Ankara Kalesi Tarihi
Son güncelleme: 13 Ekim 2026

Nerede: Ankara, Altındağ, Ulus’un doğusundaki 978 metrelik kale tepesi (Kale Mahallesi)
Dönem: Bugün görülen iç sur büyük olasılıkla 7. yüzyıl ortası (Bizans), dış sur daha geç; Selçuklu ve Osmanlı onarımları
Yapan: Bizans imparatorları (iç sur için en güçlü aday II. Konstans, 641-668); onaranlar arasında I. Nikephoros, III. Mikhail, Selçuklu sultanları
Önemli tarihler: 622 Pers yıkımı · 654 ilk Arap fethi · 838 Halife Mu’tasım’ın yıkımı · Haziran 859 III. Mikhail onarımı · 1073 Türk fethi · 1101 Haçlılar · 1354 Osmanlı · 1402 Timur kuşatması
Bugün: İç kalede hâlâ yaşanan bir mahalle; restore edilmiş Ankara evleri, Alâeddin Camii, surlar ve burçlar gezilebiliyor
Ankara’nın ortasında, Ulus’un hemen doğusunda ovadan 120-130 metre yükselen kayalık bir tepe var. Bu kentin bütün tarihi o tepenin çevresinde geçti: Frigler eteğine yerleşti, Galatlar burayı kabile merkezi yaptı, Roma eyalet başkenti olarak aşağıdaki düzlüğe yayıldı, Bizans ise felaketlerden sonra tepeye çekilip bugün gördüğümüz surları ördü. Kale bu yüzden tek bir dönemin değil, en az on dört yüzyılın üst üste binmiş işi. Surlardaki her Roma sütunu, her ters çevrilmiş yazıt bu katmanlardan birini anlatıyor.
Kaleden önce: Friglerden Galatlara
Antik Ankaralılar kentin adını Yunanca ankyra (“çapa”) kelimesine ve Frig kralı Midas’ın burada bulduğu söylenen bir çapaya bağlıyordu; sikkelerinde de çapa var. Araştırmacılar ise adın daha eski, Anadolu kökenli bir yer adı olduğunu düşünüyor.
Hacı Bayram tepesi ve çevresinde yapılan kazılar ilk kenti Friglerin kurduğunu gösterdi; Ulus’ta MÖ 8.-5. yüzyıllara ait Frig çanak çömleği ve yapı kalıntıları bulundu, çevredeki tümülüsler de güçlü bir Frig yerleşimine işaret ediyor. İlginç olan, kale tepesinde henüz Frig izine rastlanmamış olması. Bazı araştırmacılar ilk kalenin de Friglerce yapıldığını, ama sonraki yapımlar sırasında ortadan kalktığını düşünüyor.
Ankara yazılı tarihe MÖ 333’te girer: Büyük İskender Gordion’dan sonra ordusuyla burada konaklamıştı. MÖ 278-277’de Trakya’dan Anadolu’ya geçen Kelt kökenli Galatlar orta Anadolu’yu üç kabile arasında paylaştı ve Ankara, Tektosag kabilesinin merkezi oldu. Romalı tarihçi Livius, MÖ 189’da Roma komutanı Manlius Vulso’nun Galatlara karşı seferinde Tektosagların burada bir kampı ve “kayda değer” bir kenti olduğunu yazar. Coğrafyacı Strabon ise Ankara’yı bir yerde kent, bir yerde “kale” (phrourion) olarak anar. Yani tepede bir Galat istihkâmı olması akla yakın, ama bunun kalıntısı bugün gösterilemiyor.
Roma’nın eyalet başkenti: kent tepeden iniyor
Son Galat kralı Amyntas MÖ 25’te ölünce krallığı Roma’ya bağlandı ve Galatya eyaleti kuruldu. Ankyra eyaletin başkenti oldu. Kent sonraki iki yüzyılda tepenin batısındaki düzlüğe yayıldı: imparator kültü tapınağı (bugünkü Augustus Tapınağı), tiyatro, büyük hamam ve bir su yolu yapıldı. Tepenin kendisi bu çağda kentin merkezi değildi.
3. yüzyılın ikinci yarısında Got akınları ve 271’de Palmira kraliçesi Zenobia’nın ordusunun kenti alması dönemi değiştirdi. Bir yazıt “kıtlık ve barbar saldırıları zamanında” kentin surlarını “temelden mazgallara kadar” yaptıran adı bilinmeyen bir hayırseverden söz ediyor. Augustus Tapınağı’nın hemen batısında ortaya çıkan, 12 metre yüksekliğinde ve kare kuleli bir sur parçasının bu savunmaya ait olabileceği düşünülüyor. Bu, aşağı kenti çeviren bir geç Roma savunmasıydı ve bugünkü kale surlarıyla karıştırılmamalı.
4. yüzyılda Ankara yeniden parlak bir kentti; imparatorlar doğu seferlerine giderken burada konakladı. Roma ve erken Bizans dönemi ilgili yapıların sayfalarında anlatılıyor: Augustus Tapınağı, Roma Hamamı ve Julianus Sütunu.
622: Perslerin yıkımı ve tepeye çekilen kent
Kalenin bugünkü haline giden yol bir felaketle başladı. Bizans-Sasani savaşları sırasında Pers ordusu Ankara’yı aldı. Bizanslı tarihçi Theophanes olayı 619-620’ye koyar; Süryani ve Arap kaynakları ise 622 der ve Pers komutanı Şahrbaraz’ın halkı öldürdüğünü ya da köle olarak götürdüğünü ekler. Arkeoloji bu anlatımı destekliyor: Roma Hamamı kazısında Herakleios dönemi altın sikkeleri ve Sasani yapımı bir mühür taşıyla birlikte kalın bir kül ve yıkıntı tabakası bulundu. Hamamın sikke dizisi de bu tarihte birden kesiliyor.
Tarihçi Clive Foss’un 1977’de yayımladığı ve hâlâ temel kabul edilen çalışmaya göre bu yıkımdan sonra Ankara, aşağı kentteki geniş bir metropolden tepedeki güçlü bir kaleye dönüştü. Bunu Anadolu’nun başka kentlerinde de görüyoruz: Sardes ve Bergama da aynı yüzyılda küçülüp birer kaleye çekildi.
İç kale ve dış kale: surları kim yaptı?
Bugünkü surlar iki halkadan oluşuyor. İç kale, yaklaşık 350 × 150 metrelik bir alanı çevreliyor ve birbirine yalnız 15-20 metre aralıkla dizilmiş beşgen kuleleriyle tanınıyor. Kentin üzerine gemi pruvaları gibi uzanan bu kuleler Ankara’nın simgelerinden biri. Dış kale ise daha geniş bir alanı kuşatıyor ve kuleleri çoğunlukla kare, aralarında 40 metre kadar mesafe var.
Surlarda yapım tarihini doğrudan veren bir kitabe yok. Bilinenler şunlar:
- Fransız araştırmacı Guillaume de Jerphanion’un gözlemlerine göre dış sur, iç surun bir burcuna dayanarak başlıyor; yani iç sur daha eski. Ernest Mamboury tersini savunmuştu, ama bu görüş fazla taraftar bulmadı.
- İç surun alt kısmı 8-10 metre yüksekliğe kadar eski yapılardan sökülmüş iri bloklarla, üstü tuğla sıralarıyla örülü. Bu kadar çok devşirme malzeme, kentin büyük kısmının yıkık olduğu bir dönemi gerektiriyor. Foss bu yüzden 622 sonrasını, özellikle II. Konstans (641-668) dönemini en olası tarih olarak görüyor. Ankara 654’te Araplara ilk kez düştüğüne göre, surlar belki ondan hemen sonra, Arapların iç savaşla uğraştığı 656-661 yıllarında yapılmış olabilir.
- Dış sur için iki aday var: Bizans tarihçisi Theophanes, 805’te İmparator I. Nikephoros‘un Ankara’yı “inşa ettiğini” yazar; bazı araştırmacılar dış surun ise 859 onarımı sırasında eklendiğini düşünüyor.
Arap kuşatmaları: iki yüzyıllık sınır kalesi
7. yüzyılda Bizans ordusu yeniden örgütlenince Ankara, önce Opsikion, 8. yüzyılda da Bukellarion askeri bölgesinin (thema) merkezi oldu. Bu, kalenin bir garnizon kenti olduğu anlamına geliyordu. Araplar ise Ankara’yı Amorion (Afyon yakınlarında) ile birlikte Anadolu’daki iki büyük hedeften biri sayıyordu:
- 654: Muaviye’nin ordusu Ankara’yı ilk kez aldı.
- 739-740: Emevi komutanı Mesleme b. Hişam kenti en azından geçici olarak ele geçirdi.
- 776 ve 797-798: Abbasi orduları Ankara’ya ulaştı. Kaynaklar kentin alınıp alınmadığı konusunda ayrışıyor: Foss ve İngilizce kaynaklar alınamadığını, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi ise 797’de fethedilip bırakıldığını yazıyor.
- 805-806: I. Nikephoros surları güçlendirdi. Ertesi yıl Harun Reşid’in ordusu kalenin önüne geldi ama saldırmadan döndü. Harun’un kenti alıp kent kapısının bronz kanatlarını Bağdat’a götürdüğü hikâyesi, 17. yüzyıl yazarı Kâtip Çelebi’nin aktardığı geç bir efsane.
- 838: En ağır darbe. Halife Mu’tasım, Amorion seferinde iki ordusunu Ankara önünde birleştirdi. Halk kenti boşaltıp dağlara kaçmıştı; Araplar kale surlarını yıktı ve geride kalanları esir aldı. Ardından Amorion’u da aldılar.
Arap kaynaklarında Ankara’nın “Zincirler Kalesi” (Kal’atü’s-Selâsil) adıyla da anıldığı aktarılıyor.
Haziran 859: III. Mikhail’in kitabeleri
Mu’tasım’ın yıkımından yirmi bir yıl sonra kale yeniden ayağa kalktı. İmparator III. Mikhail (hd. 842-867) 859’da Araplara karşı büyük bir doğu seferine çıkarken iç bölgelerdeki kentlerin surlarını onarttı. Ankara’daki onarım, iç kalede bulunan manzum Yunanca kitabelerle belgeleniyor. Bunları ilk inceleyen Belçikalı bizantinist Henri Grégoire, Foss da çalışmasında ayrıntılı olarak aktarıyor:
- Birinci şiir, yenilenen kenti ve kapısını görenleri “dindarca çalışan kentler kurucusu, sadık efendi Mikhail”i övmeye çağırıyor ve kenti “yeni bir Siyon” olarak selamlıyor. Kapının üzerinde bir İsa ikonası olduğu anlaşılıyor; İkonoklazmanın daha yeni sona erdiği bir dönemde bu anlamlı bir ayrıntı.
- İkinci şiir doğrudan kente sesleniyor: Perslerin kanlı elleriyle dize çöktürülen Ankara’ya yas giysilerini çıkarıp gelinlik giymesini ve kurtarıcısı Mikhail’in elini tutmasını söylüyor. Kente “Galatların bütün ülkesinin parlaklığı, büyüleyici Ankara” diye hitap ediyor.
- Diğer kitabeler işin Haziran 859‘da yapıldığını gösteriyor ve sonradan imparator olacak I. Basileios’un çalışmada rol oynadığını düşündürüyor.
Bu onarımda iç kalenin güney cephesi, özellikle güneydoğu köşesindeki büyük burç baştan yapıldı. Duvara dar ok mazgalları açıldı, üstlerine haç işlenmiş taşlar yerleştirildi. Foss bunları, kitabedeki “Tanrı’nın bastığı taşlar” ifadesiyle birlikte, surlara kutsal koruma kazandırma çabası olarak yorumluyor.
