Hatay’ın merkezi Antakya, antik çağda Antiokheia adıyla Roma dünyasının en büyük şehirlerinden biriydi; Harbiye’deki villalardan çıkarılan zemin mozaikleri bugün dünyanın en zengin koleksiyonlarından birini oluşturuyor. Kent aynı zamanda cami, kilise ve havranın aynı sokakta durduğu bir çok dinlilik geleneğine sahip.
6 Şubat 2023 depremleri bu tarihî dokuyu ağır vurdu: Habib-i Neccar Camii ve Rum Ortodoks Kilisesi yıkıldı, Uzun Çarşı büyük hasar aldı. Şehir yeniden inşa ediliyor ve bu sayfadaki tarihî yapı kartları, ziyaret öncesi durumun teyit edilmesi gerektiğini ayrıca yazıyor.
İlin geri kalanı ayakta ve gezilebilir durumda: Samandağ’da Titus Tüneli, Harbiye’de şelaleler, Payas’ta Sokullu Külliyesi, İskenderun’da körfez sahili, Vakıflı’da Türkiye’nin tek Ermeni köyü.
Aşağıdaki ilçe başlıklarına dokunarak Hatay’daki durakları harita bağlantılarıyla birlikte görüntüleyebilirsin.
6 Şubat 2023 depremlerinde Antakya’nın tarihî merkezi ağır hasar aldı. Müzeler ve ilçelerdeki duraklar geziliyor; tarihî yapıların durumu için ziyaret öncesi teyit gerekiyor.
⏳ Kaç gün gerekir?
Antakya ve Harbiye 1 gün; Samandağ-Çevlik hattı 1 gün; İskenderun-Payas-Arsuz 1 gün. Üç gün ili kapsıyor.
📅 En iyi dönem
Nisan-mayıs ve eylül-ekim. Yaz sıcak ve nemli, kış ılık ama yağışlı; bahar aylarında hem hava hem yeşillik en iyi durumda.
✈️ Ulaşım
Hatay Havalimanı merkeze yaklaşık 25 km (depremde hasar gördü, onarılarak yeniden açıldı). Adana 190, Gaziantep 200, Ankara 700 km.
🖼️ Mozaikler
Hatay Arkeoloji Müzesi dünyanın en zengin Roma mozaiği koleksiyonlarından birine sahip; deprem sonrası yeniden ziyarete açıldı.
⛏️ Titus Tüneli
Samandağ Çevlik’te; Roma’nın limanı selden korumak için kayaya oyduğu yüzlerce metrelik kanal. Girişi ücretli.
🍮 Ne yenir?
Künefe, humus, oruk, tepsi kebabı, sürk peyniri ve zahter. Antakya UNESCO Gastronomi Şehri.
💡 İpucu
Yaz nemi bunaltıcı; tarihî alan gezilerini sabaha, sahil ve şelaleleri öğleden sonraya almak işe yarıyor.
Zenginler mahallesindeki gastronomi evi, Antakya’nın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’ndaki mutfak kimliğini tanıtmak için kuruldu; yöresel tariflerin gösterimi ve tadımı burada yapılıyor. Yapı tarihî merkezde, Prof. Dr. Ataman Sokak üzerinde bulunuyor. Eve kent merkezinden yürüyerek birkaç dakikada ulaşılıyor ve gezmek için ücret alınmıyor; tadım ve atölyeler ayrı ücretlendiriliyor. Program bazlı çalıştığı için ziyaret öncesi randevu almak ya da etkinlik takvimini kontrol etmek gerekiyor.
Karlısu çevresindeki gölet ve macera parkı, su kaydırakları, ip parkuru ve yürüyüş alanlarıyla aileler için düzenlendi; kent merkezine yakınlığı onu günübirlik çıkışların ilk adresi yapıyor. Alan orman dokusunun içinde kalıyor. Parka Antakya’dan araçla kısa sürede varılıyor; etkinlikler ayrı ücretlendiriliyor. Yaz hafta sonları kalabalık; sabah saatleri daha rahat.
Dünyanın en zengin Roma mozaiği koleksiyonlarından biri burada: Harbiye ve çevresindeki villalardan çıkarılan zemin mozaikleri, antik Antiokheia’nın zenginliğini doğrudan gösteriyor. Müze, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından onarılarak yeniden ziyarete açıldı. Müzeye Antakya-Reyhanlı yolu üzerinden araçla varılıyor ve Müzekart geçerli. Ziyaret en az bir saat sürüyor; gitmeden önce güncel açılış saatlerini teyit etmek gerekiyor.
Anadolu’nun en eski camilerinden sayılan yapı, aynı alandaki tapınak ve kilise katmanlarının üzerine kurulmuştu ve Antakya’nın çok katmanlı tarihinin simgesiydi. 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkıldı ve yeniden inşa çalışmaları sürüyor. Alana kent merkezinden yürüyerek on dakikada varılıyor ve dışarıdan bakmak için ücret alınmıyor. Şantiye çevresi kapalı olduğundan ziyaret dıştan izlemekle sınırlı; yola çıkmadan önce belediyeden ya da yerinden güncel durumu sormak gerekiyor.
Kentin merkezindeki Ulu Cami, Uzun Çarşı hattının başında yer alıyor ve Antakya’nın Osmanlı dönemi yapıları arasında en çok kullanılanıydı. Yapı 6 Şubat 2023 depremlerinde ağır hasar aldı ve restorasyon sürecine alındı. Camiye kent merkezinden yürüyerek varılıyor. Ziyaretin mümkün olup olmadığı çalışmaların aşamasına bağlı; yola çıkmadan önce durumu teyit etmek gerekiyor.
Kentin kendi hikâyesini anlatmak için kurulan müze, Antakya’nın çok dinli ve çok dilli yapısını, gündelik yaşamını ve mutfağını sergiler üzerinden aktarıyor; arkeoloji müzesinin tamamlayıcısı niteliğinde. Depremin ardından kent müzeciliği yeniden düzenleniyor. Müzeye şehir merkezinden ulaşılıyor ve giriş ücreti düşük tutuluyor. Açılış durumu değişebildiği için ziyaret öncesi bilgi almak gerekiyor.
Şehitler mahallesindeki müze, Hatay’ın defne, mersin, kekik ve zeytin gibi bitkilerini hem botanik hem mutfak açısından ele alıyor; ilin adını veren defne ağacı da bu anlatının merkezinde. Koleksiyon küçük ama konu bakımından ülkede ender. Müzeye kent merkezinden yürüyerek varılıyor. Ziyaret yarım saat sürüyor; deprem sonrası açılış saatleri değişebiliyor.
