Isparta iki kokuyla anılıyor: gül ve lavanta. Mayıs-haziranda ilin bahçeleri Rosa damascena hasadıyla doluyor ve damıtma tesisleri çalışmaya başlıyor; temmuzda ise Keçiborlu’nun Kuyucak köyü mor bir örtüye dönüşüyor. Bu iki takvim ilin gezi planını da belirliyor.
Ama Isparta yalnızca kokudan ibaret değil. Eğirdir Gölü Türkiye’nin en büyük tatlı su göllerinden biri; kıyısındaki Yeşilada, kalesi ve Selçuklu medresesiyle ilçe tek başına bir gün istiyor. Güneyde Davraz kayak merkezi, Akdeniz’e bu kadar yakın sayılı pistten biri.
Antik katman da güçlü: Yalvaç’taki Pisidia Antiocheia Roma’nın bölgedeki merkeziydi, Sütçüler’deki Adada ormanın içinde neredeyse el değmemiş durumda ve Aksu’daki Zindan Mağarası girişinde Roma köprüsüyle karşılıyor.
Aşağıdaki ilçe başlıklarına dokunarak Isparta’daki durakları harita bağlantılarıyla birlikte görüntüleyebilirsin.
İki bin altı yüz metreyi aşan Davraz Dağı’ndaki merkez, Akdeniz’e bu kadar yakın bir kayak alanı olmasıyla ayrılıyor; açık havada pistlerden Eğirdir Gölü ile Isparta ovası birlikte görülüyor. Sezon genellikle aralık-mart arası sürüyor. Merkeze şehirden araçla yaklaşık kırk dakikada çıkılıyor ve pist eteğinde ekipman kiralanıyor. Hafta sonu kalabalık; yola kar lastiği olmadan çıkılmıyor.
Kent merkezindeki müze, Pisidia bölgesinden çıkan arkeolojik buluntuları ve Isparta’nın etnografik eşyalarını bir arada sergiliyor; Yalvaç ve Adada kazılarından gelen taş eserler koleksiyonun omurgasını oluşturuyor. Sergiler kronolojik düzende ilerliyor. Müzeye şehir merkezinden yürüyerek varılıyor ve Müzekart geçerli. Ziyaret bir saat sürüyor; pazartesi kapalı olabildiği için gün seçerken kontrol gerekiyor.
Isparta’nın halı dokumacılığına ayrılan müze, ilin yüzyıllık tezgâh geleneğini desen, boya ve düğüm teknikleri üzerinden anlatıyor; sergilenen halılar Isparta halısının Uşak ve Gördes’ten nasıl ayrıldığını gösteriyor. Etnografik bölüm gündelik yaşamı tamamlıyor. Müzeye Gökçay kavşağı yönünden araçla varılıyor. Ziyaret kırk dakika sürüyor; giriş ücreti düşük tutuluyor.
Kutlubey mahallesindeki cami, Isparta’nın merkezindeki en büyük ve en eski ibadet yapısı; çok destekli planı ve geniş harimiyle Anadolu’nun ulu cami geleneğini sürdürüyor. Yapı yüzyıllar içinde birkaç kez onarıldı. Camiye şehir merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Namaz vakitlerinin dışında geziliyor; çevresinde tarihî çarşı hattı bulunuyor.
Firdevs Bey adına on altıncı yüzyılda yapılan cami, Mimar Sinan’ın eserleri arasında sayılıyor ve tek kubbeli düzeniyle klasik Osmanlı şemasını Isparta’ya taşıyor; yanındaki bedestenle birlikte bir külliye oluşturuyor. Kesme taş işçiliği dönemin ustalığını gösteriyor. Camiye kent merkezinden yürüyerek varılıyor ve ziyaret ücretsiz. Bedesten gezisiyle aynı yürüyüşe bağlanıyor.
Isparta merkezindeki kilise, kentin yirminci yüzyıl başına kadar süren Rum Ortodoks varlığından kalan yapılardan; kesme taş cephesi ve kemerli açıklıklarıyla çevresindeki konut dokusundan ayrılıyor. Bina uzun süredir ibadet için kullanılmıyor. Kiliseye şehir merkezinden yürüyerek varılıyor ve gezmek için ücret alınmıyor. İç mekân ziyareti kullanım durumuna bağlı; dıştan bakış her zaman mümkün.
Aynı dönemden kalan ikinci kilise, Aziz Yorgi adına yapıldı ve Isparta’nın çok cemaatli geçmişini gösteren yapılardan biri; duvar örgüsü ile pencere düzeni özgün hâlini büyük ölçüde koruyor. Yapı merkez mahallelerinin içinde kalıyor. Kiliseye kent merkezinden yürüyerek varılıyor. Ziyaret kısa sürüyor; iki kiliseyi aynı yürüyüşte görmek mümkün.
İstasyon Caddesi üzerindeki taş bina, Osmanlı’nın son döneminde yapıldı ve uzun yıllar valilik olarak kullanıldı; simetrik cephesi ve taş işçiliğiyle kentin idari mimarisini temsil ediyor. Yapı bugün kültürel işlevde. Konağa şehir merkezinden yürüyerek varılıyor ve dıştan gezmek ücretsiz. İç kullanım programa bağlı; ziyaret yirmi dakika sürüyor.
Kent çevresindeki bu mesire alanı, çınar ve söğüt gölgesindeki su kenarı düzenlemesiyle Ispartalıların klasik hafta sonu adresi; çevresindeki çay bahçeleri ve piknik alanları gün boyu kullanılıyor. Alan şehre yakın konumda. Mesireliğe merkezden araçla birkaç dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Hafta sonu kalabalık; sabah saatlerinde masa bulmak daha kolay.
Kirazlıdere vadisindeki park alanına yerleştirilen hizmet dışı uçak, çocuklu aileler için alanın en dikkat çekici ögesi hâline geldi; çevresindeki yürüyüş yolları ve oturma alanlarıyla birlikte gezilebiliyor. Vadi şehir merkezine yakın. Alana merkezden araçla kısa sürede varılıyor ve giriş ücretsiz. Uçağın içine giriş dönemsel; akşamüstü doluluk artıyor.