Koruma gerçekten gerekti: Mikhail’in seferi yenilgiyle bitti ve birkaç yıl sonra, 863’te, Malatya emiri Ömer’in ordusu Karadeniz’e kadar ilerledi. Ancak dönüşte Ankara’nın güneydoğusunda imparatorun amcası Petronas tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı. Bu zafer, Bizans’ın Araplara karşı üstünlüğü ele geçirmesinin başlangıcı sayılıyor. Pavlikanlar 870’lerde kenti tehdit etti (Diyanet ansiklopedisine göre 871’de kısa süreliğine ele geçirdi), son Arap akını 931’de geldi ama kale alınamadı. Bizans destanı Digenis Akritas artık kentten “ünlü ve büyük kale, güçlü ve tahkimli Ankara” diye söz ediyordu.
Türkler, Haçlılar ve Selçuklu Ankara’sı
Malazgirt’ten (1071) sonra Türkler orta Anadolu’ya yayıldı. Diyanet ansiklopedisi kentin 1073’te fethedildiğini yazar; İngilizce kaynaklar ise yalnızca 1073’te Türklerin Ankara civarına ulaştığını ve kentin en geç 1081’e kadar alındığını söyler. 23 Haziran 1101’de Raymond de Toulouse komutasındaki Haçlı ordusu küçük Türk garnizonunu yenip kaleyi aldı ve anlaşma gereği Bizans’a bıraktı. Bizans yönetimi uzun sürmedi. Kent 1127’de Danişmendlilerin, 1142-1143’te yeniden Anadolu Selçuklularının eline geçti (kaynaklar bir yıl farkla ayrışıyor).
Selçuklu döneminde kale hem taht kavgalarının sahnesi hem de kentin çekirdeğiydi:
- II. Kılıçarslan ülkesini oğulları arasında paylaştırınca Ankara, Muhyiddin Mesud‘a düştü (1186-1204). Mesud, kardeşi II. Süleyman Şah’ın uzun kuşatmasından sonra kenti teslim etti ve yolda öldürüldü (1204).
- 1211’de bu kez Alâeddin Keykubad, ağabeyi I. İzzeddin Keykâvus’a karşı Ankara Kalesi’ne kapandı; uzun bir kuşatmadan sonra can güvencesi alarak teslim oldu (1212). Keykâvus’un kuşatma sırasında surların dışına ev, saray ve medrese yaptırdığı aktarılıyor.
- Diyanet ansiklopedisine göre II. İzzeddin Keykâvus 1250’de surları onarttı ve iç kaledeki Akkale Selçuklu onarımlarıyla eklendi. Hisar Kapısı’nın üzerinde bir İlhanlı kitabesi, kuzeybatı kesimde ise bir Selçuklu onarım yazıtı bulunuyor.
İç kalenin girişindeki Alâeddin Camii bu dönemin en önemli yapısı. Ceviz minberindeki kitabe, minberin camiyle birlikte Hicri 594’te (Kasım 1197) yapıldığını söylüyor; bazı araştırmacılar tarihi 574 (1178) olarak da okuyor. Yapının Muhyiddin Mesud döneminde, büyük olasılıkla sarayıyla birlikte yaptırıldığı düşünülüyor. Halkın verdiği “Alâeddin” adı, Keykubad’ın burada kaldığı yıllardaki onarımdan geliyor. Kapıdaki iki onarım kitabesi 1361-1362’ye ve 1433’e ait.
13. yüzyılın sonu ve 14. yüzyılda, Moğol hâkimiyeti altında zayıflayan Selçuklu yönetiminin boşluğunda kentte Ahiler, yani esnaf ve zanaatkâr birlikleri etkili oldu. Bu dönemin kale eteğindeki en güzel eseri Ahi Şerafeddin (Aslanhane) Camii.
Osmanlı dönemi: kuşatmalar, iç kale ve dış kale
Ankara 1354’te Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katıldı; bazı kaynaklar 1356 tarihini veriyor. Kale, Osmanlının ilk yüzyılında hem Karaman sınırına yakın bir askeri üs hem de taht kavgalarının hedefiydi:
- 1402: Timur, Yıldırım Bayezid’den önce Ankara’ya ulaştı ve kaleyi kuşattı. Bayezid kale komutanına kalenin mutlaka savunulmasını emretmişti. Osmanlı ordusu yaklaşınca Timur kuşatmayı kaldırıp ordusunu kentin kuzeydoğusundaki Çubuk Ovası’na çekti. Kaynakların 20 ya da 28 Temmuz 1402 diye ayrıştığı Ankara Savaşı’nda Bayezid yenilip esir düştü ve Osmanlı’da on bir yıllık Fetret Devri başladı.
- 1406: Fetret döneminde Süleyman Çelebi kaleyi kuşattı; muhafız Yakub Bey bir süre dayandıktan sonra teslim etti.
- 1607: Celali isyanları sırasında Kalenderoğlu Mehmed kente girdi ama kaleyi alamadı. Kadı Vildanzâde Mehmed Efendi 1604-1607’de aşağı kenti de bir surla çevirtti; bu sur 19. yüzyıl başlarına kadar ayaktaydı.
Osmanlı döneminde kale yalnızca askeri bir yapı değildi. Silah ve mühimmat deposu, devlet evrakı ve parasının saklandığı yer, Zindankale adıyla da hapishaneydi; 1831’e kadar bir dizdar ve muhafızlar tarafından korunuyordu. Bu dönemde iki sur halkası “iç hisar” ve “dış hisar” olarak anıldı. Kale ve çevresi kentin “Yukarı Yüz”ü sayılıyordu ve tarihçi Özer Ergenç’e göre kentin en değerli evleri buradaydı.
Kale içindeki evler
Bugün iç kalenin dar sokaklarında gördüğünüz iki katlı, ahşap çıkmalı ve kerpiç dolgulu evler büyük ölçüde Osmanlı döneminin son yüzyıllarına ait. Ankara başkent olduktan sonra kentin ağırlığı Yenişehir’e kayınca kale içi yoksullaştı. 1932’de onaylanan Jansen planı kale çevresini “Protokol Alanı” olarak koruma altına aldı, ama mimarlık tarihçisi Gediz Urak’a göre bu karar pratikte “koruma amacıyla dahi dokunulmaması” biçiminde uygulandı ve evler bakımsız kaldı.
Değişim 1970’lerden sonra geldi. 1972’de kale içinde 14 yapı tescil edildi. Ankara Büyükşehir Belediyesi 1973’te Doyran Sokak’taki üç evi örnek onarım için satın aldı. Evler 1984’te Türkiye Anıt Çevre Turizm Değerlerini Koruma Vakfı’na (TAÇ) devredildi ve 1992’de restore edilerek lokanta ve dükkân olarak açıldı. Bunu Kale Kapısı ve Doyran sokaklarındaki başka evler izledi. Bugün kale içindeki restoranların, kafelerin ve antikacıların çoğu bu restore edilmiş konaklarda. Kale ise hâlâ içinde insanların oturduğu bir mahalle olarak yaşıyor.
Surlarda neye bakmalı?
- Devşirme taşlar: Özellikle iç surun alt kısmında Roma dönemine ait sütun gövdeleri, başlıklar, lahit parçaları, su yolu taşları ve yazıtlar duvara örülmüş. Bazı yazıtlar ters ya da yan duruyor. Foss’a göre doğu surunda kullanılan iri delikli andezit bloklar, Roma su yolunun kaleye su çıkaran basınçlı boru hattına ait.
- Beşgen kuleler: İç kalenin güney ve batı cephesindeki sık dizili, sivri burunlu kuleler.
- 859 onarımının izleri: Güneydoğu köşesindeki büyük burçta dar ok mazgalları ve üstlerindeki haç işlenmiş taşlar.
- Akkale: Tepenin en yüksek noktasındaki burç. Buradan batıda Ulus ve Hacı Bayram, doğuda ve kuzeyde Ankara ovası görülüyor.
- Alâeddin Camii: İç kale kapısının yanında. 1178 ya da 1197 tarihli ceviz minberine bakın.
