Erzurum, deniz seviyesinden yaklaşık 1.900 metre yükseklikte kurulmuş bir ova şehri; Türkiye’nin en yüksek il merkezlerinden biri olması hem iklimini hem gezi takvimini doğrudan belirliyor. Palandöken’in pistleri şehrin sırtına yaslandığı için kayak merkezine ulaşmak on beş dakika sürüyor — ülkede pistin kente bu kadar yakın olduğu başka bir yer neredeyse yok.
Merkezde Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi ve Üç Kümbetler Selçuklu-İlhanlı taş işçiliğinin en iyi örneklerini bir arada sunuyor; Erzurum Kongre Binası ise 1919 yazının belgelendiği yer.
Kuzeye çıkıldığında manzara tümüyle değişiyor: Tortum Şelalesi, heyelan set gölü Tortum Gölü, onuncu yüzyıldan kalan Öşvank ve Haho manastırları, Narman’ın kızıl peribacaları. Sofrada cağ kebabı ve kadayıf dolması, çarşıda oltu taşı var.
Aşağıdaki ilçe başlıklarına dokunarak Erzurum’daki durakları harita bağlantılarıyla birlikte görüntüleyebilirsin.
Merkezdeki Selçuklu yapıları 1 gün; Tortum-Uzundere hattı 1 tam gün (120 km); Palandöken veya Oltu-Narman 1 gün. Üç gün ili büyük ölçüde kapsıyor.
📅 En iyi dönem
İki ayrı sezon var. Kayak için aralık-mart, kuzeydeki şelale-göl-manastır hattı ve yaylalar için haziran-eylül. Nisan ve kasım ikisi için de zayıf aylar.
✈️ Ulaşım
Erzurum Havalimanı merkeze 10 km. Erzincan 190, Kars 205, Trabzon 320, Ankara 875 km. Doğu Ekspresi Erzurum’da duruyor; il içinde araç gerekiyor.
⛷️ Palandöken
Merkeze 8 km, zirve Ejder 3200. Uzun ve dik parkurlarıyla ileri seviyeye, Konaklı ise yeni başlayanlara uygun.
💧 Tortum Şelalesi
Uzundere’de, merkeze 120 km. Yaklaşık 48 metreden dökülüyor; debisi ilkbahar sonunda en yüksek.
🪨 Oltu taşı
Yalnız Oltu çevresinde çıkan siyah taş. Rüstem Paşa Bedesteni’nde ustalar tezgâh başında işliyor.
🍢 Ne yenir?
Cağ kebabı, kadayıf dolması, su böreği, civil (çeçil) peyniri ve Erzurum lavaşı.
💡 İpucu
Kuzey hattı (Tortum-Uzundere-Oltu) tek başına bir gün; sabah erken çıkmayan şelale ile manastırları aynı güne sığdıramıyor.
Erzurum’da gezilecek yerler 20 ilçeye yayılıyor. En çok yer barındıran 10 ilçe için yolu en kısa tutan sıra: başlangıç Yakutiye, rota genel olarak güneydoğuya ilerliyor; bu duraklar arası toplam yol ≈548 km. Tek ya da birkaç yerlik 10 ilçe, yakınındaki durağın altında gösterildi.
Yakutiye — 30 yer · başlangıç · yakınında: Aziziye (1 yer, ≈20 km)
Palandöken — 11 yer · öncekinden ≈5 km, güney yönünde · yakınında: Tekman (1 yer, ≈44 km), Çat (1 yer, ≈51 km)
Kanalımızdaki Erzurum videosu — kısa turda öne çıkan duraklar. Aşağıda ilçe ilçe tam liste sürüyor.
Yakutiye30 mekan
Doğa
Aziziye Parkı
Vaniefendi çevresindeki park, ağaçlık düzenlemesi ve piknik alanlarıyla kent çevresindeki en rahat açık hava noktalarından; hafta sonu aileler mangal ve çay için burayı kullanıyor. Alan şehir merkezine yakın kalıyor. Parka merkezden araçla kısa sürede varılıyor ve giriş ücretsiz. Otopark alan içinde; yaz akşamları kalabalık, sabah saatleri sessiz geçiyor.
Erzurum’un simgesi sayılan, Anadolu’nun en büyük Selçuklu dönemi medresesi; kitabesi hiç yazılmadığı için kimin yaptırdığı tartışmalı, araştırmacıların çoğu 13. yüzyılın ikinci yarısında birleşiyor. Tuğladan örülmüş iki yivli minaresindeki firuze çiniler ve minare kaidelerindeki ejderli, çift başlı kartallı hayat ağacı kabartmaları Anadolu taş işçiliğinin doruk örneklerinden; taç kapıdaki boş kitabe şeridi yapının yarım bırakıldığını gösteriyor. Avlunun arkasındaki Hatuniye Kümbeti aynı yapı grubuna ait. Bugün Vakıf Eserleri Müzesi olarak açık. Medreseye Cumhuriyet Caddesi’nden yürüyerek varılıyor; iç avlu gezisi yarım saat sürüyor ve öğle ışığında minare çinileri belirgin biçimde renk veriyor.
Kitabesine göre 1310-11’de İlhanlı emiri Cemâleddin Hoca Yâkut’un, Gazan Han ve Bolugan Hatun’un parasıyla yaptırdığı medrese; tek çinili minaresi ve taç kapısının yan yüzlerindeki aslanlı, çift başlı kartallı hayat ağacı kabartmalarıyla dönemin en iyi korunmuş yapılarından. Uzun süre kışla içinde kaldı, top dökümhanesi olarak kullanıldı; 1994’ten beri Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi. Salonlarda oltu taşı işçiliği ve yöresel kıyafetler sergileniyor. Medreseye kent merkezinden yürüyerek varılıyor; Müzekart geçerli ve gezi kırk beş dakika alıyor. Ziyaret günleri ve saatleri değişebildiği için gitmeden kontrol etmek iyi olur.
Çifte Minareli Medrese’nin güneyindeki parkta aslında dört kümbet var; yalnız en büyüğü olan Emir Saltuk Kümbeti 12. yüzyıl Saltuklu dönemine ait, diğerleri 13.-14. yüzyıldan. Emir Saltuk Kümbeti’nin iki renkli taş gövdesinin üstündeki kasnakta, sekiz küçük nişte ejder çifti, kartal, boğa başı gibi figürler işlenmiş; bunların on iki hayvanlı Türk takvimiyle ilişkisi bir yorum olarak tartışılıyor. Kümbetlerin kitabesi yok. Alana kaleden yürüyerek birkaç dakikada iniliyor; giriş için ücret alınmıyor. Çevre açık ve gölgesiz, ziyaret on beş dakika sürüyor; figürler yüksekte olduğu için iyi ışıkta bakmak işe yarıyor.
Şehrin ortasındaki tepeyi çevreleyen kale, 5. yüzyılda Doğu Roma’nın Theodosiopolis’i olarak kuruldu; Saltuklu, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarılarak yüzyıllarca kentin savunma çekirdeği oldu. İç kalede Saltuklu dönemi Kale Mescidi ve saat kulesine dönüştürülen Tepsi Minare duruyor. Burçlardan Erzurum ovası ile Palandöken sırtı birlikte görülüyor. Kaleye çarşıdan yürüyerek çıkılıyor; ziyaret saatleri ve ücret için gitmeden kontrol etmek iyi olur. Merdivenler dik olduğu için rahat ayakkabı ve rüzgâra karşı ince bir mont gerekiyor.
Kale içindeki Kale Mescidi’nin 12. yüzyıl Saltuklu minaresi; taş kaide üstündeki tuğla gövdesinde Saltuklu beyi Ebü’l-Muzaffer Gazi’nin adını taşıyan kûfi kitabe var. 19. yüzyılın ilk yarısında üstüne barok galerili bir saat köşkü eklenerek saat kulesine çevrildi; şehrin en çok fotoğraflanan siluetini bu yapı veriyor. Kaleyle aynı ziyaretin parçası. Kuleye kale kapısından yürüyerek varılıyor ve ayrı bir ücret alınmıyor; içine çıkılıp çıkılamadığı dönemden döneme değişebiliyor. Dıştan bakış ve fotoğraf için birkaç dakika yetiyor.
Erzurum beylerbeyi Lala Mustafa Paşa’nın, mihrap kitabesine göre 1562-63’te yaptırdığı ve Mimar Sinan’ın eser listelerinde yer alan cami; ortadaki kubbeyi dört yarım tonoz ve dört köşe kubbesiyle saran Şehzade tipi planıyla klasik Osmanlı düzenini Erzurum’a taşıyan ilk yapı. Son cemaat yerindeki 1670 tarihli ferman, halkın şikâyeti üzerine IV. Mehmed’in haksız vergileri yasakladığını anlatıyor. Çevresindeki çarşı hattı hâlâ canlı. Camiye Cumhuriyet Caddesi’nden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz vakitlerinin dışında geziliyor; ziyaret kısa sürüyor.
