Ankara Roma Hamamı Tarihi
Son güncelleme: 13 Ekim 2026

Nerede: Ankara, Altındağ, Ulus; Çankırı Caddesi’nin batısında, eski adıyla Çankırıkapı höyüğü üzerinde
Dönem: Roma; genellikle İmparator Caracalla dönemine (211-217) tarihleniyor, daha erken olduğu da tartışılıyor
Yaptıran: Kesin değil; yazıtlarda kente hamam bağışlayan başrahip Tiberius Iulius Iustus Iulianus anılıyor
Önemli tarihler: 1931 ilk buluntular · 1937-1947 kazılar · 7. yüzyıl (ya da 8.-9. yüzyıl) terk · 1996-2001 açık hava düzenlemesi · 2022 restorasyon
Bugün: Açık hava müzesi; palaestra, hamam bölümleri ve hipokaust ayakları görülebiliyor
Ulus’tan Çankırı Caddesi’ne doğru yürürken solda, yolun birkaç metre üzerinde kalan bir düzlükte tuğla ayaklar ve alçak duvarlar görürsünüz. Burası Roma Ankyra’sının en büyük yapılarından birinin, bir hamam ve spor kompleksinin kalıntısı. Hamam bir höyüğün üzerine kurulmuş: tabanda Frig, üstte Roma, Bizans ve Selçuklu katmanları var. Kentin ilk binyılı burada birkaç metrelik toprağa sığıyor.
1931: Önce “forum” sanılan avlu
Hamam, Ankara başkent olduktan sonraki yol çalışmaları sırasında ortaya çıktı. 1931’de Çankırı Caddesi açılırken etrafı odalarla çevrili geniş bir açık alan ve odaların birinde İmparator Traianus’un kalkan biçimli bir büstü bulundu. Alan önce Roma kentinin forumu sanıldı. 1938-1941 kazılarından sonra bunun bir hamamın palaestra‘sı, yani sporcuların güreş ve egzersiz yaptığı sütunlu avlusu olduğu anlaşıldı.
Kazıların kısa bir takvimi şöyle:
- 1931: İlk buluntular; Alman arkeologlar Kurt Bittel ve Knut Olof Dalman’ın incelemesi.
- 1937: Remzi Oğuz Arık, höyükte Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden seramikler buldu.
- 1938-1943: Türk Tarih Kurumu adına Hamit Zübeyir Koşay ve Necati Dolunay yönetiminde hamam binası ortaya çıkarıldı.
- 1944-1947: Kazı mimarı Mahmut Akok güney kesimi kazdı ve yapının ayrıntılı planlarını çizdi. 1968’de yayımladığı çizimler bugün hâlâ temel kaynak.
Ne zaman ve kim yaptırdı?
Hamamın “Caracalla Hamamı” diye anılması, kazıda bulunan en eski sikkelerin İmparator Caracalla (hd. 211-217) dönemine ait olmasından geliyor. Yapım tekniği de bu döneme uyuyor. Bazı araştırmacılar yapımı, Caracalla’nın 215’te doğu seferine giderken Ankara’ya uğradığı kabul edilen ziyaretiyle ilişkilendiriyor. Aynı dönemde Ankaralı elçi Titus Flavius Gaianus’un girişimiyle kentte imparator onuruna sağlık tanrısı Asklepios’a adanmış Asklepieia Soteria oyunlarının düzenlendiği biliniyor.
Kentte bulunan bir dizi yazıt da, kentin mahallelerinin (phylai) Tiberius Iulius Iustus Iulianus adlı bir başrahibi kente bir hamam (balaneion) armağan ettiği için onurlandırdığını söylüyor. Bu hamamın Çankırıkapı’daki yapı olduğu genellikle kabul ediliyor.
Ancak tarih tartışmasız değil. Arkeolog Julian Bennett’in belirttiği gibi, Caracalla sikkeleri yalnızca hamamın o dönemde ayakta olduğunu gösteriyor. 1931’de bulunan bazı mimari parçalar Hadrianus dönemi (117-138) üslubunda; bu yüzden yapının 2. yüzyılın ortası ya da sonunda başlamış olabileceği de düşünülüyor. Bennett ayrıca güney kesimde Akok’un bulduğu duvarların kuzeydekilerle simetrik olmadığını, kompleksin hiç tamamlanmamış olabileceğini not ediyor.