Bugün Ankara Kalesi’ni gezerken
Kaleye en kolay Ulus’tan Hisarparkı Caddesi ya da Çıkrıkçılar Yokuşu üzerinden yürüyerek çıkılıyor. Önce dış kale kapısından geçip Alâeddin Camii’ne, sonra iç kale kapısından girip sokaklar boyunca Akkale’ye yönelin. Sokaklar dik ve taş döşeli, rahat ayakkabı şart. Aşağı inerken Samanpazarı ve Aslanhane Camii aynı yürüyüşe sığıyor. Ulus tarafındaki Augustus Tapınağı ve Roma Hamamı ise kentin kale öncesi tarihini tamamlıyor.
Ulaşım ve çevredeki diğer yerler için: Ankara gezilecek yerler rehberi.
Sıkça sorulan sorular
Ankara Kalesi’ni kim yaptırdı?
Bugün görülen surlarda yapım kitabesi yok. Tarihçiler iç surun 622 Pers yıkımından sonra, büyük olasılıkla İmparator II. Konstans döneminde (641-668) yapıldığını düşünüyor. Dış sur daha geç; I. Nikephoros (805) ya da III. Mikhail (859) dönemine bağlanıyor. Selçuklular ve Osmanlılar da kaleyi onardı.
Ankara Kalesi kaç yıllık?
Kale tepesinin çevresinde en az MÖ 8. yüzyıldan beri yerleşim var ve Galat döneminde burada bir istihkâm olması muhtemel. Ama ayakta duran surlar büyük ölçüde 7. ve 9. yüzyıllara ait, yani yaklaşık 1.200-1.350 yıllık. Üzerlerinde Selçuklu ve Osmanlı onarımları da var.
Ankara Kalesi’ndeki 859 kitabesi ne anlatıyor?
Kitabeler, 838’de Halife Mu’tasım’ın yıktığı kentin İmparator III. Mikhail tarafından Haziran 859’da yeniden tahkim edildiğini anlatan manzum Yunanca metinler. Kenti “yeni bir Siyon” ve “Galatların bütün ülkesinin parlaklığı” diye övüyor, imparatoru kentin kurtarıcısı olarak anıyor.
Ankara Kalesi’nde hâlâ insanlar yaşıyor mu?
Evet. İç kale bir mahalle olarak yaşamaya devam ediyor. Evlerin bir kısmı 1980’lerden bu yana restore edilerek restoran, kafe, dükkân ve butik işletmeye dönüştürüldü, bir kısmında ise aileler oturuyor.
Kaynakça
- Foss, Clive (1977). “Late Antique and Byzantine Ankara”. Dumbarton Oaks Papers 31: 27-87. Internet Archive — surların tarihlenmesi, 622, Arap kuşatmaları, 859 kitabeleri (Grégoire’a dayanarak), 1101 Haçlıları.
- Bennett, Julian (2003). “Ancyra, Metropolis Provinciae Galatiae”. P. Wilson (ed.), The Archaeology of Roman Towns içinde. Bilkent Üniversitesi Deposu — Frig buluntuları, Galat dönemi, geç Roma suru.
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ankara” maddesi — Selçuklu ve Osmanlı dönemi kuşatmaları, 1250 onarımı, Vildanzâde suru, kalenin Osmanlı’daki işlevleri.
- Urak, Gediz (2002). “Kullanımda Değerlendirme: Ankara Kaleiçi Restorasyon / İşlevsel Dönüşüm Uygulamaları ve Ankara Halkı”. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi 19(1): 45-62. DergiPark — kale içi evler, Jansen planı, 1972 tescili, Doyran Sokak restorasyonu.
- Deniz, K. ve Kadıoğlu, Y. K. (2022). “Ankara Kalesi Sur Yapı Taşlarının Kaynağı”. Ankara Araştırmaları Dergisi 10(2): 255-271. PDF.
- Sultan Alâeddin Camii, Ankara Muharebesi, Ankara (İngilizce) ve Ankara Kalesi, Vikipedi.
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı, “Ankara Kalesi” tanıtım sayfası — İlhanlı ve Selçuklu kitabeleri.
👤 Hakkımızda | ✉️ İletişim | 🔐 Gizlilik Politikası