Saltuklu hükümdarı adına 1179’da yapılan cami, yedi sahnli planı ve ortadaki ahşap kubbesiyle Anadolu’nun en eski büyük camilerinden; kalın taş payeler iç mekâna dönemin sade ama ağır etkisini veriyor. Çifte Minareli Medrese’nin hemen batısında. Camiye medreseden yürüyerek bir iki dakikada geçiliyor ve giriş ücretsiz. İç mekân loş olduğu için fotoğraf çekenlerin gündüz saatlerini seçmesi gerekiyor.
Eski Gürcü Kapı semtindeki cami, adını surların bu yöndeki kapısından alıyor ve kentin kuzey mahallelerinin ana ibadet yapısı; çevresindeki sokak dokusu Erzurum’un taş ev geleneğinden izler taşıyor. Yapı sade ama semt için simge niteliğinde. Camiye kent merkezinden yürüyerek on beş dakikada varılıyor ve giriş ücretsiz. Ziyaret kısa; çevredeki eski sokaklarda yürüyüşle birleştirmek daha verimli.
Giriş kapısındaki kitabeye göre 1573-74’te Murad Paşa’nın yaptırdığı cami; kaynaklar onu Kuyucu Murad Paşa olarak anıyor. Kesme taş gövdesi ve tromplu tek kubbesiyle şehir içindeki Osmanlı yapılarından; kendi minaresi yok, bitişikteki 1314 tarihli Ahmediye Medresesi’nin 20. yüzyılda yenilenen minaresinden yararlanıyor. Haziresinde 1649 tarihli Ane Hatun Türbesi var. Avlusu semtin gölgeli buluşma noktası. Camiye çarşı hattından yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz saatleri dışında geziliyor; avluda oturmalık bulunuyor.
Aynı adı taşıyan tarihi mahallenin ana ibadet yapısı; kitabesine göre 1748’de vali İbrahim Edhem Paşa tarafından yaptırıldı. Tek kubbeli, üç kubbeli son cemaat yerli sade kütlesiyle eski Hükümet Meydanı’nda, Taşambarlar’ın yanında duruyor. Kaidelerinde kitabe bulunan şamdanlar, paşanın kızının ve sonraki kuşakların camiye bağışlarını anlatıyor. Camiye Cumhuriyet Caddesi’nden yürüyerek birkaç dakikada varılıyor. Giriş için ücret alınmıyor; ziyaret kısa sürüyor ve çevrede otopark sınırlı.
Kapısındaki eksik kitabede okunan ada göre Kanuni’nin veziri Rüstem Paşa’nın 16. yüzyılın ortasında yaptırdığı yapı; adına rağmen mimari olarak bedesten değil, avlulu, iki katlı bir han. Bugün Erzurum’un imzası olan oltu taşının işlendiği ve satıldığı çarşı olarak yaşıyor; kubbeli hücrelerde ustaların tezgâh başında çalışması yapıyı müzeden çok atölyeye benzetiyor. Taşhan adıyla da anılıyor. Hana Cumhuriyet Caddesi’nden yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Alışverişte oltu taşının gerçeğini ayırt etmek için ustaya sormak işe yarıyor.
Tebrizkapı semtinde, Çifte Minareli Medrese’nin karşısındaki cami; taçkapısındaki kitabeye göre 1738-39’da Narmanlı Hacı Yusuf tarafından yaptırıldı ve adını ondan alıyor. Külrengi kesme taşları, beş kubbeli son cemaat yeri ve yüksek kubbesiyle kentin 18. yüzyıl mahalle camilerinin en düzgün örneklerinden. Çifte Minareli Medrese ziyaretine birkaç dakika eklenerek görülebiliyor. Camiye yürüyerek varılıyor ve giriş ücretsiz. Ziyaret birkaç dakika sürüyor; namaz vakitlerinde kalabalık olabiliyor.
Atatürk’ün Erzurum Kongresi günlerinde kaldığı ev, dönemin eşyalarıyla düzenlenerek müzeye çevrildi; çalışma odası ve yatak odası 1919 yazının koşullarını doğrudan gösteriyor. Kongre binasıyla birlikte tek bir tarih rotası oluşturuyor. Eve kent merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Ziyaret yarım saat sürüyor; kongre binasıyla aynı güne konması öneriliyor.
23 Temmuz-7 Ağustos 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nin yapıldığı bina; 1881’de açılan Sanasaryan okulunun yerinde, kongre sırasında Erzurum İdadisi’ydi. 1919’daki tek katlı bina 1924-25 yangınından sonra yeniden yapıldı, bugünkü iki katlı yapı ve kongre salonu bu yüzden temsilî bir canlandırma. ÖNEMLİ: Bina deprem güvenliği nedeniyle Ocak 2026’dan beri ziyarete kapalı; güçlendirme esaslı restorasyon kararı verildi, koleksiyon geçici olarak Ankara’ya taşındı. Kongre Meydanı’ndan dış cephe görülebiliyor; kongre döneminin açık durağı yakındaki Atatürk Evi Müzesi. Yeniden açılıp açılmadığını gitmeden önce kontrol edin.
Kentin arkeoloji ve etnografya koleksiyonunu bir arada sunan müzede, Urartu’dan Osmanlı’ya uzanan buluntuların yanında bölgeye özgü kilim, bakır kap ve oltu taşı işleri sergileniyor; Karaz kültürüne ait çanak çömlek bölümü öne çıkıyor. Müze şehir içinde kalıyor. Binaya merkezden yürüyerek varılıyor, Müzekart geçerli ve ziyaret bir saat sürüyor. Fotoğraf serbest ama flaş kullanımı yasak.
Yüzbaşı Sokak’taki bu yapı grubu tek bir konak değil; 18. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen, en az sekiz bitişik geleneksel evin birleştirilip restorana dönüştürülmesiyle oluştu. Evlerin taş gövdeleri ve sekiz tandırevinin kırlangıç örtülü ahşap tavanları korunmuş; planlar ise işlev değişikliğinde büyük ölçüde değişti ve evler tescilli değil. Bugün yöresel mutfak ve geniş bir antika sergisiyle hem gezi hem sofra durağı. Kent merkezinden yürüyerek varılıyor; yemek ücretli. Akşam saatleri dolu olduğundan hafta sonu için önceden yer ayırtmak gerekiyor.
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda şehrin savunulduğu tabya, Nene Hatun’un adıyla anılan direnişin geçtiği yer olarak biliniyor; siperler ve anıt alanı bugün düzenlenmiş durumda. Kentin savaş belleğini en somut anlatan durak burası. Tabyaya merkezden araçla yaklaşık on beş dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Alan rüzgâra açık; ziyaret yarım saat sürüyor ve bilgi panoları savaşın seyrini veriyor.
Yakutiye ilçesinin ana meydanı, çevresindeki tarihî medreseler ve yaya aksıyla kent gezisinin başlangıç noktası; akşam saatlerinde meydan yürüyüşü Erzurumluların günlük alışkanlığı. Çevredeki kafeler geç saate kadar açık. Meydana otogar ve havalimanı yönünden toplu taşımayla kolayca varılıyor. Kışın zemin buzlandığı için tabanı tutan ayakkabı gerekiyor; meydan çevresinde otopark sınırlı.
Kentin kuzeyindeki geniş park, yürüyüş yolları, gölet ve çocuk alanlarıyla düzenlendi ve adını Erzurum’un tarihindeki 1072 tarihine göndermeyle alıyor; hafta sonu aileler için merkezin en rahat açık alanı. Ağaçlandırma yeni olduğu için gölge sınırlı. Parka merkezden araçla yaklaşık on dakikada varılıyor ve giriş ücretsiz. Otopark geniş; yaz akşamları kalabalık, sabah saatleri sakin geçiyor.
Kentin kuzeyindeki fuar ve kongre yapısı, bölgesel ticaret fuarları ile kitap fuarına ev sahipliği yapıyor; program dışındaki günlerde binanın kendisi bir gezi durağı değil, takvime bakmak gerekiyor. Salonlar büyük ölçekli etkinliklere göre kurulmuş. Merkeze araçla yaklaşık on beş dakika; etkinlik günlerinde belediye servisi kalkıyor. Ziyaret öncesi fuar takvimini kontrol etmek zaman kaybını önlüyor.
İlçe merkezindeki park, yürüyüş halkası ve oturma alanlarıyla günlük kullanıma açık; çevresindeki çay bahçeleri Erzurum’un uzun kışından sonra ilk açık hava buluşmalarının yapıldığı yer. Ağaçlar olgunlaştığı için yaz gölgesi yeterli. Parka kent merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş ücretsiz. Akşamüstü doluluk artıyor; çocuk oyun alanı parkın kuzey ucunda bulunuyor.
2011 Üniversite Kış Oyunları için yapılan tesislerin çevresindeki park, atlama kuleleri ve buz salonlarıyla birlikte kentin spor mirasını gösteriyor; kuleler ovadan bakıldığında Erzurum siluetinin bir parçası hâline geldi. Alan havalimanı yolu üzerinde. Parka merkezden araçla yaklaşık on dakikada varılıyor ve gezmek ücretsiz. Tesislerin içi etkinlik dışında kapalı; dıştan bakış ve fotoğraf için uygun.
Kış oyunları için yapılan salon, bölgenin en donanımlı buz pistlerinden biri ve sezon boyunca lig maçlarına ev sahipliği yapıyor; tribün kapasitesi ulusal turnuvalara göre planlandı. Yapı olimpiyat tesisleri kümesinin içinde kalıyor. Salona merkezden araçla yaklaşık on dakikada varılıyor. Ziyaret maç veya antrenman saatine bağlı; program dışında kapalı olduğu için önceden aramak gerekiyor.
Türkiye’de curling sporunun merkezi sayılan salon, 2011 Üniversiade için yapıldı ve millî takım kampları burada kuruluyor; ülkede bu spora ayrılmış sayılı tesisten biri olması alanı özel kılıyor. Kortlar uluslararası ölçüde. Tesise havalimanı yolu üzerinden araçla yaklaşık on dakikada ulaşılıyor. Halka açık seanslar dönemsel olarak açılıyor; gitmeden önce tesis takvimini kontrol etmek boşuna yolculuğu önlüyor.
Deney düzenekleri ve gösteri salonuyla kurulan merkez, özellikle çocuklu aileler için kentin kapalı gün alternatifi; fizik ve astronomi bölümleri dokunarak öğrenmeye göre tasarlandı. Kış aylarının uzunluğu düşünülünce işlevi artıyor. Merkeze şehir içinden araçla kısa sürede varılıyor ve giriş ücreti düşük tutuluyor. Hafta sonu okul grupları yoğunlaştığı için sabah saatleri daha rahat geçiyor.
Merkezdeki meydan, adını eskiden burada bulunan havuzdan alıyor ve bugün yaya aksının kesişme noktası; çevresindeki dükkânlar ile çay ocakları meydanı gün boyu canlı tutuyor. Kentliler için klasik buluşma yeri. Meydana Cumhuriyet Caddesi’nden yürüyerek varılıyor. Kışın zemin kayganlaşıyor; çevredeki pasajlarda oltu taşı ve bakır satan tezgâhlar bulunuyor.
Kentin batı yakasındaki yeni yerleşimin park alanı, yürüyüş yolları ve spor aletleriyle mahalle ölçeğinde düzenlendi; ağaçlandırma sürdüğü için alan henüz genç ama açık ve ferah. Çevresi toplu konut dokusu. Parka merkezden araçla yaklaşık on beş dakikada varılıyor ve giriş ücretsiz. Gölge sınırlı olduğundan yaz öğlelerinde şapka gerekiyor; otopark sokak üzerinde.
Lalapaşa mahallesindeki tarihî konak, Erzurum’un kesme taş sivil mimarisinin ayakta kalan örneklerinden ve cumbalı cephesiyle sokak dokusuna damga vuruyor; restorasyon sonrası kültür işlevi kazandı. Çevredeki sokaklar eski kent planını koruyor. Konağa kent merkezinden yürüyerek on dakikada varılıyor. Ziyaret programa bağlı olduğundan kapı kapalıysa cephe ve sokak gezisi yine değerli.
Büyükşehir belediyesinin merkezde işlettiği tesis, çay bahçesi ve yemek servisiyle günübirlik kullanıma açık; Çifte Minareler çevresindeki gezi hattının hemen yanında olması onu pratik bir mola noktası yapıyor. Fiyatlar belediye tarifesiyle belirleniyor. Tesise kent merkezinden yürüyerek varılıyor. Kapalı bölüm kış boyunca hizmet veriyor; öğle saatlerinde doluluk yükseliyor.
Şehir merkezine yalnızca birkaç kilometre uzaklıktaki merkez, Türkiye’de pistin kente bu kadar yakın olduğu sayılı yerden biri; uzun ve dik parkurlarıyla ileri seviye kayakçıların tercih ettiği bir profil taşıyor. Kar kalitesi kuru ve tozlu olmasıyla anılıyor. Merkeze şehirden araçla on beş dakikada varılıyor, otel servisleri düzenli. Sezon aralık-nisan; ekipman kiralama pist eteğinde bulunuyor.
Palandöken eteğindeki türbe, kente hâkim konumuyla hem ziyaret hem manzara noktası; yöre halkı için yüzyıllardır süregelen bir adak geleneğinin merkezi sayılıyor. Tepeden Erzurum ovası bütünüyle görülüyor. Türbeye merkezden araçla yaklaşık yirmi dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Yol kışın buzlanabiliyor; ziyaret kısa sürüyor ve alanda otopark bulunuyor.
Sultan Abdülmecid döneminde, 1850’lerde kentin doğusundaki Topdağı’na yapılan tabya; Aziziye ile birlikte 1877-78 savunma hattının parçası ve avlulu, koğuşlu planıyla bugün ayakta kalan en bütünlüklü tabyalardan. Nene Hatun Tarihi Milli Parkı içinde, ancak bakımsız; 2024’te odalarının hayvan barınağı olarak kullanıldığı haberlere yansıdı. Alan sessiz ve az ziyaret ediliyor. Tabyaya merkezden araçla yaklaşık yirmi dakikada varılıyor, giriş ücretsiz. Zemin taşlı ve iç mekânlarda yıkıntı var; sağlam ayakkabı gerekiyor ve gölge bulunmuyor.
Haritada Nene Hatun Tabyası adıyla işaretlenen bu nokta, kentin doğusundaki 1877-78 tabyalar bölgesinde. Ad, 8-9 Kasım 1877’de Aziziye Tabyası’nın geri alınmasına katılan Erzurumlu kadınların simgesi Nene Hatun’dan geliyor; tarihî kaynaklarda Nene Hatun adını taşıyan ayrı bir 19. yüzyıl tabyası geçmiyor. Savunmanın asıl anlatıldığı yerler Aziziye Tabyası, Nene Hatun Heykeli ve Nene Hatun’un mezarının bulunduğu Aziziye Şehitliği; üçü aynı gezide görülebiliyor. Alana merkezden araçla yaklaşık yirmi dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Rüzgâr sırtlarda belirgin biçimde artıyor.
Tabyalar bölgesindeki heykel, 8-9 Kasım 1877 Aziziye müdafaasına katılan Erzurumlu kadınların simgesi Nene Hatun’u anıyor; heykeltıraş Metin Yurdanur’un eseri. İlk hâlindeki tüfek sonradan baltayla değiştirildi, sırtındaki bebek ise onun annesi olduğunu hatırlatan bir simge olarak bırakıldı. Nene Hatun’un mezarı yakındaki Aziziye Şehitliği’nde; anma törenleri her yıl 22 Mayıs’ta ve 8-9 Kasım’da yapılıyor. Heykel tabya rotasının parçası. Alana merkezden araçla yirmi dakikada varılıyor, giriş ücretsiz. Ziyaret birkaç dakika; tabyalarla tek turda birleştirmek daha verimli.
Erzurum ovasının güneyini kapatan dağ, üç bin metreye yaklaşan zirvesiyle kentin iklimini ve kış turizmini doğrudan belirliyor; yaz aylarında yamaçlar yayla otlaklarına ve yürüyüş rotalarına dönüşüyor. Kar örtüsü mayısa kadar sürebiliyor. Yamaçlara şehirden araçla on beş dakikada çıkılıyor. Yaz yürüyüşlerinde bile rüzgârlık gerekiyor; hava sırt hattında hızla değişebiliyor.
Palandöken’in kuzeybatısındaki merkez, daha geniş ve yumuşak pistleriyle yeni başlayanlara ve aile gruplarına uygun bir alternatif sunuyor; 2011 Üniversiade için geliştirilen tesisler burada kuruldu. Kalabalık Palandöken’e göre daha az. Merkeze şehirden araçla yaklaşık otuz dakikada varılıyor. Sezon aralık-mart; hafta içi pistler boş, hafta sonu telesiyej kuyruğu uzuyor.
Palandöken’in zirvesine verilen ad, aynı zamanda buradaki tesis ve pist kümesinin markası; üç bin iki yüz metreye yakın yükseklikten başlayan iniş, ülkedeki en uzun parkurlar arasında sayılıyor. Zirveden ova ve şehir birlikte görülüyor. Konaklı yönünden araçla, alt istasyondan mekanik tesisle çıkılıyor. Zirvede sıcaklık şehirden çok düşük; yüz maskesi ve kar gözlüğü gerekiyor.
Palandöken yamacındaki mekanik hat, kışın kayakçıyı zirveye taşıyor, yaz aylarında ise manzara turu için çalışıyor; kabinden çıkılan yükseklikte Erzurum ovası ile kentin ızgara planı net biçimde okunuyor. Yaz seferleri hava koşuluna bağlı. Alt istasyona şehirden araçla on beş dakikada varılıyor. Bilet gişede alınıyor; rüzgârlı günlerde hat kapatılabildiği için önceden teyit gerekiyor.
