Silyon (Sillyon) Antik Kenti Tarihi
Son güncelleme: 15 Ekim 2026
Nerede: Antalya, Serik ilçesi, Yanköy (Asar) yakınında; Perge ile Aspendos arasında, ovadan dik yamaçlarla yükselen yaklaşık 210 metrelik düz tepeli bir tepe
Antik adı: Sillyon (yerel Pamphylia dilinde Selywiys); Bizans’ta Syllaion; Türk döneminde Karahisar-ı Teke
Dönemler: Demir Çağı başı → Klasik ve Helenistik Pamphylia kenti → Roma → Bizans piskoposluk merkezi ve kalesi → Anadolu Selçuklu ve Teke Beyliği kalesi
Önemli tarihler: MÖ 5. yüzyıl Atina tribü listeleri · MÖ 333 İskender’in başarısız saldırısı · 787-815 arası piskoposluğun Perge’den Sillyon’a geçişi · 1207 Selçuklu fethi · 1884 Lanckoroński araştırması · 1969 heyelan · 2020’den beri kazı
Bugün: Kazı süren arkeolojik alan; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müze ve ören yerleri listesinde ayrı bir ziyaret sayfası yok (2 Ekim 2026)
Pamphylia ovasında Perge’den doğuya bakıldığında, ovanın ortasından dik kenarlarla yükselen masa biçiminde bir tepe görünür. Coğrafyacı Strabon da Perge’den görünen “yüksek bir kent”ten söz ediyor. Bu kent Sillyon. Perge ve Aspendos kadar ünlü değil, çünkü büyük bir Roma kenti olarak öne çıkmadı. Ama tepesi onu bölgenin en sağlam kalesi yaptı ve bu özelliği iki bin yıl boyunca işe yaradı: İskender burada durdu, Bizans burayı bölgenin yönetim merkezi yaptı, Selçuklular ve Tekeoğulları da kaleyi kullandı.
Kökenler ve İskender’in durduğu yer
Kentin adı Yunanca değil. Araştırmacılar adın Hitit metinlerinde geçen bir yer adından türediğini düşünüyor. Sillyon’da yürütülen yüzey araştırmalarında bulunan en eski çanak çömlek MÖ 8. ve 7. yüzyıla tarihleniyor. Kentin efsanevi kökeni Pamphylia’nın diğer kentleri gibi Truva Savaşı sonrasına, kâhinler Mopsos ve Kalkhas’a bağlanıyor. Kentte Mopsos adını taşıyan bir heykel kaidesi bulunması, bu efsanenin Sillyonlular için de önemli olduğunu gösteriyor.
Sillyon MÖ 5. yüzyılda Atina önderliğindeki Delos Birliği’nin üyesiydi ve Atina’ya vergi ödeyen kentlerin listelerinde adı geçiyor. MÖ 4. yüzyılın ortalarında Pseudo-Skylaks’ın kıyı tarifinde de anılıyor.
Kentin en ünlü anı MÖ 333’te yaşandı. Perge İskender’e kapılarını açmıştı, Aspendos ise anlaşmaya varmıştı. Arrianos’a göre Sillyon direnen tek yerdi. Kenti paralı askerlerden ve yerli halktan oluşan güçlü bir garnizon koruyordu. İskender’in hazırlıksız ilk saldırısı başarısız oldu. Aspendosluların anlaşmayı bozduğu haberi gelince İskender ikinci bir saldırıdan vazgeçti ve geri döndü. Kent ele geçirilmeden kaldı.
Helenistik ve Roma dönemi
İskender’den sonra Sillyon Seleukosların elinde büyüdü; kentin savunma ağırlıklı yapılarının çoğu bu dönemde yapıldı. Sillyon MÖ 3. yüzyılın başından MS 270’lerde İmparator Aurelianus’a kadar kendi sikkelerini bastı. Erken sikkelerde kentin adı yerel dilde “Selywiys” diye yazıyor. Roma döneminde, Pax Romana ile kent tepenin yamaçlarına doğru genişledi ve anıtsal kamu yapılarını MS 2. ve 3. yüzyılda tamamladı.
Neye bakmalı
Kapılar ve rampa: Tepenin batı yamacı dışında her yanı uçurum olduğu için surlar yalnız batıya yapıldı. Güney ucunda Perge ve Side’dekilere benzeyen, kulelerle çevrili at nalı avlulu bir kapı var. Asıl Helenistik kapı tepenin üst kenarındaydı ve ona yaklaşık 5 metre genişliğinde, payandalı bir duvarla desteklenen eğimli bir rampayla çıkılıyordu. Arkeolog George Bean bu rampayı kentin en etkileyici kalıntısı olarak anlatıyor. Surun kuzey ucunda iki katlı, pencereli bir kule neredeyse tam olarak ayakta.
Pamphylia yazıtı: Tepenin üstündeki Helenistik yapılardan küçük olanının kapı pervazına 37 satırlık bir yazıt kazınmış. Yazıt, Yunancanın Pamphylia lehçesinde yazılmış bilinen en önemli belge. Ancak dil çok iyi bilinmediği için tam olarak çözülemedi.
Kent merkezi: Tepenin üstünde, tam yüksekliğiyle duran büyük bir Bizans yapısı ve 6 metre yüksekliğinde, on pencereli bir Helenistik salon öne çıkıyor. Doğuya doğru kayaya oyulmuş teraslarda ev kalıntıları, küçük tapınaklar ve büyük bir sarnıç var. Türk döneminden kalan küçük bir mescit de tepede.
1969 heyelanı
Sillyon’un en büyük düşmanı tepenin kendisi oldu. Kentin kurulduğu kayalık tepe yüzyıllar boyunca kenarlarından parça parça koptu ve yapılar uçurumdan aşağı düştü. Tiyatro ile yanındaki odeon tepenin güney kenarındaydı. Bean’e göre tiyatroyu daha önce kayadaki büyük bir yarık bölmüştü. 1969’daki bir heyelan tiyatronun alt kısmını ve odeonun tamamını alıp götürdü. Bugün tiyatrodan yalnız birkaç üst sıra kaldı. Kenarda duran küçük Helenistik tapınağın güney duvarı da uçuruma düşmüş durumda. Tepenin büyük bölümü hâlâ heyelan tehdidi altında.
Bizans’ın Syllaion’u ve Karahisar-ı Teke
Sillyon antik çağda ikinci planda kaldı, Bizans döneminde ise öne çıktı. Bizans kaynaklarında Syllaion adıyla geçen kent, 677/678’de İstanbul kuşatmasından dönen bir Arap donanmasının fırtınada yok olduğu yer olarak anılıyor. Bölgenin en güçlü kalelerinden biri olduğu için imparatorluk temsilcisinin oturduğu merkez oldu. Güney kıyısını Amorion ve İznik üzerinden İstanbul’a bağlayan büyük yolun başında olması da önemini artırdı. 787 ile 815 arasında piskoposluk merkezi Perge’den Sillyon’a taşındı. İstanbul patriği I. Antonios’un burada doğduğu kaydediliyor.
Pamphylia’nın geri kalanıyla birlikte kent 1207’de Selçukluların eline geçti. Türk döneminde kaleye “Karahisar-ı Teke” dendi ve Anadolu Selçuklu ile beylikler döneminde Teke yöresinin önemli merkezlerinden biri olarak kaldı. Kale, Antalya’nın Osmanlı yönetimine geçtiği 15. yüzyıl başındaki çatışmalarda da anılıyor: 1423’te Osmanlıların “Teke Karahisarı subaşısı” Hamza, Antalya’yı geri almaya çalışan Osman Çelebi’yi yakalayıp öldürdü. Yerleşimin sonu için kaynaklar farklı tarihler veriyor. Bazıları 13.-14. yüzyılda terk edildiğini, son araştırmalar ise Osmanlı dönemine kadar iskân gördüğünü yazıyor.
Araştırmalar ve kazılar
Sillyon ilk kez 1884’te Karl Lanckoroński’nin Pamphylia ve Pisidia seferinde sistemli olarak incelendi. 1995-1997’de Marburg Üniversitesi’nden Michael Küpper bir yüzey araştırması yaptı. 2009’dan beri Pamukkale Üniversitesi ekipleri kentte çalışıyor ve 2020’den bu yana Murat Taşkıran başkanlığında kazı yapılıyor. Kazılarda tepedeki mescit de araştırıldı. Kentin yaklaşık 1,5 km batısında, halk arasında Ayvalıkemer denen üç gözlü Roma köprüsü 2016-2017’de restore edildi.
Bugün Sillyon’u gezerken
Sillyon, Perge ve Aspendos’tan farklı olarak gişesi ve düzenli gezi yolu olan bir ören yeri olarak tanıtılmıyor; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sitesinde ayrı bir ziyaret sayfası bulunmuyor (2 Ekim 2026). Tepeye batı yamacındaki antik rampadan çıkılıyor. Kazı sezonunda alanın bazı bölümlerine girilemeyebilir. Uçurum kenarları heyelanlı ve korumasız; tiyatronun kalan sıralarına ve tepenin güney kenarına yaklaşırken dikkatli olun. Tepeden Perge’ye ve ovaya geniş bir bakış var.
Ulaşım, süre ve çevredeki diğer yerler için: Antalya gezilecek yerler rehberi.
Sıkça sorulan sorular
İskender Sillyon’u gerçekten alamadı mı?
Arrianos’a göre MÖ 333’te İskender’in ilk saldırısı güçlü garnizon karşısında başarısız oldu. Aspendos’tan kötü haber gelince ikinci bir saldırı yapmadan çekildi. Kent ele geçirilmedi.
Sillyon’un tiyatrosuna ne oldu?
Tiyatro ve yanındaki odeon tepenin güney kenarındaydı. 1969’daki heyelan tiyatronun alt bölümünü ve odeonun tamamını uçurumdan aşağı götürdü. Bugün yalnız birkaç üst sıra kaldı.
Karahisar-ı Teke neresi?
Sillyon’un Türk dönemindeki adı. Kale, Selçuklu ve beylikler döneminde Teke yöresinin önemli merkezlerinden biriydi ve 15. yüzyıl başında Osmanlı kayıtlarında da geçiyor.
Kaynakça
- George E. Bean, “Sillyon (Asar Köyü) Turkey”, The Princeton Encyclopedia of Classical Sites, Princeton 1976.
- Murat Taşkıran, Fatih Yılmaz, “Sillyon Roma Dönemi Köprüsü (Ayvalıkemer) Üzerine Bir Değerlendirme”, Höyük 13 (2024), s. 165-182.
- Murat Taşkıran, Pamphylia’nın Mağrur Kenti Sillyon (Karahisar-ı Teke Kalesi), İstanbul: Ege Yayınları, 2021.
- Arrianos, Anabasis 1.26; Strabon 14.4.2.
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Antalya” maddesi (1423 olayı).
- Sillyon, Sillyon (DE) ve Sillyon, Vikipedi.
👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası