O: 1954’te kaçak kazıyla açılan, taştan bir Helenistik dönem mezar odası. Bugün taşları müzenin bahçesinde yeniden kurulu.

Kazı ekibine göre büyük tümülüslerin hemen hepsi kentten görülecek ve kentten çıkan yolların kenarına düşecek biçimde yerleştirilmiş. MM ise hacmiyle tek başına bir sınıf: kendisinden sonraki en büyük tümülüslerin dokuz katı. Anadolu’da bu yoğunlukta ve büyüklükte bir tümülüs grubunun benzeri yalnızca Lidya başkenti Sardes’in çevresinde var. UNESCO’nun değerlendirmesinde, küçük tümülüslerin derin sürümle aşındığı ve önlem alınması gerektiği de not ediliyor.

Kazıdan sonra: odayı korumak

1957’den sonra oda bir süre ziyaretçilere açık kaldı. Bu dönemde kirişlerden parça koparıldığı, duvarlara yazı yazıldığı biliniyor. 1960-1961’de Bakanlık odanın çevresine bir beton koruma duvarı ördü. 1980’lerden beri odanın sıcaklığı, nemi ve kütüklerin hareketi düzenli ölçülüyor. Mühendislik çalışmalarının ardından 2002’de dış ardıç kılıf için yeni bir taşıyıcı sistem kuruldu. Ziyaretçilerin bugün yürüdüğü uzun tüneli ise Penn Müzesi’nin aktardığına göre Zonguldaklı maden işçileri açtı.

Bugün Midas Tümülüsü’nü gezerken

Tünel girişi müzenin tam karşısında. Yaz sıcağında bile içerisi serin. Tünelin sonunda, koruma duvarının ardından iç içe iki duvarı görürsünüz: dışta kabuğu yer yer duran yontulmamış ardıç kütükleri, içte birbirine ustalıkla geçirilmiş çam kalaslar. Odanın içine girilmiyor. Tünel boyunca tepenin içinden geçtiğinizi düşünün: üstünüzde 50 metreyi aşan kil var. Tümülüsün yamacından batıya bakınca, ovadaki kale höyüğünü ve sırtlara serpilmiş öteki tümülüsleri görebilirsiniz. Mezardan çıkan mobilyaların ve tunçların çoğu burada değil, Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde.

Ulaşım, süre ve çevredeki diğer yerler için: Ankara gezilecek yerler rehberi.

Sıkça sorulan sorular

Midas Tümülüsü’nde Kral Midas mı yatıyor?

Büyük olasılıkla hayır. Mezar odası ağaç halkalarına göre yaklaşık MÖ 740’ta yapıldı; Midas ise Asur kayıtlarına göre MÖ 709’da hâlâ yaşıyordu. Araştırmacıların çoğu mezarın babası Gordias’a ait olduğunu düşünüyor, ama mezarda kişinin adını veren bir yazı yok.

Midas Tümülüsü kaç metre?

Bugün 53 metre yüksekliğinde ve yaklaşık 300 metre çapında. Bazı kaynaklarda 50 metreyi aşan ya da 55 metre gibi farklı yükseklikler geçiyor. Yapıldığında daha yüksekti; tepe 2.700 yılda aşınarak alçaldı ve eteklere yayıldı.

Mezar odasına girilebiliyor mu?

Hayır. Ziyaretçiler tünelden ilerleyip odayı koruma duvarının ardından görebiliyor. Oda, sıcaklık ve nemi sürekli izlenen hassas bir ahşap yapı.

Mezardaki eşyalar nerede?

Kakmalı masa, servis sehpaları ve tunç kapların önemli kısmı Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde. Gordion Müzesi’nde ise kentten ve öteki tümülüslerden çıkan eserler ile tümülüsün ahşap modeli bulunuyor.

Kaynakça

  • Young, Rodney S. (1958). “Gordion Report, 1957”. Türk Arkeoloji Dergisi VIII-1. PDF — sondaj, hendek ve tünel, oda ölçüleri, iskelet.
  • Liebhart, Richard ve Stephens, Lucas (2015). “Tumulus MM: Fit for a King”. Expedition 57(3). Penn Museum — yapım sırası, eşyalar, 2007 adları, tümülüs sayısı ve hacim tablosu.
  • Penn Museum, Digital Gordion: Iron Age Gordion — Tumuli at Gordion ve The Funeral in Tumulus MM.
  • McGovern, P. E. vd. (1999). “A Funerary Feast Fit for King Midas”. Nature 402: 863-864.
  • Simpson, Elizabeth (2010). The Gordion Wooden Objects, Vol. 1: The Furniture from Tumulus MM. Leiden: Brill.
  • Young, Rodney S. vd. (1981). Three Great Early Tumuli (P, MM, W). The Gordion Excavations Final Reports I. Philadelphia.
  • Penn Almanac (2016), “The Golden Age of King Midas” — baş rekonstrüksiyonu, eserlerin bulunduğu müzeler.
  • Ecemiş-Özbilen, Deniz (2019). Gordion Archaeological Site and Museum: A Critique. Yüksek lisans tezi, ODTÜ. PDF — 1957-1961 ziyaret dönemi ve beton koruma duvarı.
  • UNESCO, Gordion; Gordion Furniture and Wooden Artifacts ve Gordion, Vikipedi.

👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası

Scroll to Top