Zenginler mahallesindeki kilise, Antakya’nın Rum Ortodoks cemaatinin ana ibadet yapısıydı ve kentin çok dinli dokusunun en görünür simgelerindendi. Yapı 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkıldı ve yeniden yapımı sürüyor. Kilise, tarihî merkezdeki Gazipaşa Caddesi üzerinde; alana çarşı hattından yürüyerek birkaç dakikada ulaşılıyor ve ücret alınmıyor. İnşaat alanı çevrili olduğundan ziyaret dıştan izlemekle sınırlı kalıyor ve durum sık değişiyor.
Aynı mahalledeki Katolik kilisesi, Antakya’da yüzyıllardır bir arada yaşayan cemaatlerin bir başka halkası; avlulu düzeni ve sade iç mekânıyla kentin sivil dokusuna karışıyordu. Yapı da depremden etkilendi ve onarım kapsamına alındı. Kiliseye tarihî merkezden yürüyerek beş dakikada ulaşılıyor ve ziyaret için ücret alınmıyor. Açık olup olmadığı onarımın aşamasına bağlı; cemaat ofisinden ya da yerinden önceden bilgi almak boşuna yolculuğu önlüyor.
Asi Nehri üzerindeki geçişi taşıyan köprü ve çevresi, Antakya’nın kent belleğinde bir semt adı olarak da yaşıyor; nehir kenarı yürüyüşü buradan başlıyor ve karşı yakadaki çarşı hattına bağlanıyor. Alan kent merkezinde. Köprüye şehir içinden yürüyerek varılıyor ve geçiş ücretsiz. Deprem sonrası çevre düzenlemesi sürüyor; nehir kenarındaki bazı bölümler kapalı olabiliyor.
Hatay Devleti döneminde meclis olarak kullanılan bina, sonradan kültür ve sanat merkezine dönüştürüldü; ilin kısa süreli bağımsız devlet geçmişini hatırlatan sayılı yapıdan biri. Salonlarda sergi ve etkinlik düzenleniyor. Binaya kent merkezinden yürüyerek varılıyor. Etkinlik programına bağlı olarak açık oluyor; deprem sonrası kullanım durumu için önceden sormak gerekiyor.
Antakya’nın yüzyıllardır süren ticaret hattı, dar sokaklara dizilmiş baharatçılar, künefeciler, bakırcılar ve sabuncularla kentin en canlı yeriydi. 6 Şubat 2023 depremlerinde çarşının tarihî dokusu ağır hasar aldı; esnafın bir bölümü geçici alanlarda faaliyetini sürdürüyor. Çarşıya kent merkezinden yürüyerek varılıyor. Hangi bölümlerin açık olduğu değişkendir; gitmeden önce durum sorulmalı.
Habib-i Neccar Dağı’nın eteğinde kayaya oyulan bu kilise, Hristiyanlığın ilk cemaatlerinden birinin toplandığı yer kabul ediliyor ve dünyanın en eski kiliselerinden sayılıyor; anıt müze statüsünde. Yapı depremden etkilendi ve koruma çalışmaları kapsamına alındı. Kiliseye kent merkezinden araçla birkaç dakikada çıkılıyor. Ziyarete açık olup olmadığı değişebiliyor; önceden teyit gerekiyor.
Antakya’nın UNESCO Gastronomi Şehri unvanına dayanan mutfağını tek bir hatta toplayan çarşı, künefeden humusa, oruk’tan sürk peynirine yöresel ürünleri bir arada sunuyor; kentin yeme-içme kültürünü tanımak için en pratik durak. Alan kent merkezinde. Çarşıya yürüyerek varılıyor ve gezmek ücretsiz. Deprem sonrası işletmelerin bir bölümü yer değiştirdi; güncel durum sorulmalı.
Büyükşehir belediyesinin işlettiği tesis, çay bahçesi ve yemek servisiyle günübirlik kullanıma açık; Habib-i Neccar Dağı eteğindeki konumu şehre bakan bir manzara sunuyor. Fiyatlar büyükşehrin ilan ettiği tarifeye bağlı ve masa için önceden yer ayırtmak gerekmiyor. Tesise kent merkezinden İzmir Caddesi üzerinden araçla birkaç dakikada çıkılıyor. Öğle ve akşamüstü saatlerinde doluluk belirgin biçimde yükseliyor; camlı kapalı bölüm kışın da açık kalıyor ve otopark tesise bitişik bulunuyor.
Roma döneminde Seleucia Pieria limanını sel sularından korumak için kayaya oyulan bu tünel, yüz metrelerce uzunlukta ve yer yer yirmi metreyi aşan duvarlarıyla antik mühendisliğin en etkileyici örneklerinden; kazı tamamen insan gücüyle yapıldı. Tünel Çevlik çevresinde. Alana Samandağ’dan araçla varılıyor; giriş ücretli. İçerisi ıslak ve karanlık; kaymaz taban ve el feneri gerekiyor.
Titus Tüneli’nin hemen yanındaki kaya mezarları, Roma dönemi Seleucia Pieria’nın nekropolünü oluşturuyor; kayaya oyulan odalar ve lahitler dönemin gömü geleneğini doğrudan gösteriyor. Alan tünel rotasının hemen devamında kalıyor. Mağaraya aynı güzergâhtan yürüyerek çıkılıyor ve giriş Titus Tüneli biletine dâhil. Patika taşlı ve basamaksız; iç mekânlarda aydınlatma bulunmadığı için el feneri işe yarıyor ve ziyaret yarım saat sürüyor.
Musa Dağı eteğindeki Vakıflı, Türkiye’nin Ermeni nüfusun yaşadığı tek köyü olarak biliniyor; taş evleri, kilisesi ve organik tarım üretimiyle küçük ama kendine özgü bir yerleşim. Köy, bölgenin çok kültürlü yapısının yaşayan örneği. Köye Samandağ’dan araçla kısa sürede varılıyor ve gezmek ücretsiz. Köy küçük; ziyarette yerel yaşama saygılı davranmak gerekiyor.
Seleukos kralları tarafından kurulan liman kenti, antik Antiokheia’nın denize açılan kapısıydı; sur kalıntıları, liman izleri ve kaya yapıları geniş bir alana yayılıyor. Titus Tüneli de bu kentin altyapı projesiydi. Alana Samandağ’dan araçla varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Alan işaretsiz ve geniş; gölge bulunmadığı için sabah saatleri uygun.
Antik limanın bulunduğu koydaki plaj, çakıl ve kum karışımı kıyısıyla Samandağ çevresindeki en kullanışlı deniz noktalarından; antik kalıntılara yürüme mesafesinde olması onu ayrı kılıyor. Kıyıda büfe ve duş imkânı bulunuyor. Plaja Samandağ’dan araçla kısa sürede varılıyor. Akdeniz’in bu kesiminde akıntı olabiliyor; uyarı bayraklarına dikkat edilmeli.
Çevlik kıyısındaki deniz feneri ve çevresi, kayalık burun üzerindeki konumuyla gün batımı için tercih ediliyor; fener hâlâ işlevini sürdürüyor ve çevresindeki patikalar yürüyüşe uygun. Alan antik liman rotasının ucunda kalıyor. Fenere Çevlik’ten araçla yaklaşılıyor, son bölüm yürüyerek geçiliyor ve giriş için ücret alınmıyor. Kayalıklar keskin ve dalgayla ıslanıyor; kıyıya yaklaşırken dikkat gerekiyor ve alanda gölge bulunmuyor.
Asi Nehri’nin denize kavuştuğu deltadaki sulak alan, göçmen kuşların Akdeniz üzerindeki önemli konaklama noktalarından biri; flamingo ve yaban ördeği gibi türler dönemsel olarak burada görülüyor. Alan koruma statüsünde. Alana Samandağ merkezinden delta yolundan araçla varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Dürbün getirmek gerekiyor; kuş gözlemi için en verimli dönemler ilkbahar ve sonbahar göçleri, gün doğumu ise en hareketli saat.
Samandağ’ın arkasında yükselen dağ, hem doğa yürüyüşleri hem tarihî anlatılarıyla biliniyor ve eteklerindeki köyler bölgenin çok kültürlü yapısını taşıyor; zirveden Asi deltası ile Akdeniz birlikte görülüyor. Dağ, Vakıflı rotasının üzerinde. Yamaçlara Samandağ’dan araçla çıkılıyor, yüksek kesime yürüyerek devam ediliyor ve giriş için ücret alınmıyor. Patikalar işaretsiz olduğundan yerel bir rehber ya da güncel iz kaydı işe yarıyor; yaz sıcağında yürüyüş sabah saatlerine alınmalı.
İlçenin uzun kumsalı, Akdeniz kıyısındaki en geniş plajlardan biri ve deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı olarak koruma altında; yaz aylarında kıyı boyunca düzenleme yapılıyor. Kum ince ve kıyı sığ ilerliyor. Plaja Samandağ merkezinden araçla on dakikada varılıyor ve halka açık bölümlerde giriş ücreti alınmıyor. Deniz kaplumbağalarının yuvalama döneminde gece kıyıya çıkılmıyor, ışık ve ateş kullanılmıyor; bu kurallara uyulması alanın korunması için zorunlu.
Samandağ’a bağlı bu köy, gövdesi birkaç kişinin kucaklayamayacağı kadar geniş olan yaşlı çınarıyla tanınıyor; ağacın yaşı yerel anlatılarda binlerle ifade ediliyor ve köy meydanı bu ağacın çevresinde kurulmuş. Alan Musa Dağı eteğinde. Köye Samandağ merkezinden araçla on beş dakikada ulaşılıyor ve gezmek için ücret alınmıyor. Ziyaret kısa sürüyor; ağacın çevresindeki köy kahvelerinde mola verilebiliyor ve otopark meydanın kenarında bulunuyor.
Çevlik koyundaki belediye tesisi, deniz manzaralı oturma alanı ve yemek servisiyle günübirlik kullanıma açık; antik liman ve tünel gezisinin doğal mola noktası. Ücretlendirme belediyenin listesine göre yapılıyor ve fiyatlar çevredeki işletmelere göre düşük kalıyor. Tesise Samandağ merkezinden araçla on beş dakikada varılıyor. Yaz akşamlarında doluluk yükseliyor; deniz manzaralı bölüm için erken gitmek gerekiyor ve otopark tesis çevresinde bulunuyor.
Körfez boyunca kilometrelerce uzanan sahil bandı, İskenderun’un gündelik hayatının merkezi; yürüyüş ve bisiklet yolu, oturma alanları ve kafelerle düzenlendi ve akşam saatlerinde kent buraya iniyor. Deprem sonrası kıyı düzenlemesi yenilendi. Sahile kent merkezinden yürüyerek varılıyor ve kullanım ücretsiz. Gün batımı en yoğun saat; gölge sınırlı olduğundan öğle sıcağı zorlayıcı.
Sahil hattına komşu park, geniş yeşil alanı, koşu parkuru ve çocuk bölümleriyle kentin en büyük düzenli açık alanı; sahil yürüyüşüyle birleşerek uzun bir rota oluşturuyor. Ağaç örtüsü olgunlaştığından park yaz öğlelerinde bile gölgeli kalıyor. Parka sahil bandından yürüyerek her noktadan girilebiliyor ve kullanım ücretsiz. Hafta sonu doluluk artıyor; koşu parkuru sahil yürüyüş yoluna bağlanıyor ve otopark park çevresindeki sokaklarda bulunuyor.
Körfezin girişindeki fener, İskenderun’un liman kimliğinin simgesi ve sahil yürüyüşünün uç noktası; kırmızı-beyaz gövdesi kent fotoğraflarının değişmez ögesi hâline geldi. Fener bugün de çalışır durumda. Alana sahil bandından yürüyerek varılıyor ve gezmek için ücret alınmıyor; fenerin içine girilmiyor, ziyaret dıştan bakışla sınırlı. Gün batımında çevre kalabalıklaşıyor ve rüzgârlı günlerde dalga rıhtımı aşabildiği için kenara fazla yaklaşmamak gerekiyor.
Sahilin doğu ucundaki barınak, küçük balıkçı teknelerinin bağlandığı ve günlük avın doğrudan satıldığı yer; kent mutfağının deniz ürünleri tarafını en yakından görebileceğiniz nokta. Çevrede balık lokantaları sıralanıyor ve fiyatlar sahil bandına göre uygun kalıyor. Barınağa sahil yolundan yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Tekneler sabaha karşı döndüğü için erken saatler en hareketli dönem; öğleden sonra tezgâhlar büyük ölçüde boşalıyor.
Kentin denize açılan tarihî iskelesi, İskenderun’un yüzyıllardır liman şehri olmasının somut izlerinden; bugün yürüyüş ve manzara amaçlı kullanılıyor ve körfezin karşı kıyısı buradan görülüyor. Alan sahil bandının ortasında kalıyor. İskeleye kent merkezinden yürüyerek birkaç dakikada ulaşılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Akşam saatlerinde yoğunluk artıyor; ahşap ve beton zemin ıslakken kayganlaştığı için dikkatli yürümek gerekiyor.
Sahil bandındaki anıt meydanı, kentin kurtuluşunu ve Hatay’ın anavatana katılışını anan tören alanı; çevresindeki düzenleme meydanı gün boyu yaya kullanımına açık tutuyor. Alan sahil yürüyüşünün tam üzerinde kalıyor. Meydana kent merkezinden yürüyerek varılıyor ve kullanım için ücret alınmıyor. Resmî tören günlerinde alan geçici olarak kapatılabiliyor; ziyaret on dakikayı geçmiyor ve çevredeki kafeler mola için uygun.
Antik çağda Daphne adıyla anılan Harbiye’deki şelaleler, kayalıklardan basamaklar hâlinde dökülüyor ve çevresindeki defne ile çınar gölgesiyle birlikte ilin en eski dinlenme alanını oluşturuyor; Romalılar döneminde de aynı amaçla kullanılıyordu. Alan Defne ilçesinde. Şelaleye Antakya’dan araçla yaklaşık yirmi dakikada varılıyor. Merdivenler ıslak ve kaygan; hafta sonu kalabalık oluyor.
Harbiye vadisindeki ikinci şelale, üzerinden geçen küçük köprüyle birlikte anılıyor ve ana şelaleye göre daha sakin kalıyor; su sesi ve gölgelik yapısı yaz aylarında serinlik veriyor. Alan aynı vadi rotasının üzerinde. Şelaleye Harbiye merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Patika basamaklı ve ıslak; sağlam ayakkabı gerekiyor.
Harbiye’deki bu nokta, adını Apollon ile Daphne efsanesinden alıyor: kayadan sızan sular, efsanede tanrının gözyaşları olarak anlatılıyor ve defne ağacının hikâyesi de buraya bağlanıyor. Alan şelale rotasının içinde kalıyor. Noktaya Harbiye merkezindeki şelale girişinden yürüyerek birkaç dakikada varılıyor ve şelale bileti dışında ayrı ücret alınmıyor. Kaya yüzeyi sürekli ıslak olduğundan yaklaşırken dikkat gerekiyor; ziyaret on dakika sürüyor ve alan gölgeli olduğu için yaz öğlelerinde serin kalıyor.
Harbiye vadisindeki mesire alanı, defne ve çınar ağaçlarının altına kurulan oturma düzeniyle yöre halkının klasik hafta sonu adresi; şelale sesine yakın konumu alanı serin tutuyor. Çevrede yöresel yemek sunan işletmeler bulunuyor. Alana Harbiye merkezinden yürüyerek varılıyor. Yaz hafta sonlarında yer bulmak zorlaşıyor; sabah saatleri daha uygun.
Defne’deki çarşı, el sanatları atölyelerini ve yöresel ürün tezgâhlarını bir araya getiriyor; sabun, ipek dokuma ve bakır işçiliği gibi Hatay’a özgü üretimler burada doğrudan ustasından alınabiliyor. Alan düzenlenmiş bir çarşı yapısında. Çarşıya Antakya’dan araçla kısa sürede varılıyor ve gezmek ücretsiz. Atölyelerin açık olduğu saatler değişiyor; öğleden sonra daha hareketli.
Arsuz sahili, ince kumu ve sığ girişiyle Hatay’ın en çok tercih edilen deniz noktalarından; kıyı boyunca düzenlenmiş plajlar, kafeler ve konaklama tesisleri sıralanıyor. İlçe, antik Rhosus kentinin üzerine kurulu. Plaja İskenderun’dan araçla yaklaşık yarım saatte varılıyor. Yaz hafta sonlarında kalabalık; halka açık bölümlerde duş ve kabin bulunuyor.
Arsuz’un Madenli kesimindeki liman, küçük tekne ve yatların bağlandığı düzenli bir marina; çevresindeki yürüyüş yolu ve balık lokantalarıyla akşam gezisi için kullanılıyor. Alan sahil hattının kuzeyinde. Limana Arsuz merkezinden araçla on dakikada varılıyor ve rıhtım boyunca yürümek için ücret alınmıyor. Akşam saatleri en hareketli dönem; balık lokantaları hafta sonu doluyor, otopark liman girişinde bulunuyor ve tekne turları sezona bağlı çalışıyor.
Yayladağı’na bağlı bu yerleşim, Kel Dağı eteklerindeki konumu ve çevresindeki ormanlık alanla ilçenin doğa rotasının çıkış noktası; köy çevresindeki patikalar yürüyüşe uygun. Alan Suriye sınırına yakın kesimde. Köye Yayladağı merkezinden araçla yaklaşık yirmi dakikada varılıyor ve gezmek için ücret alınmıyor. Alanda tesis bulunmadığından su ve erzak yanınızda olmalı; sınır bölgesi olduğu için yola çıkmadan güncel durumu sormak gerekiyor.
Yayladağı’ndaki bu dağ, ilin güney ucundaki en belirgin yükselti ve adını ağaçsız zirvesinden alıyor; yamaçlarındaki ormanlık kesim yürüyüş için elverişli ve tepeden Akdeniz kıyı şeridi görülüyor. Dağ Kılıç Dağı adıyla da kayıtlı. Yamaçlara Yayladağı’ndan araçla çıkılıyor, zirveye orman yolundan yürüyerek devam ediliyor ve giriş için ücret alınmıyor. Tırmanış yaklaşık iki saat sürüyor ve gölge sınırlı; alan sınır hattına yakın olduğundan güzergâhın önceden sorulması gerekiyor.
Dörtyol ovasındaki höyük, Tunç Çağı’ndan Roma dönemine uzanan katmanlarıyla bölgenin en uzun yerleşim geçmişini taşıyan alanlardan; kazılarda çıkan buluntular İskenderun körfezinin antik ticaretteki yerini gösteriyor. Höyük tarım alanları arasında kalıyor. Alana Dörtyol’dan araçla kısa sürede varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Kazı alanlarına girilmiyor; gölge bulunmuyor.
Dörtyol-Hassa yolu üzerindeki yayla, Amanos eteklerindeki ormanlık düzlükte kurulmuş ve günübirlik piknik alanı olarak düzenlenmiş durumda; yaz aylarında kıyıdaki sıcaktan kaçanlar buraya çıkıyor. Alan çam ormanının içinde. Yaylaya Dörtyol’dan araçla yaklaşık yarım saatte çıkılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Hafta sonları kalabalık oluyor, masa bulmak için erken gitmek gerekiyor; ateş yakmak yalnızca belirlenmiş ocaklarda serbest ve çöp poşetini yanınızda getirmek şart.
İlçe merkezindeki park, yürüyüş yolları, çocuk alanları ve spor aletleriyle düzenlendi ve Dörtyol’un günlük açık hava kullanımının merkezi durumunda; portakal bahçeleriyle çevrili ovada bu ölçekte düzenli yeşil alan sınırlı. Ağaçlandırma olgunlaşıyor. Bahçeye ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş ücretsiz. Akşamüstü doluluk yükseliyor; otopark park çevresinde.
Amik Ovası’ndaki höyük, bölgedeki en erken tarım yerleşimlerinden birini barındırıyor ve kazılarda çıkan tabakalar Neolitik’ten Demir Çağı’na uzanıyor; Amik Ovası, Anadolu ile Mezopotamya arasındaki geçiş bölgesi olarak arkeolojide ayrı bir yere sahip. Alan Reyhanlı yakınında. Höyüğe ilçe merkezinden araçla varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Alan işaretsiz; kazı bölümlerine girilmiyor.
Amik Ovası’nın kurutulmasından geriye kalan sulak alanlardan biri olan göl, kuş varlığıyla öne çıkıyor ve ilkbahar ile sonbaharda göçmen türler için konaklama noktası oluşturuyor. Çevresi tarım arazileriyle sarılı. Göle Reyhanlı’dan araçla kısa sürede varılıyor ve giriş ücretsiz. Kıyıda tesis yok; dürbün ve su yanınızda olmalı.
Amanos adıyla da bilinen sıradağlar, Çukurova ile Hatay arasındaki doğal duvarı oluşturuyor ve iki bin metreyi aşan sırtlarıyla bölgenin iklimini belirliyor; yamaçlardaki ormanlar Akdeniz’in en zengin bitki örtülerinden birini barındırıyor. Sırt hattı yürüyüşe uygun. Dağlara Payas ve Belen üzerinden araçla yaklaşılıyor. Patikalar işaretsiz; yaz sıcağında sabah saatleri tercih edilmeli.
Mimar Sinan’ın eseri olan külliye, cami, medrese, hamam, han ve arastasıyla bir bütün hâlinde ayakta duran nadir Osmanlı yapı gruplarından; Payas’ın hac ve ticaret yolu üzerindeki konumu bu ölçeği açıklıyor. Külliye ilçe merkezinde. Alana İskenderun’dan araçla yaklaşık yarım saatte varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Gezi bir saat sürüyor; arasta bölümü gölgeli.
Külliyenin hemen yanındaki kale, deniz kıyısındaki konumuyla limanı ve kervan yolunu koruyordu; Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinin izlerini birlikte taşıyor ve surların bir bölümü ayakta. Yapı külliye rotasının doğal parçası. Kaleye Payas merkezinden yürüyerek birkaç dakikada ulaşılıyor ve gezmek için ücret alınmıyor. Zemin taşlı ve engebeli olduğundan sağlam ayakkabı gerekiyor; gezi yarım saat sürüyor ve gölge bulunmuyor.
İlçenin sahil kesimindeki park ve plaj, su oyun alanları ve düzenlenmiş kıyı bandıyla aileler için hazırlandı; külliye gezisinin ardından serinlemek için pratik bir durak. Alan İstiklal mahallesindeki sahil bandında kalıyor. Plaja Payas merkezinden yürüyerek varılıyor ve kıyıya giriş ücretsiz; su oyun alanları ayrı ücretlendiriliyor. Yaz hafta sonlarında kalabalık oluyor ve oyun alanları yalnız belirli saatlerde çalışıyor.
Belen’in yamacındaki bu yayla, İskenderun körfezine bakan konumu ve serin havasıyla yazın kıyıdan kaçanların adresi; çam ormanının içindeki mesire alanı günübirlik kullanıma düzenlenmiş durumda. Alan yörede Soğukoluk adıyla da anılıyor. Yaylaya İskenderun’dan Belen üzerinden araçla yaklaşık yarım saatte çıkılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Hafta sonları kalabalık oluyor; akşamüstü sis inebildiği için dönüş yolunda görüş düşebiliyor.
Başlamış mahallesindeki içmeler, sülfatlı suyuyla bölgede uzun yıllardır kullanılıyor ve çevresindeki düzenlemeyle günübirlik kullanıma açık; Erzin’in bilinen sağlık turizmi noktası burası. Tesis sade bir yapıda kurulmuş. Alana Erzin merkezinden araçla on dakikada varılıyor ve kullanım ücretli. Konaklama imkânı sınırlı olduğundan günübirlik gidiliyor; su içimi ve banyo süreleri için tesisin kurallarına uyulması gerekiyor ve hafta sonu doluluk artıyor.
Erzin’in üzerindeki tepeye kurulan belediye tesisi, ovaya ve körfeze bakan manzarasıyla ilçenin en iyi seyir noktası; çay bahçesi ve yemek servisi gün boyu açık. Fiyatlar belediye listesine göre uygulanıyor. Tepeye ilçe merkezinden araçla birkaç dakikada çıkılıyor. Gün batımı en yoğun saat; otopark tesis çevresinde bulunuyor.
Kırıkhan’ın Cumhuriyet mahallesindeki cami, ilçe merkezinin ana ibadet yapısı ve Mareşal Çakmak Caddesi üzerindeki konumuyla çarşının odağı; ilçe, Amik Ovası ile Amanos eteklerinin buluştuğu hatta kurulu. Yapı depremin ardından onarım gördü. Camiye ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor ve ziyaret ücretsiz. Namaz saatleri dışında geziliyor; çevrede çarşı hattı bulunuyor.
Hassa’nın Tepebaşı mahallesindeki cami, ilçenin merkezindeki ana ibadet yapılarından ve Amanos eteklerine yaslanan yerleşimde en görünür yapı; ilçe, Gaziantep sınırına yakın konumda ve dağ geçitleriyle çevrili. Yapı, Mezarlık Caddesi üzerinde ve çarşı hattına yürüme mesafesinde. Camiye ilçe merkezinden yürüyerek birkaç dakikada ulaşılıyor ve ziyaret için ücret alınmıyor. Gezi namaz saatleri dışına denk getiriliyor; Hassa küçük olduğu için tüm ilçe turu yarım saati geçmiyor.
Altınözü’nün Altınkaya mahallesindeki cami, ilçenin zeytinlikler arasına dağılmış yerleşimlerinden birinin ana ibadet yapısı; Altınözü, Hatay’ın zeytinyağı üretiminin merkezlerinden ve çevredeki tepeler baştan sona zeytin ağacıyla kaplı. Cami, mahallenin meydanına bakıyor. Camiye Altınözü merkezinden araçla kısa sürede varılıyor. Ziyaret kısa sürüyor; hasat döneminde köy yolları hareketli.
Kumlu’nun Gökçeoğlu mahallesindeki park, ilçenin düzenli açık alanı ve yürüyüş yolları ile oturma bölümlerinden oluşuyor; Kumlu, Amik Ovası’nın verimli tarım arazileri arasında kurulmuş küçük bir ilçe. Alan Saçar Caddesi üzerinde bulunuyor. Parka Kumlu merkezindeki ana caddeden yürüyerek birkaç dakikada ulaşılıyor ve kullanım için ücret alınmıyor. Ağaçlandırma genç olduğundan gölge sınırlı kalıyor; akşamüstü kullanım yoğunlaşıyor ve çevrede büfe bulunuyor.
Hatay’da en verimli dönemler nisan-mayıs ile eylül-ekim. Bu aylarda hava ılık, nem düşük ve kırlar yeşil; antik alan gezileri, höyükler ve şelaleler rahatça geziliyor. Yaz aylarında sıcaklık otuz derecenin üzerine çıkıyor ve Akdeniz nemi bunu daha da ağırlaştırıyor; bu dönemde Seleucia Pieria ya da Cüdeyde Höyüğü gibi gölgesiz alanları sabaha almak, öğleden sonrayı sahile ya da Belen-Güzelyayla gibi yüksek noktalara ayırmak gerekiyor. Buna karşılık yaz, deniz için en uygun dönem: Arsuz, Çevlik ve Samandağ kıyıları haziran-eylül arasında kullanılıyor. Kış ılık geçiyor ama yağışlı; don olayı görülmediği için şehir gezisi ve müzeler yıl boyu mümkün, ancak toprak yollar ve höyük alanları çamurlanıyor. Kuş gözlemi yapacaklar için Milleyha ve Yenişehir Gölü, göç dönemleri olan ilkbahar ve sonbaharda en hareketli hâlini alıyor. Antakya’nın tarihî yapıları için mevsimden bağımsız tek kural geçerli: ziyaret öncesi güncel durumu teyit etmek.
Aylara göre hava, program ve kalabalık
Hatay tipik Akdeniz iklimine sahip: yaz uzun, sıcak ve nemli; kış ılık ama yağışlı geçiyor. Amanos eteklerindeki Belen ve Güzelyayla gibi yüksek noktalar kıyıdan belirgin biçimde serin kalıyor, bu yüzden yaz programında yükseklik bir araç olarak kullanılabiliyor.
Dönem
Hava
Ne öne çıkar
Kalabalık
Not
Aralık–Şubat
6 / 15 °C
Müzeler, mutfak
Düşük
Yağışlı ama donmuyor. Kapalı mekân ağırlıklı program; sahil ve höyükler çamurlu olabiliyor.
Mart
8 / 19 °C
Harbiye, Amik Ovası
Düşük
Yeşillik dönüyor, şelalelerin debisi yükseliyor. Ara ara sağanak sürüyor.
Nisan–Mayıs
12 / 26 °C
Antik alanlar, kıyı
Orta
Yılın en dengeli dönemi: hava ılık, kırlar yeşil, antik alan gezileri rahat.
Haziran–Ağustos
21 / 34 °C
Deniz, yaylalar
Orta
Sıcak ve nemli. Antik alan gezileri sabaha alınıyor; Belen ve Güzelyayla serinlik veriyor.
Eylül
18 / 31 °C
Deniz, gastronomi
Orta
Deniz hâlâ sıcak, nem düşüyor. Kalabalık azalırken hava gezmek için elverişli hâle geliyor.
Ekim
14 / 26 °C
Antakya, Samandağ
Düşük
İkinci ideal dönem; kuş göçü Milleyha’da bu aylarda izleniyor.
Kasım
10 / 20 °C
Müzeler, çarşı
Düşük
Yağış artıyor, gün kısalıyor. Program şehir içi ve kapalı mekânlara kayıyor.
Hatay’a Nasıl Ulaşılır?
Uçakla:Hatay Havalimanı Antakya merkezine yaklaşık 25 kilometre mesafede; 6 Şubat 2023 depremlerinde hasar gören havalimanı onarılarak yeniden hizmete açıldı, yine de bilet almadan önce sefer durumunu kontrol etmek gerekiyor. Alternatif olarak Adana Şakirpaşa ve Gaziantep havalimanları kullanılabiliyor.
Karayoluyla: Adana 190, Gaziantep 200, Mersin 280, Kahramanmaraş 200, Konya 600, Ankara 700, İstanbul 1.100 km. Otoyol bağlantısı İskenderun üzerinden sağlanıyor ve şehirlerarası otobüs seferleri düzenli.
İl içinde: Harbiye 10, Altınözü 25, Samandağ 30, Kumlu 40, Kırıkhan 45, Reyhanlı 50, Yayladağı 50, Belen 50, İskenderun 60, Arsuz 80, Hassa 80, Payas 90, Dörtyol 100, Erzin 115 km. İlçe merkezleri arasında dolmuş çalışıyor; Çevlik, Vakıflı ve Milleyha için araç gerekiyor.
Deprem sonrası not: Bazı güzergâhlarda yol ve çevre düzenlemesi sürüyor; navigasyonun önerdiği rota kapalı olabiliyor.
Önerilen Gezi Rotaları
Hatay’da mesafeler kısa ama il uzun: Harbiye 10, Altınözü 25, Samandağ 30, Kumlu 40, Kırıkhan 45, Reyhanlı 50, Yayladağı 50, Belen 50, İskenderun 60, Arsuz 80, Hassa 80, Payas 90, Dörtyol 100, Erzin 115 kilometre. Kuzey ilçeleri ayrı bir gün istiyor.
1. gün — Antakya ve Harbiye
09:30 Hatay Arkeoloji Müzesi (mozaikler).
11:30 Saint Pierre Kilisesi.
13:00 Gastronomi çarşısında öğle, künefe.
15:00 Uzun Çarşı ve tarihî merkez.
17:00 Harbiye Şelalesi.
2. gün — Samandağ ve Çevlik
09:00 Titus Tüneli ve Beşikli Mağara.
11:30 Seleucia Pieria.
13:00 Çevlik’te öğle.
14:30 Vakıflı Köyü ve Hıdırbey çınarı.
17:00 Milleyha ya da Samandağ Plajı.
3. gün — Kuzey hattı
09:00 İskenderun sahili ve anıt meydanı.
11:30 Payas Sokullu Külliyesi ve kale.
14:00 Dörtyol ya da Erzin.
16:30 Belen üzerinden Güzelyayla.
Alternatif günler
Deniz Arsuz sahili ve Madenli Yat Limanı.
Ova Reyhanlı: Cüdeyde Höyüğü, Yenişehir Gölü.
Zeytin Altınözü ve Kumlu.
Güney Yayladağı ve Kılıç Dağı.
Bütçe: Hatay’da neye ne kadar gider?
Müzelerde Müzekart geçerli. Hatay Arkeoloji Müzesi ve Saint Pierre Anıt Müzesi kart kapsamında; ikisi de düşük bütçeli duraklar.
Titus Tüneli ücretli. Beşikli Mağara aynı biletle geziliyor, bu yüzden ikisini tek ziyarette birleştirmek gerekiyor.
Doğa ve kıyı ücretsiz. Harbiye şelaleleri çevresindeki mesire alanları, plajların halka açık bölümleri ve höyükler için giriş alınmıyor.
Yemek uygun ve doyurucu. Antakya mutfağı meze ağırlıklı; humus, oruk ve künefe için ayrı bütçe ayırmaya değer.
Konaklama değişken. Deprem sonrası yatak kapasitesi azaldı; Antakya’da sınırlı, İskenderun ve Arsuz’da daha fazla seçenek var — önceden ayırtmak şart.
Araç işleri kolaylaştırıyor. İlçe merkezleri arasında dolmuş çalışıyor ama Çevlik, Vakıflı ve Milleyha gibi noktalar için araç gerekiyor.
Zeytinyağı ve sabun. Altınözü zeytinyağı ile defne sabunu üreticiden alındığında market fiyatının altında kalıyor.
Antiokheia: antik dünyanın büyük şehirlerinden biri
Bugün Antakya denen yerleşim, milattan önce dördüncü yüzyılda Antiokheia adıyla kuruldu ve kısa sürede Doğu Akdeniz’in en büyük merkezlerinden birine dönüştü. Roma döneminde nüfusu yüz binlerle ifade ediliyordu; kent, imparatorluğun doğu seferlerinin üssü, ticaretin düğüm noktası ve lüks bir yaşam merkeziydi.
Bu zenginliğin en somut kanıtı mozaikler. Antiokheia’nın varlıklı aileleri, villalarının zeminlerini mitolojik sahnelerle, av manzaralarıyla ve geometrik bordürlerle kaplattı; özellikle bugünkü Harbiye’de yoğunlaşan yazlık villalardan çıkarılan bu zeminler, Hatay Arkeoloji Müzesi’nin koleksiyonunu dünyanın en zengin Roma mozaiği toplamlarından biri hâline getirdi. Mozaikler yalnızca sanat değil, kentin gündelik hayatına dair belge.
Antakya’nın ikinci ayırt edici özelliği inanç tarihindeki yeri. Hristiyanlığın ilk cemaatlerinden biri burada toplandı ve Saint Pierre Kilisesi bu geleneğin merkezinde sayılıyor. Sonraki yüzyıllarda kent Müslüman, Hristiyan ve Yahudi toplulukların yan yana yaşadığı bir yapı kurdu; aynı sokakta cami, kilise ve havranın bulunması Antakya’nın en çok anılan özelliğiydi.
6 Şubat 2023 ve sonrası: Hatay’a gitmek hâlâ mümkün mü?
Bu sayfayı okuyanların en çok merak ettiği soru bu. Açık cevap: ilin büyük bölümü gezilebilir durumda, ancak Antakya’nın tarihî merkezi hâlâ bir yeniden inşa alanı. 6 Şubat 2023 depremlerinde Habib-i Neccar Camii ve Antakya Rum Ortodoks Kilisesi yıkıldı, Ulu Cami ile Uzun Çarşı’nın tarihî dokusu ağır hasar aldı. Bu yapıların hangisinin ne zaman ziyarete açılacağı çalışmaların aşamasına bağlı.
Buna karşılık Hatay Arkeoloji Müzesi onarılarak yeniden açıldı ve mozaik koleksiyonu yerinde duruyor. Samandağ’daki Titus Tüneli, Seleucia Pieria ve Vakıflı; Payas’taki Sokullu Külliyesi; Harbiye şelaleleri; İskenderun ve Arsuz sahilleri gezilebilir durumda. Yani ilin kültürel ve doğal omurgası ayakta.
Pratik öneriler şöyle: konaklama kapasitesi azaldığı için yeri önceden ayırtın, Antakya yerine İskenderun ya da Arsuz’da kalmak daha kolay olabiliyor. Tarihî yapılar için yola çıkmadan önce güncel durumu sorun. Ve en önemlisi: bölgeye gitmek, yeniden ayağa kalkan esnaf ve işletmeler için doğrudan destek anlamına geliyor — künefeyi Antakya’da yemek bugün sembolik olmanın ötesinde bir katkı.
Hatay’da yapılan yaygın hatalar
Tarihî yapıları teyit etmeden yola çıkmak. Antakya’daki cami ve kiliselerin bir bölümü yıkıldı ya da restorasyonda; durum aylara göre değişiyor.
İli sadece Antakya sanmak. Samandağ, Payas, İskenderun ve Arsuz hattı depremden görece az etkilendi ve ilin gezilebilir omurgasını oluşturuyor.
Yaz öğlesinde antik alan gezmek. Seleucia Pieria ve höyüklerde gölge yok; nemle birlikte sıcaklık zorlayıcı hâle geliyor.
Konaklamayı son ana bırakmak. Yatak kapasitesi azaldı; sezonda yer bulmak zorlaşıyor.
Titus Tüneli’ne uygun ayakkabısız girmek. İçerisi ıslak ve karanlık; kaymaz taban ve el feneri gerekiyor.
Samandağ Plajı’nda gece ışık kullanmak. Kıyı deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı; ışık ve ateş yasak.
Künefeyi tek tatlı sanmak. Antakya mutfağı meze ağırlıklı; humus, oruk, tepsi kebabı ve zahter aynı sofranın parçası.
Hatay’da ne yenir?
Antakya, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi şehri olarak yer alıyor ve bu unvan mutfağın çeşitliliğinden geliyor: Arap, Türk ve Akdeniz mutfaklarının kesiştiği bir sofra kurulu. Öne çıkan tatlı künefe; tel kadayıf arasına konan tuzsuz peynirin sacda kızartılıp şerbetlenmesiyle yapılıyor ve sıcak servis ediliyor.
Tuzlu tarafta humus, içi cevizli bulgur köftesi olan oruk, fırında pişen tepsi kebabı, kekikli ve susamlı zahter kahvaltısı ile küflendirilerek olgunlaştırılan sürk peyniri sayılabilir. Bölgenin zeytinyağı ve defne sabunu da mutfak kültürünün parçası; Altınözü çevresindeki zeytinlikler bu üretimin merkezi.
Yöresel lezzetlerin tarifleri ve nerede yeneceği için Hatay yöresel yemekleri sayfasına bakabilirsin.
Amik Ovası ve Asi Nehri: ilin görünmeyen omurgası
Hatay’ın kartlarındaki höyükler ve sulak alanlar ilk bakışta dağınık görünüyor; oysa hepsi tek bir coğrafyaya bağlı: Amik Ovası. Amanos Dağları ile Kürt Dağı arasında uzanan bu geniş çöküntü ovası, binlerce yıldır Anadolu ile Suriye-Mezopotamya arasındaki geçiş yolunu taşıyor. Reyhanlı çevresindeki Cüdeyde Höyüğü gibi yerleşimler, ovanın Neolitik’ten beri kesintisiz iskân edildiğini gösteriyor.
Ovanın ortasında yakın döneme kadar büyük bir göl vardı: Amik Gölü. Sıtma ile mücadele ve tarım arazisi kazanma gerekçesiyle yirminci yüzyılın ortasında kurutuldu. Bugün geriye kalan Yenişehir Gölü gibi küçük su yüzeyleri ile Asi deltasındaki Milleyha sulak alanı, göç yolundaki kuşlar için bu havzanın hâlâ ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Ovayı toplayıp denize taşıyan nehir ise Asi. Lübnan’da doğup Suriye üzerinden Hatay’a giren nehir, Antakya’yı ikiye bölerek Samandağ’da Akdeniz’e dökülüyor — antik Antiokheia’nın da, bugünkü kentin de kurulduğu hat bu. Nehrin deltasındaki verimli topraklar ilin narenciye ve zeytin üretimini besliyor; kıyıdaki kumullar ise deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı.
Sık Sorulan Sorular
Hatay’da kaç gün gezmek yeterli olur?
Sadece Antakya merkezi ve yakın çevresi için 2 gün yeterlidir. Samandağ, Defne, İskenderun, Arsuz ve Payas gibi ilçeleri de gezmek isterseniz 4-5 günlük bir program çok daha doyurucu olur.
Hatay mutfağında mutlaka tatmam gereken lezzetler nelerdir?
UNESCO Gastronomi Şehri Hatay’da künefe, oruk, tepsi kebabı, humus, içli köfte ve sürk peyniri öne çıkan lezzetlerdir. Bu tatları Antakya Gastronomi Çarşısı ve Uzun Çarşı çevresindeki esnaf lokantalarında bir arada bulabilirsiniz.
Hatay’da araç kiralamak gerekir mi?
Antakya merkezde toplu taşıma ile birçok noktaya ulaşılabilir. Ancak Samandağ’daki Titus Tüneli, Vakıflı Ermeni Köyü, Defne’deki Harbiye Şelaleleri ve Payas gibi ilçe noktalarını özgürce gezmek için araç kiralamak büyük avantaj sağlar.
Hatay’a en yakın havalimanı hangisidir?
Şehre en yakın hava bağlantısı Hatay Havalimanı’dır. Daha geniş uçuş seçenekleri arayan ziyaretçiler komşu ildeki Adana Havalimanı’nı da sıkça kullanır ve oradan karayoluyla Hatay’a ulaşır.
Hatay’da mutlaka görülmesi gereken yerler nelerdir?
Antakya Arkeoloji Müzesi, Saint Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii, Uzun Çarşı, Titus Tüneli, Harbiye Şelaleleri, Vakıflı Ermeni Köyü ve İskenderun sahili Hatay’ın öne çıkan durakları arasındadır.
İlin büyük bölümü gezilebilir durumda: Hatay Arkeoloji Müzesi onarılarak yeniden açıldı, Samandağ’daki Titus Tüneli ve Seleucia Pieria, Payas Sokullu Külliyesi, Harbiye şelaleleri ile İskenderun ve Arsuz sahilleri açık. Antakya’nın tarihî merkezi ise hâlâ yeniden inşa alanı; oradaki yapılar için ziyaret öncesi durum teyidi gerekiyor.
Antakya’daki tarihî camiler ve kiliseler açık mı?
Habib-i Neccar Camii ve Antakya Rum Ortodoks Kilisesi 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkıldı; yeniden inşa çalışmaları sürüyor. Antakya Ulu Cami ve Katolik Kilisesi ağır hasar alarak restorasyona girdi. Bu yapıların ziyarete açık olup olmadığı çalışmaların aşamasına göre değişiyor.
Hatay Arkeoloji Müzesi’nde ne var?
Müze, ağırlıklı olarak Harbiye ve çevresindeki Roma villalarından çıkarılan zemin mozaiklerini sergiliyor ve dünyanın en zengin Roma mozaiği koleksiyonlarından birine sahip. Mitolojik sahneler ve av tasvirleri koleksiyonun omurgasını oluşturuyor; müze deprem sonrası yeniden ziyarete açıldı ve Müzekart geçerli.
Titus Tüneli nerede ve nasıl gezilir?
Tünel, Samandağ’ın Çevlik mevkiinde ve antik Seleucia Pieria limanını sel sularından korumak için Roma döneminde kayaya oyuldu. Girişi ücretli ve aynı biletle Beşikli Mağara kaya mezarları da geziliyor. İçerisi ıslak ve karanlık olduğundan kaymaz taban ve el feneri gerekiyor.
Hatay’a ne zaman gitmek en iyisi?
En verimli dönemler nisan-mayıs ve eylül-ekim; hava ılık, nem düşük ve gezmek rahat. Yaz sıcak ve nemli geçtiği için antik alan gezileri sabaha alınmalı. Kış ılık ama yağışlı; müze ve şehir gezisi yıl boyu mümkün.
Vakıflı Köyü neden özel?
Samandağ’daki Vakıflı, Türkiye’de Ermeni nüfusun yaşadığı tek köy olarak biliniyor. Musa Dağı eteğindeki köy, taş evleri, kilisesi ve organik tarım üretimiyle bölgenin çok kültürlü yapısının yaşayan örneği; gezmek ücretsiz ve köy küçük olduğu için ziyaret kısa sürüyor.
🖼️ Görsel kaynakları16 görsel · CC lisans
Bu sayfadaki fotoğrafların bir bölümü Wikimedia Commons üzerinden serbest lisanslarla kullanılmıştır. Lisans gereği eser sahibi ve lisans bilgisi aşağıda belirtilmiştir.
whattowants.com, siteyi çalıştırmak ve reklam sunmak için çerez kullanır. 6698 sayılı KVKK
kapsamındaki aydınlatma için Çerez Politikası'na
bakabilirsiniz. Reddederseniz reklamlar kişiselleştirilmeden gösterilir.