Adını çevresindeki kaynak sularından alan mesirelik, Isparta’nın en eski düzenlenmiş dinlenme alanlarından ve bu yüzden tarihî sıfatını taşıyor; yüksek çınarları alanı yaz aylarında serin tutuyor. Çevrede çay bahçeleri bulunuyor. Alana kent merkezinden yürüyerek ya da araçla varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Hafta sonu yoğun; su kenarındaki bölümler önce doluyor.
Kentin ana meydanı, çevresindeki yaya aksı ve kamu binalarıyla Isparta’nın buluşma noktası; akşam yürüyüşü buradan başlayıp çarşı hattına bağlanıyor. Meydan tören ve etkinlik alanı olarak da kullanılıyor. Meydana şehir içi hatlarla kolayca varılıyor ve kullanım ücretsiz. Çevresindeki kafeler geç saate kadar açık; resmî tören günlerinde alan kapatılabiliyor.
Kent merkezindeki kültür merkezi, tiyatro, konser ve sergi programlarının toplandığı salonu barındırıyor; fuaye bölümü dönemsel sergilere ayrılıyor ve şehrin kapalı mekân etkinlikleri burada yürüyor. Bina 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’na yürüme mesafesinde. Merkeze şehir içinden yürüyerek ulaşılıyor ve etkinlik dışındaki saatlerde fuayeye giriş serbest. Ziyaret tümüyle programa bağlı olduğundan gitmeden önce belediyenin etkinlik takvimine bakmak gerekiyor; bilet gişesi girişte bulunuyor.
Isparta’nın hemen güneyindeki krater gölü ve çevresindeki çam ormanı tabiat parkı olarak düzenlendi; gölün volkanik bir patlama çukurunda oluşması alanı jeolojik açıdan da ilginç kılıyor. Kıyı boyunca yürüyüş yolu bulunuyor. Parka merkezden araçla yaklaşık yirmi dakikada varılıyor; girişte düşük bir ücret alınabiliyor. Hafta sonu kalabalık; göle girilmiyor.
Kentin kuzeyindeki fuar ve kongre yapısı, gül festivali dönemindeki etkinliklere ve bölgesel fuarlara ev sahipliği yapıyor; program dışındaki günlerde binanın kendisi bir gezi durağı değil. Salonlar büyük ölçekli etkinliğe göre kurulmuş. Merkeze şehirden araçla kısa sürede varılıyor. Ziyaret öncesi etkinlik takvimini kontrol etmek zaman kaybını önlüyor.
Mimar Sinan Camii ile aynı külliyeye ait bedesten, on altıncı yüzyıldan bu yana çarşı işlevini sürdürüyor; kubbeli hücrelerde bugün halı, gül ürünleri ve kuyumcu tezgâhları bulunuyor. Yapı kent merkezinin ticaret çekirdeğinde. Bedestene şehir merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş serbest. Gül yağı ve sabunu alışverişinde üretici belgesi sormak öneriliyor.
Kent merkezindeki tarihî pazar alanı, adını çevredeki bağlardan gelen üzümün satıldığı dönemden alıyor ve bugün de haftalık pazar ile çarşı hattının parçası; çevresindeki dükkânlar gül ve halı ürünleri satıyor. Alan bedestene yakın. Pazara kent merkezinden yürüyerek varılıyor. Pazar kurulan günler en hareketli; hafta içi bazı tezgâhlar kapalı oluyor.
İstasyon çevresindeki park, yürüyüş yolları, gölet ve çocuk alanlarıyla kentin en geniş düzenli yeşil alanı; koşu parkuru ve spor bölümleri gün boyu kullanılıyor. Dikilen ağaçlar olgunlaştıkça alanın gölgesi genişliyor. Bahçeye şehir merkezinden İstasyon yönüne yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Akşamüstü doluluk belirgin biçimde yükseliyor; göletin çevresindeki yürüyüş halkası iki kilometreyi buluyor ve otopark park girişinde bulunuyor.
Kirazlıdere vadisindeki belediye tesisi, çay bahçesi ve yemek servisiyle günübirlik kullanıma açık; vadiye bakan teras bölümü alanın en çok tercih edilen kısmı. Fiyatlar belediyenin tarife listesine bağlı ve masa için önceden yer ayırtmak gerekmiyor. Tesise kent merkezinden Kirazlıdere vadisi yolundan araçla on dakikada çıkılıyor. Hafta sonu öğle saatleri dolu geçtiği için vadiye bakan teras masaları erken tutuluyor; otopark tesise bitişik bulunuyor.
Kutlubey mahallesindeki park, kent merkezindeki en eski düzenlenmiş yeşil alanlardan ve içindeki çay bahçesi Ispartalıların klasik oturma yeri; ağaçları olgun olduğu için yaz öğlelerinde gölgeli kalıyor. Alan 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’na yürüme mesafesinde kalıyor. Parka kent merkezinden yürüyerek birkaç dakikada ulaşılıyor ve kullanım için ücret alınmıyor; çay bahçesinde yalnız içecek ücretlendiriliyor. Akşamüstü doluluk artıyor ve çevredeki sokaklarda otopark sınırlı sayıda bulunuyor.
Kirazlıtepe’deki belediye tesisi, şehre ve ovaya bakan yamaçtaki konumuyla Isparta’nın en iyi seyir noktalarından; restoran ve çay bahçesi bölümleri gün boyu açık. Fiyatlar belediyenin tarifesine bağlı ve sahil işletmelerine göre uygun kalıyor. Tepeye kent merkezinden araçla yaklaşık on dakikada çıkılıyor; yürüyerek çıkmak da mümkün ama yol dik. Gün batımı en yoğun saat olduğundan manzaralı masalar için erken gitmek gerekiyor.
Türkiye’nin en büyük tatlı su göllerinden biri olan Eğirdir, kıyı boyunca uzanan yolu, adaları ve balıkçılığıyla ilin doğa kimliğini belirliyor; suyun rengi mevsime ve ışığa göre turkuazdan koyu maviye dönüyor. Göl aynı zamanda bölgenin içme suyu kaynağı. Kıyıya Isparta’dan araçla yaklaşık yarım saatte varılıyor. Halka açık plajlarda giriş ücretsiz; tekne turları sezonda çalışıyor.
Eğirdir merkezindeki cami, on üçüncü yüzyıla tarihlenen yapısıyla ilçenin en eski ibadet mekânı ve Selçuklu dönemi ahşap direkli cami geleneğinin örneklerinden; medreseyle birlikte bir yapı grubu oluşturuyor. İç mekândaki ahşap direkler ve tavan işçiliği dikkat çekiyor. Camiye Eğirdir merkezindeki çarşı hattından yürüyerek birkaç dakikada ulaşılıyor ve ziyaret için ücret alınmıyor. Gezi namaz vakitlerinin dışına denk getiriliyor; medrese ile aynı avluda olduğu için iki durak tek ziyarette görülüyor.
Caminin hemen yanındaki medrese, taç kapısındaki taş işçiliğiyle Selçuklu-Hamitoğulları döneminin en gösterişli örneklerinden; kapı üzerindeki geometrik bezeme ve kitabe özgün hâlini koruyor. Yapı bugün çarşı işleviyle kullanılıyor. Medreseye Eğirdir merkezinden yürüyerek birkaç dakikada varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Gezi yarım saat sürüyor; avlu çevresindeki hücrelerde gül ürünleri, kilim ve yöresel yiyecek satılıyor ve taç kapı fotoğraf için en iyi ışığı öğleden sonra alıyor.
Göle uzanan yarımadanın boynunda yükselen kale, ilçenin kuruluş çekirdeğini oluşturuyor; sur duvarlarının bir bölümü konut dokusuna karışmış hâlde ayakta duruyor ve Bizans ile Selçuklu katmanlarını birlikte taşıyor. Kale çarşı hattının içinde kalıyor. Kalıntılara ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor ve gezmek ücretsiz. Sokaklar dar; yaya gezisi öneriliyor.
Eğirdir’in Rum Ortodoks geçmişinden kalan kilise, kesme taş cephesi ve kemerli pencereleriyle çarşı dokusunun içinde belirgin duruyor; yapı yirminci yüzyıl başına kadar cemaat tarafından kullanılıyordu. Bugün kültürel işlevde. Kiliseye ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor. Ziyaret kullanım durumuna bağlı; dıştan bakış ve çevre sokak gezisi her zaman mümkün.
Eğirdir Gölü’ndeki bu ada, karaya bir yolla bağlandığı için araçla ulaşılabiliyor ve üzerindeki balıkçı evleri, pansiyonlar ve lokantalarla ilçenin en canlı köşesi; eski adı Nis olan ada Rum yerleşiminin merkeziydi. Ada boyunca yürüyüş yolu bulunuyor. Adaya Eğirdir merkezinden yürüyerek ya da araçla varılıyor. Akşamüstü kalabalık; otopark ada girişinde sınırlı.
Yeşilada’nın yakınındaki küçük ada, üzerindeki tesis ve kıyı düzenlemesiyle günübirlik kullanıma açık; gölün ortasından çevreye bakan konumu onu fotoğraf için tercih edilen noktalardan biri yapıyor. Ada, Yeşilada rotasının doğal uzantısında kalıyor. Alana Eğirdir merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Yaz aylarında yoğun kullanılıyor; kıyıda derinlik hızla arttığı için çocuklarla girişte dikkat gerekiyor ve gölgelik sınırlı sayıda.
Eğirdir’in kum plajı, gölün tatlı suyu ve sığ girişiyle aileler için en uygun kıyı noktası; sahil boyunca büfe, duş ve gölgelik düzenlemesi bulunuyor. Arka planda Davraz sırtı görülüyor. Plaja ilçe merkezinden araçla birkaç dakikada varılıyor; halka açık bölümde giriş ücretsiz. Yaz hafta sonlarında kalabalık; sabah saatleri daha rahat.
Eğirdir’in güneyindeki göl ve çevresindeki orman millî park statüsünde koruma altında; Eğirdir Gölü’nün fazla suyunu taşıyan kanalla beslenen göl, kuş ve bitki çeşitliliğiyle öne çıkıyor. Alanda yürüyüş parkurları düzenlenmiş durumda. Parka Eğirdir’den araçla yaklaşık yarım saatte varılıyor; girişte ücret alınıyor. Ateş yakmak yasak; çöp poşetini yanınızda getirmek gerekiyor.
Eğirdir’in göl kıyısındaki bandı, yürüyüş ve bisiklet yolu, oturma alanları ve çay bahçeleriyle düzenlendi; gün batımında göl üzerindeki ışık kıyıyı ilçenin en kalabalık yeri yapıyor. Alan çarşı hattına paralel uzanıyor ve kale eteğine kadar sürüyor. Kıyıya ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor ve kullanım için ücret alınmıyor. Rüzgârlı günlerde dalga sahil duvarını aşabildiği için kenara fazla yaklaşmamak gerekiyor; bisiklet kiralama sezonda çalışıyor.
Eğirdir’e bağlı bu köy, çevresindeki gül bahçeleriyle ilin gül üretim kuşağının bir parçası; mayıs-haziran hasadında sabah erken saatlerde toplama yapılıyor ve köy yolları gül kokusuyla doluyor. Köy göl havzasına yakın konumda. Köye Eğirdir’den araçla kısa sürede varılıyor ve gezmek ücretsiz. Hasat sabahları görmek için gün doğumu saatlerine denk gelmek gerekiyor.
Aksu’daki mağara, girişindeki Roma köprüsü ve yanındaki tapınak kalıntısıyla doğal bir oluşumdan çok bir arkeolojik alan gibi karşılıyor; içeride sarkıt ve dikitlerle birlikte yer altından akan su bulunuyor. Alan antik dönemde kutsal sayılıyordu. Mağaraya Aksu merkezinden araçla kısa sürede varılıyor; giriş ücretli. İçerisi nemli ve kaygan, uygun ayakkabı gerekiyor.
Antik çağda Eurymedon adıyla anılan çay, Aksu ilçesinden geçerek Akdeniz’e ilerliyor ve vadisi boyunca kanyonlar açıyor; Zindan Mağarası da bu suyun oyduğu sistemin parçası. Kıyı boyunca yürüyüş noktaları bulunuyor. Vadiye Aksu’dan araçla ulaşılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Su debisi ilkbaharda yükseliyor; kıyıya inerken dikkat gerekiyor.
Üç bin metreye yaklaşan zirvesiyle Dedegöl, Batı Akdeniz’in en yüksek noktalarından ve Türkiye’nin klasik tırmanış hedeflerinden biri; yamaçlarındaki buzul gölleri ve karst oluşumları rotayı çeşitlendiriyor. Zirveden Beyşehir ve Eğirdir gölleri birlikte görülüyor. Dağa Aksu üzerinden araçla yaklaşılıyor, tırmanış yürüyerek yapılıyor. Sezon haziran-eylül; rehber ve ekipman gerekiyor.
Dedegöl eteklerindeki yayla, sedir ve göknar ormanının bittiği hattaki çayırlarda kurulmuş ve yaz aylarında hayvancılıkla canlanıyor; alan aynı zamanda Dedegöl tırmanışının başlangıç kampı olarak kullanılıyor. Yayla yüksek rakımda ve serin. Yaylaya Aksu’dan araçla, son bölümü stabilize yoldan varılıyor. Tesis sınırlı; erzak ve su yanınızda olmalı.
Sorgun Barajı yolundaki tabiat parkı, kaynak suyunun çevresindeki ağaçlık alanda kamp ve piknik için düzenlendi; gölgeli yapısı yaz aylarında alanı serin tutuyor. Kaynak çevresi tabiat parkı statüsüyle koruma altında tutuluyor. Alana Aksu üzerinden araçla varılıyor; girişte düşük bir ücret alınabiliyor. Kamp için önceden izin gerekiyor; ateş yalnızca ocaklarda yakılıyor.
Yalvaç’ın hemen üzerindeki bu antik kent, Roma’nın Pisidia bölgesindeki en önemli merkezi ve imparatorluk kültünün Anadolu’daki başlıca uygulama alanlarından; Augustus Tapınağı, tiyatro, hamam ve su kemeri kalıntıları geniş bir alana yayılıyor. Kent Hristiyanlık tarihinde de ayrı bir yere sahip. Alana ilçe merkezinden araçla birkaç dakikada varılıyor; giriş ücretli. Gölge yok, sabah saatleri uygun.
Antik kentin içindeki bu yapı, Aziz Paulus’un misyon yolculuğunda buradaki topluluğa seslendiği anlatısıyla ilişkilendiriliyor ve bu nedenle kent, Hristiyan hac güzergâhlarında yer alıyor; kilisenin temel ve zemin mozaiği izleri görülebiliyor. Alan antik kent bileti kapsamında. Kalıntılara aynı güzergâhtan yürüyerek varılıyor. Zemin taşlı; ziyaret antik kent gezisiyle birleştiriliyor.
İlçe merkezindeki müze, Pisidia Antiocheia kazılarından çıkan heykel, yazıt ve sikkeleri sergiliyor; antik kenti gezmeden önce buraya uğramak kalıntıları okumayı belirgin biçimde kolaylaştırıyor. Etnografik bölüm Yalvaç’ın yerel yaşamına ayrılmış. Müzeye ilçe merkezinden yürüyerek birkaç dakikada varılıyor ve Müzekart geçerli. Gezi kırk dakika alıyor; antik kent biletiyle birlikte planlandığında iki durak tek yarım güne sığıyor ve otopark müze önünde bulunuyor.
Yalvaç’ın çarşı meydanı, çevresindeki dükkânlar ve çay ocaklarıyla ilçenin gündelik hayatının merkezi; adı yörede kullanılan bir deyişten geliyor ve meydan hem pazar hem buluşma alanı olarak işliyor. Alan müzeye ve Çınaraltı’na yürüme mesafesinde kalıyor. Meydana ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor ve kullanım için ücret alınmıyor. Pazar kurulan günler en hareketli dönem; çevredeki çay ocakları gün boyu açık ve otopark sokak üzerinde sınırlı sayıda.
Yeşil Çınar Bulvarı üzerindeki bu alan, adını gölgesinde toplanılan yaşlı çınar ağacından alıyor ve Yalvaçlıların klasik oturma yeri; çevresindeki çay ocakları gün boyu açık kalıyor. Alan çarşı hattının içinde. Noktaya ilçe merkezinden yürüyerek varılıyor ve kullanım ücretsiz. Yaz akşamları kalabalık; antik kent gezisi sonrası mola için uygun.
Sütçüler’deki kanyon, dik kaya duvarları arasından akan suyla birlikte tabiat parkı olarak düzenlendi; alanın en dikkat çekici yanı, kayaya oyulmuş antik yol ve üzerindeki yazıtlar — kanyon adını bunlardan alıyor. Parkur boyunca köprüler bulunuyor. Parka Sütçüler’den araçla varılıyor; girişte ücret alınıyor. Yürüyüş iki saat sürüyor; kayalar ıslakken kaygan.
Sütçüler’e bağlı köyün yanındaki bu Pisidia kenti, ormanın içinde büyük ölçüde ayakta kalmış tapınakları, agorası ve döşeli caddesiyle beklenmedik biçimde iyi korunmuş durumda; ziyaretçi sayısı az olduğu için alanda genellikle yalnız kalıyorsunuz. Kent yol kenarında. Alana Sütçüler’den araçla varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Alan işaretsiz; sağlam ayakkabı gerekiyor.
Atabey merkezindeki medrese, Selçuklu emiri Mübarizeddin Ertokuş adına on üçüncü yüzyılın başında yapıldı ve taç kapısındaki taş işçiliğiyle dönemin en gösterişli örneklerinden; devşirme malzeme kullanımı yapıyı ayrıca ilginç kılıyor. Medrese ilçe merkezinde bulunuyor. Yapıya Atabey merkezinden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Taç kapıdaki bezemeyi incelemek dâhil gezi kırk dakika alıyor; devşirme taşlar avlu duvarında görülebiliyor.
Atabey’in merkez camisi, ilçenin ana ibadet yapısı ve Atabey-Gönen yolu üzerindeki konumuyla yerleşimin odağı; sade kütlesiyle çevresindeki dokuya uyum sağlıyor. Yapı, Ertokuş Medresesi’ne yürüme mesafesinde duruyor. Camiye ilçe merkezinden Atabey-Gönen yolu üzerinden yürüyerek ulaşılıyor ve ziyaret için ücret alınmıyor. Gezi namaz saatlerinin dışına denk getiriliyor; medrese ile birlikte görüldüğünde Atabey turu bir saati geçmiyor.
Atabey’e bağlı İslamköy’deki külliye, dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in doğduğu köyde kurulan anıt mezar, müze ve kütüphaneden oluşuyor; müze bölümü Demirel’in siyasi hayatına ve döneminin belgelerine ayrılmış durumda. Alan geniş bir bahçe içinde. Külliyeye Atabey’den araçla kısa sürede varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Ziyaret bir saat sürüyor.
İlçe merkezindeki park, yürüyüş yolları, çocuk alanları ve oturma bölümleriyle Atabey’in günlük açık hava kullanımını üstleniyor; ağaçlandırma sürdüğü için alan henüz genç ama ferah. Bahçe ilçe merkezine yürüme mesafesinde kalıyor. Alana Altunba yönünden yürüyerek varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Akşamüstü kullanım yoğunlaşıyor; çocuk oyun bölümü parkın kuzey ucunda, otopark ise park kenarındaki sokakta bulunuyor.
İlçenin yakınındaki baraj, çevresindeki yamaçlarla birlikte Uluborlu’nun en geniş açık alanını oluşturuyor; kıyı boyunca uzanan yol manzara sürüşü için elverişli ve su seviyesi mevsime göre belirgin biçimde değişiyor. Uluborlu, antik Apollonia’nın üzerine kurulu. Baraja ilçe merkezinden araçla kısa sürede varılıyor ve giriş ücretsiz. Kıyıda tesis yok; erzak yanınızda olmalı.
Beyşehir Gölü kıyısındaki millî park, kızılçam ve sedir ormanı ile göl manzarasını bir arada sunuyor; alan içindeki kamp ve piknik alanları düzenlenmiş durumda ve yürüyüş parkurları göl kıyısına iniyor. Park koruma statüsünde. Alana Şarkikaraağaç’tan araçla kısa sürede varılıyor; girişte ücret alınıyor. Ateş yalnızca ocaklarda yakılıyor.
Camikebir çevresindeki belediye tesisi, çay bahçesi ve yemek servisiyle günübirlik kullanıma açık; Kızıldağ ve Beyşehir Gölü rotasının doğal mola noktası. Hesap belediyenin ilan ettiği tarifeye göre ödeniyor. Tesise Şarkikaraağaç merkezinden yürüyerek birkaç dakikada ulaşılıyor. Hafta sonu öğle saatleri dolu geçiyor; Kızıldağ ve Beyşehir Gölü rotasından dönenler için pratik bir mola noktası ve otopark tesis çevresinde bulunuyor.
Gönen’e bağlı Güneykent, çevresini saran gül bahçeleriyle ilin gül üretiminin simge yerleşimlerinden; mayıs-haziran hasadında köy sokakları sabahın erken saatlerinde toplanan güllerle doluyor ve damıtma tesisleri çalışmaya başlıyor. Köy Isparta’ya yakın konumda. Köye merkezden araçla yaklaşık yirmi dakikada varılıyor ve gezmek ücretsiz. Hasat için gün doğumu saatleri gerekiyor.
Keçiborlu’nun Kuyucak köyü çevresindeki lavanta tarlaları, temmuz ayında mor bir örtüye dönüşüyor ve köy bu nedenle Lavanta Kokulu Köy adıyla tanınıyor; hasat döneminde tarlalar ziyarete açılıyor ve yağ damıtma süreci görülebiliyor. Alan tepelerin yamacına yayılıyor. Tarlalara Isparta’dan araçla yaklaşık kırk dakikada varılıyor. Sezon temmuz; sabah ışığı fotoğraf için en uygun.
Gelendost’taki kervansaray, Atabey’deki medreseyi de yaptıran Selçuklu emiri Ertokuş adına on üçüncü yüzyılda inşa edildi ve Eğirdir-Konya yolu üzerindeki konaklama ağının halkasıydı; kalın taş duvarları ve tonozlu iç mekânı büyük ölçüde ayakta. Yapı ova düzlüğünde tek başına duruyor. Kervansaraya Gelendost merkezinden araçla kısa sürede varılıyor ve giriş için ücret alınmıyor. Tonozlu iç mekânı dolaşmak dâhil gezi yarım saat alıyor; alanda gölge ve tesis bulunmuyor.
Yenişarbademli’deki mağara, içinden güçlü bir su akışı geçtiği için Türkiye’nin en zorlu mağara sistemlerinden sayılıyor; keşif çalışmaları yıllardır sürüyor ve galerilerin tamamı henüz haritalanmadı. Çıkış ağzından akan su Beyşehir havzasını besliyor. Alana ilçe merkezinden araçla varılıyor. İç kesimlere yalnız ekipmanlı ekipler giriyor; ziyaret giriş bölümüyle sınırlı.
Senirkent’e bağlı Uluğbey köyündeki türbe ve çevresindeki külliye, yörede yüzyıllardır sürdürülen bir ziyaret geleneğinin merkezi; Seyyid Veli Baba adına yapılan yapı, dergâh işleviyle birlikte köyün kimliğini belirlemiş durumda. Alan köy dokusunun içinde kalıyor. Türbeye Senirkent merkezinden araçla kısa sürede varılıyor ve ziyaret için ücret alınmıyor. Gezi yarım saat sürüyor; ziyaret geleneği sürdüğü için saygılı davranmak gerekiyor.
Isparta’da dönem seçimi ne görmek istediğinize bağlı. Mayıs sonu-haziran ilin imza dönemi: yağ gülü hasadı bu haftalarda yapılıyor, bahçeler gün doğumunda canlanıyor ve damıtma tesisleri çalışıyor. Temmuz lavanta ayı; Keçiborlu’nun Kuyucak köyündeki tarlalar mor bir örtüye dönüşüyor. Bu iki hasat aynı haftaya denk gelmiyor, dolayısıyla ikisini birlikte görmek mümkün değil. Ağustos sıcak ama nem düşük; Eğirdir Gölü kıyısı, Altınkum ve Yazılı Kanyon serinlik veriyor. Eylül-ekim ikinci ideal dönem: kalabalık azalıyor, hava ılıyor ve Pisidia Antiocheia ile Adada gibi gölgesiz antik alanlar rahatça geziliyor; göl ışığı da bu aylarda en berrak hâlinde. Aralık-mart arası Davraz Kayak Merkezi’nin sezonu — Akdeniz’e 130 kilometre uzaklıkta kayak yapılabilmesi ilin en şaşırtıcı yanı. Bu dönemde şehir soğuk ve karlı geçiyor, yüksek yayla ile Dedegöl rotaları kapanıyor. Mart-nisan ise ara dönem: kayak biter, hasat başlamaz; program müzeler, çarşı ve göl kıyısıyla sınırlı kalıyor.
Aylara göre hava, program ve kalabalık
Isparta, Akdeniz ile İç Anadolu arasındaki geçiş kuşağında ve bin metrenin üzerinde bir platoda kurulu; bu yüzden Antalya’ya 130 kilometre uzaklıkta olmasına karşın kışı belirgin biçimde soğuk geçiyor. İlin takvimini iki hasat belirliyor: gül ve lavanta.
Dönem
Hava
Ne öne çıkar
Kalabalık
Not
Aralık–Şubat
-2 / 8 °C
Davraz kayak
Orta
Kayak sezonu; şehir soğuk ve karlı. Yayla ve yüksek antik alan yolları zorlaşıyor.
Mart–Nisan
3 / 16 °C
Müzeler, çarşı
Düşük
Kar çekiliyor, göl kıyısı yeşeriyor. Gül hasadı için henüz erken.
Mayıs–Haziran
10 / 26 °C
Gül hasadı, Eğirdir
Yüksek
Yılın imza dönemi: bahçelerde gül toplanıyor, damıtma başlıyor ve hava gezmek için ideal.
Temmuz
15 / 31 °C
Kuyucak lavanta
Yüksek
Lavanta tarlaları mor; hafta sonları kalabalık, sabah erken gitmek gerekiyor.
Ağustos
15 / 31 °C
Göl, kanyonlar
Orta
Sıcak ama nem düşük. Eğirdir plajları ve Yazılı Kanyon serinlik veriyor.
Eylül–Ekim
8 / 24 °C
Antik kentler, göl
Düşük
İkinci ideal dönem: kalabalık azalıyor, Pisidia ve Adada gezileri rahatlıyor.
Kasım
3 / 15 °C
Merkez, mesirelikler
Düşük
Yağış artıyor, gün kısalıyor. Program şehir içi ve yakın çevreye kayıyor.
Isparta’ya Nasıl Ulaşılır?
Uçakla:Isparta Süleyman Demirel Havalimanı şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre mesafede ve İstanbul bağlantılı seferleri bulunuyor. Sefer sayısı sınırlı olduğu için birçok ziyaretçi Antalya Havalimanı’nı kullanıp karayoluyla geliyor; mesafe yaklaşık 130 kilometre.
Karayoluyla: Burdur 55, Antalya 130, Afyonkarahisar 170, Denizli 175, Konya 260, Ankara 420, İzmir 450 km. Şehirlerarası otobüs seferleri düzenli ve otogar merkeze yakın.
İl içinde: Gölcük 12, Gönen 20, Atabey 25, Davraz 25, Eğirdir 35, Kuyucak lavanta 40, Uluborlu 55, Aksu-Zindan Mağarası 60, Senirkent 65, Gelendost 80, Sütçüler-Yazılı Kanyon 100, Yalvaç 105, Şarkikaraağaç 110, Yenişarbademli 130 km. Eğirdir’e minibüs düzenli; kuzey ve güney ilçelere seferler seyrek.
Yol notu: Yalvaç ve Sütçüler yönündeki güzergâhlar dağlık; kış aylarında Davraz ve yayla yollarında kar lastiği gerekiyor.
Önerilen Gezi Rotaları
Isparta’da duraklar dağınık: Gölcük 12, Gönen 20, Atabey 25, Davraz 25, Eğirdir 35, Kuyucak 40, Uluborlu 55, Aksu-Zindan 60, Senirkent 65, Gelendost 80, Sütçüler 100, Yalvaç 105, Şarkikaraağaç 110, Yenişarbademli 130 kilometre. Kuzey ve güney iki ayrı gün istiyor.
1. gün — Merkez ve çevresi
09:30 Isparta Müzesi.
11:00 Mimar Sinan Camii ve Firdevs Bey Bedesteni.
12:30 Halı ve Etnografya Müzesi.
14:00 Merkezde öğle, gül ürünleri alışverişi.
15:30 Gölcük Tabiat Parkı.
18:00 Kirazlıtepe’de gün batımı.
2. gün — Eğirdir hattı
09:00 Eğirdir Kalesi, Hızır Bey Camii ve Dündarbey Medresesi.
11:00 Yeşilada ve Can Adası.
13:00 Adada göl balığı molası.
14:30 Altınkum Plajı.
16:00 Kovada Gölü Milli Parkı.
3. gün — Yalvaç ya da Sütçüler
Kuzey Yalvaç: Pisidia Antik Kenti, St. Paul Kilisesi, müze.
Kuzey Gelendost: Ertokuş Kervansarayı.
Güney Sütçüler: Yazılı Kanyon ve Adada Antik Kenti.
Güney Aksu: Zindan Mağarası.
Alternatif günler
Mayıs-haziran Gönen-Güneykent ve Sorkuncak gül bahçeleri.
Temmuz Kuyucak lavanta tarlaları.
Kış Davraz Kayak Merkezi.
Zorlu Dedegöl tırmanışı ve Melikler Yaylası.
Bütçe: Isparta’da neye ne kadar gider?
Müzelerde Müzekart geçerli. Isparta Müzesi ve Yalvaç Müzesi kart kapsamında; Pisidia Antik Kenti ayrı biletli.
Tabiat parkları ücretli. Gölcük, Kovada, Yazılı Kanyon ve Kızıldağ girişinde düşük tutarlı ücret alınıyor; Adada Antik Kenti ücretsiz.
Camiler, medreseler ve kervansaray ücretsiz. Eğirdir’deki Selçuklu yapıları, Atabey medresesi ve Ertokuş Kervansarayı giriş almıyor.
Kayak ayrı bir kalem. Davraz’da günlük kart, ekipman kirası ve ders ayrı fiyatlanıyor; otel paketleri genelde daha avantajlı.
Hasat dönemi konaklama pahalanıyor. Gül (mayıs-haziran) ve lavanta (temmuz) dönemlerinde Eğirdir ve merkez otelleri doluyor; önceden ayırtmak gerekiyor.
Gül ürünleri üreticiden. Gül yağı, suyu ve lokumu için bedesten ve köy kooperatifleri market fiyatının altında; yağda üretici belgesi sormak öneriliyor.
Araç gerekli. Yalvaç, Sütçüler ve Yenişarbademli için toplu taşıma seyrek; Eğirdir’e düzenli minibüs var.
Gül: Isparta’yı dünyaya bağlayan çiçek
Isparta’nın kimliği tek bir bitkiye dayanıyor: Rosa damascena, yani yağ gülü. Bu tür süs gülü değil; taç yaprakları damıtılarak gül yağı ve gül suyu elde edilen bir tarım ürünü. Dünyada yağ gülü tarımının yapıldığı bölge sayısı çok az ve Isparta bunların en büyüklerinden biri; parfüm sanayisinin ihtiyacının önemli bir bölümü bu ovadan çıkıyor.
Üretimin kuralları sert. Gül gün doğumundan sonraki birkaç saat içinde toplanmak zorunda; güneş yükseldikçe taç yapraklardaki uçucu yağ buharlaşıyor ve verim düşüyor. Bu yüzden hasat mevsiminde bahçeler sabahın dördünde canlanıyor, toplanan çiçekler aynı gün damıtma tesisine ulaştırılıyor. Bir kilogram gül yağı için tonlarca taç yaprak gerekiyor — fiyatın yüksekliği buradan geliyor.
Ziyaretçi için sonuç şu: gül bahçelerini “görmek” isteyenlerin mayıs sonu-haziran arasında ve gün doğumunda yolda olması gerekiyor. Gönen’e bağlı Güneykent ve Eğirdir’e bağlı Sorkuncak merkeze en yakın hasat köyleri. Aynı mantık temmuzdaki lavanta için de geçerli: Keçiborlu’nun Kuyucak köyündeki tarlalar sabah ışığında en canlı hâlinde oluyor ve öğleden sonra hem sıcak hem kalabalık artıyor.
Pisidia: dağların arasına saklanmış antik bölge
Isparta’nın antik adı yok ama bulunduğu bölgenin var: Pisidia. Toroslar ile göller yöresi arasındaki bu dağlık alan, antik çağda ulaşılması zor ve bu yüzden geç boyun eğdirilmiş bir bölge olarak biliniyordu. Kentler vadi başlarına ve yüksek düzlüklere kuruldu; savunma önce, konfor sonra geldi.
Bölgenin merkezi Pisidia Antiocheia’ydı. Yalvaç’ın üzerindeki bu kent, Roma tarafından koloni statüsü verilerek imparatorluk düzeninin bölgedeki üssü hâline getirildi; Augustus Tapınağı, tiyatro, hamam ve kilometrelerce uzunluktaki su kemeri bu ölçeği gösteriyor. Kent aynı zamanda Hristiyanlık tarihinde anılıyor: Aziz Paulus’un misyon yolculuğunda buradaki topluluğa seslendiği anlatılıyor ve alan bu nedenle hac güzergâhlarında yer alıyor.
Pisidia’nın en şaşırtıcı kenti ise Sütçüler’deki Adada. Ormanın içinde kalması ve turist akışından uzak olması sayesinde tapınakları, agorası ve döşeli caddesi büyük ölçüde ayakta; alanda genellikle yalnız kalıyorsunuz. İkisi birlikte gezildiğinde Pisidia’nın iki yüzü de görülüyor: Antiocheia’da imparatorluk ölçeği, Adada’da dağ kentinin sadeliği.
Isparta’da yapılan yaygın hatalar
Gül bahçelerine öğleden sonra gitmek. Hasat gün doğumunda yapılıyor; öğleden sonra bahçeler boş ve çiçekler toplanmış oluyor.
Gül ile lavantayı aynı haftaya koymak. Gül mayıs sonu-haziran, lavanta temmuz; ikisini birlikte görmek mümkün değil.
İli Antalya’ya yakın diye ılık sanmak. Isparta bin metrenin üzerinde bir platoda; kış soğuk ve karlı geçiyor.
Yalvaç’ı yarım güne sıkıştırmak. Merkeze 105 kilometre ve antik kent gezisi başlı başına iki saat; müzeyle birlikte tam gün demek.
Antik kentleri öğle sıcağında gezmek. Pisidia ve Adada’da gölge yok; sabah ya da ikindi saatleri gerekiyor.
Gül yağını belgesiz almak. Piyasada karışım çok; bedestende ya da köy kooperatifinde üretici belgesi sormak en güvenlisi.
Zindan Mağarası’na uygun ayakkabısız girmek. İçerisi nemli ve kaygan; sandalet işe yaramıyor.
Isparta’da ne yenir?
Isparta mutfağının imza yemeği kabune pilavı: kuzu eti, kuru üzüm ve baharatla pişen bu pilav düğün ve bayram sofralarının değişmezi. Bir diğer yöresel lezzet ekmek dolması; bayat ekmeğin içi doldurularak fırınlanıyor ve ilin en çok anlatılan tarifleri arasında yer alıyor.
Tatlı tarafı doğrudan gülle bağlantılı: gül reçeli, gül lokumu ve gül şerbeti ilin hediyelik rafını dolduruyor. Eğirdir’de sofra göle dönüyor; göl balığı ve levrek kıyı lokantalarının ana yemeği. Elma ve kiraz ise ovanın öne çıkan meyveleri.
Yöresel lezzetlerin tarifleri ve nerede yeneceği için Isparta yöresel yemekleri sayfasına bakabilirsin.
Göller Yöresi: Isparta neden bu kadar sulu?
Isparta’yı komşularından ayıran bir başlık daha var: il, Türkiye’nin Göller Yöresi denen bölgesinin tam ortasında. Eğirdir, Kovada, Beyşehir ve Burdur gölleri birbirine bu kadar yakın bir başka coğrafya yok. Nedeni jeolojik: Toroslar’ın kıvrılmasıyla oluşan çöküntü çanakları, kireç taşı yapısının içinde su tutan doğal havzalar hâline gelmiş.
Bu kireç taşı, ilin manzarasını iki yönde biçimlendiriyor. Yüzeyde göller ve çöküntü ovaları var; yer altında ise suyun kayayı çözmesiyle açılan mağara sistemleri. Aksu’daki Zindan Mağarası ile Yenişarbademli’deki Pınargözü, aynı karstik yapının ürünü — Pınargözü’nden çıkan su Beyşehir havzasını besleyecek kadar güçlü.
Sistemin bir de istisnası var: Gölcük. Isparta’nın hemen güneyindeki bu göl bir çöküntü değil, volkanik patlama çukurunda oluşmuş bir krater gölü; çevresindeki çam ormanıyla birlikte tabiat parkı ilan edildi ve merkeze on iki kilometre uzaklığıyla ilin en kolay ulaşılan doğa durağı.
Gezi açısından pratik sonuç şu: Isparta’da su duraklarını tek bir güne dizmek mümkün değil, çünkü havzalar farklı yönlere bakıyor. Eğirdir ve Kovada doğuda, Kızıldağ ile Beyşehir kıyısı kuzeydoğuda, Gölcük ise merkezin hemen güneyinde kalıyor. Mağaralar ise güney uçta — Zindan ve Pınargözü aynı rotaya girmiyor.
Sık Sorulan Sorular
Isparta’da kaç gün gezmek yeterli olur?
Sadece şehir merkezi ve Eğirdir çevresi için 2 gün yeterli olabilir. Yalvaç’taki antik kentleri, Sütçüler ve Aksu’daki kanyon ve mağaraları, Keçiborlu’daki lavanta tarlalarını da gezmek isterseniz 3–4 günlük bir program çok daha doyurucu olur.
Isparta’ya en yakın havalimanı hangisi?
Şehre en yakın havalimanı, merkeze yaklaşık 30 km uzaklıktaki Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’dır. Bunun yanında Antalya Havalimanı da karayoluyla ulaşılabilir bir alternatif olarak kullanılabilir.
Isparta’da araç kiralamak gerekir mi?
Şehir merkezindeki müze ve camileri yürüyerek gezebilirsiniz. Ancak Yalvaç’taki Pisidia Antiocheia, Sütçüler’deki Yazılı Kanyon, Aksu’daki Zindan Mağarası ve Kovada Gölü gibi noktalara toplu taşımayla ulaşmak zordur; ilçeleri özgürce gezmek için araç kiralamak büyük avantaj sağlar.
Isparta’da mutlaka görülmesi gereken yerler nelerdir?
Eğirdir Gölü ve Yeşil Ada, Pisidia Antiocheia Antik Kenti, Kuyucak Köyü Lavanta Tarlaları, Davraz Kayak Merkezi, Zindan Mağarası, Yazılı Kanyon Tabiat Parkı ve Gölcük Gölü Tabiat Parkı Isparta’nın öne çıkan durakları arasındadır.
Yağ gülü hasadı mayıs sonu-haziran arasında ve gün doğumunda yapılıyor; güneş yükseldikçe taç yapraklardaki uçucu yağ buharlaştığı için toplama sabahın erken saatlerinde bitiyor. Merkeze en yakın hasat köyleri Gönen’e bağlı Güneykent ile Eğirdir’e bağlı Sorkuncak.
Lavanta tarlaları hangi ayda ve nerede?
Lavanta sezonu temmuz; tarlalar Keçiborlu’nun Kuyucak köyünde ve Isparta merkezine yaklaşık 40 kilometre mesafede. Köy bu nedenle Lavanta Kokulu Köy adıyla tanınıyor. Sabah ışığı fotoğraf için en uygun; hafta sonları öğleden sonra hem sıcak hem kalabalık oluyor.
Pisidia Antiocheia nerede, ne kadar sürer?
Antik kent Yalvaç ilçesinin hemen üzerinde ve Isparta merkezine yaklaşık 105 kilometre uzaklıkta. Augustus Tapınağı, tiyatro, hamam ve su kemeri kalıntıları geniş bir alana yayıldığı için gezi en az iki saat sürüyor; Yalvaç Müzesi ile birlikte tam gün ayırmak gerekiyor. Girişi ücretli.
Davraz’da kayak sezonu ne zaman?
Sezon genellikle aralık-mart arasında sürüyor. Merkez, Isparta şehir merkezine yaklaşık 25-30 kilometre mesafede ve iki bin altı yüz metreyi aşan Davraz Dağı’nda; açık havada pistlerden Eğirdir Gölü görülebiliyor. Ekipman kiralama pist eteğinde yapılıyor.
Eğirdir’de kaç gün geçirmek gerekir?
Kale, Hızır Bey Camii, Dündarbey Medresesi, Yeşilada ve Altınkum için 1 tam gün yeterli. Kovada Gölü Milli Parkı da eklenecekse süre uzuyor. Eğirdir, Isparta merkezine yaklaşık 35 kilometre mesafede ve düzenli minibüs seferi bulunuyor.
Isparta gül yağı nereden alınır?
En güvenli adresler kent merkezindeki Firdevs Bey Bedesteni ile hasat köylerindeki üretici kooperatifleri. Piyasada karışım ürün çok olduğu için satıcıdan üretici belgesi istemek öneriliyor. Gül suyu, reçeli ve lokumu da aynı noktalarda market fiyatının altında bulunabiliyor.
🖼️ Görsel kaynakları14 görsel · CC lisans
Bu sayfadaki fotoğrafların bir bölümü Wikimedia Commons üzerinden serbest lisanslarla kullanılmıştır. Lisans gereği eser sahibi ve lisans bilgisi aşağıda belirtilmiştir.
whattowants.com, siteyi çalıştırmak ve reklam sunmak için çerez kullanır. 6698 sayılı KVKK
kapsamındaki aydınlatma için Çerez Politikası'na
bakabilirsiniz. Reddederseniz reklamlar kişiselleştirilmeden gösterilir.