Kapalı pist, kış oyunları mirasının halka açık kalan ayağı ve sezon boyunca serbest patene seans veriyor; paten kiralama tesiste yapılıyor, bu yüzden ekipman getirmek gerekmiyor. Salon özellikle hafta sonu aileler tarafından kullanılıyor. Tesise merkezden araçla kısa sürede varılıyor. Seans saatleri sınırlı; hafta sonu için önceden saat öğrenmek sıra beklemeyi önlüyor.
Büyükşehir belediyesinin yamaçta işlettiği tesis, camlı salonundan pistleri ve ovayı birlikte gören konumuyla kayak yapmayanlar için de bir durak; sıcak içecek ve yöresel çorba servisi gün boyu sürüyor. Fiyatlar belediye tarifesine bağlı. Tesise şehirden araçla on beş dakikada varılıyor. Hafta sonu öğle saatleri dolu geçiyor; otopark tesise bitişik bulunuyor.
Tortum Gölü’nün fazla suyunun kayalıktan döküldüğü şelale, kırk sekiz metreye yaklaşan yüksekliğiyle Türkiye’nin en büyük doğal şelalelerinden; su debisi ilkbahar sonunda ve barajdan bırakılan dönemlerde en gösterişli hâlini alıyor. Alt seyir platformu düzenlenmiş durumda. Şelaleye Uzundere merkezinden araçla on beş dakikada varılıyor; giriş ücreti düşük. Yaz ortasında debi düşebildiği için önceden bilgi almak gerekiyor.
Tortum Çayı’na hâkim sarp kayalık üzerindeki Orta Çağ kalesi; Tortum vadisini ve Çoruh’tan gelen eski yolu denetliyordu. Bölge o dönemde Gürcü Tao prensliğindeydi; Osmanlı kaynaklarında Akçakale adıyla “bölgenin kilidi” sayılan kale 1549’da Kara Ahmed Paşa’nın seferinde alındı. İçinde şapel ve sarnıç kalıntıları var; duvarların bir bölümü kayanın kendisiyle bütünleşmiş, bugün harap durumda ve onarım bekliyor. Kaleye Uzundere yönünden araçla yaklaşan bir yolla varılıyor, son bölüm patika. Tırmanış dik ve korkuluksuz; yalnız çıkılmaması öneriliyor.
Tao’nun Bagratlı prensleri Bagrat ve David’in 960’lar-970’lerde yaptırdığı, Vaftizci Yahya’ya adanmış katedral (Gürcüce Oshki); Tao-Klarceti bölgesinin en görkemli yapılarından. Yüksek kubbe kasnağı, güney cephedeki başmelekli ve bağışçı prensli kabartmalar ve kör kemer dizileri dışarıdan görülebiliyor. ÖNEMLİ: Haziran 2026 haberlerine göre apsis tavanı ve kubbede çöküntü olduğu için iç mekâna artık girilmiyor; yapıyı dışarıdan ve uygun mesafeden gezin. Yapı köy içinde kalıyor. Kiliseye Uzundere’den araçla yaklaşık yarım saatte, son bölümü dar köy yolundan varılıyor; giriş ücretsiz.
Heyelanın vadiyi kapatmasıyla oluşan doğal set gölü, Erzurum’un en büyük su yüzeyi ve kıyı boyunca uzanan yol manzara sürüşü için elverişli; suyun rengi mevsime göre koyu yeşilden turkuaza dönüyor. Gölün fazlası şelaleye dökülüyor. Kıyıya Uzundere-Tortum karayolundan doğrudan varılıyor. Kıyıda tesis sınırlı; yol dar ve virajlı olduğundan yavaş sürüş gerekiyor.
Göl kıyısındaki yamaca kurulan seyir noktası, suyun vadi içinde çizdiği kıvrımı tek kareye sığdıran açısıyla rotanın fotoğraf durağı; platform ve oturma alanı düzenlenmiş durumda. Gün batımında ışık göl yüzeyinde belirgin biçimde değişiyor. Alana karayolu üzerinden araçla doğrudan çıkılıyor ve giriş ücretsiz. Rüzgâr yamaçta güçlü esiyor; korkuluk dışına çıkmamak gerekiyor.
Bugünkü Tortum ilçe merkezinde değil, eski Tortum yerleşimi olan Tortumkale köyünün üstündeki kayalıkta duran Orta Çağ kalesi; bölge o dönemde Gürcü Tao prensliğindeydi, kale 1549’da Kara Ahmed Paşa’nın iki günlük kuşatmasıyla Osmanlı’ya geçti. Yüksek sur parçaları ve kale içindeki tek nefli kilisenin bir duvarı ayakta; yapı harabe hâlinde. Kaleye Tortum merkezinden araçla Tortumkale köyüne gidip son bölümü yürüyerek varılıyor; yol tarifini buna göre alın. Patika taşlı ve dik; giriş ücretsiz ve alanda gölge bulunmuyor.
Bağbaşı köyündeki manastır kilisesi, onuncu yüzyıldan kalıyor ve cami olarak kullanılmaya devam ettiği için bölgedeki benzerlerinden çok daha sağlam durumda; dış cephedeki kabartmalar ve kubbe kasnağı özgün işçiliği koruyor. Yapı köy dokusunun içinde. Kiliseye Tortum’dan araçla yaklaşık yarım saatte varılıyor. İbadete açık olduğundan namaz saatleri dışında ve uygun kıyafetle geziliyor.
Su yüzeyinde hareket eden bitki kütlelerinin oluşturduğu adacıklar, rüzgârın yönüne göre yer değiştirdikleri için her ziyarette farklı bir görüntü veriyor; oluşum bölgede az rastlanan bir doğa olayı sayılıyor. Alan göl havzasının kuzeyinde kalıyor. Noktaya Tortum’dan araçla varılıyor, son bölüm stabilize yol. Suya girilmiyor; kıyı yumuşak olduğundan kenara fazla yaklaşmamak gerekiyor.
Oltu Çayı’nın kıyısındaki kayalık tepeye oturan kale, Oltu’nun simgesi ve vadiyi baştan sona gören konumuyla yüzyıllarca yol denetimini üstlendi. Ayakta duran surlar büyük ölçüde Orta Çağ işçiliği; bazı tanıtımlardaki Urartu yapımı iddiası tartışmalı. İçeride Gürcü dönemine ait altı yapraklı bir şapelin temeli, Kadı Zinnun Türbesi ve çaya inen gizli su tüneli var. 2024’ten beri restorasyon projesi sürüyor, Mayıs 2025’te bir burç yağışlarla yıkıldı; ziyaret düzeni değişebildiği için gitmeden önce belediyeye sorun. Kaleye ilçe merkezinden yürüyerek çıkılıyor; tırmanış on beş dakika sürüyor.
İlçe merkezindeki Aleksandr Nevski (Rus) Kilisesi, 1878-1918 arasındaki Rus idaresi döneminde bir garnizon kilisesi olarak yapıldı ve Oltu’nun bu az bilinen kırk yılını somut biçimde anlatıyor. Uzun yıllar harabe kalan yapı 2019-2023’te aslına uygun biçimde restore edildi; 2026’da halk kütüphanesi ve okuma salonuna dönüştürülmesi için çalışma başladı, bir bölümünün ziyarete açık tutulması planlanıyor. Cephedeki iki renkli taş işçiliği ve beş yüzlü apsis dışarıdan rahatça görülüyor. Kiliseye ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor; içeri girilip girilemeyeceği çalışmalar sürdüğü için değişebiliyor.
Farklı renkteki kil ve kumtaşı katmanlarının yan yana gelmesiyle oluşan tepeler, kırmızıdan sarıya uzanan bantlarıyla Oltu çevresinin en dikkat çekici doğa manzarasını veriyor; renkler yağmurdan sonra ve alçak güneşte belirginleşiyor. Alan geniş bir vadi yamacına yayılıyor. Tepelere ilçe merkezinden araçla kısa sürede varılıyor. Yol stabilize; yağışlı havada zemin kayganlaşıyor ve alanda tesis bulunmuyor.
Çayın açtığı vadi, Oltu’yu Tortum’a bağlayan yol boyunca dar boğazlar ve kırmızı kayalıklarla ilerliyor; su kenarındaki söğütlükler yaz aylarında ilçe halkının serinleme alanı. Vadi aynı zamanda oltu taşı yataklarının bulunduğu bölge. Vadiye karayolu üzerinden doğrudan iniliyor. Yol virajlı ve dar; su kenarında düzenlenmiş tesis sınırlı olduğundan erzak yanınızda olmalı.
İlçe merkezindeki park, yürüyüş yolları ve çocuk alanlarıyla düzenlendi ve Oltu’nun günlük açık hava kullanımının merkezi; kale manzarası park içinden görülebiliyor. Ağaçlandırma sürüyor. Bahçeye Oltu merkezindeki ana caddeden yürüyerek birkaç dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Akşamüstü doluluk belirgin biçimde artıyor; kale tırmanışından dönenler için gölgeli oturma alanları bulunuyor ve parkı kale gezisiyle aynı yürüyüşe bağlamak mümkün.
Erzurum’u 1202’de Saltuklulardan alan Selçuklu meliki Tuğrulşah adına (1202-1225), kitabesine göre Atabeg Şemseddin Erdemşah’ın yaptırdığı cami; Çoruh vadisinde Selçuklu dönemini yazılı bir belgeyle bugüne bağlayan yapılardan. Yapı 1954’te genişletildi, 1971’de minaresi yenilendi; özgün kitabe 1965 onarımında kayboldu, Türkçe çevirisi kuzey girişteki mermer levhada okunuyor. Tepedeki İspir Kalesi’nde daha eski, Saltuklu dönemine tarihlenen Kale Mescidi de var. Camiye İspir merkezindeki çarşı hattından yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Gezi namaz saatlerinin dışına denk getiriliyor; yapı küçük olduğu için ziyaret on dakikayı geçmiyor.
Kaçkar eteklerindeki buzul gölleri, iki bin metrenin üzerinde sıralanıyor ve kar suyuyla beslendikleri için yaz ortasına kadar dolu kalıyor; göller arasındaki patika bölgenin en bilinen yayla yürüyüşü. Alan Çoruh havzasının yüksek kesiminde. Göllere İspir’den araçla yaklaşık bir saatte, son bölümü yürüyerek varılıyor. Sezon temmuz-eylül; rehbersiz çıkılmaması ve hava değişimine hazırlık öneriliyor.
Çoruh vadisine hâkim kayalık üzerindeki kale, ilçeyi yüzyıllarca kontrol eden konumuyla vadinin en belirgin tarihî yapısı; sur hattı ve iç kule kalıntıları büyük ölçüde izlenebiliyor. Kale ilçe merkezinin hemen üzerinde. Yapıya merkezden yürüyerek çıkılıyor ve giriş ücretsiz. Patika dik; tırmanış yirmi dakika sürüyor ve tepeden vadi boyu görülüyor.
İlçe merkezindeki park, Çoruh kıyısındaki düzlüğe kurulan yürüyüş ve dinlenme alanı; vadinin dar tabanında bu ölçekte açık alan bulunması onu İspir için önemli kılıyor. Kıyı düzenlemesi yeni yapıldı. Bahçeye İspir merkezinden Çoruh kıyısına inen sokaklardan yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Nehir kenarı boyunca korkuluk çekilmiş durumda; akşam serinliği vadi tabanında erken bastırdığı için ince bir üstlük işe yarıyor.
Hınıs’taki tarihî camilerden biri olarak tanıtılan yapı; taş gövdesi ve minaresi ilçe silüetinde öne çıkıyor. Yapının tarihine dair yayımlanmış ayrıntılı bilgi sınırlı. Camiye Hınıs merkezinden ulaşılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz saatleri dışında geziliyor; ilçe çarşısı sabah saatlerinde canlı.
İlçenin çevresindeki derin yarıklar, suyun volkanik plato içinde açtığı dar boğazlarla oluştu ve duvarlar yer yer yüz metreye yaklaşıyor; alan yürüyüş ve fotoğraf için elverişli ama düzenlenmiş bir parkur bulunmuyor. Manzara bahar aylarında en yeşil hâlinde. Kanyonlara Hınıs merkezinden araçla kısa sürede varılıyor. Kenarlarda korkuluk yok; çocuklarla gidildiğinde mesafe korunmalı.
Hınıs Çayı’nın açtığı geniş vadi, ilçenin tarım alanlarını taşıyan verimli tabanıyla çevresindeki kurak platodan ayrılıyor; yol boyunca köy yerleşimleri ve söğütlükler sıralanıyor. Vadi aynı zamanda ilçeyi Erzurum’a bağlayan güzergâh. Vadiye ilçe merkezinden araçla doğrudan iniliyor. Düzenlenmiş tesis bulunmadığından mola için erzak yanınızda olmalı; yol asfalt.
Narman çevresindeki kırmızı aşınma sütunları, demir oksitli killi katmanların yağmur ve rüzgârla oyulmasıyla oluştu ve rengi yüzünden bölgede Kızıl Vadi diye anılıyor; biçim olarak Kapadokya’ya benzese de renk ve kayaç tümüyle farklı. Alan geniş bir vadiye yayılıyor. Vadiye Narman merkezinden araçla on beş dakikada varılıyor, giriş ücretsiz. Gölge yok; alçak güneşte renkler en canlı hâlini alıyor.
Aşkale’nin Ortabahçe (eski adıyla Cinis) mahallesindeki şehitlik, 1918’in ilk aylarında Rus ordusunun çekilmesinin ardından köyde öldürülen sivil köylüleri anıyor; kaynaklar yaklaşık 600 kişilik nüfustan çok azının kurtulduğunu yazıyor. Aşkale’nin kurtuluş yıl dönümünde, her yıl 3 Mart’ta anma yapılıyor. Burası bir gezi durağından çok bir anma yeri; ziyareti kısa ve sessiz tutmak gerekiyor. Şehitliğe Aşkale merkezinden araçla kısa sürede varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor.
Kop Dağı geçidindeki anıt, Birinci Dünya Savaşı’nda soğuk ve kar yüzünden yaşanan büyük kayıpları anıyor; iki bin metreyi aşan geçit, cephenin lojistik olarak neden bu kadar zor olduğunu tek bakışta anlatıyor. Anıt Erzurum-Bayburt yolu üzerinde. Alana karayolundan doğrudan varılıyor ve giriş ücretsiz. Kışın geçit tipiye kapanabiliyor; yola çıkmadan durum sorulmalı.
Demiryolu istasyonunun bulunduğu mahalledeki park, ilçenin günlük açık alan kullanımını üstleniyor ve yürüyüş yolu ile çocuk bölümü düzenlenmiş durumda; istasyon yapısı parkın hemen yanında kalıyor. Aşkale demiryolunun bölgedeki eski duraklarından. Bahçeye Aşkale merkezinden istasyon yönüne yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Ağaçlar genç olduğu için gölge sınırlı kalıyor; akşamüstü kullanım yoğunlaşıyor ve otopark istasyon binasının önünde bulunuyor.
Aziziye’nin Ilıca semtindeki kaplıca, adını doğrudan sıcak sudan alan yerleşimin merkezinde ve bölgedeki en eski termal kullanım noktalarından; havuzlar ile aile bölümleri ayrı düzenlenmiş durumda. Su kalsiyum ve bikarbonat bakımından zengin sayılıyor. Tesise Erzurum merkezinden araçla yaklaşık yarım saatte varılıyor. Giriş ücretli; hafta sonu doluluk arttığından hafta içi tercih ediliyor.
Köprüköy’ün Güzelhisar mahallesinde, sarp kayalıklar üzerine kurulmuş bir kale; kökeninin Urartu dönemine uzandığı düşünülüyor. Sasani döneminde Ab-Nik, Bizans kaynaklarında Abnikon adıyla geçiyor. 11. yüzyılın ortasında Tuğrul Bey kaleyi alamadı; 1071’den sonra Saltuklulara geçerek sınır kalesi oldu. 14. yüzyılın başında İlhanlı hükümdarı Olcaytu kaleyi yeniden yaptırdı; oğlu Ebû Saîd Bahadır Han’ın 1316’da tahta burada çıktığı anlatılıyor. Ardından Timur, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Osmanlı dönemlerinde kullanıldı; Dede Korkut hikâyelerinde de adı geçiyor. 1922 depremiyle büyük ölçüde yıkıldı, taşları köylülerce yapı malzemesi olarak sökülmüş. Bugün kayalık üzerinde sur kalıntıları görülüyor; tırmanış dik ve korumasız, sağlam ayakkabı gerekiyor, ziyaret ücretsiz.
Aras Nehri üzerindeki taş köprü, geleneğe göre 1297-98’de İlhanlı hükümdarı Gazan Han’ın emiri Emir Çoban tarafından yaptırıldı; kitabesi okunamadığı için tarih ve yaptıran kesinleşmiş değil. Kırmızı, siyah ve gri taşlarla örülmüş sivri kemerli gözleriyle yüzyıllarca Erzurum’dan Muş ve Van yönüne giden yolun Aras geçidi oldu; ilçe adını doğrudan bu yapıdan alıyor. Yedi gözünden biri 1872 onarımında kapatıldı, köprü 1727, 1948 ve 2011’de de onarım gördü. Yapıya karayolundan doğrudan varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Araç geçişine kapalı; üzerinde yürüyerek geçmek mümkün.
Köprüköy sınırlarındaki kaynak, yüksek sıcaklığı yüzünden yörede bu adla anılıyor ve geleneksel kullanımı uzun yıllara dayanıyor; tesis sade, işlevi tedavi amaçlı banyoya odaklı. Çevresi açık kırlık alan. Kaplıcaya ilçe merkezinden araçla kısa sürede varılıyor. Konaklama imkânı sınırlı; su sıcak olduğundan giriş süresini kademeli tutmak gerekiyor.
İlçe merkezindeki belediye kaplıcası, Pasinler ovasındaki jeotermal kaynağı aile ve genel bölümlerle hizmete açıyor; bölgede günübirlik termal kullanımın en yaygın adresi burası. Ücretlendirme belediyenin ilan ettiği liste üzerinden yapılıyor. Tesise Erzurum merkezinden araçla yaklaşık kırk dakikada varılıyor. Hafta sonu yoğun; aile kabinleri için sıra beklememek adına erken saat tercih ediliyor.
Çat’ın Karaşeyh çevresindeki tepe, yüksek plato manzarasıyla ilçenin en belirgin doğa noktası ve yaz aylarında çevresindeki otlaklar hayvancılık için kullanılıyor; zirveden plato bütün olarak görülüyor. Alanda düzenlenmiş bir tesis bulunmuyor. Tepeye Çat merkezinden araçla yaklaşık yarım saatte, son bölümü stabilize yoldan varılıyor. Erzak ve su yanınızda olmalı; hava plato üzerinde hızla değişiyor.
Gaziler köyü çevresindeki kale, Bardız vadisinin geçiş noktasını denetleyen konumuyla kuruldu ve sur hattının bir bölümü hâlâ ayakta; yapı bölgenin Gürcü ve Osmanlı dönemleri arasındaki sınır geçmişini yansıtıyor. Vadi çevresi ormanlık. Kaleye Şenkaya merkezinden araçla, son bölümü toprak yoldan varılıyor. Tabela sınırlı olduğundan köyden yol sormak gerekiyor; tırmanış kısa ama dik.
Horasan’ın Hızırilyas mevkiindeki termal tesis, ilçedeki jeotermal kaynağı banyo ve dinlenme bölümleriyle kullanıma açıyor; bölgede günübirlik sıcak su kullanımının başlıca adresi burası ve çevresi açık kırlık alan. Tesis sade bir düzene sahip. Alana Horasan merkezinden araçla kısa sürede varılıyor. Ücret tarifeyle belirleniyor; kalabalık hafta sonu artıyor ve konaklama imkânı sınırlı.
Karayazı merkezindeki cami, ilçenin ana ibadet yapısı ve yüksek plato üzerindeki bu küçük yerleşimin en belirgin dikey ögesi; minaresi düz araziden uzaktan görülüyor. İlçe iki bin metreye yakın yükseklikte kurulmuş. Camiye Karayazı merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz vakitleri dışında geziliyor; ilçe küçük olduğu için gezi kısa sürüyor.
Karaçoban’ın Erhanlar mevkiindeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve çevresindeki çarşı hattının odağı; yapı sade ama yerleşim için toplanma noktası işlevini sürdürüyor. İlçe Erzurum’un güneydoğu ucunda, Murat havzasına yakın konumda. Camiye ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş ücretsiz. Namaz saatleri dışında geziliyor; çevrede otopark sokak üzerinde.
Olur’un Çataksu (eski adıyla Tavusker) mahallesindeki bu cami, Google’da Tavusker Tahta Camii adıyla kayıtlı; 17. yüzyılın ikinci yarısında Derviş Mehmet Efendi tarafından yaptırıldı (basında 1666, kitabe okumalarında 1671 tarihi veriliyor). Taş duvarların üzerine oturan ahşap çatı, tavan, ahşap direkler, mihrap ve kadınlar mahfili çivi kullanılmadan birleştirilmiş; süslemeler doğal boyalarla yapılmış. Yaklaşık 250 metrekarelik yapı geçirdiği onarımlara rağmen ahşap çatı sistemini özgün hâliyle koruyor ve bugün de ibadete açık. Mahalle Ayvalı Baraj Gölü yakınında, Olur merkezinin batısında; ziyaret namaz vakitleri dışında yapılıyor, ücretsiz ve yarım saat sürüyor.
Olur merkezindeki cami, Cumhuriyet Caddesi üzerinde ve ilçenin dar vadi tabanına sıkışmış yerleşiminde en görünür yapı; minaresi çevredeki kayalık yamaçların önünde belirgin duruyor. Olur, Erzurum’un kuzey ucunda Artvin sınırına yakın. Camiye ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Yol Oltu üzerinden uzun sürdüğünden gezi güne yayılmalı.
Pazaryolu’nun 21 Haziran mahallesindeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve dağlarla çevrili küçük yerleşimin toplanma noktası; ilçe adını eskiden burada kurulan pazardan alıyor. Yerleşim Çoruh havzasının batı ucunda kalıyor. Yapıya ilçenin tek ana caddesinden yürüyerek birkaç dakikada ulaşılıyor ve ziyaret için ücret alınmıyor. İspir üzerinden gelen yol dar ve virajlı olduğundan yolculuk, haritadaki mesafenin gösterdiğinden belirgin biçimde uzun sürüyor.
Tekman merkezindeki cami, ilçenin ana ibadet yapısı ve iki bin metreye yakın yükseklikteki bu plato yerleşiminin en belirgin yapısı; kış aylarının uzunluğu düşünülünce cami avlusu yılın büyük bölümünde karla kaplı kalıyor. İlçe Erzurum’un güneyinde bulunuyor. Yapıya Tekman merkezindeki çarşı hattından yürüyerek ulaşılıyor ve ziyaret ücretsiz. Plato yolları kışın tipide kapanabildiği için yola çıkmadan karayolu durumunu sormak gerekiyor.
Erzurum’da iki ayrı sezon var ve ikisi birbirinin yerine geçmiyor. Aralık-mart arası kayak dönemi: Palandöken ve Konaklı pistleri açık, kar kuru ve tozlu, şehir otelleri dolu. Bu aylarda kuzeydeki Tortum-Uzundere-Oltu hattı ve yayla yolları karla kapanabildiği için program merkeze ve piste odaklanıyor. Haziran-eylül arası ise ilin doğa yüzünü açan dönem: Tortum Şelalesi, Tortum Gölü, Öşvank ve Haho manastırları, Narman Peribacaları ile İspir Yedigöller bu aylarda rahatça geziliyor. Mayıs özel bir ay; kar suyuyla beslenen şelale en gür hâline ulaşıyor, ancak yüksek yaylalarda yollar hâlâ kapalı olabiliyor. Eylül hava berraklığı ve düşük kalabalıkla fotoğraf için yılın en dengeli ayı. Nisan ve kasım ise iki sezonun arasına düşüyor: kayak biter, doğa hattı henüz açılmaz; bu aylarda gelenler için program büyük ölçüde şehir merkezindeki medreseler, müzeler ve tabyalarla sınırlı kalıyor.
Aylara göre hava, program ve kalabalık
Erzurum’un takvimi diğer illerden farklı işliyor: kış ölü sezon değil, ana sezon. Buna karşılık ilin kuzeyindeki şelale, göl ve manastır hattı ile yayla yolları yalnız yaz aylarında rahat geziliyor. Programı hangi Erzurum’u görmek istediğinize göre kurmak gerekiyor.
Dönem
Hava
Ne öne çıkar
Kalabalık
Not
Aralık–Şubat
-12 / -2 °C
Palandöken, Konaklı
Yüksek
Kayak sezonunun kalbi; kar kuru ve tozlu. Oteller yılbaşı ile sömestrde önceden doluyor.
Mart
-6 / 5 °C
Geç sezon kayak
Orta
Pistler genelde açık ama kar yumuşuyor. Kuzey ilçe yolları hâlâ karlı olabiliyor.
Nisan
-1 / 12 °C
Merkez, müzeler
Düşük
Ara dönem: kayak biter, kuzey hattı henüz açılmaz. Program şehir içine kayıyor.
Mayıs
4 / 18 °C
Tortum Şelalesi
Düşük
Kar erimesiyle şelale en gür hâlinde. Yüksek yaylalarda yollar hâlâ kapalı olabiliyor.
Haziran–Ağustos
9 / 26 °C
Kuzey hattı, yaylalar
Orta
Tortum, Uzundere, Oltu, Narman ve İspir Yedigöller bu aylarda geziliyor; geceler yine serin.
Eylül
5 / 21 °C
Manastırlar, Narman
Düşük
Hava berrak, kalabalık düşük. Fotoğraf için yılın en dengeli ayı.
Ekim–Kasım
-4 / 12 °C
Merkez, tabyalar
Düşük
İlk kar ekim sonunda düşebiliyor; yüksek ilçe yolları kasımda kapanmaya başlıyor.
Erzurum’a Nasıl Ulaşılır?
Uçakla:Erzurum Havalimanı şehir merkezine yaklaşık 10 kilometre mesafede; İstanbul, Ankara ve İzmir’den düzenli seferler bulunuyor ve kış sezonunda sefer sayısı artıyor.
Karayoluyla: Erzincan 190, Kars 205, Ağrı 180, Artvin 215, Trabzon 320, Van 410, Ankara 875 km. Otogar merkeze yakın ve şehirlerarası seferler düzenli.
Trenle: Erzurum, Ankara-Kars hattının duraklarından biri; Doğu Ekspresi gara uğruyor ve kış aylarında bilet bulmak zorlaşıyor.
İl içinde: Palandöken 8, Pasinler 40, Aşkale 55, Köprüköy 60, Çat 75, Narman 85, Horasan 90, Tortum 100, Tekman 100, Uzundere 120, Karayazı 120, Oltu 125, Hınıs 140, İspir 145, Şenkaya 160, Karaçoban 160, Olur 165, Pazaryolu 170 km. İlçe merkezlerine minibüs var ancak şelale, manastırlar ve yaylalar için araç gerekiyor.
Kuzey hattı notu: Tortum-Uzundere-Oltu güzergâhı dağlık ve virajlı; 120 kilometre yaklaşık iki saat sürüyor, sabah erken çıkmak gerekiyor.
Önerilen Gezi Rotaları
Erzurum’da mesafeler büyük: Palandöken 8, Pasinler 40, Aşkale 55, Narman 85, Tortum 100, Uzundere 120, Oltu 125, İspir 145, Olur 165 kilometre. Kuzey hattını tek güne almak, merkezi ayrı tutmak gerekiyor.
1. gün — Merkez ve Selçuklu yapıları
09:30 Çifte Minareli Medrese ve Üç Kümbetler.
11:00 Yakutiye Medresesi (Etnografya Müzesi).
12:30 Rüstem Paşa Bedesteni, oltu taşı tezgâhları.
14:00 Cağ kebabı molası.
15:30 Erzurum Kalesi ve Tepsi Minare.
17:00 Erzurum Kongre Binası ve Atatürk Evi.
2. gün — Kuzey hattı
07:30 Tortum yönüne hareket.
09:30 Tortum Gölü seyir alanı.
10:30 Tortum Şelalesi.
13:00 Uzundere’de öğle.
14:30 Öşvank Manastırı.
16:30 Haho Manastırı üzerinden dönüş.
3. gün — Palandöken ya da Oltu
Kışın Palandöken pistleri, teleferikle Ejder 3200.
Yazın Oltu Kalesi ve Gökkuşağı Tepeleri.
14:00 Narman Peribacaları (Kızıl Vadi).
17:00 Aziziye Tabyası ve Nene Hatun Anıtı.
Alternatif günler
Doğu Pasinler termal ve Çobandede Köprüsü.
Kuzeybatı İspir Kalesi ve Yedigöller yürüyüşü.
Batı Aşkale, Kop Şehitler Abidesi.
Aile Olimpiyat Parkı, buz pisti ve bilim merkezi.
Bütçe: Erzurum’da neye ne kadar gider?
Selçuklu yapıları ücretsiz. Çifte Minareli Medrese avlusu, Üç Kümbetler, camiler ve tabyalar giriş almıyor; Erzurum Kalesi’nde sembolik ücret var.
Müzelerde Müzekart geçerli. Yakutiye Medresesi, Erzurum Müzesi, Kongre Binası ve Atatürk Evi düşük bütçeli duraklar.
Kayak ayrı bir bütçe kalemi. Palandöken’de günlük kayak kartı, ekipman kirası ve ders ayrı ayrı fiyatlanıyor; otellerin paket fiyatları genelde daha avantajlı.
Kuzey hattı yakıt demek. Tortum-Uzundere-Oltu turu gidiş-dönüş 250 kilometreyi buluyor; şelalede düşük bir giriş ücreti alınıyor.
Konaklama ikiye ayrılıyor. Şehir merkezindeki oteller yıl boyu uygun; Palandöken’deki dağ otelleri kış sezonunda belirgin biçimde pahalılaşıyor.
Araç gerekli. Şelale, manastırlar ve yaylalara toplu taşıma yok; Palandöken’e otel servisleri ve şehir içi hat çalışıyor.
Oltu taşı ve peynir. Bedestendeki ustalardan alışverişte sertifika sormak gerekiyor; civil peyniri ve Erzurum lavaşı çarşıdaki üretici dükkânlarında daha uygun.
Kışın başkenti: 1900 metre neyi değiştiriyor?
Erzurum’un iklimini anlatan tek sayı yüksekliği: şehir merkezi 1.900 metre civarında, çevresini saran Palandöken ve Dumlu sıradağları üç bin metreye yaklaşıyor. Denizden uzak, yüksek ve kapalı bir ova olması kışı hem uzun hem kuru yapıyor. Kar yağdığında nem düşük olduğu için tanecikler birbirine yapışmıyor; kayakçıların “toz kar” dediği bu yapı, Palandöken’in ününü büyük ölçüde açıklıyor.
Aynı yükseklik sezonu da uzatıyor. Pistler genellikle aralık başından mart sonuna kadar açık kalıyor ve kuzey yamaçlarda kar nisana kadar tutunabiliyor. Şehrin hemen güneyindeki yamaçta kayılabilmesi, Erzurum’u havalimanına on kilometre uzaklıkta bir kış merkezi hâline getiriyor: sabah inen bir uçaktan öğleden sonra piste çıkmak mümkün.
Yüksekliğin ikinci sonucu yazın hissediliyor. Temmuzda bile gece sıcaklığı tek haneye inebiliyor, bu yüzden yaz gezisine ince bir mont almadan çıkmak yanlış oluyor. Ovanın kısa yaz döngüsü tarımı da belirlemiş: buğday, arpa ve hayvancılık öne çıkıyor, meyve bahçesi neredeyse yok. Bölgenin peynirciliği ve kadayıf dolması gibi yoğun tatlıları da bu yüksek rakım mutfağının parçası.
23 Temmuz 1919: kongrenin toplandığı şehir
Erzurum’un ikinci kimliği yakın tarihten geliyor. 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi, Doğu illerinin temsilcilerini bir araya getirdi ve Millî Mücadele’nin çerçevesini çizen ilk kararların alındığı toplantı oldu. Kongre bir okul binasında yapıldı; bugün aynı yapı, salonu ve delege sıralarıyla müze olarak geziliyor.
Kongre binasının birkaç adım ötesinde, Atatürk’ün o yaz kaldığı ev de müzeye dönüştürülmüş durumda. İki yapıyı ve şehrin batısındaki Aziziye Tabyası’nı aynı güne koymak, Erzurum’un savunma ve kuruluş belleğini sırayla okumayı sağlıyor: tabyalar 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nı, kongre binası 1919’u anlatıyor.
Erzurum’da yapılan yaygın hatalar
Tek sezon sanmak. Erzurum kışın kayak, yazın şelale-manastır-yayla ili. Nisan ve kasımda gelenler ikisini de kaçırıyor.
Tortum’u merkeze yakın sanmak. Şelale 120 kilometre uzakta ve dağ yolu; öğleden sonra çıkanlar manastırları göremeden dönüyor.
Tortum Şelalesi’ni her mevsim aynı sanmak. Debi ilkbahar sonunda yüksek, yaz ortasında belirgin biçimde düşüyor; gitmeden önce durum sormak gerekiyor.
Yazın ince giyinmek. Gündüz 25 dereceyi gören ova, gece tek haneye inebiliyor; yayla ve göl yürüyüşlerinde rüzgârlık şart.
Oltu taşını sertifikasız almak. Piyasada benzeri çok; bedestende ustadan alıp belge istemek en güvenlisi.
Palandöken’i yalnız uzmanlara ayırmak. Dik parkurlar ileri seviyeye uygun ama Konaklı tarafı yeni başlayanlar için daha rahat.
Kongre binasını atlamak. Merkezdeki yürüyüş rotasının üzerinde ve yarım saat sürüyor; Erzurum’u anlamanın en kısa yolu.
Erzurum’da ne yenir?
Erzurum mutfağı yüksek rakımın ve uzun kışın mutfağı: et, hamur ve peynir ağırlıklı, tatlılar yoğun. Şehrin imzası cağ kebabı; şişte değil, yatay şişe dizilen ve odun ateşinde çevrilen kuzu etinin dilim dilim kesilerek servis edilmesiyle ayrılıyor ve geleneksel olarak öğle yemeği sayılıyor.
Tatlı tarafında kadayıf dolması öne çıkıyor: tel kadayıfın cevizle doldurulup kızartılarak şerbetlendiği bu tatlı, Erzurum dışında pek yapılmıyor. Sofrada ayrıca su böreği, Erzurum lavaşı, tel tel ayrılan civil (çeçil) peyniri ve kışlık kete bulunuyor. İspir’in kuru fasulyesi de bölgenin tescilli ürünlerinden.
Yöresel lezzetlerin tarifleri ve nerede yeneceği için Erzurum yöresel yemekleri sayfasına bakabilirsin.
Kuzeyin taş kiliseleri: Erzurum’daki Gürcü mirası
Erzurum denince akla Selçuklu medreseleri geliyor; oysa ilin kuzeyindeki Tortum, Uzundere, Oltu ve Olur hattında bambaşka bir mimari dünya var. Bu vadiler ortaçağda Tao-Klarceti diye anılan bölgenin parçasıydı ve dokuzuncu-on birinci yüzyıllar arasında Bagratlı hanedanının egemenliğinde kilise, manastır ve keşiş yerleşimleriyle doldu. Bugün Artvin ve Ardahan’a dağılan aynı yapı ailesinin en görkemli üyelerinden ikisi Erzurum sınırları içinde duruyor.
Öşvank Manastırı onuncu yüzyılın ikinci yarısında inşa edildi; yüksek kubbesi, sütunlu galerisi ve cephesindeki figürlü taş panolarıyla dönemin taş işçiliğinin ulaştığı seviyeyi doğrudan gösteriyor. Yapının ölçeği, buranın basit bir köy kilisesi değil bölgesel bir merkez olduğunu anlatıyor. Yaklaşık aynı yıllarda yapılan Haho Manastırı ise farklı bir nedenle önemli: kilisesi sonradan cami olarak kullanılmaya başlandığı ve bakımı sürdüğü için, bölgedeki benzerlerinin çoğu yıkılırken bu yapı büyük ölçüde ayakta kaldı.
Gezerken iki şeye dikkat etmek gerekiyor. Yapılar köy içlerinde ve dar yollarla ulaşılıyor; tabelalar sınırlı olduğu için köyden yol sormak zaman kazandırıyor. Haho hâlâ ibadete açık olduğundan ziyaretin namaz saatlerinin dışına denk getirilmesi ve uygun kıyafet gerekiyor. Öşvank’ta ise iç mekân bakımsız; zemin dağınık olduğu için dikkatli yürümek şart.
Tortum Gölü: bir heyelanın bıraktığı su
Erzurum’un en büyük su yüzeyi bir baraj değil, doğanın kendi kapattığı bir vadi. Tortum Çayı’nın açtığı dar boğazda, yamaçtan kopan büyük bir heyelan kütlesi vadiyi tıkadı ve suyun önü kesilince arkada uzun bir göl oluştu. Bu tür oluşumlara set gölü deniyor ve Türkiye’de bu ölçekte örneği az.
Gölün fazla suyu, seti aşarak kayalıktan aşağı döküldüğünde Tortum Şelalesi’ni oluşturuyor; yani göl ile şelale tek bir olayın iki yüzü. Bu bağlantı ziyaret planını da belirliyor: kar erimesinin sürdüğü ilkbahar sonunda gölün seviyesi yükseldiği için şelale gür akıyor, yaz ortasında ise debi belirgin biçimde düşebiliyor. Bölgedeki hidroelektrik kullanımı da akışı etkilediğinden, yola çıkmadan önce şelalenin durumunu sormak boşuna yolculuğu önlüyor.
Sık Sorulan Sorular
Erzurum’da kaç gün gezmek yeterli olur?
Sadece şehir merkezi ve tarihi medreseler için 2 gün yeterlidir. Palandöken’de kayak yapmak ve Tortum, Narman, Oltu gibi ilçeleri de gezmek isterseniz 4–6 günlük bir program çok daha doyurucu olur.
Palandöken’de kayak sezonu ne zaman açılır?
Palandöken’de kayak sezonu genellikle aralık ayında başlar ve mart sonuna, bazı yıllarda nisan başına kadar sürer. Yüksek rakım sayesinde kalın ve kaliteli kar örtüsü uzun süre korunur.
Erzurum Havalimanı şehir merkezine ne kadar uzaklıkta?
Erzurum Havalimanı (ERZ) şehir merkezine yaklaşık 10 km uzaklıktadır. Havalimanından merkeze otobüs, havalimanı servisleri ve taksi ile kolayca ulaşabilirsiniz; kış sezonunda uçuş sayısı belirgin şekilde artar.
Erzurum’da araç kiralamak gerekir mi?
Şehir merkezinde otobüs ve tramvay ağı yeterlidir. Ancak Tortum Şelalesi, Narman Peribacaları, Oltu ve İspir gibi ilçelere toplu taşımayla ulaşmak zor olabilir; ilçeleri özgürce gezmek için araç kiralamak büyük avantaj sağlar.
Erzurum’da mutlaka görülmesi gereken yerler nelerdir?
Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi, Erzurum Kalesi, Üç Kümbetler, Palandöken Kayak Merkezi, Tortum Şelalesi ve Narman Peribacaları Erzurum’un öne çıkan durakları arasındadır.
Palandöken’e kayak takımı götürmek şart mı?
Şart değil. Kayak, snowboard, bot ve kask günlük olarak kiralanabiliyor; başlangıç seviyesine ders veren okullar da bulunuyor. Palandöken’in pistleri şehrin sırtına yaslandığı ve merkezden on beş dakikada ulaşıldığı için ekipmanı pist bölgesinde bırakıp akşam şehre inmek kolay. Kendi takımını getirenler için de otellerde ekipman odaları bulunuyor.
Erzurum’un tarihi merkezi kışın gezilebilir mi?
Gezilebilir; plan yalnızca hava saatine göre kurulmalı. Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi, Ulu Cami ve Üç Kümbetler birbirine yürüme mesafesinde olduğu için sert soğukta bile kısa turlarla görülüyor. Erzurum Türkiye’nin en yüksek il merkezlerinden biri; Aralık-Şubat’ta gündüz sıcaklığı sıfırın altında kalabiliyor. En rahatı gezmeyi öğle saatlerine toplamak, katmanlı giyinmek ve arada çay molasıyla ısınmak.
Erzurum’a ne zaman gitmek gerekir?
Erzurum’da iki sezon var: kayak için aralık-mart, kuzeydeki Tortum Şelalesi, manastırlar ve yaylalar için haziran-eylül. Nisan ve kasım iki sezonun arasına düştüğü için program şehir merkeziyle sınırlı kalır.
Palandöken Kayak Merkezi şehir merkezine ne kadar uzak?
Palandöken şehir merkezine yaklaşık 8 kilometre mesafede ve araçla on beş dakikada ulaşılıyor. Pistin kente bu kadar yakın olması Erzurum’un en büyük avantajı; havalimanına inen bir ziyaretçi aynı gün piste çıkabiliyor. Zirve Ejder 3200 adıyla anılıyor.
Tortum Şelalesi’ne nasıl gidilir?
Şelale Uzundere ilçesinde ve Erzurum merkezine yaklaşık 120 kilometre uzaklıkta; Tortum üzerinden karayoluyla iki saat sürüyor ve toplu taşıma bulunmuyor. Yaklaşık 48 metreden dökülen su ilkbahar sonunda en gür hâlini alıyor, yaz ortasında debi düşebiliyor.
Oltu taşı nedir, nereden alınır?
Oltu taşı yalnızca Erzurum’un Oltu çevresindeki yataklardan çıkarılan, işlenince parlayan siyah bir taş; tesbih, yüzük ve süs eşyasında kullanılıyor. En güvenli alışveriş merkezdeki Rüstem Paşa Bedesteni’nde ustaların tezgâhından yapılıyor ve satıcıdan belge istenmesi öneriliyor.
Erzurum’a Doğu Ekspresi ile gidilir mi?
Gidiliyor. Ankara-Kars arasında çalışan Doğu Ekspresi Erzurum’da duruyor ve kış aylarında bu hat başlı başına bir gezi nedeni. Tren yolculuğu uzun sürdüğü için biletler, özellikle turistik sefer, erken tükeniyor. Erzurum’a uçakla gelenler için havalimanı merkeze 10 kilometre. İl içinde Tortum-Uzundere ve Oltu-Narman hatlarına ulaşmak için araç gerekiyor.
Erzurum’un Selçuklu yapıları hangileri?
Merkezde Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi ve Üç Kümbetler aynı yürüyüş hattında toplanıyor; taş işçiliği ve anıtsal taç kapılarıyla Anadolu Selçuklu mimarisinin en güçlü örnekleri arasında sayılıyorlar. Üçü tek günde, yürüyerek geziliyor. Kış aylarında meydan ve avlular karlı olduğundan kaymayan ayakkabı işe yarıyor; müze olarak kullanılan yapılarda giriş biletli.
Narman Peribacaları nedir?
Oltu-Narman hattındaki kırmızı renkli aşınma kuleleri, demir oksit bakımından zengin toprak nedeniyle Kapadokya’dakinden farklı olarak kızıl tonlarda görünüyor ve yörede Peri Bacaları adıyla anılıyor. Alan gölgesiz; ışık en iyi sabah ve gün batımına yakın saatlerde. Erzurum merkezine uzak olduğu için Oltu ve Narman aynı güne planlanıyor, dönüş için gün ışığı hesaplanmalı.
📚 Kaynaklar ve resmî bağlantılar7 kaynak
Aşağıdaki kurumlar bu sayfadaki bilgileri karşılaştırmak ve ziyaret öncesi güncel durumu (saat, ücret, yol ve sezon) teyit etmek için başvurulabilecek resmî kaynaklardır. Giriş ücretleri ve ziyaret saatleri dönem dönem değiştiği için kesin bilgi her zaman kurumun kendi sayfasındadır.
Bu sayfadaki fotoğrafların bir bölümü Wikimedia Commons üzerinden serbest lisanslarla kullanılmıştır. Lisans gereği eser sahibi ve lisans bilgisi aşağıda belirtilmiştir.
whattowants.com, siteyi çalıştırmak ve reklam sunmak için çerez kullanır. 6698 sayılı KVKK
kapsamındaki aydınlatma için Çerez Politikası'na
bakabilirsiniz. Reddederseniz reklamlar kişiselleştirilmeden gösterilir.