Palaestra, hamam ve hipokaust
Kompleks iki ana parçadan oluşuyordu. Kuzeydoğudaki kare palaestra‘nın her kenarında 32 sütunlu bir revak vardı; sütunlar yaklaşık 6 metre yüksekliğinde ve Korint başlıklıydı. Arkasındaki hamam binası Roma hamamlarının bilinen sırasını izliyordu: soyunma odası (apodyterium), soğukluk (frigidarium) ve yüzme havuzu (natatio), ılıklık (tepidarium) ve en arkada fırınlarla birlikte sıcaklık (caldarium). İçeride mermer kaplamalar, taban ve tonoz mozaikleri ve heykeller bulunuyordu.
Bugün en çok dikkat çeken kısım hipokaust, yani yerden ısıtma sistemi. Zemin, tuğladan küçük ayaklar (pilae) üzerine oturtulmuştu; fırınlarda ısıtılan hava bu ayakların arasında dolaşarak odaları ısıtıyordu. Ilıklık ve sıcaklığın olağandışı büyüklüğü Ankara’nın sert kışlarıyla açıklanıyor; Türkçe kaynaklar sistemin soyunma odasının altına kadar uzatıldığını da belirtiyor. Kompleksin büyüklüğü kaynağa göre farklı veriliyor: Bennett yaklaşık 160 × 200 metrelik bir alandan söz ediyor, Türkçe kaynaklar 65.000 metrekarelik bir alan, 180 × 140 metrelik bir hamam binası ve 95 × 95 metrelik bir palaestra veriyor.
Palaestranın kuzeyinde, 1931’de bulunan sütunlu bir cadde de görülebiliyor. Bu cadde büyük olasılıkla Augustus Tapınağı’nın bulunduğu kent merkezinden hamama ve oradan batıya giden antik yolun bir parçasıydı.
Geç Roma’da onarımlar
Hamam 3. yüzyıl sonundaki Got ve Palmira saldırılarını atlattı ve kullanılmaya devam etti, ama sonraki onarımlar ilk yapım kadar görkemli değildi. Tarihçi Clive Foss’un aktardığına göre havuz duvarlarındaki mermer ve mozaikler söküldü, yerlerine sıva kondu. Kentteki iki geç antik yazıt, “Polyeidos Gymnasionu” adlı büyük bir yapının yıkıldıktan sonra onarıldığını, “Yenileyici” lakaplı Ioannes’in bu yapının yanındaki su kemerlerini yeniden yaptırıp “kış hamamı”nı mermerle kapladığını anlatıyor. Foss, Polyeidos Gymnasionu’nun bu hamam olabileceğini düşünüyor ama kesin olmadığını vurguluyor.
Son: Persler mi, Bizanslılar mı?
Hamamın nasıl terk edildiği konusunda iki farklı görüş var:
- 622 Pers yıkımı: Foss ve Bennett’e göre kazıda kalın bir kül ve yıkıntı tabakası, içinde Herakleios dönemi altın sikkeleri, aynı döneme ait büyük bir küp ve Sasani yapımı akik bir mühür taşı bulundu. Sikke dizisi 3.-4. yüzyılda yoğun, 5.-6. yüzyılda daha seyrek ve Herakleios döneminde birden kesiliyor. Bu tabloya göre hamam 622’deki Pers saldırısında yanmış ve bir daha eski haliyle kullanılmamış. 10.-11. yüzyıllarda burada yalnız küçük ölçekli bir yerleşim var.
- 8. yüzyıl sonu ve taşların sökülmesi: Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi ise havuzda bulunan, dilek tutmak için atılmış sikkelerin 8. yüzyıl sonuna kadar uzandığını, kalıntılarda yangın izine rastlanmadığını yazıyor. Ansiklopediye göre hamamın iri taşları, 806’daki Harun Reşid tehdidine karşı aceleyle yapılan kale onarımında Bizanslılar tarafından kullanılmış olabilir. İngilizce Vikipedi de hamamın 8. yüzyıla kadar kullanılıp yangınla yıkıldığını söylüyor.
Hangi görüş doğru olursa olsun, hamamın taşlarının kale surlarında kullanıldığı konusunda kaynaklar hemfikir. Ankara Kalesi‘nin doğu surundaki delikli andezit bloklar, hamama da su taşıyan Roma su yolunun basınçlı boru hattından geliyor.
Gezginlerin gördüğü duvarlar
Hamamın bir kısmı uzun süre toprak üstündeydi. 1701’de Ankara’ya gelen Fransız botanikçi Joseph Pitton de Tournefort’un gravürlerinde yüksek duvarlı bir yıkıntı seçiliyor. 1813’te İskoç gezgin John Macdonald Kinneir bir tepenin üstünde yaklaşık 10 metre yüksekliğinde duvarlar gördüğünü yazmış. Türkçe kaynaklara göre bu duvarlar 1926’da yakındaki Milli Savunma Bakanlığı binası yapılırken dinamitle yıkıldı.
Bugün Roma Hamamı’nı gezerken
Alana Çankırı Caddesi’ndeki girişten girilince önce palaestraya çıkılıyor. Burada Ankara ve çevresinden toplanmış Roma, Bizans ve geç Helenistik döneme ait mezar taşları, sunaklar ve yazıtlar sergileniyor. Alan 1996-2001’de Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından açık hava müzesi olarak düzenlendi; 2022’de Kültür ve Turizm Bakanlığı duvar derzlerini yeniledi, heykelleri kaidelere oturttu, yürüyüş yolları ve aydınlatma ekledi. Palaestranın arkasındaki hamam bölümüne geçince tuğla hipokaust ayaklarına yakından bakın; ısıtılmış havanın dolaştığı boşluklar açıkça görülüyor. Alan gölgesiz ve üstü açık; yağmurda ve öğle sıcağında gezmesi zor.
Hamam, Augustus Tapınağı ve Julianus Sütunu ile birlikte Roma Ankyra’sını anlatan küçük bir yürüyüş rotası oluşturuyor. Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Ankara gezilecek yerler rehberi.
Sıkça sorulan sorular
Ankara Roma Hamamı ne zaman yapıldı?
Kazıda bulunan en eski sikkeler İmparator Caracalla dönemine (211-217) ait olduğu için hamam genellikle 3. yüzyıl başına tarihleniyor. Bazı mimari parçalar daha eski bir üslup taşıdığından 2. yüzyıl ortası ya da sonunda başlamış olabileceği de tartışılıyor.
Palaestra ne demek?
Roma hamam komplekslerinde sporcuların güreş, koşu ve egzersiz yaptığı, çevresi sütunlu revaklarla çevrili açık avlu. Ankara’daki palaestranın her kenarında 32 sütun vardı. 1931’de ilk bulunduğunda kentin forumu sanılmıştı.
Hipokaust nasıl çalışıyordu?
Oda zemini tuğla ayaklar üzerine oturtuluyor, fırınlarda ısıtılan hava bu ayakların arasındaki boşlukta dolaşarak zemini ve odayı ısıtıyordu. Ankara’da zemini taşıyan tuğla ayakların çoğu iyi korunmuş ve bugün açıkça görülebiliyor.
Hamam neden yıkıldı?
Bir görüşe göre 622’deki Pers saldırısında yandı; kazıda bu döneme ait kül tabakası, Herakleios sikkeleri ve bir Sasani mührü bulundu. Başka bir görüşe göre 8. yüzyıl sonuna kadar kullanıldı ve taşları kale onarımı için söküldü.
Kaynakça
- Bennett, Julian (2003). “Ancyra, Metropolis Provinciae Galatiae”. Bilkent Üniversitesi Deposu — 1931 buluntuları, plan, tarih tartışması, Iulianus yazıtları.
- Foss, Clive (1977). “Late Antique and Byzantine Ankara”. Dumbarton Oaks Papers 31: 27-87. Internet Archive — onarımlar, sikke dizisi, 622 yıkımı, Polyeidos Gymnasionu.
- Akok, Mahmut (1968). “Ankara Şehrindeki Roma Hamamı”. Türk Arkeoloji Dergisi 17: 5-37.
- Dolunay, Necati (1941). “Türk Tarih Kurumu Adına Yapılan Çankırıkapı Hafriyatı”. Belleten V/19: 261-266.
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ankara” maddesi — 8. yüzyıl ve taşların sökülmesi görüşü.
- Ankara Roma Hamamı ve Roman Baths of Ankara, Vikipedi — kazı takvimi, ölçüler, 2022 restorasyonu.
- Anadolu Ajansı, “Başkentin 2 bin yıllık Roma Hamamı restorasyondan geçti” (22 Haziran 2022).
👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası